6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4225 E. 2010/4745 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil kayyımı icazet aktif husumet ehliyeti kayyım aktif dava ehliyeti aktif husumet husumet ehliyeti sulh hukuk mahkemesi taraf ehliyeti limited şirket sulh temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı temsil etmek için ...' in temsil kayyımı olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, TTK.’nun 538. maddesine dayalı olarak davalı limited şirket ortaklar kurulunun mahkemece olağanüstü toplantıya çağrılması istemine ilişkin olup, dava tarihinde reşit olmadığı anlaşılan şirket ortağı küçük ...’a velayeten, annesi Mesture’nin verdiği vekaletname ile açılmıştır.

Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a temsil kayyımı atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle icazet vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de temsil kayyımının görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Veli, çocuk reşit olmadan önce ona bir vekil tayin etmiş ve dava bu vekil tarafından takip edilmekte iken çocuk reşit olmuşsa bununla vekalet sona ermez. Bu halde reşit olan çocuk vekilini azletmedikçe vekil davayı takip etmeye devam eder (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 1. Cilt, 2001, s:1070). Somut uyuşmazlıkta da anne tarafından tayin edilen davacı vekilinin reşit olan ... tarafından vekaletten azledilmediği hususu nazara alınarak, mahkemece davada aktif husumet ehliyeti yönünden bir sorunun bulunmadığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Temsil kayyımı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6837 E. 2012/9880 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4987 E. 2021/2902 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/144 E. 2023/3353 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/4225 E.  ,  2010/4745 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2009 tarih ve 2008/635-2009/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket ortağı olan murisleri ...' in 15.05.2007 tarihinde öldüğünü, mirasçı bulunan müvekkiline şirket işleri ile ilgili hiçbir bilginin verilmediğini, şirket araç ve telefonlarına el konulduğunu ileri sürerek, TTK.'nun 538.maddesi uyarınca davalı şirketin ortaklar kurulunun dava dilekçesinde belirtilen gündem ile toplantıya çağrılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı temsil etmek için ...' in temsil kayyımı olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, TTK.’nun 538. maddesine dayalı olarak davalı limited şirket ortaklar kurulunun mahkemece olağanüstü toplantıya çağrılması istemine ilişkin olup, dava tarihinde reşit olmadığı anlaşılan şirket ortağı küçük ...’a velayeten, annesi Mesture’nin verdiği vekaletname ile açılmıştır.

Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a temsil kayyımı atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle icazet vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de temsil kayyımının görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Veli, çocuk reşit olmadan önce ona bir vekil tayin etmiş ve dava bu vekil tarafından takip edilmekte iken çocuk reşit olmuşsa bununla vekalet sona ermez. Bu halde reşit olan çocuk vekilini azletmedikçe vekil davayı takip etmeye devam eder (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 1. Cilt, 2001, s:1070). Somut uyuşmazlıkta da anne tarafından tayin edilen davacı vekilinin reşit olan ... tarafından vekaletten azledilmediği hususu nazara alınarak, mahkemece davada aktif husumet ehliyeti yönünden bir sorunun bulunmadığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018383900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.