Kanuni halefiyet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3695 E. 2011/2195 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanuni halefiyet↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ rücu davası↗ kısmi kabul↗ nakliyat sigortası↗ sorumluluktan kurtulma↗ halefiyet↗ rücu hakkı↗ sigorta ettiren↗ ispat külfeti↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ ek prim↗ rücu↗ ispat yükü↗ alacak davası↗ temlik↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı taşıyıcıya karşı açmış bulunduğu işbu rücu davası,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman nakliyat sigorta poliçesi bulunsa bile, hasarın meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı sigorta ettiren tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının rücu hakkının doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesinde değinildiği gibi, sadece abonman sözleşmesinin bulunması spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğu kabul edilemez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Ancak, dava konusu olayda, rizikonun gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf prim tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez. Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu sorumluluktan kurtulmak isteyen taşıyıcının, böyle bir durumda ihbarın rizikonun gerçeklemiş olduğunu bile, bile sigorta ettiren tarafından yapıldığının ispat külfeti altında olduğunun kabulü gerekir. Oysa dava dosyasında davalı tarafın bu yönde bir delil göstermediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davacı sigortacının TTK’nun 1295/4.maddesi ile aynı Yasa’nın 1301.maddesi uyarınca halefiyet hakkını kazandığının kabulü gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde, davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacı ..., gerçekleşen riziko nedeniyle abonman sözleşmesine dayanarak altı adet spesifik sigorta sertifikasına dayalı olarak ödeme yapıldığını ve TTK’nun 1301 ncü maddesine dayandıklarını iddia etmekle birlikte aynı zamanda sigortalı mal bedelinin sigortalıya ödendiğini ve bu yangın nedeniyle sigortalının davalıdan olan alacaklarını temliken aldıklarını ileri sürerek akdi temlik ilişkisine dayanmıştır. Dosya incelendiğinde, gerek satıcı sigortalının gerekse alıcının davaya konu emtianın yanmasından kaynaklanan tüm alacaklarını davacı ... şirketine temlik ettikleri de anlaşılmıştır. Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan sigorta sözleşmesine istinaden kanuni halefiyet hakkına dayalı alacak davası açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen temliknamelere dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir. Nitekim mahkeme gerekçesinde davacının gerek alıcıdan gerekse sigortalı satıcıdan aldığı temliknamelerin BK’nun 162 ve 163 maddelerinde öngörülen vasıfları haiz olduğu da, belirtilmiştir. Mahkemece, dosyadaki bu tesbit ve olgulara karşın gerekçenin son kısmında davacının sadece ikinci abonman sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu tarihte düzenlenmiş bulunan son sigorta sertifikası kapsamında kalan alacağın istenebileceği belirtilmek suretiyle yeterli gerekçe gösterilmeden davanın sadece bir kısmı kabul edilirken gerekçede de, çelişki oluşmuştur. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde olayın değerlendirilmesi ve gerekçedeki çelişki giderilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14264 E. 2016/853 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · rücu · temlik
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Ancak, dava konusu olayda, «rizikonun» gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf «prim» tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · nakliyat emtia sigortası · ibraname · taraf ehliyeti · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» .... .... arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 191.205,07 TL’nin 06.09.2011 (ödeme tarihinden) itibaren «avans faizi» oranlarında hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Bu husus aktif dava «ehliyetine» ilişkin olup mahkemece re'sen nazara alınması gerekir.
-
Nakliyat abonman sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12047 E. 2018/4971 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · rücu · temlik
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Ancak, dava konusu olayda, «rizikonun» gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf «prim» tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez.
Benzer bu karardaDava konusu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Zira abonman «sigorta sözleşmeleri» birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile «sigorta ettiren» arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigorta poliçesi · nakliyat abonman sigortası · abonman sigorta poliçesi · nakliyat emtia sigortası · sigorta teminatı · ibraname · davanın konusu · davanın açılmamış sayılması
Benzer bu karardaPetrol Rafinerileri A.Ş. arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» yanında «dava konusu» taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya «ibraz» edilmiştir.
… içenin risk tarihinden sonra akdedildiği, ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesinin 01.04.2011-2012 tarihini kapsadığı, «rizikonun» 18.07.2011 tarihinde meydana geldiği, «abonman sigorta poliçesine» bağlı olarak düzenlenen spesifik poliçenin sonradan düzenlenmiş olmasının davacı tarafından hatır ödemesi yaptığı anlamına gelmeyeceği, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin «sigorta teminatında» olduğu, rizikonun 18.07.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın muhabere yoluyla 18.07.2012 tarihinde açıldığı ve harcının aynı tarihte yatırıldığı, dolayısıyla davanın 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, davalı ...
Ve Tic Ltd Şti. aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», davalı ...ile ...aleyhine açılan davanın kabulüne, 46.724,18 TL tazminatın 25/10/2011 ödeme tarihinden itibaren değişen ve değişecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucüan tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11534 E. 2011/4286 K.
Ortak:rücu davası · halefiyet · rücu hakkı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · rücu · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» ile bizzat sigortalının veya onun sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda davalı tarafın sigortalının sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, diğer bir kimse nam ve hesabına sigorta yapılan konumunda olduğu, bu nedenle davacının davlıya «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca «rücu davası» açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir «sigorta sözleşmesinin» mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · alt taşıyan · abonman sigorta poliçesi · ibraname · taşıyan · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı ile dava dışı «sigorta ettiren» şirket arasındaki «nakliyat abonman sigorta poliçesi» dosyaya «ibraz» edilmiş olup, ayrıca dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya sunulmamıştır.
Mahkemece, «sigorta ettirenin» veya sorumluluğu altında kiralayarak çalıştırdığı kamyonların yaptığı taşıma işi sırasında meydana gelecek «hasarın» «teminat» altına alındığı, somut olayda da davalı tarafın sigorta ettirenin sorumluluğu altında taşıma işini yaptığı, bu nedenle davacının davalıya «rücu» imkanının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dosya kapsamından dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, davalının «alt taşıyan» olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, belirtilen hukuki ilişkinin kapsamının tam olarak araştırılması, davalının, «sigorta ettirenin» sorumluluğu altında taşımayı gerçekleştirdiğinin tespiti halinde «hasarın» «teminat» altında olduğunun kabulü, aksine davalının «alt taşıyan» olduğunun ve bu nedenle da hasarın teminat dışında olduğunun tespiti halinde ise, davalının lehine sigorta yapılmadığı ve aleyhine «rücu» edilebileceğinin değerlendirilmesi gerekir.
… ı, düzenlenmiş ise dosyaya getirtilerek meydana gelen zararın poliçe kapsamında olup olmadığının belirlenmesi, şayet zarar poliçe kapsamında değilse dosyaya sunulan «ibranamede», «sigorta ettirenin» alacağa ilişkin her türlü hakkını davacı sigortacıya «temlik» ettiğine ilişkin yazılı beyanının varlığı dikkate alınarak davacının dava hakkının, bu durumda TTK.nun 1301 inci maddesine dayalı «halefiyete» değil, BK.nun 162 nci vd. madde hükümlerine dayalı olduğunun kabulü ile davanın buna göre ele alınması ve sonuçlandırılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11581 E. 2011/4008 K.
Ortak:halefiyet · sigorta ettiren · riziko · alacak davası · temlik · ihbar · hasar
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu «sorumluluktan kurtulmak» isteyen «taşıyıcının», böyle bir durumda «ihbarın» «rizikonun» gerçeklemiş olduğunu bile, bile «sigorta ettiren» tarafından yapıldığının «ispat külfeti» altında olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada sigortalıya ödenen miktarın davacıya «temliki» sözkonusu olmamasına göre birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar ihbarı · ibraname · hırsızlık · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11574 E. 2010/2345 K.
Ortak:nakliyat sigortası · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu «sorumluluktan kurtulmak» isteyen «taşıyıcının», böyle bir durumda «ihbarın» «rizikonun» gerçeklemiş olduğunu bile, bile «sigorta ettiren» tarafından yapıldığının «ispat külfeti» altında olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan, davacı ..., gerçekleşen «riziko» nedeniyle abonman sözleşmesine dayanarak altı adet spesifik sigorta sertifikasına dayalı olarak ödeme yapıldığını ve TTK’nun 1301 ncü maddesine dayandıklarını iddia etmekle birlikte aynı zamanda sigortalı mal bedelinin sigortalıya ödendiğini ve bu yangın nedeniyle sigortalının davalıdan olan alacaklarını «temliken» aldıklarını ileri sürerek akdi temlik ilişkisine dayanmıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece abonman «nakliyat sigorta poliçesinin» yürürlükte olduğu dönem içerisinde «rizikonun» gerçekleştiğinin kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1-Dava, yurtiçi «nakliyat sigorta sözleşmesine» dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir.
2-Ayrıca, dosya içinde mevcut «ibra» ve «temlik» belgesiyle davacı ... şirketi «hasar» bedelini dava dışı gönderen–sigortalıya ödeyerek hasar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · alacağın temliki · ibra · eksik inceleme · teminat
Benzer bu kararda… gorta Sözleşmesi düzenlenmiş olup, dosyada mevcut 1.8.2006 tarihli spesifik poliçede de bu Abonman Nakliyat Sigorta Poliçesine atıf yapıldığı gibi spesifik poliçede «riziko» tarihini de kapsayacak şekilde 01.07.2006 – 31.07.2006 tarihleri arasındaki taşımalar «teminat» altına alınmıştır.
Bu itibarla, mahkemece abonman «nakliyat sigorta poliçesinin» yürürlükte olduğu dönem içerisinde «rizikonun» gerçekleştiğinin kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, dosya içinde mevcut «ibra» ve «temlik» belgesiyle davacı ... şirketi «hasar» bedelini dava dışı gönderen–sigortalıya ödeyerek hasar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır.
Bu durum karşısında davacının sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13543 E. 2013/11853 K.
Ortak:halefiyet · rücu hakkı · sigorta sözleşmesi · riziko · rücu · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin «nakliyat abonman sigorta sözleşmesine» dayanarak düzenlediği spesifik poliçenin taşımanın tamamlanması ve «hasarın» öğrenilmesinden sonra düzenlendiği, bu sebeple sigorta şirketinin ödemesinin lütuf ödemesi olduğu, TTK'nın 1301 ve 1361. maddeleri gereğince «halefiyetinin» haklı olmadığı, ancak sigorta şirketi ödediği miktar kadar sigortalısının dava hakkını «temlik» alması sebebiyle temlik alacaklısı sıfatıyla davayı açabileceği, temlike konu «alacağın, temlik» eden tarafından talep edilebilir olması gerektiğinden temlik eden dava dışı ...
Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçelerle, davacı ... şirketine yapılan ödemenin «sigorta sözleşmesine» göre “ex gratia” bir ödeme olduğu, bu nedenle de sigorta şirketinin «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkeme gerekçesi, abonman poliçesine bağlı olarak düzenlenen spesifik sözleşmenin «riziko» tarihinden sonra düzenlenmesi nedeniyle rizikonun «teminat» dışında olduğu gerekçesi taşıma rizikolarında abonman sözleşmesine bağlı olarak yapılan spesifik poliçelerin daha önceden talep bildiriminde bulunulmak suretiyle daha sonradan da yapılabileceğinden yerinde olmadığı gibi, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemeden sonra alacağın sigorta şirketine «temlik» edilmesi nedeniyle dahi yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · eksik harç · rücuen alacak · yapılmamış sayılma · kıyasen uygulama · alacağın temliki · taraf ehliyeti · havale
Benzer bu karardaTemyiz «defterine» kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen «eksik harç» ödenmesi ile ilgili işlemin «kıyasen uygulanması» ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte «yapılmış sayılması» gerektiği açıklanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin «nakliyat abonman sigorta sözleşmesine» dayanarak düzenlediği spesifik poliçenin taşımanın tamamlanması ve «hasarın» öğrenilmesinden sonra düzenlendiği, bu sebeple sigorta şirketinin ödemesinin lütuf ödemesi olduğu, TTK'nın 1301 ve 1361. maddeleri gereğince «halefiyetinin» haklı olmadığı, ancak sigorta şirketi ödediği miktar kadar sigortalısının dava hakkını «temlik» alması sebebiyle temlik alacaklısı sıfatıyla davayı açabileceği, temlike konu «alacağın, temlik» eden tarafından talep edilebilir olması gerektiğinden temlik eden dava dışı ...
1-Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesi hakime «havale» ettirilmiş ise de, temyiz «defterine» kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime «havale» ettirilmesi ile yetinilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12252 E. 2010/3142 K.
Ortak:halefiyet · riziko · alacak davası · temlik · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan «sigorta sözleşmesine» istinaden «kanuni halefiyet» hakkına dayalı «alacak davası» açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen «temliknamelere» dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Öte yandan, davacı ..., gerçekleşen «riziko» nedeniyle abonman sözleşmesine dayanarak altı adet spesifik sigorta sertifikasına dayalı olarak ödeme yapıldığını ve TTK’nun 1301 ncü maddesine dayandıklarını iddia etmekle birlikte aynı zamanda sigortalı mal bedelinin sigortalıya ödendiğini ve bu yangın nedeniyle sigortalının davalıdan olan alacaklarını «temliken» aldıklarını ileri sürerek akdi temlik ilişkisine dayanmıştır.
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
Mahkemece, «rizikonun» 03/01/2006 tarihinde gerçekleştiği, «sigorta poliçesinin» imzalandığı 05/01/2006 tarihi itibariyle sigortalı emtianın çalındığını bildiğinden, riziko meydana geldikten sonra yapılan sigorta mukavelesinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · geçersizlik
Benzer bu karardaDava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararın davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkın haiz bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmek gereki …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5942 E. 2013/6866 K.
Ortak:sigorta ettiren · rücu · taşıyıcı
İncelediğiniz karardaYukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı «taşıyıcıya» karşı açmış bulunduğu işbu «rücu davası»,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman «nakliyat sigorta poliçesi» bulunsa bile, «hasarın» meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı «sigorta ettiren» tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının «rücu hakkının» doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu «sorumluluktan kurtulmak» isteyen «taşıyıcının», böyle bir durumda «ihbarın» «rizikonun» gerçeklemiş olduğunu bile, bile «sigorta ettiren» tarafından yapıldığının «ispat külfeti» altında olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalı, kendisinin de davacı ile nakliyat abonman sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşme nedeniyle kendisine «rücu» edilemeyeceğini ileri sürmekte olup, spesifik poliçe dosya içerisinde bulunmamakla birlikte, dosya içerisinde bulunan nakliyat abonman sözleşmesinde davalının söz konusu abonman poliçesinin «sigorta ettireni» olduğu, sigortalıların yani sigorta «lehtarının» malları taşınan dava dışı kişiler olacağı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen ek bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesine göre, davalı şirket adına kayıtlı araç ile yapılan taşımalara ilişkin hasarlarla ilgili olarak davacının «rücu» hakkından «feragat» edeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacının selefi olan sigortalının «taşıyıcıdan» tazminat talep hakkı olduğu takdirde, mal sahibine zararı ödeyen ve yasa gereği halef olan davacı sigortacının ödediği miktarı taşıyıcıdan talep hakkı bulunmakla, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas ve mahsup hakkı · takas-mahsup · takas · lehtar · mahsup · feragat · ibraz
Benzer bu karardaBu davada «ibraz» ettiği poliçe nedeniyle kendisine «takas-mahsup hakkı» veren bir hakkı olmadığı gibi, davacı tarafından yapılan ödeme de bu poliçeye göre değil, dava dışı mal sahibinin yaptırdığı poliçeye göre yapılmıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen ek bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesine göre, davalı şirket adına kayıtlı araç ile yapılan taşımalara ilişkin hasarlarla ilgili olarak davacının «rücu» hakkından «feragat» edeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı, kendisinin de davacı ile nakliyat abonman sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşme nedeniyle kendisine «rücu» edilemeyeceğini ileri sürmekte olup, spesifik poliçe dosya içerisinde bulunmamakla birlikte, dosya içerisinde bulunan nakliyat abonman sözleşmesinde davalının söz konusu abonman poliçesinin «sigorta ettireni» olduğu, sigortalıların yani sigorta «lehtarının» malları taşınan dava dışı kişiler olacağı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3695 E. , 2011/2195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2008 tarih ve 2004/114-2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı taraf duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete 26.11.2002 sevk tarihli nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan Bölünmez Petrolcülük A.Ş.'ye ait motorinin davalı taşıyıcı ...'a ait ve kendi idaresindeki ... plakalı vasıta ile Aliağa'dan, Susurluk'a nakli sırasında 26.11.2002 tarihinde hasarlandığını, bu hasar sebebiyle 20.01.2003 tarihinde emteanın kurtarılan bedeli düşüldükten sonra 15.385.200.000 TL'nın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek bu miktarın 20.01.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine kararverilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, 26.11.2002 tarihinde gerçekleşen kazadan sonra 27.11.2002 tarihinde düzenlenen poliçeye dayanarak TTK 1279 maddesi gereğince, davacının rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı sigortacının davalı taşıyıcıya karşı açmış bulunduğu işbu rücu davası,davacı ... ile dava dışı sigortalı arasında abonman nakliyat sigorta poliçesi bulunsa bile, hasarın meydana geldiği taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği ve bu tarihten önce dava dışı sigorta ettiren tarafından taşımaya ilişkin bildirimin sigortacıya yapıldığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, bu nedenle de sigortacının rücu hakkının doğmadığı gerekçesi ile, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesinde değinildiği gibi, sadece abonman sözleşmesinin bulunması spesifik yani belirli bir taşımaya ilişkin akdi ilişki ve bildirim olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğu kabul edilemez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Ancak, dava konusu olayda, rizikonun gerçekleşmesinden önce bildirim yapılarak, sırf prim tahsili amacına yönelik olarak yapılan poliçe nin rizikodan sonra tanzim edilmiş olması olayda TTK’nun 1279. maddesinin tatbikini gerektirmez. Halefiyet halinin kendi durumunu ağırlaştırmayan ve esasen zarardan sorumlu olduğu halde bu sorumluluktan kurtulmak isteyen taşıyıcının, böyle bir durumda ihbarın rizikonun gerçeklemiş olduğunu bile, bile sigorta ettiren tarafından yapıldığının ispat külfeti altında olduğunun kabulü gerekir.
Oysa dava dosyasında davalı tarafın bu yönde bir delil göstermediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davacı sigortacının TTK’nun 1295/4.maddesi ile aynı Yasa’nın 1301.maddesi uyarınca halefiyet hakkını kazandığının kabulü gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde, davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacı ..., gerçekleşen riziko nedeniyle abonman sözleşmesine dayanarak altı adet spesifik sigorta sertifikasına dayalı olarak ödeme yapıldığını ve TTK’nun 1301 ncü maddesine dayandıklarını iddia etmekle birlikte aynı zamanda sigortalı mal bedelinin sigortalıya ödendiğini ve bu yangın nedeniyle sigortalının davalıdan olan alacaklarını temliken aldıklarını ileri sürerek akdi temlik ilişkisine dayanmıştır. Dosya incelendiğinde, gerek satıcı sigortalının gerekse alıcının davaya konu emtianın yanmasından kaynaklanan tüm alacaklarını davacı ... şirketine temlik ettikleri de anlaşılmıştır. Bu durumda davacı sigortacının birinci dayanağı olan sigorta sözleşmesine istinaden kanuni halefiyet hakkına dayalı alacak davası açamayacağı kabul edilse bile, BK’nun 162 ve 163 ncü maddeleri hükümlerine uygun olarak düzenlenen temliknamelere dayalı olarak dava açma hakkının varlığının kabulü gerekir.
Nitekim mahkeme gerekçesinde davacının gerek alıcıdan gerekse sigortalı satıcıdan aldığı temliknamelerin BK’nun 162 ve 163 maddelerinde öngörülen vasıfları haiz olduğu da, belirtilmiştir. Mahkemece, dosyadaki bu tesbit ve olgulara karşın gerekçenin son kısmında davacının sadece ikinci abonman sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu tarihte düzenlenmiş bulunan son sigorta sertifikası kapsamında kalan alacağın istenebileceği belirtilmek suretiyle yeterli gerekçe gösterilmeden davanın sadece bir kısmı kabul edilirken gerekçede de, çelişki oluşmuştur. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde olayın değerlendirilmesi ve gerekçedeki çelişki giderilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016420200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz