Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4987 E. 2021/2902 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo taahhüdü↗ borçtan kurtulma↗ tereke↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ usuli kazanılmış hak↗ kambiyo senedi↗ mirasçılık↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ kötü niyet↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerin tereke borcu nedeni ile düzenlendiği, mirasın reddedilmemiş olduğu, senetlerin düzenlenmesinde somut olayda usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle davacının senetlerden dolayı borçlu olduğunun anlaşıldığı, İİK 72/4 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak sureti ile infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerektiği, somut olayda tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2017 gün, 2016/4357 Esas ve 2017/1126 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, kamu düzenine aykırı bir yön bulunması halinde bozma ilamına uyulması taraflardan biri yararına diğeri aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Tanzim tarihinde 18 yaşından küçük olan davacıyı velayeten annesi tarafından imzalanan dava konusu kambiyo senetlerinin, davacının murisinin sağlığında sağlanan araç finansmanı borcuna ilişkin olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek kambiyo senedi düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan kayyım atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan ederek kambiyo taahhüdünden sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür. Ne var ki, mirasçıların her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır. Somut vakıa kapsamında davacıdan da alacağın tamamının tahsili yasal olarak mümkün hale gelmektedir. Bu durumda davacı çocuk kendi miras payı oranında murisin borçlarından sorumlu olacak iken müşterek müteselsil borçlu olarak alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olma riski altına girmektedir. Velayet altındaki çocuktan alacağın tamamının tahsili durumunda veli yetkisini kullanan anne, bu oranda borçtan kurtulacağından davacının miras payını aşan tutar üzerinden veli-anne menfaatine kazandırıcı işlem niteliğine bürünmektedir. TMK’nın 345. maddesi uyarınca kayyım atanması ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras payı oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4225 E. 2010/4745 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaDavacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek «kambiyo senedi» düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan «kayyım» atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu beyan ederek «kambiyo taahhüdünden» sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür.
TMK’nın 345. maddesi uyarınca «kayyım atanması» ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras «payı» oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı «temsil» etmek için ...' in «temsil kayyımı» olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a «temsil kayyımı» atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle «icazet» vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de «temsil kayyımının» görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · icazet · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · limited şirket · temsil
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta da anne tarafından tayin edilen davacı vekilinin reşit olan ... tarafından vekaletten azledilmediği hususu nazara alınarak, mahkemece davada «aktif husumet ehliyeti» yönünden bir sorunun bulunmadığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı «temsil» etmek için ...' in «temsil kayyımı» olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a «temsil kayyımı» atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle «icazet» vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de «temsil kayyımının» görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
-
Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/144 E. 2023/3353 K.
Ortak:kayyım · mirasçılık · kâr payı
İncelediğiniz karardaTMK’nın 345. maddesi uyarınca «kayyım atanması» ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras «payı» oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı …
Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek «kambiyo senedi» düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan «kayyım» atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu beyan ederek «kambiyo taahhüdünden» sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür.
Ne var ki, «mirasçıların» her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket «yönetim kurulu» 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın «payının», eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanuni temsilci · menfaat çatışması · çağrısız genel kurul · fiil ehliyeti · kayyum atanması · kayyım tayini · pay devri · pay sahipliği
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… aralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup «fiil ehliyetine» sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir «menfaat çatışması» da bulunmadığı, bu nedenle davalı ... tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve «ilanı» da talep edilmiş ise de, «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari «görevleri» kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının «kayyum atanmasına» ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
Değerlendirme Davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen «pay devri» kararının tescil talebi, davalı tarafından «pay sahipleri» arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini yapılması gerektiği gerekçesi ile reddedilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7000 E. 2013/9888 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hayat sigortası · zamanaşımı def'i · reeskont faizi · icra takibine itiraz · def'i · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı def»'inde bulunmuş ise de davanın açıldığı tarihteki Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, süresinde dava açıldığı, davacının açtığı kısmi davada alacak miktarının belirlendiği, alacak miktarının yargılamayla ortaya çıktığı, «inkar tazminat» koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren «reeskont faizi» uygulanmasına karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «hayat sigorta poliçesinden» kaynaklanan bakiye tazminat alacağının tahsiline yönelik başlatılan «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
… rülen kısmi davada alınan bilirkişi raporunda belirlenen bakiye tazminat alacağına ilişkin olmasına, başka bir ifadeyle alacağın likit bulunmasına rağmen talep gibi «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu istemin reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2063 E. 2013/19562 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · taraf ehliyeti · temerrüt faizi · maddi tazminat · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, sorumluluğunun üst sınırının 86.782,05 TL olup, davacıların «maddi tazminat» taleplerinin üst sınırın altında kaldığı, bileti ...ve ...'nın aldıkları dolayısıyla sözleşmenin ...ve ...arasında kurulduğu, davacılar ... ve ...'ın ancak velayeten ...ve ...adına tazminat talep edebilecekleri, kendi adlarına aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı, eşya kaybolmasının davacıların «kişilik haklarına saldırı» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.250,00 TL maddi tazminatın 08/08/2010 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile küçükler ...ve ...Kurtcan’a velayeten anne babası olan ... ve ...’a verilmesine, ... ve ...’ın açtıkları davanın aktif dava ehli …
Davacıların dava dilekçesinde "«avans faizi»" talebinde bulunmasına ve uyuşmazlığın yolcu taşımasından kaynaklanmış olmasına göre mahkemece avans oranı nispetinde «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4987 E. , 2021/2902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16/05/2019 tarih ve 2019/200-2019/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2012/4627 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığını, takibin usulsüz tebligat ile kesinleştirildiğini, takip konusu senetlerin düzenlenme tarihi olan 24.11.2009 tarihinde davacının reşit olmadığını, senetlerdeki imzaların annesi Necla Pekşen tarafından atıldığını, ancak davacı tarafından bu hususta annesine verilmiş bir vekâletname ya da yetki belgesinin bulunmadığını, özetle senetlerdeki imzaların davacıyı bağlamadığını, davalı şirketin talebi ile davacının alacaklı olduğu başka bir takip dosyasından yapılan tahsilatın 75.137,39 TL olarak 25.11.2013 tarihinde İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2012/4627 Esas sayılı takip dosyasına aktarıldığını ve davalının da bu parayı 26.11.2013 tarihinde tahsil ettiğini iddia ederek davacının borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibi nedeniyle ödenen 75.137,39 TL’nin ödeme tarihi olan 25.11.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline ve %40 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerin tereke borcu nedeni ile düzenlendiği, mirasın reddedilmemiş olduğu, senetlerin düzenlenmesinde somut olayda usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle davacının senetlerden dolayı borçlu olduğunun anlaşıldığı, İİK 72/4 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak sureti ile infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerektiği, somut olayda tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2017 gün, 2016/4357 Esas ve 2017/1126 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, kamu düzenine aykırı bir yön bulunması halinde bozma ilamına uyulması taraflardan biri yararına diğeri aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Tanzim tarihinde 18 yaşından küçük olan davacıyı velayeten annesi tarafından imzalanan dava konusu kambiyo senetlerinin, davacının murisinin sağlığında sağlanan araç finansmanı borcuna ilişkin olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek kambiyo senedi düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan kayyım atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan ederek kambiyo taahhüdünden sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür. Ne var ki, mirasçıların her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır.
Somut vakıa kapsamında davacıdan da alacağın tamamının tahsili yasal olarak mümkün hale gelmektedir. Bu durumda davacı çocuk kendi miras payı oranında murisin borçlarından sorumlu olacak iken müşterek müteselsil borçlu olarak alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olma riski altına girmektedir. Velayet altındaki çocuktan alacağın tamamının tahsili durumunda veli yetkisini kullanan anne, bu oranda borçtan kurtulacağından davacının miras payını aşan tutar üzerinden veli-anne menfaatine kazandırıcı işlem niteliğine bürünmektedir. TMK’nın 345. maddesi uyarınca kayyım atanması ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras payı oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkemece verilen kararın Dairemizce bozulması ve karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine verilen kararın usul ve Yasa'ya uygun olduğundan onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun yerel mahkeme hükmünün bozulmasına yönelik kararına muhalifiz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663490500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz