Kar payı alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/902 E. 2015/13883 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/133']
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar payı alacağı↗ ödeme savunması↗ kâr payı alacağı↗ el koyma↗ kâr payı dağıtımı↗ pasif husumet ehliyeti↗ kar payı↗ ortaklar kurulu kararı↗ husumet ehliyeti↗ ikrar↗ pasif husumet↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ ıslah↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı V.. D..'ın ödünç verdiği paradan dolayı davalı şirketten 186.033,20 TL alacağı ile 12.880 TL kâr payı alacağının, davacı F.. D..'ın ise 1.840 TL kâr payı alacağının bulunduğu, diğer davalılar açısından ise pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar H.. S.. ve A.. S.. aleyhine açılan davanın reddine, davacı V.. D..'ın alacak davasının kısmen kabulü ile 186.033,20 TL'nin 15.000 TL'sinin dava, bakiyesinin 29/03/2012 ıslah, kâr payı alacağı davasının kısmen kabulü ile 12.880 TL'nin dava tarihinden itibaren, davacı F.. D..'ın 1.840 TL kâr payı alacağının da dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Deha Otel İşletmecilik Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 818 sayılı BK'nın 133. maddesi uyarınca, borçlunun borcu ikrar etmesinin ve özellikle faiz veya kısmi ödemede bulunmasının zamanaşımını kesen nedenlerden olması karşısında, davalılar vekilinin zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmamasına göre, davalı . vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı şirkete ödünç verilen paranın ve kâr payı alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamayacağı belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, mahkemece görüşüne başvurulan 07.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kâr dağıtılması konusunda bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece bu konuda başkaca bir araştırma yapılmamıştır.
O halde mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil dosyası da getirtilerek, kâr payı dağıtılması konusunda alınmış bir ortaklar kurulu kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa kar payı alacağının talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece davacı V.. D..'ın davalı şirkete ödünç verdiği 186.033,20 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmişse de, davalı şirket vekilince 29.04.2014 tarihli dilekçe ile davadan sonra davacı V.. D..'a 31.01.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 87.033,20 TL ödemede bulunulduğu bildirilmiş, dilekçe ekinde de okunaksız bir ödeme dekontu, davacı V.. D.. isim ve imzasını içeren ve anılan meblağın kendisine ödenmesini talep eden 01.02.2014 tarihli dilekçe ile 31.01.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı fotokopisi sunulmuştur. Mahkemece bu konuda davacılar vekilinden diyecekleri sorulmadığı gibi hiçbir inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirket vekilinin ödeme savunması konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/183 E. 2010/7161 K.
Ortak:el koyma · kâr payı dağıtımı · kar payı · ortaklar kurulu kararı · kâr dağıtımı · kâr payı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
D..'ın ise 1.840 TL kâr «payı alacağının» bulunduğu, diğer davalılar açısından ise «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalılar H..
Benzer bu karardaTTK'nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına ortaklar kurulunca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
Dava, «limited şirketin ortağı» olan davacının «kar payı» istemine ilişkindir.
Her ne kadar davada «husumetin» şirkete yöneltilmiş olması gerekirse de, şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın «temsil» etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · limited şirket · temsil
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin ortağı» olan davacının «kar payı» istemine ilişkindir.
Tarafların ortağı bulundukları şirket iki ortaklı «limited şirkettir».
Her ne kadar davada «husumetin» şirkete yöneltilmiş olması gerekirse de, şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın «temsil» etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir.
-
Şirketin feshi | Tasfiye | Boşanma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2673 E. 2012/9107 K.
Ortak:el koyma · kâr payı dağıtımı · kar payı · ortaklar kurulu kararı · kâr dağıtımı · kâr payı
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, mahkemece görüşüne başvurulan 07.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kâr «dağıtılması» konusunda bir «ortaklar kurulu» kararının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece bu konuda başkaca bir araştırma yapılmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nisbette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun'un 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağının öngörüldüğü, davalı şirketin kâr dağıtılması konusunda bir «ortaklar kurulu» kararının olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının «kar payının» tespiti ve tahsili davasının reddine, iki ortaklı olan «limitet şirketin ortakları» olan Ebru Koç ve ... arasında boşanma davasının ve her iki ortağın ayrı ayrı birbirinden «şikayetçi» olmaları nedeniyle açılmış ceza davalarının devam etmesi nedeniyle ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık bulunduğu, uyum ve güvenin bozulduğu, şirket ortağı ...'un davalı şirketin faaliyet alanındaki konularda başka bir şirkete ortak olduğu, ortakların bundan sonra bir araya gelerek ticari faaliyette bulunmasına imkan kalmadığı, TTK'nun 549/4. maddesindeki «şirketin feshi» için gerekli haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davalı-karşı davacının davasının kabulüne, Yenersu Özel Sağlık Hizmetleri Ltd.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «kar payının» tespiti ve tahsiline ilişkin «ortaklar kurulu» kararının bulunmamasına göre davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · şirketin feshi · davadan feragat · şikayet · tasfiye memuru · fesih · feragat · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nisbette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun'un 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağının öngörüldüğü, davalı şirketin kâr dağıtılması konusunda bir «ortaklar kurulu» kararının olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının «kar payının» tespiti ve tahsili davasının reddine, iki ortaklı olan «limitet şirketin ortakları» olan Ebru Koç ve ... arasında boşanma davasının ve her iki ortağın ayrı ayrı birbirinden «şikayetçi» olmaları nedeniyle açılmış ceza davalarının devam etmesi nedeniyle ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık bulunduğu, uyum ve güvenin bozulduğu, şirket ortağı ...'un davalı şirketin faaliyet alanındaki konularda başka bir şirkete ortak olduğu, ortakların bundan sonra bir araya gelerek ticari faaliyette bulunmasına imkan kalmadığı, TTK'nun 549/4. maddesindeki «şirketin feshi» için gerekli haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davalı-karşı davacının davasının kabulüne, Yenersu Özel Sağlık Hizmetleri Ltd.
Şti'nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak mali müşavir ...'ın tayin edilmesine karar verilmiştir.
Karşı davacı vekili hükmü temyiz etmişse de, 01.04.2011 «havale» tarihli dilekçesiyle karşı «davadan feragat» ettiğini bildirmiş, vekaletnamesinde davadan feragat «yetkisinin» bulunduğu anlaşılmıştır.
Hüküm kesinleşinceye kadar «davadan feragat» mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12240 E. 2013/10341 K.
Ortak:kâr payı dağıtımı · kar payı · ortaklar kurulu kararı · kâr dağıtımı · kâr payı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
D..'ın ise 1.840 TL kâr «payı alacağının» bulunduğu, diğer davalılar açısından ise «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalılar H..
Benzer bu karardaAyrıca, TTK'nın 539/4. maddesi hükmüne göre, genel kurulca «kar payının» dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr «payının dağıtılması» mümkün bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ve davalı ...'ın diğer davalı şirket ortağı oldukları, bilirkişi raporuna göre davacıların 18.397,77.-'şer TL «kar payı» alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kâr payının ödenmesinden şirket sorumlu olduğundan davalı ...'a yönelik davanın taraf «sıfatı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin dava konusu edilen dönem bakımından karın «dağıtılması» hususunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · ortaklık sözleşmesi · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ve davalı ...'ın diğer davalı şirket ortağı oldukları, bilirkişi raporuna göre davacıların 18.397,77.-'şer TL «kar payı» alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kâr payının ödenmesinden şirket sorumlu olduğundan davalı ...'a yönelik davanın taraf «sıfatı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Davalı şirket vekilinin temyizine gelince, Mülga TTK'nın 533. maddesi hükmü uyarınca, «ortaklık sözleşmesinde» aksine düzenleme olmadıkça, ortaklar, sermaye borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen safi kardan pay alma hakkına sahiptirler.
Bir sermaye ortaklığı olan «limited şirketlerde» de TTK hükümleri uyarınca çıkarılan ticari bilançoya göre karın «dağıtılması» gerekmektedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1011 E. 2012/287 K.
Ortak:kâr payı dağıtımı · kâr dağıtımı · kâr payı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaTTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
O halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
D..'ın ise 1.840 TL kâr «payı alacağının» bulunduğu, diğer davalılar açısından ise «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalılar H..
Benzer bu karardaAyrıca, TTK'nun 539/4. maddesi hükmüne göre, genel kurulca kâr «payının» dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr «payının dağıtılması» mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, kâr «payının» tahsili davasında davalı şirket müdürüne «husumet» düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Asıl ve birleşen dava, «limitet şirket ortaklığına» dayalı kâr «payının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · limited şirket ortaklığı · ortaklık sözleşmesi · tüzel kişilik · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… emece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacılar ile davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketin ortakları oldukları, «temsil» «yetkisinin» davalı ortakta bulunduğu, işletilen apart otel nedeniyle tur firmaları ile sözleşmeler yapıldığı, gelirler elde edildiği, faaliyetinin kesintisiz devam ettiği, gelirin kayıtlara yansıtılandan fazla olduğu, sunulan sözleşmelerin de bu durumu teyit ettiği, katılan Halit Seral’ın taraflardan ayrı bir talebinin bulunduğu, bu talebi yönünden işbu davada hüküm kurulmayacağı, bedel bakımından «son» bilirkişi raporunun esas alındığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 18.497 Euronun, birleşen davada 36.993 Euro’nun davalılardan tahsiline karar verilmişt …
Asıl ve birleşen davanın davacıları ile davalı gerçek kişinin diğer davalı «limited şirketin ortakları» oldukları, davalı gerçek kişinin bu ortaklığın tek başına «temsil» ve ilzama yetkili müdürü bulunduğu hususları dosya kapsamıyla sabittir.
Şüphesiz ki, TTK ve anasözleşmede belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde «limited şirket ortağı» için tahakkuk eden kâr «payının» limited şirket «tüzel kişiliğinden» talep edilmesi gereklidir.
Asıl ve birleşen dava, «limitet şirket ortaklığına» dayalı kâr «payının» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2000/10112 E. 2001/1024 K.
Ortak:el koyma · kâr payı dağıtımı · kar payı · ortaklar kurulu kararı · kâr dağıtımı · kâr payı · ticaret sicili · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, mahkemece görüşüne başvurulan 07.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kâr «dağıtılması» konusunda bir «ortaklar kurulu» kararının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece bu konuda başkaca bir araştırma yapılmamıştır.
Benzer bu kararda2- Öte yandan, davacının «kar payı» istemine gelince; TTK.nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nisbette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kardan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanunun 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça «kar payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kar payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kar payı dağıtılmayacağı öngörülmüştür.
« O halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası getirtilerek, yukarıda anlatılanlar doğrultusunda inceleme yapılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile «kar payının» tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Ayrıca davalı şirketin Ana sözleşmesinin 13. maddesinde, «kar payının» ne şekilde «dağıtılacağı» da düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · şirketin feshi · şirket zararı · bilirkişi incelemesi · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan «bilirkişi incelemesinde», davalı şirketin kuruluşundan 1997 yılına kadar «kar payı» dağıttığı 1997'den bu yana kar payı ödemediği, ortakların 10.489.537.760.TL alacaklı olduğu, şirket kayıtlarının sağlıklı bir şekilde tutulmadığı, davacının yaşlı ve şirket işlerini bilmemesi nedeniyle horlandığı, şirkete sokulmadığı, şirket işleri hakkında bilgilendirilmediği, huzursuzluk ve geçimsizlik nedeniyle şirketin kuruluş amacının gerçekleşmediği ve TTK.nun 549/3. maddesinde belirtilen muhik «sebebin» gerçekleştiği gerekçesiyle, «şirketin feshine», 220.000.000.TL kar payının davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
… ediklerini, sürekli zarar gösterdiklerini ve yıllardır kar dağıtmadıklarını iddia etmiş, davalıların birtakımı ilk oturuma gelerek iddianın doğru olmadığını, davalı «şirketin zarar» ettiği ve kar dağıtmadığının gerçeği yansıtmadığını savunmuşlar, davacının oğlu olan Yılmaz ise, iddianın gerçek olduğunu beyan etmiştir.
2- Öte yandan, davacının «kar payı» istemine gelince; TTK.nun 533. maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nisbette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kardan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanunun 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça «kar payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kar payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kar payı dağıtılmayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, davalı şirketin «kar dağıtılması», ya da dağıtılmaması konusunda bir «ortaklar kurulu» kararı olup olmadığı, davacının yönetimden genel kurula bu konuda bir gündem maddesi koymasını talep edip etmediği dosya içeriğinden anlaşılmamıştır.
-
Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10601 E. 2012/20585 K.
Ortak:kâr payı dağıtımı · kar payı · kâr dağıtımı · kâr payı
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, davalı şirketin «ticaret sicil» dosyası da getirtilerek, kâr «payı dağıtılması» konusunda alınmış bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa «kar payı alacağının» talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan «eksik inceleme» ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye «koyma» borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr «payı dağıtılamayacağı» belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
D..'ın ödünç verdiği paradan dolayı davalı şirketten 186.033,20 TL alacağı ile 12.880 TL kâr «payı alacağının», davacı F..
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı ...'ün «şirket müdürlüğünden istifa» ettiği, TTK.'nun 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça ve «kar payı dağıtılmasına» genel kurulca karar verilmedikçe kar payı dağıtılmayacağının öngörüldüğü, davalı müdürlerin basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi hallerinin tespit olunamadığı, dava konusu olayda, davacının «şirketin feshini» gerektirir haklı nedenden açıkça bahsetmediği, böylece taleplerin sübuta ermediği gerekçesiyle; davalı ...'e karşı açılan davada karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdürlükten istifa · müdürün azli · kar payı dağıtımı · davanın konusuz kalması · şirket müdürlüğü · şirketin feshi · istifa · şirket müdürü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı ...'ün «şirket müdürlüğünden istifa» ettiği, TTK.'nun 534. maddesi yollamasıyla 469. maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça ve «kar payı dağıtılmasına» genel kurulca karar verilmedikçe kar payı dağıtılmayacağının öngörüldüğü, davalı müdürlerin basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi hallerinin tespit olunamadığı, dava konusu olayda, davacının «şirketin feshini» gerektirir haklı nedenden açıkça bahsetmediği, böylece taleplerin sübuta ermediği gerekçesiyle; davalı ...'e karşı açılan davada karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
2) Dava, «şirket müdürlerinin azli» ve «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, mahkemece yargılama sırasında «istifa» etmesi sebebiyle davalı ...'e karşı açılan davada karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılama sırasında «davanın konusuz kalması» halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haksız olduğu tespit edilerek bu duruma göre «yargılama gideri» ve avukatlık ücreti takdir edilecektir.
Davalı müdürlerin basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi hallerinin tespit olunmadığı kabul edildiğinden, konusuz kalan «şirket müdürü» ...'ün azline ilişkin davada, davacının haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/902 E. , 2015/13883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ
TARİHİ 29/09/2014
NUMARASI 2010/127-2014/682
Taraflar arasında görülen davada......verilen 29.09.2014 tarih ve 2010/127-2014/682 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.12.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden V.. D..'ın davalı şirkette %35 oranında, F.. D..'ın %5 oranında, davalılardan H.. S..'ın %40, A.. S..'ın ise %20 oranında hisseye sahip olduklarını, davalı ortakların yüksek hisselerine dayanarak müvekkillerinin haklarını ve menfaatlerini bertaraf etme niyeti ile hareket ettiklerini ileri sürerek, davacı V.. D..'ın şirketten olan alacağından şimdilik 15.000 TL'nin, 2007, 2008 ve 2009 yılları kar paylarından V.. D.. için şimdilik 5.000'er TL'nin, F.. D.. için şimdilik 1.000'er TL'nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 26/03/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini toplam 321.033,20 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı V.. D..'ın ödünç verdiği paradan dolayı davalı şirketten 186.033,20 TL alacağı ile 12.880 TL kâr payı alacağının, davacı F.. D..'ın ise 1.840 TL kâr payı alacağının bulunduğu, diğer davalılar açısından ise pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar H.. S.. ve A.. S.. aleyhine açılan davanın reddine, davacı V.. D..'ın alacak davasının kısmen kabulü ile 186.033,20 TL'nin 15.000 TL'sinin dava, bakiyesinin 29/03/2012 ıslah, kâr payı alacağı davasının kısmen kabulü ile 12.880 TL'nin dava tarihinden itibaren, davacı F.. D..'ın 1.840 TL kâr payı alacağının da dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Deha Otel İşletmecilik Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 818 sayılı BK'nın 133. maddesi uyarınca, borçlunun borcu ikrar etmesinin ve özellikle faiz veya kısmi ödemede bulunmasının zamanaşımını kesen nedenlerden olması karşısında, davalılar vekilinin zamanaşımı savunmasının yerinde bulunmamasına göre, davalı . vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı şirkete ödünç verilen paranın ve kâr payı alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
TTK'nın 533'üncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun’un 534'üncü maddesi yollamasıyla 469'uncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamayacağı belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde, kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, mahkemece görüşüne başvurulan 07.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kâr dağıtılması konusunda bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece bu konuda başkaca bir araştırma yapılmamıştır.
O halde mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil dosyası da getirtilerek, kâr payı dağıtılması konusunda alınmış bir ortaklar kurulu kararının bulunup bulunmadığının incelenmesi, bu konuda alınmış bir karar yoksa kar payı alacağının talep edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece davacı V.. D..'ın davalı şirkete ödünç verdiği 186.033,20 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmişse de, davalı şirket vekilince 29.04.2014 tarihli dilekçe ile davadan sonra davacı V.. D..'a 31.01.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 87.033,20 TL ödemede bulunulduğu bildirilmiş, dilekçe ekinde de okunaksız bir ödeme dekontu, davacı V.. D.. isim ve imzasını içeren ve anılan meblağın kendisine ödenmesini talep eden 01.02.2014 tarihli dilekçe ile 31.01.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı fotokopisi sunulmuştur. Mahkemece bu konuda davacılar vekilinden diyecekleri sorulmadığı gibi hiçbir inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirket vekilinin ödeme savunması konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı D yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak mümeyyiz davalı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Deha Otel İşlet. Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şti'ye iadesine, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/154949900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz