Nakliyat abonman sigortası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11534 E. 2011/4286 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakliyat abonman sigortası↗ nakliyat abonman sigorta poliçesi↗ alt taşıyan↗ abonman sigorta poliçesi↗ rücu davası↗ halefiyet↗ rücu hakkı↗ ibraname↗ sigorta ettiren↗ sigorta sözleşmesi↗ rücu↗ temlik↗ taşıyan↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesi ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek hasarın teminat altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesine dayalı sigorta rücu davasıdır. Mahkemece, sigorta ettirenin veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek hasarın teminat altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının alt taşıyan olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde hasarın teminat altında olduğunun kabulü, aksine davalının alt taşıyan olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine rücu edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigorta ettiren şirket arasındaki nakliyat abonman sigorta poliçesi dosyaya ibraz edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır. Mahkemece, davaya konu taşımaya ilişkin spesifik poliçe düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan ibranamede, sigorta ettirenin alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya temlik ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı halefiyete değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14264 E. 2016/853 K.
Ortak:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · halefiyet · ibraname · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · riziko · ek prim · taraf ehliyeti · avans faizi
Benzer bu kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 191.205,07 TL’nin 06.09.2011 (ödeme tarihinden) itibaren «avans faizi» oranlarında hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir «rizikodan» sorumlu olmaz.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12047 E. 2018/4971 K.
Ortak:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · halefiyet · ibraname · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Benzer bu karardaPetrol Rafinerileri A.Ş. arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında «dava konusu» taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava konusu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · sigorta teminatı · davanın konusu · davanın açılmamış sayılması · riziko · ek prim · açılmamış sayılma · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
Ve Tic Ltd Şti. aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», davalı ...ile ...aleyhine açılan davanın kabulüne, 46.724,18 TL tazminatın 25/10/2011 ödeme tarihinden itibaren değişen ve değişecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Bu itibarla, «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine «sigorta poliçesi» düzenlenmesinin önceden meydana gelen rizikoyu «teminat» altına alma olanağının bulunmadığı hususu dikkate alınarak, emtianın sevkiyatından önce dava dışı sigortalı tarafından davacı sigortalıya bildirim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne zaman yapıldığı, «davaya konusu» «hasarın» sigorta örtüsü altında olup olmadığı hususları değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmey …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3695 E. 2011/2195 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · rücu hakkı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · rücu · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni halefiyet · gerekçe-hüküm çelişkisi · kısmi kabul · nakliyat sigortası · sorumluluktan kurtulma · ispat külfeti · riziko · ek prim
Benzer bu karardaHalefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu «sorumluluktan kurtulmak» isteyen «taşıyıcının», böyle bir durumda «ihbarın» «rizikonun» gerçeklemiş olduğunu bile, bile «sigorta ettiren» tarafından yapıldığının «ispat külfeti» altında olduğunun kabulü gerekir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu olayda, «rizikonun» gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf «prim» tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez.
Gerçekten de, mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesinde değinildiği gibi, sadece abonman sözleşmesinin bulunması spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğu kabul edilemez ve sigortacı da böyle bir «rizikodan» sorumlu olmaz.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12252 E. 2010/3142 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz kararda… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:riziko · alacak davası · geçersizlik
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13543 E. 2013/11853 K.
Ortak:nakliyat abonman sigortası · halefiyet · rücu hakkı · sigorta sözleşmesi · rücu · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, «sigorta ettirenin» sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde «hasarın» «teminat» altında olduğunun kabulü, aksine davalının «alt taşıyan» olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine «rücu» edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin «nakliyat abonman sigorta sözleşmesine» dayanarak düzenlediği spesifik poliçenin taşımanın tamamlanması ve «hasarın» öğrenilmesinden sonra düzenlendiği, bu sebeple sigorta şirketinin ödemesinin lütuf ödemesi olduğu, TTK'nın 1301 ve 1361. maddeleri gereğince «halefiyetinin» haklı olmadığı, ancak sigorta şirketi ödediği miktar kadar sigortalısının dava hakkını «temlik» alması sebebiyle temlik alacaklısı sıfatıyla davayı açabileceği, temlike konu «alacağın, temlik» eden tarafından talep edilebilir olması gerektiğinden temlik eden dava dışı ...
Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçelerle, davacı ... şirketine yapılan ödemenin «sigorta sözleşmesine» göre “ex gratia” bir ödeme olduğu, bu nedenle de sigorta şirketinin «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, emtea nakliye «sigorta poliçesi» nedeniyle «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik harç · rücuen alacak · yapılmamış sayılma · kıyasen uygulama · alacağın temliki · riziko · taraf ehliyeti · havale
Benzer bu karardaTemyiz «defterine» kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen «eksik harç» ödenmesi ile ilgili işlemin «kıyasen uygulanması» ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte «yapılmış sayılması» gerektiği açıklanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin «nakliyat abonman sigorta sözleşmesine» dayanarak düzenlediği spesifik poliçenin taşımanın tamamlanması ve «hasarın» öğrenilmesinden sonra düzenlendiği, bu sebeple sigorta şirketinin ödemesinin lütuf ödemesi olduğu, TTK'nın 1301 ve 1361. maddeleri gereğince «halefiyetinin» haklı olmadığı, ancak sigorta şirketi ödediği miktar kadar sigortalısının dava hakkını «temlik» alması sebebiyle temlik alacaklısı sıfatıyla davayı açabileceği, temlike konu «alacağın, temlik» eden tarafından talep edilebilir olması gerektiğinden temlik eden dava dışı ...
1-Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesi hakime «havale» ettirilmiş ise de, temyiz «defterine» kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime «havale» ettirilmesi ile yetinilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11574 E. 2010/2345 K.
Ortak:nakliyat abonman sigortası · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · temlik · sigorta poliçesi · hasar · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, «sigorta ettirenin» sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde «hasarın» «teminat» altında olduğunun kabulü, aksine davalının «alt taşıyan» olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine «rücu» edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece abonman «nakliyat sigorta poliçesinin» yürürlükte olduğu dönem içerisinde «rizikonun» gerçekleştiğinin kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, dosya içinde mevcut «ibra» ve «temlik» belgesiyle davacı ... şirketi «hasar» bedelini dava dışı gönderen–sigortalıya ödeyerek hasar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır.
Başka bir anlatımla, dava dışı «sigorta ettiren», kazayla ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK.’nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete «temlik» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · gerçek zarar · alacağın temliki · ibra · riziko
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece abonman «nakliyat sigorta poliçesinin» yürürlükte olduğu dönem içerisinde «rizikonun» gerçekleştiğinin kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, abonman poliçeye bağlı spesifik poliçenin «riziko» gerçekleştikten sonra düzenlendiği ve bu nedenle geçeriz bir ödeme yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, yurtiçi «nakliyat sigorta sözleşmesine» dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir.
… gorta Sözleşmesi düzenlenmiş olup, dosyada mevcut 1.8.2006 tarihli spesifik poliçede de bu Abonman Nakliyat Sigorta Poliçesine atıf yapıldığı gibi spesifik poliçede «riziko» tarihini de kapsayacak şekilde 01.07.2006 – 31.07.2006 tarihleri arasındaki taşımalar «teminat» altına alınmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11534 E. , 2011/4286 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2009 tarih ve 2008/1794-2009/749 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigortalanan emtianın, davalı şirket tarafından taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucunda hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, ödenen bedelin tahsili için yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesi ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek hasarın teminat altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesine dayalı sigorta rücu davasıdır. Mahkemece, sigorta ettirenin veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek hasarın teminat altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının alt taşıyan olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde hasarın teminat altında olduğunun kabulü, aksine davalının alt taşıyan olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine rücu edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigorta ettiren şirket arasındaki nakliyat abonman sigorta poliçesi dosyaya ibraz edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır. Mahkemece, davaya konu taşımaya ilişkin spesifik poliçe düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan ibranamede, sigorta ettirenin alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya temlik ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı halefiyete değil, BK.nun 162 nci vd.
madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021077200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz