Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14264 E. 2016/853 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakliyat abonman sigorta poliçesi↗ nakliyat abonman sigortası↗ abonman sigorta poliçesi↗ rücu davası↗ nakliyat emtia sigortası↗ halefiyet↗ ibraname↗ sigorta ettiren↗ aktif dava ehliyeti↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ ek prim↗ rücu↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗ avans faizi↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 191.205,07 TL’nin 06.09.2011 (ödeme tarihinden) itibaren avans faizi oranlarında hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigorta ettiren .... .... arasındaki nakliyat abonman sigorta poliçesi yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya ibraz edilmiştir. Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Bu husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta primini istiyebilir.” hükmünü haizdir. Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere nakliyat emtia spesifik sigorta poliçesinde teklif tarihi 27/06/2011, yükleme tarihi 01/05/2011 olarak gösterilmiş; riziko tarihinin ise 30/05/2011 olduğu tespit edilmiştir. Sigortalıya ait malların taşınması sırasında 30/05/2011 tarihinde riziko meydana geldikten sonra sigortalı tarafından 27/06/2011 tarihinde yapılan teklif üzerine spesifik poliçenin düzenlendiği göz önüne alındığında teminatın en erken teklif tarihinde başlacağının kabulü gerekir. Metni yukarıya alınan yasa hükmüne göre rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine düzenlenen sigorta poliçesi hükümsüzdür. Hükümsüz bulunan bir sigorta ilişkisine nazaran yapılan ödeme de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301. maddesi uyarınca davacıya halefiyet hakkı sağlamaz. Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve ibranameye göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ... şirketi yararına temlik beyanında bulunulmamıştır. Bu itibarla, rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine sigorta poliçesi düzenlenmesinin önceden meydana gelen rizikoyu teminat altına alma olanağının bulunmadığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12047 E. 2018/4971 K.
Ortak:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · nakliyat emtia sigortası · halefiyet · ibraname · sigorta ettiren
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Benzer bu karardaPetrol Rafinerileri A.Ş. arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında «dava konusu» taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
1-Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucüan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı · davanın konusu · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · hasar · zamanaşımı
Benzer bu kararda… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
Ve Tic Ltd Şti. aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», davalı ...ile ...aleyhine açılan davanın kabulüne, 46.724,18 TL tazminatın 25/10/2011 ödeme tarihinden itibaren değişen ve değişecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine «sigorta poliçesi» düzenlenmesinin önceden meydana gelen rizikoyu «teminat» altına alma olanağının bulunmadığı hususu dikkate alınarak, emtianın sevkiyatından önce dava dışı sigortalı tarafından davacı sigortalıya bildirim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne zaman yapıldığı, «davaya konusu» «hasarın» sigorta örtüsü altında olup olmadığı hususları değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmey …
Petrol Rafinerileri A.Ş. arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında «dava konusu» taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11534 E. 2011/4286 K.
Ortak:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · halefiyet · ibraname · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyan · rücu hakkı · taşıyan · hasar · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, «sigorta ettirenin» sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde «hasarın» «teminat» altında olduğunun kabulü, aksine davalının «alt taşıyan» olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine «rücu» edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11581 E. 2011/4008 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · sigorta ettiren · riziko · temlik
İncelediğiniz kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve «ibranameye» göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ... şirketi yararına «temlik» beyanında bulunulmamıştır.
Somut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Benzer bu kararda2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada sigortalıya ödenen miktarın davacıya «temliki» sözkonusu olmamasına göre birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar ihbarı · hırsızlık · alacak davası · ihbar · geçersizlik · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12252 E. 2010/3142 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · riziko · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDosya içeriğinden anlaşılacağı üzere nakliyat emtia spesifik «sigorta poliçesinde» teklif tarihi 27/06/2011, yükleme tarihi 01/05/2011 olarak gösterilmiş; «riziko» tarihinin ise 30/05/2011 olduğu tespit edilmiştir.
Metni yukarıya alınan yasa hükmüne göre «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine düzenlenen «sigorta poliçesi» hükümsüzdür.
Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve «ibranameye» göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ... şirketi yararına «temlik» beyanında bulunulmamıştır.
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası · geçersizlik · hasar
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9152 E. 2014/16157 K.
Ortak:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · nakliyat emtia sigortası · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmadığı gibi, dosyada sigorta ettirenin alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin bir belgeye de rastlanılmamıştır.
Dava tarihinde yürürlükteki 6762 Sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucüan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · icra takibine itiraz · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · hasar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… msenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı nezdine sigortalı emtianın taşınamsı işinin davalı tarafından üstelenildiğini, emtianın taşıma sırasında «hasar» gördüğünün, dava dışı alıcı ve dava dışı araç şöförünün birlikte düzenledikleri tutanakla sabit olduğu, tanık olarak dinlenen araç şöförü tutanağın aksi yönünde beyanda bulunmuşsa da tutanaktaki «imza inkar» edilmediğinden içeriğinin doğru kabul edildiği, zarar miktarı olan 1.960,00 TL'nin davacı tarafından sigortalısına ödediği, davacının talep edebilceği «işlemiş faizin», 47,36 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2011/2086 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın 1.960,00 TL «asıl alacak», 47,36 TL faiz alacağı yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın (1.960,00 TL) %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucüan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Bu itibarla mahkemece, davacıya spesifik poliçeyi sunması veya dava konusu emtianın sigorta örtüsü altında olduğunu kanıtlaması hususunda delillerini bildirmek üzere süre verilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7580 E. 2012/15713 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · sigorta ettiren · riziko · ek prim · temlik
İncelediğiniz kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve «ibranameye» göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ... şirketi yararına «temlik» beyanında bulunulmamıştır.
Somut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Benzer bu karardaOlayda uygulanması gereken 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Dosyada bulunan «ibranamede» de herhangi bir «temlik» beyanı yer almamaktadır.
Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere poliçede teklif tarihi 22/08/2005, yükleme tarihi 20/08/2005 olarak gösterilmiş; kaza tespit tutanağında ise «riziko» tarihinin 20/08/2005 olarak kayıtlandırıldığı anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · rücuen tahsil · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu karardaDava, «emtia nakliyat sigortasından» kaynaklandığı iddia olunan tazminatın «rücuen tahsiline» ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücüsü ...’ın %100 oranında kusurlu bulunduğu, davacının sigortalısına 17.335,00 TL ödediği, davacının sigortalısına ödeme yapmakla haklarına halef olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne 17.335,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece «rizikonun» sigorta akdinin oluşmasından önce gerçekleşip geçekleşmediği üzerinde durulup buna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3695 E. 2011/2195 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · rücu · temlik
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Ancak, dava konusu olayda, «rizikonun» gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf «prim» tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni halefiyet · gerekçe-hüküm çelişkisi · kısmi kabul · nakliyat sigortası · sorumluluktan kurtulma · rücu hakkı · ispat külfeti · ispat yükü
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu «sorumluluktan kurtulmak» isteyen «taşıyıcının», böyle bir durumda «ihbarın» «rizikonun» gerçeklemiş olduğunu bile, bile «sigorta ettiren» tarafından yapıldığının «ispat külfeti» altında olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davacı sigortacının TTK’nun 1295/4.maddesi ile aynı Yasa’nın 1301.maddesi uyarınca «halefiyet» hakkını kazandığının kabulü gerekirken, «ispat yükü» ters çevrilerek yazılı şekilde, davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14264 E. , 2016/853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/11/2014 tarih ve 2012/28-2014/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, .... ....’ye ait yakıt emtiasının davacı tarafından nakliyat emtia kati sigorta poliçesi ve nakliyat abonman sözleşmesi ile sigortalandığını, sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda İzmit-Kırıkkale taşıması sırasında 30.05.2011 tarihinde vagonların raydan çıkarak devrilmesi sonucu hasarlandığını, 201.205,00 TL hasar tutarının 06.09.2011 tarihinde sigortalıya ödendiğini ileri sürerek; 201.205,00 TL’nin ödeme tarihi olan 06.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta poliçesinin kazadan sonra düzenlendiğini, kazanın oluşumunda davalının kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 191.205,07 TL’nin 06.09.2011 (ödeme tarihinden) itibaren avans faizi oranlarında hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigorta ettiren .... .... arasındaki nakliyat abonman sigorta poliçesi yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya ibraz edilmiştir. Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz.
Bu husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta primini istiyebilir.” hükmünü haizdir. Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere nakliyat emtia spesifik sigorta poliçesinde teklif tarihi 27/06/2011, yükleme tarihi 01/05/2011 olarak gösterilmiş;
riziko tarihinin ise 30/05/2011 olduğu tespit edilmiştir. Sigortalıya ait malların taşınması sırasında 30/05/2011 tarihinde riziko meydana geldikten sonra sigortalı tarafından 27/06/2011 tarihinde yapılan teklif üzerine spesifik poliçenin düzenlendiği göz önüne alındığında teminatın en erken teklif tarihinde başlacağının kabulü gerekir. Metni yukarıya alınan yasa hükmüne göre rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine düzenlenen sigorta poliçesi hükümsüzdür. Hükümsüz bulunan bir sigorta ilişkisine nazaran yapılan ödeme de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301. maddesi uyarınca davacıya halefiyet hakkı sağlamaz. Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve ibranameye göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ...
şirketi yararına temlik beyanında bulunulmamıştır. Bu itibarla, rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine sigorta poliçesi düzenlenmesinin önceden meydana gelen rizikoyu teminat altına alma olanağının bulunmadığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/01/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı ... şirketi ile dava dışı sigortalı arasındaki 01.04.2011-01.04.2012 tarihli Nakliyat Abonman Sözleşmesi'nin "Teminatın Sınırı Klozu"nda sigorta müddetince sigortacının her bir vasıtadaki azami sorumluluğu belirlenmiştir. Aynı Klozda her bir sevkiyat için ayrı bir poliçe tanzim ve prim tahakkuk ettirileceği kararlaştırılmıştır. Öte yandan, söz konusu klozda sevkiyatlara ait formların nakil vasıtasının hareketinden evvel verilmemesi halinde de limit dahilinde kalmak kaydıyla sevkiyatları sigortalı tutulduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda, dava konusu taşımaya dair taşımaya bildirimi ve poliçe tazmininden önce riziko gerçekleşsse dahi, davacı ile sigortalı arasındaki "Nakliyat Abonman Sözleşmesi" başlıklı sigorta akdi kapsamında kalacağından, sayın çoğunluğun red gerekçesine katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215542400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz