6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürünün azli ve tazminat talebinde ispat yükü davacıda

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/168 E. 2022/1300 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Sorumluluk Tazminatı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün TTK 553 ve 630. maddeleri kapsamındaki sorumluluğu kusur esasına dayanır; zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğunun ve azil için haklı sebebin varlığının ispat yükü davacı ortağa aittir. Davacının somut fiillere dayanmayan, ispata elverişli delil sunmadığı iddialar, yönetici sorumluluğu tazminatı ve azil/kayyum talebini haklı kılmaz.

Ele alınan sorunlar

Bilirkişi incelemesinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve mazeret talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, karar celsesinde bilirkişi raporuna karşı beyan süresinin dolmadığını, dosyanın UYAP kaydına göre tekrar bilirkişi incelemesine gönderildiğinin görüldüğünü, ancak fiilen gönderilmediğini ve mazeretinin haksız yere reddedildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 28/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davalı tarafın belirlenen inceleme gün ve saatinde gelmediği ve mazeret bildirmediği, defter ve belgelerin ibrazı için şirket adresine gönderilen tebligatın da davalıya ulaşmadığı, bu nedenle herhangi bir inceleme yapılamadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından üst üste mazeret bildirildiği gerekçesiyle mahkemece son oturumda davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetici sorumluluğu ve zararın ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, davalının şirket müdürü olarak TTK 626 maddesindeki özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirketin malvarlığındaki araçları sattığını ve bu işlemlerin şirketi zarara uğrattığını, ancak zararın tam olarak bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, ticari defterlerin davalı tarafta bulunduğunu ve HMK 220. madde uyarınca işlem yapılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 644/1-a maddesi delaletiyle 553. maddeye göre yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı verdikleri zarardan sorumludur; buradaki sorumluluk kusur esasına dayanmaktadır ve zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. TTK'nın 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir; pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir. Mahkemece HMK 31. madde kapsamında dava dilekçesinin açıklattırılması için süre verildiğinde davacı vekili, şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesini istediklerini ve şirket yönetimi ile ilgili bilgilendirme yapılmadığına, araçların satıldığına ilişkin izlenimlere dayandıklarını belirtmiş, bunun dışında somut bir beyanda bulunmamıştır. HMK 318. maddeye göre taraflar delillerini dilekçeleriyle birlikte açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmek zorundadır. Davacı, yönetici sorumluluğunu gerektirecek somut fiilleri ve bunlara ilişkin ispata elverişli delilleri sunmamıştır. (BAM'ca yerinde görülen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Yöneticinin azli ve kayyum atanması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, davalının şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi vermekten kaçındığını, hesap sorulduğunda somut bilgi ve belge sunulmadığını, bu nedenle TTK 630. madde uyarınca davalının temsil, ilzam ve idare yetkisinin kaldırılarak azledilmesini ve kayyum atanmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 630/2 maddesi gereğince her ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden talep edebilir; yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul edilir. TTK 614. maddeye göre her ortak müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi verilmesini isteyebilir ve bilgi alma haksız engellenirse ortağın talebi üzerine mahkemece bu hususta kesin karar verilir. Davacı, yönetici sorumluluğunu gerektirecek somut fiilleri ve bunlara ilişkin delilleri sunmadığından haklı sebebin varlığı ispatlanamamıştır. (BAM'ca yerinde görülen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün TTK 630 uyarınca azli ve TTK 553/555 uyarınca sorumluluk tazminatı taleplerinde, kusurun ve haklı sebebin ispat yükünün davacı ortağa ait olduğu ve somut delil sunulmadığında davanın reddedilmesi gerektiği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün sorumluluğu özen ve bağlılık yükümü rekabet yasağı haklı sebeple azil kayyum atanması ispat yükü bilgi alma ve inceleme hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630TTK 630/2TTK 626TTK 644/1-aTTK 553TTK 553/1TTK 555/1TTK 614TTK 341TTK 479/3-cTTK 336 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 31HMK 318HMK 220

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/168

KARAR NO 2022/1300

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/11/2019

NUMARASI 2018/942 Esas - 2019/1217 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/09/2022

Davanın reddine verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı tarafından 17/08/2015 tarihinde 2 kurucu ortak olarak ... Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, şirketin idaresi için davalı yanın şirket esas sözleşmesi ile münferiden yetkili şirket müdürü olarak seçildiğini, ancak şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar TTK.nın ilgili hükümlerince hiçbir şekilde müdür ve yönetimde görevli kişiler için öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirket ile müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin ortağı olduğu ... Tic.Ltd.Şti.nin müdürü olan davalının TTK.nın 626.maddesinde düzenlenen "özen ve bağımlılık yükümü, rekabet yasağı "hükümlerine aykırılığının ve bu doğrultuda davalının şirketi uğrattığı zararların tespitine, davalının şirketi gerek kuruluş aşamasında gerekse daha sonra yaptığı zararlandırıcı işlemler nedeniyle kusuru ile uğrattığı zarara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL'nin avans faizi ile tahsiline, TTK.nın 630.maddesi doğrultusunda davalı müdürün şirketi temsil, ilzam ve idare yetkisinin tümüyle kaldırılarak azledilmesine ve şirket idaresi için kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut olayda müvekkilin, dava konusu şirketin %40 oranında hissedarı olduğunu ve kuruluşta yine davacının da iradesi ile şirketi temsile yetkilendirildiğini, müvekkilin şirketin kuruluşundan bu yana şirketin iştigal alanında ayrı bir faaliyette bulunmadığını ve rekabet yasağını ihlal eden herhangi bir davranışta bulunmadığını, şirketin sevk ve idaresi için yapılan tüm işlemlerde davacının icazetinin alındığını, müvekkilin özen sorumluluğunu yerine getirdiğini ve her daim şirket menfaatlerini gözettiğini, müvekkilin bu güne dek şirketin sevk ve idaresinde ağır kusuru olmadığı gibi rekabet yasağı hükümlerine aykırı hiçbir davranışı bulunmadığını, TTK 626 ve TTK 630 hükümleri uyarınca açılan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, kaldı ki davacı arafından dava dilekçesinde müvekkilin özen sorumluluğunu yerine getirmediğine dair en ufak bir örnek dahi verilmediğini, buna dair herhangi bir delile dayanılmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde müvekkile yönelik isnat ettiği tek olgunun, müvekkilden şirket hakkında bilgi alınamadığı beyanı olduğunu, davacının gerek kendisi gerekse temsilcileri vasıtası ile her daim müvekkilden bilgi aldığını, evrak istediğinde ise şirketin muhasebecisinden bu evrakları temin ettiğini, iş bu durumun en bariz örneğinin davacı vekilinin şirkete ait tüm faturaları talep etmesi üzerine faturaların davacının vekiline teslim edildiğini, bu anlamda düzenlenen teslim ve tesellüm tutanağı tanzim edildiğini, yetki kısıtlamasına ve kayyum atanmasına karar verilebilmesi için fevkalade durumların meydana gelmesi gerektiğini, böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğu, hem TTK m. 553/1 de hem de 557 de açıkça anlaşıldığını, bu nedenle yükümlülüğün ihlâlinde kusur olmadan müdürlerin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hatta şirketin zarar etmiş olması veya beklenen gelişmeyi göstermemesinin müdürleri sorumlu tutmak için yeterli olmadığını, buna karşılık müdür kendisine kanun ve esas sözleşmenin yüklediği görevlerden birisini kusurlu olarak yerine getirmeyerek bir zarara neden olmuş ise sorumlu tutulacağını TTK m. 553/1, 6762 sayılı TTK m. 336 ve İsviçre BK m. 754 den farklı olarak, “kasten veya ihmal” kavramı yerine kusur kavramını kullandığını bu çerçevede zararın kasıt veya ihmalle gerçekleşmiş olması durumunda müdürlerin sorumluluğuna gidilmesi açısından önem taşımayacağını, kusur oranının hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde dikkate alınacağını,6102 sayılı TTK da değişiklik yapan 6335 sayılı Kanunun, m.

553'ü ilk haline dönüştürerek, önceden olduğu gibi kusurun ispatını davacıya yüklediğini .buna göre meydana gelen zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğunun davacı tarafından ispat edileceğini, TTK. 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazmininin şirket ve her bir pay sahibinin şirkete ödenmesini isteyebileceklerini, davanın TTK'nın 555/1 maddesinde yazılı yetkiye istinaden ortak tarafından açılan bir dava olduğunu bu sebeple TTK 341 (yeni TTK 479/3-c maddesi) gereği ortak tarafından açılan sorumluluk davasında ortaklar genel kurulunun iznine gerek bulunmadığını, verilen süreye rağmen davacı tazminatın kendisine mi şirkete mi ödenmesi yönündeki talep sonucunu net olarak belirtmediğini ancak son dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında iradesinin şirkete tahsili yönünde olduğunun mahkemece kabul edildiğini ikinci aşamada davacı yönetici sorumluluğunu gerektirecek somut fillerin neler oduğunun verilen sürelere rağmen sunmadığını defter ve kayıtların incelenmesinden başkaca delil de sunmadığını, kaldı ki davacı vekilinin bir kez duruşmaya katılarak beyanda bulunduğunu, taraflarca hazırlama ilkesi uyarınca mahkemeye somut davanın sonuca ulaştırılması anlamında başkaca veri sunulmadığını, iddialarını somut fiillere dayandırmayıp ispata elverişli delil sunmadığı gerekçeleri ile davacının yönetici sorumluluğu tazminat talebi ve yöneticinin azli taleplerine dair davanın tümden reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; karar verilen celsede mazeret sunduklarını, UYAP'ta dosyanın 12/11/2019 tarihli teslim tutanağı ile tekrar bilirkişi incelemesine gönderilmiş bulunduğunun görüldüğünü, ancak celse sonrası tutanak incelendiğinde, dosyanın bilirkişiye gönderilmediği ve karara çıktığının görüldüğünü, karar celsesinde bilirkişi raporuna karşı beyan süresinin dolmadığını, davalı tarafa Beyoğlu ... Noterliğinin 30/05/2018 tarih ... yevmiye numaralı iddianamesi ile şirketin iş, işlem ve hesaplarının bildirilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından cevap verilmediğini, yaptıkları araştırmada davalının şirketin malvarlığında bulunan bazı araçların (otomobilleri) sattığının öğrenildiğini, araç satış gelirlerinin ne olduğu sorulduğunda şirket borçlarının ödendiğinin beyan edildiğini, somut bilgi ve belge sunulmadığını, davacı tarafın şirket defterleri üzerinde esaslı bir inceleme yapamadığı ve şirketi münferiden temsile yetkili davalı ortağın hesap vermekten kaçındığı için dava açıldığını, zararların tam olarak neler olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, ticari defterlerin müvekkili tarafından ibrazının mümkün olmadığını, mahkemece şirkete kayyım atanması talebinin reddedildiğini, delil ibrazı yönünde ticari defterleri elinde bulundurulan tarafın davalı taraf olduğunu, HMK 220.maddesi uyarınca işlem yapılmadığını belirterek istinaf talebinin kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP

Davalı vekili; davacının son celseye gönderdiği belgesiz mazeretin kabul edilmemesinin doğru olduğunu, şirketin muhasebecisinin aynı zamanda davacının şahsi muhasebecisi olduğunu, davacının istediği evrakları temin edebildiğini, ayrıca ticari defterlerin müvekkilinin uhdesinde bulunmadığını, şirket muhasebecisinde bulunduğunu, UYAP kaydının kendilerini yanılttığı ifadesinin kötü niyetli olduğunu, 12/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının belirlenen gün ve saatte incelemeye gelmediği ve verilen süreye rağmen de herhangi bir delil sunmadığının tespiti yapıldığını, davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini, davacının istinaf taleplerinin reddi ile kararın onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; 6102 sayılı TTK'nın 630'ncu maddesi gereğince limited şirkette yöneticinin azli ve kayyum atanması ile birlikte TTK 626 maddesi gereğince özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı hükümlerine aykırılık nedeni ile şirketin uğradığı zararın tespiti ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1000-TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ait müzekkere cevabında; ...'nin 17/08/2015 tarihinde 600.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, şirket ortaklarının ..., ... oldukları, şirket yetkilisinin münferiden ... olduğu, şirketin faaliyet konusunun her türlü motorlu taşıt ticareti, ithalat ve ihracatını yapmak... olduğu anlaşılmıştır.

28/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafın tespit edilen inceleme günü ve saatinde mahkeme kalemine gelmediği ve herhangi bir mazeret bildirmediği, defter ve belgelerin bilirkişiye ibrazı için şirket adresine 08/10/2019 tarihinde posta yoluyla gönderilen tebligat ile de davalıya ulaşılamadığından bulunan aşamada herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesi gereğince, her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden talep etme hakkının bulunduğu, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlarla ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetim için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul edileceği Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmıştır.

TTK'nın 644. maddesine göre, anonim şirketlere ilişkin aşağıda belirtilen hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağı, 644/1-a delaleti ile 553. maddeye göre kurucular yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiği takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Buradaki sorumluluk kusur esasına dayalıdır. TTK 630 mad.ye göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.

Zararın oluşmasında müdürün kusurlu olduğu davacı tarafından ispat edilecektir. TTK'nın 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir. TTK 614. Maddeye göre her ortak müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebileceği ve belirli konularda inceleme yapabileceği genel kurul bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız engellerse ortağın talebi üzerine mahkemece bu hususta kesin olarak karar verileceği belirtilmiştir. Mahkemece HMK 31. maddesi kapsamında dava dilekçesinin açıklattırılması ve uğranıldığı iddia edilen zararın kim adına tahsilinin talep edildiğinin açık bir şekilde belirtmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesinde, şirketin uğradığı zararın yine şirkete ödenmesi ve bu şekilde şirket zararının tazmini ve şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket yönetimi ile ilgili bilgilendirme yapılmadığı şirketin zarara uğradığına yönelik izlenimlerin bulunmasından dolayı dava açtıkları, şirketin mal varlığında bulunan araçların satıldığının beyan edildiği başka somut bir beyana rastlanılmadığı anlaşılmıştır.

HMK 318. maddeye göre taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek ellerinde bulunan delillerini de dilekçeye eklemek ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer verilmesi zorunludur. Davacı tarafından üst üste mazeret bildirildiği gerekçesiyle mahkemece son oturumda davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150212 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7074 E. 2024/3167 K. · Onandı

Müdürün azli ve sorumluluğu davasında somutlaştırma ve ispat yükü

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün azli ve şirket zararının tazmini istemlerinde, yönetim hakkında bilgilendirme yapılmadığı ve şirketin zarara uğratıldığına dair izlenim bulunduğu yolundaki soyut beyanlar yeterli değildir; davacı, azil ve sorumluluk sebebi saydığı fiilleri (örneğin hangi malvarlığı unsurlarının elden çıkarıldığını) somutlaştırmak ve taraflarca hazırlama ilkesi gereği delillerini basit yargılama usulünde dilekçeleriyle birlikte bildirmek zorundadır; bu yük yerine getirilmezse dava sübut bulmadığından reddedilir.

Emsal değeri

Müdürün azli ve sorumluluğu davalarında soyut zarar izlenimlerinin yeterli olmadığı, davacının fiilleri somutlaştırma ve delillerini süresinde bildirme yükü altında bulunduğu yönüyle emsal değer taşır.

Kavramlar: limited şirket müdürünün azli müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı kayyım atanması somutlaştırma yükü taraflarca hazırlama ilkesi ispat yükü basit yargılama usulü ticari defterlerin ibrazı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7074 E.  ,  2024/3167 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/168 Esas, 2022/1300 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/942 E., 2019/1217 K.

Taraflar arasındaki yöneticinin azli ve sorumluluğu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 17.08.2015 tarihinde iki kurucu ortak olarak .... Otomotiv Turizm Gıda Gayrimenkul İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, şirketin idaresi için davalı yanın şirket esas sözleşmesi ile münferiden yetkili şirket müdürü olarak seçildiğini, ancak şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar hiçbir şekilde yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketi ve müvekkilini zarara uğrattığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı kanun) 626 ncı maddesinde düzenlenen özen, bağlılık ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığını ileri sürerek davalının şirketi uğrattığı zararların tespitine, davalının şirketi gerek kuruluş aşamasında gerekse daha sonra yaptığı zararlandırıcı işlemler nedeniyle kusuru ile uğrattığı zarara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faizi ile tahsiline, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi doğrultusunda davalı müdürün şirketi temsil, ilzam ve idare yetkisinin tümüyle kaldırılarak azledilmesine ve şirket idaresi için kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirketin % 40 oranında hissedarı olduğunu ve kuruluşta davacının da iradesi ile şirketi temsile yetkilendirildiğini, müvekkilinin şirketin kuruluşundan bu yana şirketin iştigal alanından ayrı bir faaliyette bulunmadığını ve rekabet yasağını ihlal eden herhangi bir davranışta bulunmadığını, şirketin sevk ve idaresi için yapılan tüm işlemlerde davacının icazetinin alındığını, özen sorumluluğunu yerine getirdiğini ve her daim şirket menfaatlerini gözettiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin özen sorumluluğunu yerine getirmediğine dair en ufak bir örnek dahi vermediğini, buna dair herhangi bir delile dayanmadığını, dava dilekçesinde davalıya isnat edilen tek şeyin şirket hakkında bilgi alınamadığı olduğunu, davacının gerek kendisi gerekse temsilcileri vasıtası ile her daim müvekkilinden bilgi aldığını, evrak istediğinde ise şirketin muhasebecisinden bu evrakları temin ettiğini, iş bu durumun en bariz örneğinin davacı vekilinin şirkete ait tüm faturaları talep etmesi üzerine faturaların davacının vekiline teslim edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilk talebinin yöneticinin azli olduğunu, buna göre davacının şirketle ilgili bilgi verilmediği-bilgi alamadığının iddia edildiği, davacının, davalıya gönderdiği noter ihtarında, şirkete ait bilgi ve belgelerin kendisine iletilerek gönderilmesinin istenildiği, anılan bu ihtarın bilgi alma hakkının kullanım usulünü düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine uygun olmayıp davalının bu hakkın kullanımına engel olduğunun ispat edilemediği, engelleyici fiillerin sürekliliği gibi bir durumun ispat edilemediği, bu hususun tek başına yöneticinin azli sebebi de olamayacağı, davacının somut olarak azil ve sorumluluğa dayalı fiilleri göstermediği, davalının şirketle rekabet halinde olan bir şirketin izinsiz olarak yönetici ortağı olması iddia edilmişse de bu husuta başkaca şirket ortaklığına dair delil sunulmadığı, defter ve kayıtların incelenmesinden başkaca delile dayanılmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar verilen celsede mazeret sunduklarını, UYAP'ta dosyanın tekrar bilirkişi incelemesine gönderilmiş bulunduğunun görüldüğünü, ancak celse sonrası tutanak incelendiğinde, dosyanın bilirkişiye gönderilmediği ve karara çıktığının görüldüğünü, karar celsesinde bilirkişi raporuna karşı beyan süresinin dolmadığını, davalı tarafa 30.05.2018 tarihli ihtarname ile şirketin iş, işlem ve hesaplarının bildirilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından cevap verilmediğini, yaptıkları araştırmada davalının, şirketin malvarlığında bulunan bazı araçları sattığının öğrenildiğini, araç satış gelirlerinin ne olduğu sorulduğunda şirket borçlarının ödendiğinin beyan edildiğini, somut bilgi ve belge sunulmadığını, davacı tarafın şirket defterleri üzerinde esaslı bir inceleme yapamadığı ve şirketi münferiden temsile yetkili davalı ortağın hesap vermekten kaçındığı için dava açıldığını, zararların tam olarak neler olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, ticari defterlerin müvekkili tarafından ibrazının mümkün olmadığını, mahkemece şirkete kayyım atanması talebinin reddedildiğini, delil ibrazı yönünde ticari defterleri elinde bulundurulan tarafın davalı taraf olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 220 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığını belirterek mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi kapsamında dava dilekçesinin açıklattırılması ve uğranıldığı iddia edilen zararın kim adına tahsilinin talep edildiğinin açık bir şekilde belirtilmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesinde, şirketin uğradığı zararın yine şirkete ödenmesi ve bu şekilde şirket zararının tazmini ve şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket yönetimi ile ilgili bilgilendirme yapılmadığı, şirketin zarara uğradığına yönelik izlenimlerin bulunmasından dolayı dava açtıklarının beyan edildiğini, şirketin mal varlığında bulunan araçların satıldığının beliritldiği, başka somut bir beyana rastlanılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 318.

maddesine göre tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek ve ellerinde bulunan delillerini de dilekçeye eklemek ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer verilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından üst üste mazeret bildirildiği gerekçesiyle mahkemece son oturumda davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafından araçların satıldığının beyan edildiği, ancak hangi araçların satıldığının açıkca belirtilmediği, davacının iddialarını somutlaştırmadığı, taraflarca hazırlama ilkesi gereğince iddiasını ispata yönelik delil ibraz edilmediği, iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenlerle davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar verilen son celsede mazeretlerinin haksız olarak kabul edilmediğini, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunma süresi dolmadan dosyanın karar çıkarıldığını, davanın ikamesindeki ana gerekçenin yetkili olan şirket müdürü davalının, şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket yönetimiyle ilgili hiçbir şekilde davacı yana bilgilendirme yapmamış olması ve davacının şirketin zarara uğratıldığına yönelik izlenimlerinin bulunması olduğunu, davalı tarafa ihtarname gönderilerek şirketin iş, işlem ve hesaplarının bildirilmesinin istenildiğini, davalınun ihtarnameye cevap vermediğini, davalının şirketin malvarlığında bulunan bazı otomobilleri sattığının öğrenildiğini, bu araç satış gelirlerinin ne olduğu sorulduğunda ise genel bir beyan ile şirket borçlarının ödendiğinin beyan edildiğini, şirketi münferiden temsile yetkili davalı hesap vermekten kaçındığı için dava açıldığını, zararın tam olarak neler olduğunun ancak detaylı bir bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, delil ibrazı yönünde ticari defterleri elinde bulunduranın davalı olduğunu, ticari defterlerin müvekkil tarafından ibrazının mümkün bulunmadığını, ancak bir klasör fatura teslim alınabildiğini, ticari defterlerin sunulması ve incelenmesi söz konusu olsaydı karşılaştırmalı inceleme için bu faturaların da sunulabileceğini, ancak asıl incelenmesi gereken defterlerin dosyaya sunulmadığını, ticari defterlerin sunulması hususunda 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirkette yöneticinin azli ve kayyum atanması ile özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı hükümlerine aykırılık nedeni ile şirketin uğradığı zararın tespiti ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 626, 636 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.