Tapu İptali Ve Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15299 E. 2017/1766 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi↗ yolsuz tescil↗ kollektif şirket↗ ön inceleme aşaması↗ aktif husumet↗ mirasçılık↗ sulh hukuk mahkemesi↗ feragat↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ sulh↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu taşınmazların satışı muamelesinde davacıların ortağı olduğu kollektif şirketin tüm ortaklarının ve bu kapsamda davacıların satış muamelesine katılımı sağlanmış olmadığından yapılan satış işleminin yolsuz tescil olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesi uyarınca davacıların bu yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilecekleri, davacılara velayeten dava açmış olan ...'nun kendisinin de yasal mirasçı olup, kendi adına mirası reddetmesine rağmen velayeti altında bulunan davacılar adına açmış olduğu davada ana baba olan velinin çocuğun menfaatlerini gözeterek işlem yapması gerektiğinden kendi adına yapmış olduğu feragati velayeti altında bulundurduğu çocukları adına da mutlak manada yapması gerektiği veya yapmış sayılması gerektiği gibi bir hukuki yükümlülüğün söz konusu edilemeyeceği, bu nedenle davacılar adına velilerinin açtığı davada davacıların kötü niyetinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davalıya yapılan 26/08/2011 tarihli satış işlemlerinin iptali ile taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve ... Ticaret Kollektif Şirketi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıların murisinin ortağı olduğu ... San. ve Tic. Kollektif Şirketi'ne ait taşınmazların satış işlemlerinin iptali ile davalı adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili istemlerine ilişkin olup, davacıların adı geçen şirket ortaklarından ...’ın mirasçısı olmaları sebebiyle şirket ortağı oldukları, dava konusu taşınmazların satışının tüm ortakların oy birliğiyle alacakları karar ile geçerli olacağı, ancak taşınmaz satışlarının davacıların imzası olmaksızın gerçekleştiği ileri sürülmüştür.
Muris ...’a ait veraset ilamında ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29/06/2011 tarihli 2011/708 Esas-2011/907 Karar sayılı ilamı ile muris ...'ın mirasçıları eşi ..., çocukları ... ve ... tarafından yasal süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiğinin, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 05/09/2012 tarihli 2012/493 Esas-2012/1171 Karar sayılı ilamı ile muris ...'ın yasal mirasçılarından olan ... tarafından yasal süresi içerisinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611. maddesinde “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” hükmü düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 612. maddesinde ise “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacılar muris ...’ın kızı mirası reddeden ...’nun çocukları olup mirasın reddi dosyalarının ve nüfus kayıtlarının getirtilerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinin değerlendirilmesi, davacıların aktif husumeti hakkında inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda davacıların aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında inceleme yapılmaksızın ve bir gerekçe de belirtilmeksizin, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/144 E. 2023/3353 K.
Ortak:mirasçılık · kâr payı
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611. maddesinde “Yasal «mirasçılardan» biri mirası reddederse onun «payı», miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” hükmü düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 612. maddesinde ise “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince iflâs hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu taşınmazların satışı muamelesinde davacıların ortağı olduğu «kollektif şirketin» tüm ortaklarının ve bu kapsamda davacıların satış muamelesine katılımı sağlanmış olmadığından yapılan satış işleminin «yolsuz tescil» olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesi uyarınca davacıların bu yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilecekleri, davacılara velayeten dava açmış olan ...'nun kendisinin de yasal «mirasçı» olup, kendi adına mirası reddetmesine rağmen velayeti altında bulunan davacılar adına açmış olduğu davada ana baba olan velinin çocuğun menfaatlerini gözeterek işlem yapması gerektiğinden kendi adına yapmış olduğu «feragati» velayeti altında bulundurduğu çocukları adına da mutlak manada yapması gerektiği veya yapmış sayılması gerektiği gibi bir hukuki yükümlülüğün söz konusu edilemeyec …
… adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili istemlerine ilişkin olup, davacıların adı geçen şirket ortaklarından ...’ın «mirasçısı» olmaları sebebiyle şirket ortağı oldukları, dava konusu taşınmazların satışının tüm ortakların oy birliğiyle alacakları karar ile geçerli olacağı, ancak taşınmaz s …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarlarından...ın 28.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, vefat nedeniyle şirketin noter onaylı, şirket «yönetim kurulu» 04.08.2017 tarih ve 1 nolu karar ile; vefat eden hissedarın «payının», eşi ... ile çocukları..., ...ve ...’a miras yolu ile intikaline, miras yolu ile intikalle hissedar olan ...’ın hissesinin Hatay 3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni temsilci · menfaat çatışması · çağrısız genel kurul · fiil ehliyeti · kayyum atanması · kayyım tayini · pay devri · pay sahipliği
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı kararın «yönetim kurulu» kararı olmadığı gibi, geçerli bir genel kurul kararı niteliğini de taşımadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu kararın «çağrısız genel kurul» kararı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararda ortaklardan ...’ın velayeten imza attığı ve kendisi adına imza atmadığı görülmekte olup ...'ın kendi adına toplantıya katılmadığını, eksik paydaş ile toplanıldığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığından tescil talebini reddeden müvekkil kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, karar tarihi itibariyle «pay devri» işlemi henüz gerçekleşmediğinden; veli anne ile çocuklar aynı şirkette pay sahibi durumunda olup aynı şirkette «kanuni temsilci» anne ile çocukların, «menfaatinin çatışmakta» olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince çocukların paylarını temsil etmek üzere bir «kayyım tayin» edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasında «kusuru» bulunmadığından dolayı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» yönünden sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… aralı ...'a devir etmesine" karar verilmiş olup, hisse devir işlemine konu çocuklar..., ...ve ...'ın değil, anne olan ...'a ait hisse olduğu, anne ...'ın reşit olup «fiil ehliyetine» sahip olduğu, kendi hissesi ile ilgili her zaman tasarruf hakkı bulunduğu, yasa gereği velisi bulunduğu çocuklar..., ...ve ...'ın hissesi ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığından veli ile çocukları arasında 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinin ikinciıfıkras kapsamında bir «menfaat çatışması» da bulunmadığı, bu nedenle davalı ... tarafından, davacı şirkete ait genel kurul kararında alınan kararının tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red edilmesinin ve aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, her ne kadar davacı tarafından, davalı ... tarafından verilen tescil talebinin reddine dair kararın kaldırılması yanında, genel kurul tarafından alınan kararın tescil ve «ilanı» da talep edilmiş ise de, «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilan işlemi Ticaret Sicil Müdürlüğünün idari «görevleri» kapsamında olduğundan, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü yerine geçilerek idari nitelikli tescil ve ilan kararı verilemeyecek, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen kararın yasal mevzuata uygunluğunun denetlenebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulünü, kararın «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı şirketin 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde yer alan kararın tescil edilmesine yönelik talebinin, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddine ilişkin kararının itirazının kabulüne, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.09.2017 tarih ve 24511 sayılı tescil talebinin reddi kararının «kayyum atanmasına» ilişkin 8 numaralı bendinin iptaline karar verilmiştir.
Değerlendirme Davacı şirkete ait 04.08.2017 tarih ve 1 numaralı genel kurul kararının 2 numaralı bendinde belirtilen «pay devri» kararının tescil talebi, davalı tarafından «pay sahipleri» arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini yapılması gerektiği gerekçesi ile reddedilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ölüm nedeni ile hissedarı olan «mirasçılar» anne ... ile velayet altındaki... ...ve ... arasında «hisse devri» ile ilgili «menfaat çatışmasının» bulunduğu ve velayet altındaki hissedarlara kayyum tayini ile işlem yapılması gerektiği, zira «pay devri» kararı tarihi itibarı ile mirasçılar anne ve velayet altındaki çocukların birlikte olarak şirkette hissedar oldukları anlaşılması karşısında «ticaret sicil müdürlüğünün» kararına yapılan itirazın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı vekilince dava sırasında belirtilen eksikliklerin giderildiğine dair belge s …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15299 E. , 2017/1766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/07/2015 tarih ve 2014/531-2015/615 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.03.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisinin %15 oranında ortağı olduğu ... Tic. Kollektif Şirketi'ne ait taşınmazların davacıların imzası olmadan şirketin diğer hissedarları tarafından davalıya satıldığını, kollektif şirket taşınmazlarının satışının tüm ortakların oy birliğiyle alacakları karar şartına bağlı olduğunu, bu suretle tescilin yolsuz ve kanunen yok hükmünde bulunduğunu ileri sürerek, davalıya yapılan 26/08/2011 tarihli satış işlemlerinin iptalini, davalı adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptalini ve şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin sicil dosyasında bulunan tadil metninde lüzum görülen taşınmazların satılabileceğinin belirlendiğini, yasal varis olup davacıların yasal temsilcisi ...'nun mirası kendi adına reddedip, taşınmazlar satılıp şirket borçları ödendikten sonra bu davayı açarak hak talep etmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu taşınmazların satışı muamelesinde davacıların ortağı olduğu kollektif şirketin tüm ortaklarının ve bu kapsamda davacıların satış muamelesine katılımı sağlanmış olmadığından yapılan satış işleminin yolsuz tescil olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesi uyarınca davacıların bu yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilecekleri, davacılara velayeten dava açmış olan ...'nun kendisinin de yasal mirasçı olup, kendi adına mirası reddetmesine rağmen velayeti altında bulunan davacılar adına açmış olduğu davada ana baba olan velinin çocuğun menfaatlerini gözeterek işlem yapması gerektiğinden kendi adına yapmış olduğu feragati velayeti altında bulundurduğu çocukları adına da mutlak manada yapması gerektiği veya yapmış sayılması gerektiği gibi bir hukuki yükümlülüğün söz konusu edilemeyeceği, bu nedenle davacılar adına velilerinin açtığı davada davacıların kötü niyetinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle;
davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davalıya yapılan 26/08/2011 tarihli satış işlemlerinin iptali ile taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve ... Ticaret Kollektif Şirketi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıların murisinin ortağı olduğu ... San. ve Tic. Kollektif Şirketi'ne ait taşınmazların satış işlemlerinin iptali ile davalı adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili istemlerine ilişkin olup, davacıların adı geçen şirket ortaklarından ...’ın mirasçısı olmaları sebebiyle şirket ortağı oldukları, dava konusu taşınmazların satışının tüm ortakların oy birliğiyle alacakları karar ile geçerli olacağı, ancak taşınmaz satışlarının davacıların imzası olmaksızın gerçekleştiği ileri sürülmüştür.
Muris ...’a ait veraset ilamında ...
4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29/06/2011 tarihli 2011/708 Esas-2011/907 Karar sayılı ilamı ile muris ...'ın mirasçıları eşi ..., çocukları ... ve ... tarafından yasal süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiğinin, ...
3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 05/09/2012 tarihli 2012/493 Esas-2012/1171 Karar sayılı ilamı ile muris ...'ın yasal mirasçılarından olan ... tarafından yasal süresi içerisinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611. maddesinde “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.” hükmü düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 612. maddesinde ise “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacılar muris ...’ın kızı mirası reddeden ...’nun çocukları olup mirasın reddi dosyalarının ve nüfus kayıtlarının getirtilerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinin değerlendirilmesi, davacıların aktif husumeti hakkında inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda davacıların aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında inceleme yapılmaksızın ve bir gerekçe de belirtilmeksizin, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan ve diğer davalı şirketten alınarak davalı ...'e verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357346700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz