Halefiyet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12252 E. 2010/3142 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
halefiyet↗ ibraname↗ riziko↗ alacak davası↗ temlik↗ geçersizlik↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, rizikonun 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, sigorta poliçesinin imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan alacak davası olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin hasarın gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi geçersiz ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca halefiyet elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan ibraname başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya temlik etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11581 E. 2011/4008 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · riziko · alacak davası · temlik · geçersizlik · hasar
İncelediğiniz karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada sigortalıya ödenen miktarın davacıya «temliki» sözkonusu olmamasına göre birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar ihbarı · sigorta ettiren · hırsızlık · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14264 E. 2016/853 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · riziko · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya içeriğinden anlaşılacağı üzere nakliyat emtia spesifik «sigorta poliçesinde» teklif tarihi 27/06/2011, yükleme tarihi 01/05/2011 olarak gösterilmiş; «riziko» tarihinin ise 30/05/2011 olduğu tespit edilmiştir.
Metni yukarıya alınan yasa hükmüne göre «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine düzenlenen «sigorta poliçesi» hükümsüzdür.
Öte yandan, dosya içerisindeki tazminat makbuzu ve «ibranameye» göre, sigortalısının zararını ödeyen davacı ... şirketi yararına «temlik» beyanında bulunulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · nakliyat emtia sigortası · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12047 E. 2018/4971 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · riziko · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine «sigorta poliçesi» düzenlenmesinin önceden meydana gelen rizikoyu «teminat» altına alma olanağının bulunmadığı hususu dikkate alınarak, emtianın sevkiyatından önce dava dışı sigortalı tarafından davacı sigortalıya bildirim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne zaman yapıldığı, «davaya konusu» «hasarın» sigorta örtüsü altında olup olmadığı hususları değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmey …
… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
Metni yukarıya alınan yasa hükmüne göre «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra yapılan teklif üzerine düzenlenen «sigorta poliçesi» hükümsüzdür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · nakliyat emtia sigortası · sigorta teminatı · sigorta ettiren · davanın konusu
Benzer bu karardaPetrol Rafinerileri A.Ş. arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında «dava konusu» taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
1-Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucüan tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11534 E. 2011/4286 K.
Ortak:halefiyet · ibraname · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · alt taşıyan · abonman sigorta poliçesi · rücu davası · rücu hakkı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, «sigorta ettirenin» sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde «hasarın» «teminat» altında olduğunun kabulü, aksine davalının «alt taşıyan» olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine «rücu» edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10280 E. 2012/16460 K.
Ortak:halefiyet · hasar
İncelediğiniz karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Benzer bu kararda… afından sigortalanan emtianın 15.12.2006 tarihinde İngiltere'den Türkiye'ye nakliyesi esnasında davalı şirketin sorumluluğu altında iken hasarlandığı, meydana gelen «hasar» nedeniyle zarar karşılığı olarak 857,69 GMP USD'nin 23.02.2007 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği, hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesi uyarınca, davacı ... şirketinin yasal «halefiyet» hakkından yararlanabilmesi için sigortalısına, sigorta bedeli veya tazminatını ödemesi gerekir.
Somut olayda davacı ... meydana gelen «hasar» nedeniyle sigortalısına ödeme yaptığını iddia etmiş ancak dosya kapsamında davacı ... şirketinin sigortalısına ödeme yaptığını gösterir belgeye rastlanılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… afından sigortalanan emtianın 15.12.2006 tarihinde İngiltere'den Türkiye'ye nakliyesi esnasında davalı şirketin sorumluluğu altında iken hasarlandığı, meydana gelen «hasar» nedeniyle zarar karşılığı olarak 857,69 GMP USD'nin 23.02.2007 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği, hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, TTK 1301 dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12252 E. , 2010/3142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2008 tarih ve 2007/166-2008/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince nakliyat rizikolarına karşı sigortalanan muhtelif gıda emtiasının davalıya ait araç ile nakliyesi sırasında 03/01/2006 tarihinde hasar görmesi sebebiyle davacı tarafından sigorta ettirene ödenen 37.697,51 TL'nin ödeme tarihi olan 17/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte rücuen davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, nakliye amacıyla davalıya teslim edilen emtianın araçtan çalınmasında davalının kusurunun bulunmadığını, hırsızlık olayını fark eden davacının kolluk güçlerine gerekli ihbarı yaptığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, rizikonun 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, sigorta poliçesinin imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan alacak davası olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin hasarın gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi geçersiz ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca halefiyet elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan ibraname başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya temlik etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014903700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz