6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket alacaklısının yönetim kurulu üyelerine karşı doğrudan zarar davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1207 E. 2025/1517 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Anonim şirket yöneticilerinin TTK 553 uyarınca alacaklılara karşı sorumluluğunun doğması için, alacaklının uğradığı zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerekir. Yöneticilerin, şirketin aldığı borcu ya da edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılıp acz içine düşürmesi, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir; bu halde şirket alacaklısı, sözleşmeye taraf olmayan yönetim kurulu üyelerine karşı doğrudan dava açıp tazminat talep edebilir. Yöneticilerin, aldıkları krediyi kullandıkları şirketin ödeme gücüne bakmaksızın ve gerekli teminatları almaksızın kullanmaları, kanun ve esas sözleşmenin yüklediği özen borcunun ihlali ve kusur olarak kabul edilir; bu ihlal ile alacaklının zararı arasında illiyet bağı bulunması halinde şahsi sorumluluk doğar. Sözleşmedeki uluslararası yetki şartı, sözleşmenin tarafı olmayan yöneticileri bağlamaz.

Ele alınan sorunlar

Diğer davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadığı, taraf teşkilinin sağlanmadığı iddiası → ret

İddia: Davalı ...'ya usulüne uygun tebligat yapılmadan taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği, ilanda duruşma gün ve saatinin yazılmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Romanya vatandaşı diğer davalıya bilinen adresinden tebligat yapılamadığı, Türkiye'deki adresinin de belirlenemediği, Romanya'daki adresin tespiti için Adalet Bakanlığı'na uluslararası istinabe talebinin gönderildiği ve cevap verilmediği, bu nedenle davalı için Türkiye ve Romanya'da ilanen tebligat yapılmasına karar verildiği; ilanların yapıldığı ve istinaf eden davalının sonradan bildirdiği adresin de 2011 yılı kayıtlarına göre olan adres olduğu ve bu adres bildirildiğinde ilanen tebligat prosedürünün sona ermiş bulunduğu dikkate alınarak, dava dilekçesinin ilanen tebliğinin usulüne uygun yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmedeki uluslararası yetki şartının davalıları bağlayıp bağlamadığı ve görev-yetki itirazı → ret

İddia: Sözleşmede Berlin Mahkemesi'nin yetkili kılındığı, bu nedenle mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: 11/03/2013 tarihli kredi sözleşmesinin tarafları davacı ile dava dışı şirket olduğundan, sözleşmedeki uluslararası yetki şartının sözleşmenin tarafı olmayan davalıları bağlamayacağı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Almanya'da açılan dava ile derdestlik itirazı → ret

İddia: Berlin mahkemesinde açılan davanın derdest olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Almanya'da görülmüş dava ile eldeki davanın tarafları ve hukuki sebebi farklı olduğundan derdestliğin bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı mahkeme kararının tenfizi ve delil değeri → kabul

Gerekçe: Tenfizine karar verilmiş ve davalının tarafı olmadığı yabancı mahkeme kararının, davalının yöneticisi olduğu şirketin davacıdan aldığı 1.000.000-Euro borcun ödenmediği ve şirketin bu bedeli kararlaştırılan faiziyle ödeyeceği hususlarında uyuşmazlık açısından delil teşkil ettiği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancılık teminatı talebi → ret

İddia: Davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti arasındaki Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müteallik Münasebatı Mütekabiliye Dair Mukavelename'nin 2. maddesine göre teminat muafiyeti bulunmadığından davacıdan yabancılık teminatı alınmasına gerek bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hukuki yarar itirazı (yabancı mahkeme kararı sonrası eldeki davanın açılması) → ret

Gerekçe: Tarafı ve hukuki sebebi farklı olan kabulle sonuçlanmış yabancı mahkeme kararına istinaden eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığının söylenemeyeceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sunulan hukuki mütalaanın değerlendirilmemesi ve adil yargılanma hakkı iddiası → ret

İddia: 29/03/2017 tarihli hukuki mütalaanın dikkate alınmadığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davalı vekilinin dosyaya sunduğu uzman görüşünün bilirkişi heyetinin 2. ek raporunda değerlendirildiği, bu kapsamda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin söylenemeyeceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Aktif ve pasif husumet ehliyeti; doğrudan zarar kavramı ve yönetici sorumluluğunun hukuki temeli → ret

İddia: Sorumluluğun haksız fiile dayanmasına rağmen unsurlarının tartışılmadığı, davanın dolaylı zarar iddiasına dayandığı ve şirket iflas etmediğinden aktif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi gereği yönetim kurulu üyesi davalıların taşımaya ilişkin işlemlerin tarafı olmadığından sözleşmesel temelde organsal sorumlulukları bulunmamaktadır. Ancak TTK 553 ile özel bir düzenleme yapılmış, yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; TTK 556'da alacaklılara yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Bu davanın açılabilmesi için zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespiti gerekir. Şirket alacaklısı üçüncü kişilerin kendi adlarına istemde bulunabilmeleri, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasına bağlıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin borcunu ya da edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılıp acz içine düşürmeleri hali üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu durumda şirket alacaklıları, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu ihlalleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları halinde bu kişileri dava edip tazminat talep edebilir; dava TBK 49'daki genel hükümlere veya TTK 553-556'daki özel hükümlere dayanabilir. Somut olayda dava dışı şirket, davacıdan aldığı 1.000.000-Euro borcu ödemediğinden, davacı doğrudan zarara uğrayan şirket alacaklısı sıfatıyla aktif husumet ehliyetine sahiptir; işlemin gerçekleştirildiği tarihte şirket yöneticisi olan davalının da pasif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi kök ve ek raporları arasındaki çelişki iddiası → ret

İddia: Kök rapor ile 1. ve 2. ek raporların birbiriyle çeliştiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında farklı müesseselere ilişkin yaptıkları açıklamalarda hükme tesir eden bir çelişki bulunmadığı kabul edilmiştir; 2. ek raporda yer alan hakkın kötüye kullanılması iddiasına yönelik görüşlerin sonuca etkili olmadığı belirtilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kredinin yönetici tarafından hakim olduğu/ilişkili şirketlere aktarılıp geri tahsil edilmediği ve muvazaa iddiası → ret

İddia: 1.000.000-Euro'nun sözleşme borçlusu şirket tarafından yönetim kurulu kararına dayanılarak davacının bilgisi dahilinde diğer davalının temsil ettiği Romanya şirketine ve davacının hakimiyetindeki Alman şirketlere aktarıldığı, paranın esasen davacıya geri döndüğü ve davacı ile diğer davalı arasında muvazaa bulunduğu, bu nedenle davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Ne davacı ile şirket arasındaki 11/03/2013 tarihli borç sözleşmesinde ne davanın tarafları arasında ne de dava dışı şirketin kayıtlarında, 1.000.000-Euro'nun davalının savunduğu şekilde ödeneceğine dair bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Davacının yabancı şirketlerde gerçek kişi ortak olması da borcun ifa edildiğini göstermez. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının borç verdiği şirketin yöneticileri olan davalıların, ticari defterlere göre parayı avans olarak gönderdikleri ve daha avantajlı koşullarla borç verildiği belirtilen şirketlerden geri tahsil etmedikleri, bu yönde gerekli tedbir ve teminatları almadıkları; 50.000-TL sermayeli bir şirkete 1.000.000-Euro borç alınıp paranın esasen şirket için kullanılmadığı, bu nedenle sözleşmenin açık hükmüne göre bir yıl sonra vadesi gelen borcun şirket tarafından ödenememesine, kanun ve esas sözleşmenin kendilerine yüklediği özen borcunu ihlal etmek suretiyle kusurlu davranarak sebebiyet verdikleri anlaşılmıştır. Davalı vekilinin sunduğu yurtdışı giriş çıkış kayıtları taleplerinin davanın sübutuna etkisi bulunmadığı, dava değeri itibariyle tanıkla ispatının mümkün olmadığı ve sunulan yabancı şirket kayıtlarının mahkemece yeterli bulunduğu, bu nedenle davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müteselsil sorumluluk ve diğer davalıya takip yapılmamasının etkisi → ret

İddia: Davacının diğer davalıya icra takibi yapmamasının taraflar arasındaki muvazaayı gösterdiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Her iki davalı arasında müteselsil sorumluluk bulunduğundan, davacının diğer davalıya takip yapıp yapmamasının davacının ihtiyarında olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati haciz teminatının iadesine ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı normun hatalı olması → ret

İddia: İhtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiği, teminat iadesi kararının hatalı olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: İhtiyati haciz sırasında alınan teminatın iade koşulları İİK 264. maddede düzenlenmiştir; teminat, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesiyle iade edilir. Bunun koşulu İİK 264/3'te düzenlenmiş olup, alacak davasında verilen kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ilam icraya konulduğu takdirde ihtiyati haciz kesin hacze dönüşeceğinden teminatın iadesi koşulları oluşur. İlk derece mahkemesinin teminatın iadesini İİK yerine HMK 392/2 maddesine göre kararlaştırması yerinde değil ise de, teminatın akıbeti nihai karardan bağımsız olarak karara bağlanabileceğinden bu husus sonuca etkili görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Karar harcı ve vekalet ücreti hesaplama itirazı → ret

İddia: Vekalet ücreti ve harcın yanlış hesaplandığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davada talep olunan 1.000.000-Euro'nun karşılığı olan tutar üzerinden hesaplanan karar harcı ve vekalet ücretinin hesaplanmasında hata bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket alacaklısının yönetim kurulu üyelerine karşı TTK 553 uyarınca doğrudan zarar davası açabilmesinin koşulları ile sözleşmedeki uluslararası yetki şartının sözleşmeye taraf olmayan yöneticileri bağlamayacağına ilişkin tespitler açısından bölgesel emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Şirket ile alacaklı arasındaki sözleşmede kararlaştırılan uluslararası yetki şartı, sözleşmenin tarafı olmayan yönetim kurulu üyelerini bağlamaz.
Dava şartı
Şirket alacaklısının yönetim kurulu üyesine karşı doğrudan dava açabilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olması aktif husumet ehliyeti bakımından şarttır; işlem tarihinde şirket yöneticisi olan kişinin pasif husumet ehliyeti bulunur., Aynı alacağa ilişkin yabancı ülkede farklı taraf ve hukuki sebeple açılmış dava, taraf ve sebep farklılığı nedeniyle derdestlik oluşturmaz., Kabulle sonuçlanmış yabancı mahkeme kararının tenfizi, aynı alacağa ilişkin yönetici aleyhine açılan davada hukuki yararı ortadan kaldırmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı zarar aktif husumet pasif husumet derdestlik yabancı mahkeme kararının tenfizi yabancılık teminatı ilanen tebligat ihtiyati haciz teminatının iadesi müteselsil sorumluluk

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553TTK 556 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 49 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 264İİK 264/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1207

KARAR NO 2025/1517

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/03/2020

DAVA

Alacak (Yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 11/02/2015

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/10/2025

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalıların dava dışı ... Loj. ..AŞ'nin (eski unvan: ... Loj. Dış Tic. San. ve Tic. AŞ) temsile yetkili yöneticileri olduğunu, davalıların talebi üzerine müvekkilinin şirkete %5 faiz ve 400 gün içinde tek seferde ödeme şartıyla 1.000.000-Euro borç verdiğini,11/03/2013 tarihinde ödünç sözleşmesi imzalandığını, 20/03/2013 tarihinde 1.000.000-Euro'nun havale edildiğini; 400 günlük ödeme süresinin bitmesine yakın 09/04/2014 tarihinde davalılara banka hesap bilgilerini gönderdiğini, ancak 14/04/2014 tarihinde cevabi e-postada borcun 16.807,79-Euro olduğunun bildirildiğini, 1.000.000-Euro borcun inkar edildiğini, vade 01/05/2014 tarihinde dolmasına rağmen borcun ödenmediğini, davalıların müvekkilini aldatarak zarara uğrattıklarını, yapılan araştırmada şirketin borcu geri ödeme imkanının olmadığı tespit edildiğinden, ödünç sözleşmesinde belirlenen yetkili Berlin (Almanya) Mahkemesinde şirket aleyhine 27/05/2014 tarihinde alacak davası açıldığını;

davalılar hakkındaki Bakırköy CBS'deki 2014/77372 nolu soruşturmanın devam ettiğini; TTKnın 553'maddesine göre davalıların müvekkilinin zararını tazmin etmeleri gerektiğini ileri sürerek, 1.000.000-Euro zararın 20/03/2013 tarihinden itibaren yıllık % 5 faiz işletilerek davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, 1.000.000-Euro'nun şirket hesabına gönderildiği tarih itibariyle, şirkete davacının ortağı ve yetkilisi olduğu ... Internet ... -Almanya'nın ortak olduğunu, davacının şirketin mali durumunu bilebileceğini ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu; sözleşmeye göre Berlin mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu; Berlin mahkemesinde açılan davanın derdest olduğunu; davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini; müvekkili ve ...'ın şirketteki paylarını 14/02/2013 tarihinde ... İnternet ...-Almanya şirketine devrettiklerini, yabancı şirketin pay oranının %50 olduğunu, 21/02/2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla müvekkili Fahrettin'in ve anılan şirketin önerisiyle diğer davalı ...'ın müşterek imzalarıyla şirketi temsile yetkili kılındıklarını;

yabancı ortağın talebiyle şirket unvanın da ... ... AŞ olarak değiştirildiğini; yönetim kurulu kararıyla diğer davalının temsilcisi olduğu ... şirketi ile davaya konu ... ... AŞ arasındaki kredi sözleşmelerine istinaden kredinin 110.373,32-Euro'luk kısmının 2013 yılında, 50.000-Euro'luk kısmının ise 2014 yılında verildiğini; kredinin 877.680-Euro'luk kısmının da ... TR ... Ltd. Şti.'nin işletme giderlerinin karşılanması ve ... GMBHden alınan ürünlerin bedelinin ödenmesi için kullanıldığını; kredinin şirket işleri için kullanıldığından alacaklıların zarara uğratılmadığını; 2013 yılı sonunda ... GMBH'nin Almanya'da iflas sürecine girdiğinin ve kayyıma devredildiğinin e-posta yoluyla bildirildiğini, ...

... AŞ'nin davacıdan aldığı krediyi yine davacının ortak ve yetkilisi olduğu şirketlere ödediğinden, sadece kredinin faizi olan 16.807,79-Euro borç kaldığını; davacı ve diğer diğer kişilere ulaşılamadığından müvekkilinin mağdur olduğunu; yabancı şirketlerin kayıtları araştırıldığında davacının organik bağının görüleceğini ve faizin fahiş olduğunu belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, alınan 21/02/2013 tarihli kararla davalı ...'ın genel müdür ve diğer davalı Romanya uyruklu ...'nın ise genel müdür yardımcısı olarak şirketi temsil etmelerine karar verildiği; davacının şirkete 1.000.000-Euro kredi açtığının sabit olduğu, davacının alacağını tahsil ettiğine dair bir delil bulunmadığı; davacının dava dışı şirkete Berlin Mahkemeleri'nde açtığı dava lehine sonuçlanmış ise de, davacının borcunu tahsil edemediği; davalı ... vekili, alıan kredinin belirtilen yabancı şirketlere aktarıldığını savunmuş ise de, borçlu ifayı tam olarak doğru şekilde ve doğru kişiye yapmazsa borcundan kurtulamayacağından bu savunmaya itibar edilmediği; davacı ile davalıların yetkilisi olduğu dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin varlığı karşısında davalının savunmalarının dikkate alınamayacağı;

davalıların yöneticisi oldukları şirketin ödeme gücünü ve kredinin geri ödeme kabiliyetini gözetmeksizin kullandıkları kredi nedeniyle TTKnın 553 maddesi gereği şahsi sorumluluklarına gidilebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000.000-Euro'nun 01/05/2014 itibaren işletilecek yıllık %5 faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili; davalı ...'ya usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanmadığını,davalının sonradan Romanya adresi belirlendiğinden ilanen tebligat yapıldığını, ilanda duruşma gün ve saati yazılmadığını; Berlin mahkemeleri yetkili olarak belirlendiğinden, mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu; Davacının şirkete karşı açtığı davanın kesinleştiğini ve bu kararın tenfizine karar verildiğini, sundukları 29/03/2017 tarihli hukuki mütalaa dikkate alınmadığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini; Yargıtay 11. HD'nin 14/02/2006 tarihli kararının emsal kabul edilemeyeceğini; davada dayanılan sorumluluk temelinin haksız fiil olmasına rağmen unsurlarının gerekçeli kararda tartışılmadığını;

davanın dolayısıyla zarar iddiasına istinaden açılmış sorumluluk davası olduğu ve şirket iflas etmediği gözetilerek davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini; özellikle doğrudan zarar hususunda kök rapor ile 1. ve 2. ek raporun birbiriyle çeliştiğini, şirket zararı için şirketin dava açabileceğini ancak iflas hali varsa alacaklı olduğunu iddia edenlerin aktif dava ehliyetine sahip olabileceğini;

1. 000.000-Euro'nun sözleşme borçlusu dava dışı ... ... AŞ.'ne gönderildiğini, şirketin 22/04/2013 tarihli 4 nolu yönetim kurulu kararında söz konusu paranın davacının bilgisi dahilinde ...-Romanya şirketinin inşaat taahhütlerinde ve ... GmbH’nin Türkiye'de kurduğu ... TR Enerji Hiz Ltd Şti'nin masraflarında kullanılmasına karar verildiğini,alınan yönetim kurulu kararı doğrultusunda 110.373,32-Euro'nun 2013 yılında, 50.000-Euro'nun2014 yılında olmak üzere 160.373,32-Euro diğer (sözde) davalı ...'ın temsil ettiği ... şirketi ile ... ... A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden verildiğini; bu paranın verilme nedeninin şirketin Romanya'da yaptığı inşaatlara finansman sağlamak olduğunu, ...

şirketine davacı ve yardımcısı ...'ın da ortaklığı ve hakimiyetinde davacının bizzat yönetiminde yer aldığı bir şirket olduğunu, kredinin 877.680-Euro'luk kısmın da ... TR Ltd Şti'nin işletme giderlerinin karşılanması ve ...'dan alınan ürünlerin bedelinin ödenmesi için kullanıldığını, bütün bu harcama ve ödemeleri davacının çok iyi bildiğini, zira davacının belirtilen şirketin yetkilisi, ortağı ve müdürü olduğunu, bu işlemlerin banka kayıtları,makbuzlarla belgeli olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporlarında da bu harcamaların tespit edildiğini, paranın verildiği 17/12/2012 tarihinde kurulmuş davacının yetkilisi olduğu ... TR şirketinin işlemlerini yürütmek üzere müvekkilinin ... ... A.Ş.'nin (eski unvan: ...

... A.Ş.) %50 hissesini satın alan Ima Internet Marketing und ... şirketinin müdürü olan ... ve davacının müdür olarak seçildiğini; ayrıca ... TR şirketinin müvekkiliyle birlikte müdürleri olan ... ve davacının birinin münferit imzasıyla temsiline karar verildiğini, ayrıca ... Tr şirketinin hakim ortağının da ... GmbH olduğunu, müvekkilinin 2013 yılı sonlarında davacıya ulaşamamaya başladığını, ... GmbHnin Almanya'da iflas sürecine girdiğinin öğrenildiğini, sonrasında yapılan araştırmada ... ... A.Ş.'ye ortak olan Almanya kökenli Ima ... şirketinin ortak ve yetkililerinin ...,davalı ... ve davacı olduğunu, yine ... TR şirketinin hakim ortağı olan ... GmbH nin ortak ve yetkililerinin ... ve davacı olduğunun öğrenildiğini, aslında davacının kendi hakimiyetindeki şirketlere yapılan ödemelerden sonra sadece kredi'nin faizinden doğan 16.807,79-Euro borcun kaldığını, paranın aslında yeniden davacıya döndüğünü ve mükerrer olarak müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını;...

TR ... Ltd Şti üzerinden yapılan ödemelere ek olarak bila tarihli 16.000-TL ve 22.138-TL 07/11/2013 tarihinde 16.000-TL ile bila tarihli 17 ay boyunca 3.551,92-TL ödeme yapılması hususunda banka talimatı bulunduğunu, davacının ... TR şirketinin katıldığı fuarlarda bizzat yer aldığını; "Am Schlangengraben 16 13597 Berlin" adresinin Almanya'daki Ima ... ve ... GmbH şirketlerinin adresi olduğunu, krediyi veren ve alanın davacı olduğunu gösterdiğini, her üç yabancı şirketin Almanya ve Romanya ticaret sicil kayıtlarının getirtilmediğini, tanıklarının da kabul edilmediğini; haricen temin ederek mahkemeye sundukları üç yabancı şirketin kayıtlarının iddiaların asılsızlığını ispatladığını, ... ... A.Ş.'nin %50 ortağı olan Ima ...

şirketinin ortak ve yetkililerinin ...,diğer davalı ... (bu kişinin 160.373,32-Euro'nun ödendiği ... şirketinin de ... ile birlikte iki hakim ortağından biri olduğu, davada da sözde davalı olduğunu); ... (bu şahsın, davacının ve ...'ın çok sayıda e-posta yazışmalarının olduğunu ve ödemelerden bilgisi bulunduğunu) ve davacı olduğunu; ... GmbH şirketinde, davacı ... Wiest'in şirketin tek yetkilisi genel müdürü olduğunu, Wiest ... GmbH ve ...GmbH'nin de diğer ortağı olduğunu, 160.373,32-Euro'nun (Bilirkişilerin bu tutarı 110.373,32-Euro olarak kabul ettiklerini, bu yöndeki itirazları tekrarladıklarını) ödendiği Romanya'daki ... şirketinde, ...'ın ve diğer davalı ...'ın %45-45 iki hakim ortağı olduğunu;

sundukları bu kayıtların davanın reddi için yeterli deliller olduğunu; kredinin davacının kendisi ile ortaklarına döndüğünün dikkate alınması gerektiğini; davacının sözleşme borçlusu ... ... A.Ş.'ye davacının 14/02/2013 tarihinde Ima ... 'yi %50 oranda ortak ederek şirkette söz sahibi olduğunu, Kredi sözleşmesinin tarihinin ise 11/03/2013 olduğunu, krediyi verenin de alanın da davacının kendisi olduğunu,2. ek bilirkişi raporundaki hakkın kötüye kullanılması tesbitinin kabul edilemeyeceğini; 25/02/2016 tarihli dilekçede talep ettikleri delillerin toplanmadığını ve hukuki dinlenilme haklarının kısıtlandığını; davacının diğer davalıya icra takibi yapmamasının her ikisi arasındaki muvazaayı gösterdiğini;

teminat iadesi kararının hatalı olduğunu; vekalet ücreti ve harcın yanlış hesaplandığını 14/10/2016 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin şirket alacaklısı olan davacının zararının tazmini istemine ilişkindir.Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi göz önüne alındığında yönetim kurulu üyesi olan davalıların, taşıma ile ilgili iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumlulukları sözkonusu değildir. Ancak, TTK m. 553 ile özel bir düzenleme yapılmış yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; TTK m. 556'da alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler.

Bu dava durumuna göre, 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik söz konusu değildir (Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi s. 2666). Davacı ile dava dışı (eski unvan) ... Lojistik Dış Tic. San. ve Tic. A.Ş (yeni unvan: ... Lojistik Dış Tic. San. ve Tic. A.Ş) arasında 11/03/2013 tarihinde imzalanan "Ödünç-Borç Sözleşmesi (...)" başlıklı sözleşmede, davacının dava dışı ... ... AŞ'ye 1.000.000-Euro anapara tutarını ödemeyi taahhüt ettiği, paranın transfer edildiği tarihten borcun tamamen geri ödendiği tarihe kadar geçen süre için yıllık %5 oranında faiz yürütüleceği, kredinin tamamını faiz ile birlikte 400 gün içinde ödeneceğinin taahhüt edildiği, geri ödemenin tek seferde olacağı, anaparanın erken ödenmesi halinde faizin erken ödeme cezası olmayacak şekilde yeniden hesaplanacağı, her iki tarafın yetkili mahkeme olarak Almanya Berlin Mahkemesini kabul ettiği ve dava dışı ...

... AŞ'yi temsilen davalıların sözleşmede imzalarının bulunduğu tespit edilmiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan, banka havale belgesine göre 20/03/2013 tarihinde davacının dava dışı şirketin hesabına "kullanım amacı:

11. 03.2013 tarihli sözleşme uyarınca kredi" açıklamalı 1.000.000-Euro gönderdiği; 09/04/2014 tarihinde davacının her iki davalıya gönderdiği ihtarla 16/04/2014 tarihinde alacağın muaccel olduğu 1.000.000-Euro'nun, 54.861,11-Euro faiziyle birlikte toplam 1.054.861,11-Euro'nun ödenmesinin istenildiği; bu ihtara cevap olarak şirketin faizler dahil toplam 16.807,79-Euro borcun kaldığı, bu tutarın da ortaklar tarafından %50-%50 geri ödeneceği bildirildiği görülmüştür.11/12/2012 tarihinde kuruluşu tescil edilmiş dava dışı ... ... AŞ'nin 26/11/2013 tarihli genel kurul kararına (TTSG ilan tarihi: 03/12/2013) istinaden unvanın ... ... AŞ olarak değiştirildiği, şirketin 11/12/2012 tarihinde davalı ...

ve dava dışı ... tarafından kurulduğu; anasözleşmenin 8. maddesine göre davalı ...'in 3 yıl süreyle şirketi temsil-ilzama sınırsız yetkili olarak atandığı; şirket yönetim kurulunun 14/02/2013 tarihli hisse devrine ilişkin kararıyla (tescilsiz TTSG ilan tarihi: 11/06/2014) Barış'ın ortaklıktan ayrıldığı, 50.000-TL sermayeli şirketin %50 hissesinin ...und ... UG-Almanya ve kalan %50 hissesinin de davalı ...'a ait olduğu; 27/02/2013 tarihli yönetim kurulu kararına (TTSG ilan tarihi: 06/03/2013) göre yönetim kurulunun davalı ... ve diğer davalıdan oluştuğu, davalı ...'in genel müdür, diğer davalının genel müdür yardımcısı olarak belirlendiği, her iki davalının müşterek imzalarıyla 3 yıl süreyle şirketi temsil-ilzama sınırsız yetkili oldukları;

davalı ...'in yönetim kurulu üyeliğinden ve genel müdürlük görevlerinden ayrıldığına ilişkin 21/12/2014 tarihinde noterden dava dışı şirkete istifaname gönderdiği, ancak belgenin usulüne uygun tescil ve ilan ettirilmediği, istifanamenin 06/02/2015 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verildiği ve 23/03/2015 tarihinde resen tescil ettirildiği (TTSG ilan tarihi: 30/03/2015) tespit edilmiştir. Davacının, dava dışı ... ... AŞ'ye karşı 13/06/2014 tarihinde Berlin Eyalet Mahkemesinde açtığı "13 O 243/14" nolu davada verilen 01/10/2015 tarihli kararda, 1.055.555,56-Euro ile birlikte 1.000.000-Euro'nun 02/05/2010 tarihinden itibaren baz faiz oranı %5 üzerinden faizini ödemesine karar verildiği;

kararın 25/02/2016 tarihinde kesinleştiği; bunun üzerine davacının dava dışı şirkete karşı Bakırköy 2. AHM'nin 2016/571 esas ve 2017/93 karar sayılı dosyasında verilen 14/03/2017 tarihli ilamıyla Berlin Eyalet Mahkemesi kararının tenfizine karar verildiği ve kararın 21/04/2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınmış bilirkişi heyetinin 20/09/2016 tarihli kök raporunda; dava dışı ... ... A.Ş'nin 22/04/2013 tarih ve 4 nolu yönetim kurulu toplantısında, şirket adına (davacı) Peter Paul Wiest'ten gelen 1.000.000-Euro kredinin Peter Paul bilgisi dahilinde... Köstence/Romanya adresinde kurulu olan şirketin inşaat taahhütlerinde ve ... Gmbh'nin Türkiye'de kurulu ...

TR Enerji Hiz. ve San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. masraflarında kullanılmasına karar verildiği; bu karara dayalı olarak davalı Fahre3ttin vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu dava dışı şirket tarafından ... ve (diğer davalı) ...'ya yıllık %6 faizle 50.000-Euro kredi verilmesine ilişkin bila tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı; söz konusu tutarın 25.960-Euro ve 24.040-Euro olmak üzere toplam 50.000-Euro'nun Cristian'a ödendiğine ilişkin para makbuzunun konulduğu, ancak işlemlerde tarih bulunmadığı; yine dava dışı şirketin ... ve Cristian'a yıllık %6 faizle 110.373-Euro kredi verilmesine ilişkin bir yıl vadeli bila tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı; dava dışı şirketin banka kayıtlarına göre 27/03/2013 tarihinde gelmiş 989.973,36-Euro'nun 28/03/2013-24/07/2013 tarihleri arasında 54.000-Euro'sunun dava dışı Core Energy'ye, 84.600-Euro'sunun dava dışı Servet Y.'ye, 11.000-Euro'sunun dava dışı Başak Y.'ye ve 839.680-Euro'sunun ...

TR'ye gönderildiği; şirketin 2012-2013 ticari defterlerinin banka kayıtlarıyla uyumlu olmadığı, buna göre 1.000.000-Euro'nun 31/03/2013 tarihinde şirketin kayıtlarına işlendiği, 110.373,33-Euro'nun Core Energy'ye, 596.769,74-Euro'nun ... GmbH'ye ve First Aqua'ya avans ödemesi yapıldığının görüldüğü; davalıların dava dışı şirketin temsil ve ilzama yetkili organı olarak şirket adına aldıkları bu krediyi kullanmışlar ancak geri dönüşü konusunda gerekli tedbirleri almayarak (örneğin krediyi kullandıkları şirketin ödeme gücü olup olmadığına bakmaksızın ya da gerekli teminatları almaksızın) Kanun ve esas sözleşmenin kendilerine yüklediği özen borcunu ihlal etmiş ve bu konuda kusurlu davranmışlardır.

Davalıların bu davranışı ile davacının zararı arasında illiyet bağı Mevcut Olup, bu durumda davalıların TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden şahsi sorumluluklarına gidilmesinin mümkün olduğu görüşü belirtilmiştir.Davalı ... vekilinin itirazı üzerine alınmış bilirkişi heyetinin 07/03/2017 tarihli 1. ek raporunda; davalının da ortağı olduğu dava dışı bu şirkete yapılan ödemelerin davacının talimatıyla ve söz konusu alacağın ifası amacıyla yapıldığına dair yeni bir bilgi veya belge sunulamadığından kök rapordaki görüşte değişiklik bulunmadığı; sonrasında davalı ... vekilinin itirazı üzerine alınmış bilirkişi heyetinin 13/11/2017 tarihli 2. ek raporunda; davalı ... vekilinin dosyaya sunduğu 29/03/2017 tarihli uzman görüşü ve itirazlar irdelenmiş, önceki görüşte bir değişiklik bulunmadığı ifade edilmiştir.

Romanya vatandaşı olan diğer davalı ...'a bilinen adresinden tebligat yapılamadığından ve Türkiye'deki adresi belirlenemediğinden, ayrıca Romanya'daki adresinin tespiti için 21/02/2019 tarihli yazıyla Adalet Bakanlığı'na uluslararası istinabe talebinin gönderildiği, 30/05/2019 tarihli duruşmada söz konusu yazıya cevap verilmediğinden ve davanın bulunduğu aşama gözetilerek davalı ... için Türkiye ve Romanya'da ilanen tebligat yapılmasına karar verildiği, Türkiye'de ilanın 12/10/2019 tarihinde yapıldığı, Romanya'da 03/02/2020 tarihinde ilan yapıldığına dair Bükreş Büyükelçiliği'nin 10/02/2020 tarihli yazısının mahkemeye gönderildiği, kararı istinaf eden davalının diğer davalı ...'ın Romanya adresinin bildirildiğini beyan ettiği uluslararası istinabe cevabi yazısının mahkemeye 18/02/2020 tarihli yazıyla mahkemeye gönderildiği, dolayısıyla davalı ...'ın 2011 yılı kayıtlarına göre gönderilmiş adresi bildirildiğinde ilanen tebligat prosedürünün de sona erdiği dikkate alındığında, dava dilekçesinin ilanen tebliğinin usulüne uygun yapıldığı görüldüğünden, taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır.11/03/2013 tarihli kredi sözleşmesinin tarafları davacı ile dava dışı şirket olduğundan, sözleşmedeki uluslararası yetki şartının sözleşmenin tarafı olmayan davalıları bağlamayacağı;

Almanya'da görülmüş dava ile eldeki davanın tarafları ve hukuki sebebi farklı olduğundan derdestliğin bulunmadığı; tenfizine de karar verilmiş ve davalının tarafı olmadığı yabancı mahkeme kararıyla davalının yöneticisi olduğu şirketin, davacıdan aldığı 1.000.000-Euro borcun ödenmediği ve şirketin davacıya söz konusu bedeli kararlaştırılan faiziyle ödeyeceği hususlarında uyuşmazlık açısından delil teşkil ettiği; davacının Almanya vatandaşı olduğu, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti arasında Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müteallik Münasebetı Mütekabiliye Dair Mukavelenamenin 2. maddesine göre teminat muafiyeti bulunmadığından davalı ... vekilinin davacıdan yabancılık teminatı alınmasına gerek bulunmadığı;

tarafı ve hukuki sebebi farklı olan kabulle sonuçlanmış yabancı mahkeme kararına istinaden, eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığının söylenemeyeceği; davalı ... vekilinin dosyaya sunduğu uzman görüşünün bilirkişi heyetinin 2. ek raporda değerlendirildiği ve bu kapsamda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin söylenemeyeceği; Yargıtay 11. HD'nin 14/02/2006 tarihli ilamının somut olayda uygulanabileceği; mahkemece nihai kararda varılan sonuca göre yeterli gerekçenin bulunduğu ve sorumluluğun ortaya konulduğu; eldeki davada dava dışı şirketin alacaklısı olan davacı, uğradığı doğrudan zararı talep ettiği için aktif husumet ehliyeti bulunduğu; bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında farklı müesseselere ilişkin yaptıkları açıklamalarda hükme tesir eden bir çelişki bulunmadığı;

dava dışı şirketin, davacıdan borç olarak aldığı 1.000.000-Euro'yu ödediğine dair dosyada bir delil bulunmadığı; dava dışı şirket alacaklısı olan davacı, uğradığı doğrudan zararı talep ettiği için davaya konu işlemin gerçekleştirildiği tarihte şirket yöneticisi olan davalı ...'in pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulünün gerektiği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin usule ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedenleri benimsenmemiştir.Davacının, davalıların yöneticisi olduğu dava dışı ... ... AŞ'ye 11/03/2013 tarihli sözleşme kapsamında 1.000.000-Euro borç verdiği ve borcun ödenmediği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının söz konusu paranın tahsili için sözleşmeye göre yetkili Berlin Eyalet Mahkemesi'nde 2014 yılında açtığı dava 2015 yılında kabulle sonuçlanmış, karar 2016 yılında kesinleşmiş ve kararın Türkiye'de tenfizine ilişkin ilam da 21/04/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

Eldeki davada ise davacı, şirketin iki yetkilisine eldeki davayı açmış olup, borç şirket tarafından ödenmediğinden doğrudan zarara uğrayan şirket alacaklısı olarak alacağını talep etmektedir. Davalı yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde, ... ... AŞ'nin %50 ortağı olan Ima ... U.G. şirketinin 4 ortağından ikisinin davacı ve diğer davalı ... olduğunu, yine kendi savunmasında 1.000.000-Euro'nun 160.373,32-Euro'luk kısmının diğer davalı ...'ın temsil ettiği ...-Romanya şirketine ve 877.680-Euro'luk kısmın da ... TR ... Ltd Şti. aracılığıyla ... TR ... Ltd. Şti. aracılığıyla 877.680-Euro'nun ödendiği ... ... GmbH-Almanya şirketine gönderildiğini, diğer davalı ...'ın Romanya'daki şirketin hakim ortağı olduğunu ve Almanya'daki ...

... GmbH şirketinin de davacıya ait olduğunu, davacı ile diğer davalı arasında muvazaa bulunduğunu, tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını ve dolayısıyla davacının aslında ... .. AŞ'ye borç olarak verdiği parayı diğer şirketler üzerinden aldığını savunmaktadır. Fakat mahkemenin kararında da belirtildiği ne davacıyla şirket arasındaki 11/03/2013 tarihli borç sözleşmesinde ne de davanın tarafları arasında hatta dava dışı şirketin kayıtlarında, söz konusu 1.000.000-Euro'nun davalı ...'in savunduğu şekilde ödeneceğine dair bir bilgi belge bulunmamaktadır. Söz konusu yabancı şirketlerde gerçek kişi olarak davacının, ortağı olması da davalı vekilinin iddia ettiği gibi borcun ifa edildiğini göstermemektedir.

Buna göre hükme esas alamaya elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davacının borç verdiği dava dışı şirketin yöneticileri olan davalıların ticari defterlere göre parayı avans olarak gönderdikleri ve daha avantajlı koşullarla borç verildiği belirtilen şirketlerden geri tahsil etmedikleri, bu yönde gerekli tedbirleri-teminatları almadıkları, 50.000-TL sermayesi olan bir şirkete 2013 tarihinde 1.000.000-Euro borç alarak paranın esasen şirket için kullanılmadığı, bu nedenle de sözleşmenin açık hükmüne göre 1 yıl sonra vadesi gelecek olan borcun şirket tarafında ödenememesine kanun ve esas sözleşmenin kendilerine yüklediği özen borcunu ihlal etmek suretiyle kusurlu davranarak, davacının doğrudan zararına sebebiyet verdikleri anlaşılmıştır.

Ayrıca 2. ek bilirkişi raporundaki hakkın kötüye kullanılması iddiasına yönelik görüşlerin sonuca etkili olmadığı; davalı vekilinin 25/02/2016 tarihli dilekçesinde belirttiği şahısların yurtdışı giriş çıkış kayıtlarının davanın sübutuna etkisi bulunmadığı, davanın değeri itibariyle tanıkla ispatının mümkün olmaması ve dava dışı yabancı şirketlerle ilgili sunduğu kayıtların mahkemece yeterli bulunduğu görüldüğünden, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği; her iki davalı arasında müteselsil sorumluluk bulunduğundan, davacının diğer davalıya takip yapıp yapmaması davacının ihtiyarında bulunduğu; mahkemenin hüküm fıkrasının 2. bendi "HMK 392/2 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmadığı takdirde ve talep halinde teminatın davacıya iadesine," karar verilmiştir.

Alacak davası görülmekte iken verilen İhtiyati haciz sırasında alınan teminatın iadesi koşulları ise İİK nın 264 maddesinde düzenlenmiştir.İhtiyati haciz sırasında alınan teminat ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğünde iade edilir.Bunun koşulu da İİK nın 264/3 maddesinde düzenlenmiş olup" ihtiyati haciz alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya..esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmak mecburiyetindedir. "hükmünü içerir .Alacak davasında verilen kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ilam icraya konulduğu takdirde ihtiyati haciz kesin hacze dönüşeceğinden teminatın iadesi koşulları oluşur.İhtiyati haciz teminatının iadesinin İİK yerine HMK'nın 392/2 maddesine göre iadesinin kararlaştırılması yerinde değil ise de teminatın akıbeti nihai karardan bağımsız olarak karara bağlanabileceğinden sonuca etkili bulunmamıştır.Davada talep olunan 1.000.000-Euro'nun karşılığı olan 2.810.400-TL üzerinden hesaplanan karar harcı ve vekalet ücretinin hesaplanmasında hata bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle,davanın kabulüne ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığından davalı ...

vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 191.978,42-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 48.049-TL harcın mahsubu ile kalan 143.929,42-TL harcın davalı ... mirasçılarından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ... tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 27,35-TL istinaf yargı giderinin davalı ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 2.500-TL masrafın davalı ... mirasçılarından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

02/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73359 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.