6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4987 E. 2021/2902 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo taahhüdü borçtan kurtulma tereke kayyım atanması kayyım usuli kazanılmış hak kambiyo senedi mirasçılık infaz kazanılmış hak kötü niyet tazminatı tbk 99 kamu düzeni kötü niyet kâr payı geçersizlik taahhütname yetkisizlik kararı menfi tespit teminat

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 27 · TMK — TMK 345 · İİK — İİK 72

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerin tereke borcu nedeni ile düzenlendiği, mirasın reddedilmemiş olduğu, senetlerin düzenlenmesinde somut olayda usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle davacının senetlerden dolayı borçlu olduğunun anlaşıldığı, İİK 72/4 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak sureti ile infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerektiği, somut olayda tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2017 gün, 2016/4357 Esas ve 2017/1126 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, kamu düzenine aykırı bir yön bulunması halinde bozma ilamına uyulması taraflardan biri yararına diğeri aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Tanzim tarihinde 18 yaşından küçük olan davacıyı velayeten annesi tarafından imzalanan dava konusu kambiyo senetlerinin, davacının murisinin sağlığında sağlanan araç finansmanı borcuna ilişkin olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek kambiyo senedi düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan kayyım atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan ederek kambiyo taahhüdünden sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür. Ne var ki, mirasçıların her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır. Somut vakıa kapsamında davacıdan da alacağın tamamının tahsili yasal olarak mümkün hale gelmektedir. Bu durumda davacı çocuk kendi miras payı oranında murisin borçlarından sorumlu olacak iken müşterek müteselsil borçlu olarak alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olma riski altına girmektedir. Velayet altındaki çocuktan alacağın tamamının tahsili durumunda veli yetkisini kullanan anne, bu oranda borçtan kurtulacağından davacının miras payını aşan tutar üzerinden veli-anne menfaatine kazandırıcı işlem niteliğine bürünmektedir. TMK’nın 345. maddesi uyarınca kayyım atanması ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras payı oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4225 E. 2010/4745 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/144 E. 2023/3353 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7000 E. 2013/9888 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2063 E. 2013/19562 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4987 E.  ,  2021/2902 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16/05/2019 tarih ve 2019/200-2019/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2012/4627 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığını, takibin usulsüz tebligat ile kesinleştirildiğini, takip konusu senetlerin düzenlenme tarihi olan 24.11.2009 tarihinde davacının reşit olmadığını, senetlerdeki imzaların annesi Necla Pekşen tarafından atıldığını, ancak davacı tarafından bu hususta annesine verilmiş bir vekâletname ya da yetki belgesinin bulunmadığını, özetle senetlerdeki imzaların davacıyı bağlamadığını, davalı şirketin talebi ile davacının alacaklı olduğu başka bir takip dosyasından yapılan tahsilatın 75.137,39 TL olarak 25.11.2013 tarihinde İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2012/4627 Esas sayılı takip dosyasına aktarıldığını ve davalının da bu parayı 26.11.2013 tarihinde tahsil ettiğini iddia ederek davacının borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibi nedeniyle ödenen 75.137,39 TL’nin ödeme tarihi olan 25.11.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline ve %40 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerin tereke borcu nedeni ile düzenlendiği, mirasın reddedilmemiş olduğu, senetlerin düzenlenmesinde somut olayda usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle davacının senetlerden dolayı borçlu olduğunun anlaşıldığı, İİK 72/4 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak sureti ile infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerektiği, somut olayda tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2017 gün, 2016/4357 Esas ve 2017/1126 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, kamu düzenine aykırı bir yön bulunması halinde bozma ilamına uyulması taraflardan biri yararına diğeri aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Tanzim tarihinde 18 yaşından küçük olan davacıyı velayeten annesi tarafından imzalanan dava konusu kambiyo senetlerinin, davacının murisinin sağlığında sağlanan araç finansmanı borcuna ilişkin olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Davacı, kambiyo senetlerinin tanzim tarihinde velayet altında olduğunu, annesinin velayeten kendi kendini vekil tayin ederek kambiyo senedi düzenlemesinin TMK’nın 345. maddesinde yer alan kayyım atama ve hakim onayı şartına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan ederek kambiyo taahhüdünden sorumlu olmayacağını iddia etmekte ise de, annenin kendi kendini vekil tayin etmemesi halinde bile velayeten senet tanzim etmesi mümkündür. Ne var ki, mirasçıların her biri ve dolayısıyla davacı da müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imza attığından alacaklının bu kişilerden herhangi birisine müracaat ederek alacağının tamamına kavuşma ihtimali bulunmaktadır.

Somut vakıa kapsamında davacıdan da alacağın tamamının tahsili yasal olarak mümkün hale gelmektedir. Bu durumda davacı çocuk kendi miras payı oranında murisin borçlarından sorumlu olacak iken müşterek müteselsil borçlu olarak alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olma riski altına girmektedir. Velayet altındaki çocuktan alacağın tamamının tahsili durumunda veli yetkisini kullanan anne, bu oranda borçtan kurtulacağından davacının miras payını aşan tutar üzerinden veli-anne menfaatine kazandırıcı işlem niteliğine bürünmektedir. TMK’nın 345. maddesi uyarınca kayyım atanması ve hakim onayı, sözleşmenin geçerli hale gelmesi için gerekli bulunduğundan ve fakat eksik olduğundan, TBK’nın 27. maddesine göre sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinden mahkemece kambiyo ilişkisinden kaynaklanan sözleşmeden davacının sadece kendi miras payı oranında sorumlu olacağı gözetilerek kalan sair tutardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yerel mahkemece verilen kararın Dairemizce bozulması ve karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine verilen kararın usul ve Yasa'ya uygun olduğundan onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun yerel mahkeme hükmünün bozulmasına yönelik kararına muhalifiz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663490500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.