6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket ortağı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/183 E. 2010/7161 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortağı el koyma kâr payı dağıtımı kar payı ortaklar kurulu kararı kâr dağıtımı limited şirket kâr payı temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 533

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı alacağının varlığının yasal delillerle ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, limited şirketin ortağı olan davacının kar payı istemine ilişkindir.

Tarafların ortağı bulundukları şirket iki ortaklı limited şirkettir. Her ne kadar davada husumetin şirkete yöneltilmiş olması gerekirse de, şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın temsil etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir.

TTK'nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamayacağı belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına ortaklar kurulunca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.

Bu durumda, mahkemece davanın şirket aleyhine açılmış bir dava olduğu değerlendirilerek, davacının davasına dayanak yaptığı iki ortağın da imzalarını havi belgelerin bir şirket ortaklar kurulu kararı niteliğinde olduğu nazara alınmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının ortak olduğu şirketten alacağının olup olmadığının belirlenmesi ve taraf iddialarının araştırılmasıyla hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin feshi | Tasfiye | Boşanma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2673 E. 2012/9107 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sıfat yokluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12240 E. 2013/10341 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kar payı alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/902 E. 2015/13883 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Ticari Şirket Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2000/10112 E. 2001/1024 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10601 E. 2012/20585 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Limited şirket ortağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1011 E. 2012/287 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • El koyma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2774 E. 2010/9902 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/183 E.  ,  2010/7161 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.09.2008 tarih ve 2005/391 - 2008/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, tarafların dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti’nin yarı hisseli ortakları Olduklarını, şirketin piyasaya iş yaparak para kazandığını, bu kazancın şirket kayıtlarında bulunduğunu, davalının zaman zaman hesap yaparak müvekkiline kazanç payını gönderdiğini, ancak davalı tarafça tanzim olunan üç adet hesap tablosunda görünen müvekkilinin payının bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek, 40.756,00 TL’nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı alacağının varlığının yasal delillerle ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, limited şirketin ortağı olan davacının kar payı istemine ilişkindir.

Tarafların ortağı bulundukları şirket iki ortaklı limited şirkettir. Her ne kadar davada husumetin şirkete yöneltilmiş olması gerekirse de, şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın temsil etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir.

TTK'nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamayacağı belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına ortaklar kurulunca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.

Bu durumda, mahkemece davanın şirket aleyhine açılmış bir dava olduğu değerlendirilerek, davacının davasına dayanak yaptığı iki ortağın da imzalarını havi belgelerin bir şirket ortaklar kurulu kararı niteliğinde olduğu nazara alınmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının ortak olduğu şirketten alacağının olup olmadığının belirlenmesi ve taraf iddialarının araştırılmasıyla hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022654400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.