Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/144 E. 2023/3353 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyumu↗ kanuni temsilci↗ menfaat çatışması↗ çağrısız genel kurul↗ fiil ehliyeti↗ kayyum atanması↗ kayyım tayini↗ pay devri↗ pay sahipliği↗ kayyım↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ yargılama giderleri↗ mirasçılık↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/2596 E., 2018/945 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket yönetim kurulu 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın payının, eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3. Noterliği 04.08.2017 tarih ve 13352 yevmiye nolu hisse devir senedine istinaden ...’a devredilmesine, bu şekilde şirket ortaklarının ..., ..., ..., ..., ...ve ...’tan oluşmasına karar verildiğini, miras yolu ile intikalle hissedar olan ... hissesinin ...’a devrine ilişkin tescil taleplerinin davalı ... 24511 sayı ve 15.09.2017 tarihli karar ile bir takım şekli eksikliklerin olduğunu, 4721 Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 352 nci maddesi gereği veliye çocuk mallarını açıkça yönetme hakkı tanıdığından belirtilen çocukların hisselerinin yönetilmesi için kayyum atanmasına gerek bulunmadığı gerekçesi ile reddolundu ileri sürerek, davalının 15.09.2017 tarih, 24511 sayılı tescil red kararının kayyum atanmasına ilişkin 8 numaralı bendinin iptali ile ... hissesinin ...’a devrine ilişkin tescilin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların tescil taleplerinin reddine ilişkin işlem için kanun ve yönetmelik gereğince kanuni prosedür uygulandığını, usul ve yasaya uygun olmayan şekilde alınan karar için müvekkili tarafından davacıların tescil talebinin reddedilmesi işleminin mevzuata uygun olduğunu, açılan davada haklılık bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan mirasçılar anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında hisse devri ile ilgili menfaat çatışmasının bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira pay devri kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında ticaret sicil müdürlüğünün kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge sunulmuş ise de, davanın açılış ve Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 gün ve 24511 kararının alındığı tarih itibari ile kararın doğru ve yerinde olarak alındığı, taleplerin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; annenin hissesinin noterden devredip hissedarlığının sona ermesi ve çocuklarını velisi olması hususlarının yasal veya kanuna aykırı olmadığını, mahkeme gerekçesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesine aykırı olduğunu, annenin hissedarlıktan çıkmış olması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının mümkün bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 nuamaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen "Miras yolu ile intikal olan T.C. ...kimlik numaralı ...'a ait toplam 5.000,00.TL pay karşılığı hissenin Hatay 3. Noterliği'nin 04.08.2017 tarih ve 13353 yevmiye nolu hisse devir senedine istinaden şirketin ortağı olacak olan 20.07.1969 Antakya doğumlu ... T.C. kimlik numaralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup fiil ehliyetine sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir menfaat çatışması da bulunmadığı, bu nedenle davalı ... tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve ilanı da talep edilmiş ise de, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari görevleri kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının kayyum atanmasına ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın yönetim kurulu kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın çağrısız genel kurul kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle pay devri işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette kanuni temsilci anne ile çocukların, menfaatinin çatışmakta olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir kayyım tayin edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında kusuru bulunmadığından dolayı yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince açılmış ticaret sicil memurunun kararına itiraz talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi.
2.4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen pay devri kararının tescil talebi, davalı tarafından pay sahipleri arasında hisse devri ile ilgili menfaat çatışmasının bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini yapılması gerektiği gerekçesi ile reddedilmiştir. Anılan genel kurul kararı tarihi itibari ile pay devri işlemi henüz gerçekleşmediğinden veli anne ... ile çocuklar..., ...ve ... aynı şirkette pay sahibi durumundadır. O halde, aynı şirkette pay sahibi olan kanuni temsilci anne ile çocuklarının menfaatlerinin çatışmakta olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4987 E. 2021/2902 K.
Ortak:kayyım · mirasçılık · kâr payı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket «yönetim kurulu» 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın «payının», eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaTMK’nın 345. maddesi uyarınca «kayyım atanması» ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras «payı» oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı …
Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek «kambiyo senedi» düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan «kayyım» atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu beyan ederek «kambiyo taahhüdünden» sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür.
Ne var ki, «mirasçıların» her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo taahhüdü · borçtan kurtulma · tereke · kayyım atanması · usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · infaz · kazanılmış hak
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerin «tereke» borcu nedeni ile düzenlendiği, mirasın reddedilmemiş olduğu, senetlerin düzenlenmesinde somut olayda usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle davacının senetlerden dolayı borçlu olduğunun anlaşıldığı, İİK 72/4 maddesi hükmüne göre «menfi tespit» davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından «teminatı» yatırılmak sureti ile «infaz» edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerektiği, somut olayda tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nin 16.02.2017 gün, 2016/4357 Esas ve 2017/1126 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, «kamu düzenine» aykırı bir yön bulunması halinde bozma ilamına uyulması taraflardan biri yararına diğeri aleyhine «usuli kazanılmış hak» oluşturmayacaktır.
Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek «kambiyo senedi» düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan «kayyım» atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu beyan ederek «kambiyo taahhüdünden» sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür.
Velayet altındaki çocuktan alacağın tamamının tahsili durumunda veli «yetkisini» kullanan anne, bu oranda «borçtan kurtulacağından» davacının miras payını aşan tutar üzerinden veli-anne menfaatine kazandırıcı işlem niteliğine bürünmektedir.
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4225 E. 2010/4745 K.
Ortak:kayyım · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… aralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup «fiil ehliyetine» sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir «menfaat çatışması» da bulunmadığı, bu nedenle davalı ... tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve «ilanı» da talep edilmiş ise de, «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari «görevleri» kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının «kayyum atanmasına» ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
O halde, aynı şirkette pay sahibi olan «kanuni temsilci» anne ile çocuklarının «menfaatlerinin çatışmakta» olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı «temsil» etmek için ...' in «temsil kayyımı» olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a «temsil kayyımı» atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle «icazet» vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de «temsil kayyımının» görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · icazet · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta da anne tarafından tayin edilen davacı vekilinin reşit olan ... tarafından vekaletten azledilmediği hususu nazara alınarak, mahkemece davada «aktif husumet ehliyeti» yönünden bir sorunun bulunmadığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a «temsil kayyımı» atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle «icazet» vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı «temsil» etmek için ...' in «temsil kayyımı» olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, TTK.’nun 538. maddesine dayalı olarak davalı «limited şirket» ortaklar kurulunun mahkemece olağanüstü toplantıya çağrılması istemine ilişkin olup, dava tarihinde reşit olmadığı anlaşılan şirket ortağı küçük ...’a velayeten, annesi Mesture’nin verdiği vekaletname ile açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3356 E. 2014/9659 K.
Ortak:menfaat çatışması · kayyım · anonim şirket · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz kararda… aralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup «fiil ehliyetine» sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir «menfaat çatışması» da bulunmadığı, bu nedenle davalı ... tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve «ilanı» da talep edilmiş ise de, «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari «görevleri» kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının «kayyum atanmasına» ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
O halde, aynı şirkette pay sahibi olan «kanuni temsilci» anne ile çocuklarının «menfaatlerinin çatışmakta» olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaK.. için bu davada «temsil» edilmeleri yönünden «kayyım atanması» konusunda süre verilmesi ve eksikliğin giderilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kayyım atanması yönündeki eksikliğin tamamlanması yönünde bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, bu nedenlerle hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «anonim şirket» ortağının açtığı «şirketin feshi» talepli davada «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» karşı yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacı C..
K.. ile aralarında «menfaat çatışması» olduğu mutlak olduğundan ve bu nedenle davayı bu kişilere atanacak kayyumun açması ve huzurunda davanın görülmesi gerektiği gerekçeleriyle M..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname eksikliği · dava şartı noksanlığının giderilmesi · kayyım atanması · tefrik · şirketin feshi · dava şartı yokluğu · kesin süre · tüzel kişilik
Benzer bu karardaAncak, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava «şartı noksanlığının giderilmesi» mümkün ise bunun tamamlanması için «kesin süre» verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle usulden reddedileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «anonim şirket» ortağının açtığı «şirketin feshi» talepli davada «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» karşı yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacı C..
K.. yönünden tespit edilen «vekaletname eksikliğinin» tamamlanması için «kesin süre» verilip, bu süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, vekaletname eksikliğinin giderilmesi için kesin süre verilmeden davacı M..
K.. yönünden açılan davanın dava «ehliyetleri» olmadığından HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davalı S..
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11335 E. 2018/3458 K.
Ortak:menfaat çatışması · kayyım tayini · kayyım · temsil
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
O halde, aynı şirkette pay sahibi olan «kanuni temsilci» anne ile çocuklarının «menfaatlerinin çatışmakta» olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının küçüğün velisi ve yasal «temsilcisi» olup aralarında «menfaat çatışması» bulunmadığı, davacının «kayyım» talebinin TMK’nın 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ... «temsil kayyımı» talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında «menfaat çatışması» bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, «kayyım tayinini» talep eden ...’un ...'un annesi olduğu, talebin TMK 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · vesayet
Benzer bu karardaAncak TMK’nın 426/2. maddesi gereğince, «vesayet» makamı bir işte yasal «temsilcinin» menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa küçüğe ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen «temsil kayyımı» atar.
Davacı ... «temsil kayyımı» talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında «menfaat çatışması» bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15299 E. 2017/1766 K.
Ortak:mirasçılık · kâr payı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket «yönetim kurulu» 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın «payının», eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Benzer bu kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611. maddesinde “Yasal «mirasçılardan» biri mirası reddederse onun «payı», miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” hükmü düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 612. maddesinde ise “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince iflâs hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu taşınmazların satışı muamelesinde davacıların ortağı olduğu «kollektif şirketin» tüm ortaklarının ve bu kapsamda davacıların satış muamelesine katılımı sağlanmış olmadığından yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesi uyarınca davacıların bu yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilecekleri, davacılara velayeten dava açmış olan ...'nun kendisinin de yasal «mirasçı» olup, kendi adına mirası reddetmesine rağmen velayeti altında bulunan davacılar adına açmış olduğu davada ana baba olan velinin çocuğun menfaatlerini gözeterek işlem yapması gerektiğinden kendi adına yapmış olduğu «feragati» velayeti altında bulundurduğu çocukları adına da mutlak manada yapması gerektiği veya yapmış sayılması gerektiği gibi bir hukuki yükümlülüğün söz konusu edilemeyec …
… adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili istemlerine ilişkin olup, davacıların adı geçen şirket ortaklarından ...’ın «mirasçısı» olmaları sebebiyle şirket ortağı oldukları, dava konusu taşınmazların satışının tüm ortakların oy birliğiyle alacakları karar ile geçerli olacağı, ancak taşınmaz s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasın reddi · yolsuz tescil · kollektif şirket · aktif husumet · feragat · ek tasfiye · sulh · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu taşınmazların satışı muamelesinde davacıların ortağı olduğu «kollektif şirketin» tüm ortaklarının ve bu kapsamda davacıların satış muamelesine katılımı sağlanmış olmadığından yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesi uyarınca davacıların bu yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilecekleri, davacılara velayeten dava açmış olan ...'nun kendisinin de yasal «mirasçı» olup, kendi adına mirası reddetmesine rağmen velayeti altında bulunan davacılar adına açmış olduğu davada ana baba olan velinin çocuğun menfaatlerini gözeterek işlem yapması gerektiğinden kendi adına yapmış olduğu «feragati» velayeti altında bulundurduğu çocukları adına da mutlak manada yapması gerektiği veya yapmış sayılması gerektiği gibi bir hukuki yükümlülüğün söz konusu edilemeyec …
Davacılar muris ...’ın kızı mirası reddeden ...’nun çocukları olup «mirasın reddi» dosyalarının ve nüfus kayıtlarının getirtilerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinin değerlendirilmesi, davacıların «aktif husumeti» hakkında inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611. maddesinde “Yasal «mirasçılardan» biri mirası reddederse onun «payı», miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” hükmü düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 612. maddesinde ise “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince iflâs hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Somut olayda davacıların aktif taraf sıfatının («husumet») varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında inceleme yapılmaksızın ve bir gerekçe de belirtilmeksizin, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/144 E. , 2023/3353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1919 Esas, 2021/1072 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/2596 E., 2018/945 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket yönetim kurulu 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın payının, eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3. Noterliği 04.08.2017 tarih ve 13352 yevmiye nolu hisse devir senedine istinaden ...’a devredilmesine, bu şekilde şirket ortaklarının ..., ..., ..., ..., ...ve ...’tan oluşmasına karar verildiğini, miras yolu ile intikalle hissedar olan ... hissesinin ...’a devrine ilişkin tescil taleplerinin davalı ... 24511 sayı ve 15.09.2017 tarihli karar ile bir takım şekli eksikliklerin olduğunu, 4721 Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 352 nci maddesi gereği veliye çocuk mallarını açıkça yönetme hakkı tanıdığından belirtilen çocukların hisselerinin yönetilmesi için kayyum atanmasına gerek bulunmadığı gerekçesi ile reddolundu ileri sürerek, davalının 15.09.2017 tarih, 24511 sayılı tescil red kararının kayyum atanmasına ilişkin 8 numaralı bendinin iptali ile ...
hissesinin ...’a devrine ilişkin tescilin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların tescil taleplerinin reddine ilişkin işlem için kanun ve yönetmelik gereğince kanuni prosedür uygulandığını, usul ve yasaya uygun olmayan şekilde alınan karar için müvekkili tarafından davacıların tescil talebinin reddedilmesi işleminin mevzuata uygun olduğunu, açılan davada haklılık bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan mirasçılar anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında hisse devri ile ilgili menfaat çatışmasının bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira pay devri kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında ticaret sicil müdürlüğünün kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge sunulmuş ise de, davanın açılış ve Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 gün ve 24511 kararının alındığı tarih itibari ile kararın doğru ve yerinde olarak alındığı, taleplerin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; annenin hissesinin noterden devredip hissedarlığının sona ermesi ve çocuklarını velisi olması hususlarının yasal veya kanuna aykırı olmadığını, mahkeme gerekçesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesine aykırı olduğunu, annenin hissedarlıktan çıkmış olması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının mümkün bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 nuamaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen "Miras yolu ile intikal olan T.C. ...kimlik numaralı ...'a ait toplam 5.000,00.TL pay karşılığı hissenin Hatay 3. Noterliği'nin 04.08.2017 tarih ve 13353 yevmiye nolu hisse devir senedine istinaden şirketin ortağı olacak olan 20.07.1969 Antakya doğumlu ... T.C. kimlik numaralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup fiil ehliyetine sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir menfaat çatışması da bulunmadığı, bu nedenle davalı ...
tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve ilanı da talep edilmiş ise de, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari görevleri kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının kayyum atanmasına ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın yönetim kurulu kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın çağrısız genel kurul kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle pay devri işlemi henüz gerçekleşmediğinden;
veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette kanuni temsilci anne ile çocukların, menfaatinin çatışmakta olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir kayyım tayin edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında kusuru bulunmadığından dolayı yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince açılmış ticaret sicil memurunun kararına itiraz talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi.
2.4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen pay devri kararının tescil talebi, davalı tarafından pay sahipleri arasında hisse devri ile ilgili menfaat çatışmasının bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini yapılması gerektiği gerekçesi ile reddedilmiştir. Anılan genel kurul kararı tarihi itibari ile pay devri işlemi henüz gerçekleşmediğinden veli anne ... ile çocuklar..., ...ve ... aynı şirkette pay sahibi durumundadır. O halde, aynı şirkette pay sahibi olan kanuni temsilci anne ile çocuklarının menfaatlerinin çatışmakta olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940571900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz