Kayyım Atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11335 E. 2018/3458 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil kayyımı↗ menfaat çatışması↗ vesayet↗ kayyım tayini↗ kayyım↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, kayyım tayinini talep eden ...’un ...'un annesi olduğu, talebin TMK 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının küçüğün velisi ve yasal temsilcisi olup aralarında menfaat çatışması bulunmadığı, davacının kayyım talebinin TMK’nın 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TMK’nın 426/2. maddesi gereğince, vesayet makamı bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa küçüğe ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar.
Davacı ... temsil kayyımı talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında menfaat çatışması bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15609 E. 2015/615 K.
Ortak:menfaat çatışması · temsil kayyımı · vesayet · kayyım tayini · kayyım · temsil
İncelediğiniz karardaAncak TMK’nın 426/2. maddesi gereğince, «vesayet» makamı bir işte yasal «temsilcinin» menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa küçüğe ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen «temsil kayyımı» atar.
Davacı ... «temsil kayyımı» talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında «menfaat çatışması» bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davacının küçüğün velisi ve yasal «temsilcisi» olup aralarında «menfaat çatışması» bulunmadığı, davacının «kayyım» talebinin TMK’nın 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda"şeklindeki açık yasa hükmü karşısında; taraf teşkili bakımından «kısıtl».....'in davada vasi ... dışındaki başka bir kişi tarafından «temsil» edilmesi gerektiğinden, davalı .....'i bu davada temsil etmek üzere, «vesayet» makamınca «kayyım tayin» edilmesi sağlanarak, «husumetin» bu kayyıma yöneltilmesi gerekirken, taraf teşkili bulunmaksızın işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de re' …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddialarının değerlendirilmesi için «bilirkişi incelemesinin» gerektiği, 10.02.2014 tarihi duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacının «temsil kayyımına» «kesin süre» verildiği, verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı bu haliyle dava ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı TMK'nın 426/2. maddesi uyarınca, "bir işte yasal «temsilcinin» menfaati ile küçüğün veya «kısıtlının» menfaati çatışıyorsa «kayyım tayini» gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · ihtarat · bilirkişi ücreti · yönetici sorumluluğu · ek mehil
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddialarının değerlendirilmesi için «bilirkişi incelemesinin» gerektiği, 10.02.2014 tarihi duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacının «temsil kayyımına» «kesin süre» verildiği, verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı bu haliyle dava ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11412 E. 2018/3665 K.
Ortak:temsil kayyımı · menfaat çatışması · kayyım tayini · kayyım · temsil
İncelediğiniz karardaDavacı ... «temsil kayyımı» talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında «menfaat çatışması» bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davacının küçüğün velisi ve yasal «temsilcisi» olup aralarında «menfaat çatışması» bulunmadığı, davacının «kayyım» talebinin TMK’nın 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TMK’nın 426/2. maddesi gereğince, «vesayet» makamı bir işte yasal «temsilcinin» menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa küçüğe ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen «temsil kayyımı» atar.
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «şirketin tasfiyesi» için dava açtığını, bu davada kendisine «kayyım tayini» için süre verildiğini ileri sürerek «kayyım atanmasını» istediği şirket ile bu şirketin diğer ortakları olan davalı gerçek kişilere karşı dava açmış olup, mahkemece, davanın kabulüyle «temsil kayyımı» tayinine karar verilmiş ise de somut olayda davanın şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, şirket yönünden hüküm kurulduğu gözetildiğinde davalıların işbu davada «pasif husumetlerinin» ve menfaatlerinin bulunmadığı değerlendirilerek temyiz eden davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/94 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davalı şirkete «kayyım tayini» için süre verildiği, şirket ile davacı arasında «menfaat çatışmasının» doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Mimarlık Turizm İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ni «temsil» etmesi için Av. ....'nin «temsilci kayyım» olarak atanmasına, kayyım için 500,00 TL ücret taktirine, kayyımlık ücretini şirketten tahsil edilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyım atanması · şirketin tasfiyesi · pasif husumet · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalı «şirketin tasfiyesi» için dava açtığını, bu davada kendisine «kayyım tayini» için süre verildiğini ileri sürerek «kayyım atanmasını» istediği şirket ile bu şirketin diğer ortakları olan davalı gerçek kişilere karşı dava açmış olup, mahkemece, davanın kabulüyle «temsil kayyımı» tayinine karar verilmiş ise de somut olayda davanın şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, şirket yönünden hüküm kurulduğu gözetildiğinde davalıların işbu davada «pasif husumetlerinin» ve menfaatlerinin bulunmadığı değerlendirilerek temyiz eden davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
Dava «limited şirket» «temsil kayyımı atanması» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11335 E. , 2018/3458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/04/2016 tarih ve 2016/17-2016/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müteveffanın 25/09/2015 tarihinde vefat ettiğini, miras olarak bıraktığı ve 20 pay karşılığı 40.000,00 TL bedelli hisse nispetinde ortaklığı bulunan şirket paylarının mevcut olduğunu, mirasçılardan ...’un reşit olmadığını, bu nedenle kendisine kayyım atanması gerektiğini belirterek ...’ın ...’a kayyım olarak tayinini ve dava dışı şirketteki miras bırakandan intikal eden hisselerin devri için gerekli iznin verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, kayyım tayinini talep eden ...’un ...'un annesi olduğu, talebin TMK 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının küçüğün velisi ve yasal temsilcisi olup aralarında menfaat çatışması bulunmadığı, davacının kayyım talebinin TMK’nın 426. maddesi kapsamındaki hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TMK’nın 426/2. maddesi gereğince, vesayet makamı bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa küçüğe ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar.
Davacı ... temsil kayyımı talebinde bulunduğu küçük ...’un velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, ikisinin de aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında menfaat çatışması bulunduğundan, TMK'nın 426. maddesi gereğince kayyım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423447100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz