Yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağını ihlali
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/11 E. 2024/1492 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan şirketle işlem yapması veya şirketin işletme konusuna giren bir işi kendisi ya da başkası hesabına yapması TTK'daki şirketle işlem yapma ve rekabet yasağını ihlal eder; bu ihlaller nedeniyle doğan şirket zararının tazmini talebi doğrudan şirkete tanınmış olsa da, kanunun pay sahiplerine ve alacaklılara zarar görmeleri halinde dava açma hakkı tanıyan hükmünün atfı yoluyla, pay sahipleri de yönetim kurulu üyesine karşı sorumluluk davası açabilir. Sonradan alınan icazet veya ibra kararı, dava açılmadan önce oy vermeyen ve dava açılmasından sonra alınmış olan pay sahipleri için sorumluluk davasını etkisiz kılmaz; icazet kararı ayrıca iptal edilmişse hiç hüküm ifade etmez. Yöneticinin, şirketin kendi imkânlarıyla elde edebileceği bir geliri, kendisinin ortak olduğu başka bir şirket üzerinden elde etmesi, şirketin zararına neden olan bir davranış olarak kabul edilir; bu davranışın hukuki niteliği tartışmalı olsa da (TTK 334/335 kapsamında olup olmadığı), esas itibariyle yöneticinin sadakat borcuna aykırılık teşkil eder. Aynı fiile ilişkin ceza mahkemesi kararı, hukuki ihtilaf niteliğinde bulunarak beraatle sonuçlanmışsa ve somut vakıa özelinde bir tespit içermiyorsa, hukuk davasına etkili değildir; bekletici mesele yapılması gerekmez. Zarar miktarının tespitinde, dava konusu iş nedeniyle elde edilebilecek brüt gelirden, denetime elverişli şekilde belirlenmiş gerçek maliyet kalemlerinin düşülmesi suretiyle hesaplama yapılması usule uygundur.
Ele alınan sorunlar
Pay sahibinin TTK 334/335 ihlaline dayalı şirket zararı için dava açma hakkı (aktif husumet) → ret
İddia: Davalılar, TTK 334 ve 335. maddelerine dayalı taleple ilgili olarak davacıların azlık sıfatıyla dava açma hakkı bulunmadığını, TTK 367 uyarınca önce mahkeme izniyle genel kurula başvurulması ve TTK 341 uyarınca denetçi tarafından dava açılması gerektiğini, bu usule uyulmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6762 sayılı TTK'nın 334. ve 335. maddeleri (6102 sayılı TTK m.395, 396) kapsamında şirketle işlem yapma ve rekabet yasağı halinde talep hakkı doğrudan şirkete tanınmış olup, bu hükümler kapsamında şirket ortağına şirket zararının giderilmesine yönelik doğrudan bir dava hakkı tanınmamıştır. Ancak 6762 sayılı TTK'nın 340. maddesinin (6102 sayılı TTK m.555) atfı ile 309. maddesi uyarınca, şirketin 334 ila 337. maddelerde yazılı fiillerle zarara uğratılması halinde bundan zarar gören pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının dava hakkı bulunduğu düzenlendiğinden, şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının ihlali sonucu oluşan şirket zararının TTK m.340 (6102 m.555) çerçevesinde pay sahipleri tarafından şirket yöneticisine karşı açılacak sorumluluk davası ile tazmininin talep edilmesinde bir engel bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sonradan alınan icazet/ibra kararının dava açılmış olmasına etkisi → ret
İddia: Davalılar, yapılan işleme genel kurulca sonradan icazet verildiğini ve 24/05/2012 tarihli toplantıda ibra edildiklerini, bu hususların dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İşleme icazet verilmesine ilişkin 11/05/2012 tarihli genel kurul kararı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/712-2018/735 esas-karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Diğer taraftan ibra kararı, kural olarak şirketin ve ibraya oy veren pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açmasına engel olacağından, ibra görüşmesinde olumlu oy vermeyen davacılar bakımından dava açılmasından sonra alınan ibra kararının bir etkisi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Şirketin faaliyet konusu dışındaki işlemin TTK 334/335 kapsamına girip girmediği ve zarara sebep olan davranışın niteliği → ret
İddia: Davalılar, dava dışı şirketin ana sözleşmesinde hafriyat toprağı dökülmesi ve arazi ıslahı faaliyetinin bulunmadığını, dolayısıyla TTK 334 ve 335. maddelerine aykırılık ve genel kuruldan izin alınması gerekliliğinin söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalıların şirketin zararına neden olan davranışı, tek başına TTK 334. ve 335. madde kapsamında şirketle işlem yapma izni alınmaması ve rekabet yasağına aykırılık olmayıp, şirketin yararlanması gereken gelirin davalıların ortağı olduğu diğer şirket tarafından elde edilmesinden kaynaklanmaktadır. Hafriyat dökümünün yapılacağı saha tarafların birlikte ortak olduğu şirkete ait olup, davalıların yönetici oldukları şirkette hafriyat döküm faaliyetinde bulunulması hususunda esas sözleşme değişikliği gündeme getirilmemiş; buna karşılık davalıların ortağı olduğu diğer şirketin esas sözleşmesi tadil edilerek faaliyet konularına hafriyat dökümü eklenmiştir. Şirketin kendisine ait sahada hafriyat dökümü işinden doğrudan gelir sağlama imkânı varken, davalıların bu işi yöneticisi oldukları şirket üzerinden değil kendilerine ait diğer şirket üzerinden yaparak şirketin zarara uğramasına neden oldukları sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ceza mahkemesi dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği iddiası → ret
İddia: Davalılar, davacıların şikayeti üzerine açılan ceza dosyasında bilirkişi raporunda zarar bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemece ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ceza mahkemesi dosyasında sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerinin sabit olmadığı, eylemlerin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmiş olup, ceza mahkemesi kararında eldeki davanın konusunu oluşturan vakıa özelinde bir tespit bulunmamaktadır. Bu yönüyle ceza davasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zarar miktarının ve maliyet kalemlerinin tespiti → ret
İddia: Davacı vekili, hükmedilen tazminat miktarının az olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen brüt gelirden düşülen maliyet kalemlerinin gerçekçi olmadığını ve daha düşük olması gerektiğini; davalı vekili ise maliyet kalemlerinin çok daha fazla olduğunu ve işten kâr elde edilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mahallinde yapılan keşifte dava konusu sözleşmeye bağlı olarak dökülen hafriyat toprağı ve dolgu malzemesi miktarı tespit edilmiş olup taraflarca bu tespite ilişkin istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Dava dışı şirketin döküm işi nedeniyle elde edebileceği brüt gelir belirlenmiştir. Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda sözleşme kapsamında çalışacak işçi ve operatörler, kullanılacak araçların kiralama ücretleri, tesis edilecek binalar ve ilgili belediyeye ödenecek hafriyat döküm harcı olmak üzere toplam maliyet tutarı denetime elverişli şekilde tespit edilmiştir. Bu maliyet brüt gelirden düşüldüğünde net gelir bulunmuş, sözleşme gereğince şirkete ödenmesi gereken pay oranı da düşüldüğünde dava dışı şirketin mahrum kaldığı gelir nedeniyle zararı hesaplanmış olup, bu miktarın tazminine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, TTK 334-335. maddelerdeki şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının ihlali sonucu oluşan şirket zararının, TTK 340 (ve 309. maddeye atfı) yoluyla pay sahipleri tarafından da yönetici aleyhine sorumluluk davasıyla talep edilebileceğine ilişkin tespiti ile, sonradan alınan icazet/ibra kararının dava açılmasından sonraki etkisizliğine ilişkin değerlendirmesi bakımından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağı↗ rekabet yasağı↗ sadakat borcu↗ pay sahibinin sorumluluk davası açma hakkı↗ icazet↗ ibra kararı↗ bekletici mesele↗ mahrum kalınan kâr↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/11
KARAR NO 2024/1492
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/07/2021
NUMARASI 2014/320 Esas - 2021/434 Karar
DAVA
Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/10/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin ... A.Ş.'nin ortakları olduğunu, davalı ... ve ...'ın ...A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalıların şirkette bu görevi devam etmekte iken yarı yarıya pay sahibi oldukları ... Tic. Ltd. Şti. adlı şirketi kurmak sureti ile TTK'nın 335. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandıklarını, davalıların öncelikle mülkiyeti ...A.Ş.’ye ait ... köyünde ... pafta, ... ve ... parsel sayılı arazilerde toprak, moloz ve diğer atıkların dökümünü gerçekleştirebilmek için dava dışı ...A.Ş. adına gerekli izin ve ruhsatları almak üzere Beyoğlu .... Noterliğinin 12.01.2011 tarih ... yevmiye sayılı vekâletnamesi ile ruhsat alma faaliyetine giriştiklerini, diğer taraftan yarı yarıya pay sahibi oldukları ...Ltd.
Şti.'nin esas mukavelesinde 29/03/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan değişikliği gerçekleştirip "Maden sahalarından çıkacak kaya, toprak, moloz ve diğer atıkların dökümü" konularını da ...Ltd. Şti.'nin faaliyet alanına eklediklerini, davalıların bu hukuksuz faaliyetleri çerçevesinde bir taraftan ...A.Ş.'yi, diğer taraftan da ...Ltd. Şti.'yi temsilen her iki şirket arasında akdettikleri sözleşmeler ile TTK'nın 334. maddesindeki şirket ve işlem yapma yasağını ihlal ettiklerini ve ...A.Ş.'yi zarara uğratmak sureti ile sahibi oldukları ...Ltd. Şti.'ye haksız kazanç sağladıklarını, davalıların sadakat yükümlülüğüne aykırı düşen bu işlem ve davranışları sonucu davacıların ortağı olduğu ...A.Ş.'nin maddi kayba uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000.000-TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsil edilerek ...A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; dava dilekçesinde talep konusu işlemlerin TTK'nın 334 ve 335. maddelerine muhalefet kapsamında açıklanmış olup, devamında TTK'nın 309, 336, 337. maddelerine dayanak talepte bulunmalarının hukuka aykırı olduğunu, davacıların bu aşamada azlık sıfatı ile dava açma hakkı bulunmadığını, davacıların azlık hakkına dayalı olarak TTK'nın 367. maddesi uyarınca mahkemeden alınacak izin ile toplantıya davette bulunulabilecek iken emredici hukuk kaidelerine uymayarak kanuna aykırı şekilde iş bu davayı açtıklarını, TTK'nın 367. maddesi uyarınca taleplerin haklılığı mahkemece denetlendikten sonra mahkeme izni ile toplanacak genel kurulda taleplerinin reddedilmesi halinde TTK'nın 341. maddesi gereğince denetçi tarafından dava açılabileceğini, ancak davacı tarafından bu emredici usule riayet edilmeden dava açıldığını, genel kurulca görüşülmeyen karara bağlanmayan bir konu hakkında dava şartını gerçekleştirmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca TTK'nın 335/son maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; 30/03/2011 tarihinde akdedilen Arazi Rehabilitasyon Sözleşmesine dayalı olarak açılan davada, dava konusu olayların meydana gelip sonuçlarını doğurduğu tarih itibari ile yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 340. maddesinde ortaklara da tazminat davası açma hakkı tanındığı ve 336, 337. ve 309. maddelere atıf yapıldığı, 309/1. madde uyarınca somut olayda olduğu gibi pay sahiplerinin tazminat davası açmasına ve tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilmelerine imkan tanındığı, somut olayda davacıların aktif husumet ehliyetine sahip oldukları, TTK'nın 335. maddesinde tazminat yaptırımının TTK'nın 336/5. maddesi kapsamında pay sahiplerinin bireysel olarak sorumluluk davası açarak tazminatın şirkete ödenmesini talep etmelerine bir engel oluşturmadığı, bu durumda somut olayda TTK'nın 335.
maddesindeki 3 aylık ve 1 yıllık zamanaşımı süresinin değil, TTK'nın 309/4. maddesindeki 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davanın dayanağı olan 30/03/2011 tarihli sözleşme ilişkisinin ve davaya konu eylemlerin devam ettiği süreç nazara alınmakla somut olayda dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalıların ... A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği görevleri devam ederken genel kuruldan izin almadan %50-%50 sermaye payına sahip oldukları ...Ltd. Şti.'ni kurdukları ve ...A.Ş.'ile ... Ltd. Şti. arasında 30/03/2011 tarihli "Arazi Rehabilitasyon Sözleşmesi"ni akdettikleri, bir anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin genel kuruldan izin almadan şirketle kendi veya başkası adına bizzat veya dolaylı olarak iş yapmasının TTK'nın 334.
maddesinde açıkça yasaklandığı, yönetim kurulu üyelerinin bağlılık borçlarının bir diğer uygulama alanının ise TTK'nın 335. maddesinde düzenlenen ortaklıkla rekabet etme yasağının izinsiz ihlali olduğu, TTK'nın 334. ve 335. hükümleri emredici olmayıp bu maddelerde düzenlenen yasakların genel kurul kararı ile kaldırılabileceği, davacı ve davalıların pay sahibi oldukları ...A.Ş. ile davalıların pay sahibi oldukları ...Ltd. Şti. arasında 30/03/2011 tarihli arazi rehabilitasyon sözleşmesi yapıldığı, davalıların sözleşmeyi her iki şirket adına ve genel kurul izni olmadan imzalayarak TTKnın 334 maddesini ihlal ettikleri, yapılan iş nedeni ile gelirin tamamı ...A.Ş.'ye ait olacak işin ana sözleşme tadil edilip ...Ltd.
Şti'ye aktarılarak şirketlerine kazanç sağladıkları, dava dışı ... A.Ş.'ye zarar verdikleri, bu durumda davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 920.549,61-TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsili ile ...A.Ş.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; mahkemece davalıların tüm hukuka aykırı davranışlarının tespit edilmesine rağmen hükmedilen 920.549,61-TL tazminatın az olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen bu usulsüzler nedeniyle 2011 ve 2012 yıllarında döküm işi brüt gelirinin 2.568.977,59-TL olduğunun tespit edildiğini, dava dışı şirketin bu gelirden mahrum bırakıldığını ve zarara uğratıldığını, davanın tamamının kabulünün gerektiğini, gerçekçi olmayan harcamalar toplamının mahrum kalınan gelirden düşülmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan 3. bilirkişi heyet ek raporunda planlanan harcamalar toplamının gerçekçi olmadığını, döküm malzemesinin serilmesi ve düzeltilmesi için gereken makine, ekipman ve personel ihtiyacı 1 adet dozer, 1 adet loader, 80 tonluk kantar, 1 adet binek aracı, 1 adet dozer operatörü, 1 loader operatörü, 2 manevracı, 1 formen, 2 kantarcı, 3 güvenlik görevlisi olarak belirlendiğini ve motorin, operatör ve işçi ücretleri, harç ve yol harcamaları vs nedenlerden olan planlanan harcamalar toplamının 1.391.530,58-TL olarak hesaplandığını, ancak bu kadar küçük ölçekli bir iş için bu kadar personelin çalışmasına ve motorin harcanmasına gerek bulunmadığını, dolayısıyla maliyetin çok fazla hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili;
ihtilaf konusu 30.03.2011 tarihli sözleşmenin hafriyat toprağı dökülmesi ve arazinin ıslah edilmesine ilişkin olduğunu, dava dışı ...A.Ş.'nin ana sözleşmesinde iştigal konusu olarak hafriyat toprağı döküm ve arazi ıslah işi bulunmadığını, ... şirketinin bu şekilde ticari faaliyette bulunamayacağını, TTK'nın 334. ve 335. maddesindeki yasağa aykırı hareket edilebilmesi için şirketin iştigal konusuna giren bir işin söz konusu olması gerektiğini, müvekkillerinin şirkette % 26 hisseye sahip olduğunu, davacıların hissesinin ise % 17 olduğunu, geri kalan hisselerin başkalarına ait olduğunu, müvekkillerinin hafriyat dökümü işinin de şirket faaliyet konusuna ekletmesinin mümkün olmadığını, bugüne kadar davacılardan da bu yönde bir teklif gelmediğini, müvekkillerinin şirket esas sözleşmesini tek başına değiştirme yetkisinin bulunmadığını, ihtilaf konusu sözleşmenin altında % 50 hisseye sahip ortakların da imzasının bulunduğunu, şirketin % 75'inin bu sözleşmeyi uygun bulduklarını, bu nedenle genel kuruldan izin alınmış sayıldığının kabul edilmesi gerektiğini, 2012 yılında yapılan genel kurulda şirketle işlem yapılmasına icazet verildiğini, her ne kadar bu karar sonradan iptal edilmiş ise de iptal kararının geçmişe yürümediğini, müvekkillerine ait dava dışı ...Ltd Şti'nin zarar ettiğini, ...A.Ş.'nin kârının ...Ltd Şti'ne aktarıldığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, tüm bu hususların tartışılarak müvekkillerinin 24/05/2012 tarihli toplantıda ibra edildiklerini, ibra kararının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında itirazların karşılanmadığını, ayrıca 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda ortalama fiyatların esas alındığı belirtilmiş olup, gerçek maliyetin tüm gider belgelerin incelenmesi ile tespit edileceğinin belirtildiğini, raporda zararın kesin bir şekilde tespit edilmediğini, zarara uğradığı iddia edilen ...A.Ş.'nin 1200 dönüm arazisinin hali hazırda çalışan bir maden sahasının içerisinde bulunduğunu, bu arazilere ulaşılmasının mümkün olmadığını, ...Ltd Şti'nin bu arazilerden sadece 15 dönümlük kısmı için sözleşme imzaladığını, bu kadar büyük bir arazide ulaşımın mümkün olmadığı halde ağır tonajlı kamyonların geçebileceği yolların yapıldığını, elektrik, kantar ve bina tesis edildiğini, buna ilişkin maliyetin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, bu maliyetin dikkate alınması halinde ...Ltd Şti'nin zarar etmiş olduğunun tespit edilebileceğini, ...Ltd Şti'nin ihtilaf konusu yıllara ilişkin BA BS formlarının getirtilmesine rağmen inceleme yaptırılmadığını, davacıların şikayeti üzerine açılan İstanbul 7.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/333 Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporunda herhangi bir zarar bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemece ceza davasının sonucunun beklenmemesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, anonim şirket yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, tarafların ortağı olduğu ...A.Ş. firmasında davalıların yönetim kurulunda üyelik sıfatları devam ettiği halde yarı yarıya hisse ile paydaş oldukları ...Ltd. Şti ile tarafların ortağı olduğu ...A.Ş. arasında, TTK'nın 334. ve 335. maddesine aykırı olarak her iki şirketi temsilen 30/03/2011 tarihli Arazi Rehabilitasyon Sözleşmesini akdetmek sureti ile tarafların ortağı olduğu ...A.Ş.'yi maddi zarara uğrattıklarını ileri sürmüştür.Mahkemece, ...A.Ş.'ye ait sahada yapılacak hafriyat dökümü nedeniyle tüm geliri ...A.Ş.'ye ait olacak işin, davalıların sahibi olduğu ...Ltd Şti'ne aktarılarak bu şirkete haksız kazanç sağladıkları, dava dışı ...A.Ş.'ye zarar verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı her iki taraf da istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Somut olayda, 30/03/2011 tarihli "Arazi Rehabilitasyon Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeye dayalı olarak açılan davada, tazminat istemine dayanak olgunun meydana geldiği tarih ile davanın açıldığı tarih itibariyle 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerekmektedir. 6762 S.lı TTK'nın 334. maddesinde (6102 S.lı TTK m.395) yönetim kurulu üyesinin, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı, aksi hâlde, şirketin yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebileceği düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK'nın 335. maddesinde (6102 S.lı TTK m.396) yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremeyeceği, bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirketin tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbest olduğu düzenlenmiştir.Her iki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere şirketle işlem yapma ve rekabet yasağı halinde talep hakkı şirkete tanınmış olup, şirket ortağına bahsi geçen hükümler kapsamında şirket zararının giderilmesine yönelik bir dava hakkı tanınmamış ise de 6762 S.lı TTK’nın 340.
maddesinin atfı ile 309. maddesi ile şirketin 334 ila 337. maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava haklarının olduğu düzenlendiğine göre şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının ihlali neticesinde oluşan şirket zararının TTK m.340 (6102 m.555) çerçevesinde pay sahipleri tarafından şirket yöneticisine karşı açılacak sorumluluk davası ile tazmininin talep edilmesinde bir engel bulunmamaktadır.Davalı tarafça, genel kurul toplantısında sonradan geçmişe dönük olarak icazet verildiği, ibra kararı alındığı ileri sürülmekte ise de yapılan işleme icazet verilmesine ilişkin 11/05/2012 tarihli genel kurul kararı İstanbul 7.
ATM'nin 2016/712-2018/735 esas-karar sayılı 28/06/2018 tarihli kararı ile iptal edilmiştir. Diğer taraftan ibra kararı, kural olarak şirketin ve ibraya oy veren pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk dava açmasına engel olacağından, ibra görüşmesinde olumlu oy vermeyen davacılar bakımından dava açılmasından sonra alınan ibra kararının bir etkisi bulunmamaktadır.Davalılar, ...A.Ş.'nin faaliyet konuları arasında hafriyat toprağı dökülmesi ve arazinin ıslah edilmesi hususlarının yer almadığını, dolayısıyla TTK'nın 334. ve 335. maddelerine aykırı hareket edilmediğini, genel kuruldan izin alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığını ileri sürmüştür. Ancak davalıların şirketin zararına neden olan davranışı, tek başına TTK 334.
ve 335. kapsamında şirketle işlem yapma izni alınmaması ve rekabet yasağına aykırılık olmayıp, ...A.Ş.'nin yararlanması gereken gelirin ...Ltd Şti tarafından elde edilmesinden kaynaklanmaktadır. Hafriyat dökümünün yapılacağı saha tarafların birlikte ortak olduğu ...A.Ş.'ye aittir. Davalıların yönetici oldukları ...A.Ş.'de hafriyat döküm faaliyetinde bulunulması hususunda esas sözleşme değişikliği gündeme getirilmemiştir. ...A.Ş.'nin kendisine ait taşınmazlardan hafriyat dökümü ile gelir elde edilebileceği hususu gündeme getirilmeden davalıların ortağı olduğu ...Ltd Şti'nde esas sözleşme tadili ile faaliyet konularına hafriyat dökümü de eklenmiştir. ...A.Ş.'de ana sözleşme değişikliği ile ...A.Ş.'nin kendisine ait sahada hafriyat dökümü işinden doğrudan kendisinin gelir sağlama imkanı varken, davalıların hafriyat dökümü işini yöneticisi olduğu ...A.Ş.
üzerinden değil, kendilerine ait ...Ltd Şti üzerinden yaparak ...AŞ.'nin zarara uğramasına neden oldukları sonucuna varılmaktadır. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/333 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bahsi geçen dava dosyasında sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerinin sabit olmadığı, eylemlerinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmiş olup, ceza mahkemesinin kararında eldeki davanın konusunu oluşturan vakıa özelinde bir tespit bulunmamaktadır. Bu yönüyle ceza davasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan diğer husus, zararın miktarına ilişkindir.
Mahallinde yapılan keşifte dava konusu olan 30/03/2011 tarihli Arazi Rehabilitasyon Sözleşmesine bağlı olarak; 230.965,65 m³ hafriyat toprağı ve sair dolgu malzemesi döküldüğü tespit edilmiş olup tarafların bu tesbitin hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Dava dışı ... şirketinin döküm işi nedeniyle elde edebileceği brüt gelir ...'ın uyguladığı brim fiyatlar üzerinden 2.568.977,59-TL olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte davalılar, maliyet kalemlerinin çok daha fazla olduğunu, bahsi geçen hafriyat dökümü işi nedeniyle kar elde edilemediğini savunurken, davacılar; maliyetlerin daha düşük olması gerektiğini, buna bağlı olarak elde edilen net karın daha fazla olduğunu iddia etmişlerdir.
Mahkemece alınan 01/02/2021 tarihli ek raporda sözleşme kapsamında çalışacak işçi ve operatörler, saha kullanılacak araçların kiralama ücretleri, tesis edilecek binalar, İBB'ne ödenecek hafriyat döküm harcı olmak üzere toplam maliyet tutarı 1.391.530,58-TL olarak denetime elverişli bir şekilde tespit edilmiştir. Bu miktar brüt gelirden düştüğünde dava dışı ...A.Ş.'nin net geliri 1.177.447,01-TL olmaktadır. Ancak sözleşme gereğince ... A.Ş.'ne brüt gelirin % 10'u ödenmesi gerektiğinden, bu miktar düşüldüğünde dava dışı ...A.Ş.'nin mahrum kaldığı gelir nedeniyle zararının 920.549,61-TL hesaplanmakla mahkemece bu miktar zararın tazminine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle;
mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 118,60-TL harcın mahsubu ile kalan 309-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 62.882,74-TL istinaf karar harcının davalılar tarafından peşin yatırılan 15.720,70-TL harcın mahsubu ile kalan 47.162,04-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan giderlerin üzerilerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
17/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/77474 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi