Faaliyeti olmayan, yüksek yedek akçeli şirkette cüzi kâr dağıtımı iyi niyete aykırıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5821 E. 2023/681 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Aktif ticari faaliyeti bulunmayan, kira ve temettü geliri elde eden ve yüksek olağanüstü yedek akçeye sahip bir şirkette, dağıtılabilir kâra oranla cüzi bir kâr dağıtıp kalanını yedek akçeye ayırmak iyi niyet kurallarına aykırıdır ve kâr dağıtılmayan kısım yönünden iptal gerektirir; ancak iptal bu kısımla sınırlı tutulur, dağıtımı yapılan kısmı kapsamaz. İştiraklerin dava dışı ve kesinleşmiş birleşme işlemleri, kâr dağıtımı davasının konusunu oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Kârın büyük kısmının yedek akçeye ayrılıp cüzi kâr dağıtılmasına ilişkin kararın iptali → kısmi kabul
İddia: Davacı, denizcilik faaliyeti bulunmayan ve ekonomik risk taşımayan şirkette 2011 yılı kârının büyük kısmının yedek akçeye eklenerek yalnızca cüzi kâr dağıtılmasının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin aktif ticari faaliyeti bulunmayıp kira geliri ve iştiraklerden temettü elde ettiği, olağanüstü yedek akçenin 6.425.971,00 TL'ye ulaştığı, 2011 yılı dağıtılabilir net kârının 958.112,00 TL olduğu; şirketin cüzi bir kâr dağıtım kararı alıp kalan kârı yedek akçeye ayırmasının iyi niyete aykırı olduğu gözetildiğinde, kâr dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptali gerekir. İştiraklerin birleşmesi bu davanın konusu olmayıp, dava dışı ve kesinleşmiş işlemlerin doğru yapılıp yapılmadığının irdelenmesi hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceğinden bilirkişinin bu yöndeki kâr hesaplamalarına itibar edilemez. İptal, kâr dağıtılmayan kısımla sınırlı olmalı; kâr dağıtımı yapılan kısmı da kapsayacak şekilde kararın tümüyle iptali doğru değildir (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi).
Emsal değeri
Yüksek yedek akçeli ve aktif faaliyeti olmayan şirkette cüzi kâr dağıtımının iyi niyete aykırı olduğu ve iptalin kâr dağıtılmayan kısımla sınırlı tutulacağı yönünde onanan gerekçe.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı dağıtılmaması↗ ihtiyari/olağanüstü yedek akçe↗ dürüstlük kuralı↗ kısmi iptal↗ hukuki güvenlik ilkesi↗ iştirak birleşmesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kârın bünyede bırakılması teklifinin reddi zımni kâr dağıtım kararı sayılmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12123 E. 2018/4246 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı şirkette % 45 hisseye sahip oldukları, 3.10.2013 tarihli «olağan genel kurulda» 2012 senesi dönem net karı olarak tespit edilen 232.953,36 TL'nin şirket bünyesinde bırakılmasının teklif edildiği, teklifin oy çokluğu ile red edildiği, TTK’nın 408., 426. ve 445. maddeleri gereğince «genel kurul kararlarının iptal» edilinceye kadar bütün şirket yönünden bağlayıcı olduğu, «kar payının» şirket bünyesinde kalması teklifinin reddedilmesiyle kar payının ortaklara «dağıtımının» gerektiği, şirketin «defter» ve belgelerinin usulüne uygun olduğu, yapılan hesaplamada davalı şirketin 2012 yılına ait vergi sonrası net karın 209.418,05 TL olduğu, dönem net karından 6102 sayılı T.T.K.'nın ilgili maddeleri gereğince yedek akçelerin ayrılması neticesinde ortaklara dağıtılacak net temettünün 153.049,09 TL olduğu, davacıların hisselerine düşen bedelin 68.868,05 TL olduğu, davacılara düşen kar payı bütün ortaklar tarafından bilindiğinden alacağın likid olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin 68.868,05 TL «asıl alacak» ve 23.05.2014 itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte devamına, %20 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şirket genel kurulu, şirket «kar payının» belirlenmesi ve «dağıtımı» konusunda tek yetkili organ olup, bu «yetkisini» yönetim kuruluna devretmesi de mümkün değildir.
-
Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı dağıtımı · yedek akçe
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
Mahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen %5 «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış …
2- Dava, «anonim şirket» «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davalı şirketin 25.06.2013 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde " 2010,2011,2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışında kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususu" oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, karın «yedek akçede» tutulmasını kabul etmediklerini, %50sinin «dağıtılmasını» istediklerini beyan etmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2981 E. 2010/9227 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · tasdik kararı · uyuşmazlık konusu · anonim şirket
Benzer bu karardaŞirketin faaliyet dönemini zararla kapattığı, yedek akçelerden «kar payı dağıtımı» ile ilgili genel kurul gündeminde madde bulunmadığı, toplantı esnasında, yedek akçelerden «kar dağıtımının» gündeme alınması teklif edilmediği de anlaşılmaktadır.
Genel kurulca, 4. madde ile «faaliyet raporu» ve denetçi raporunun kabulüne, 2006 yılı zararla sonuçlandığından «kar dağıtımı» konusunda bir karar alınmasına olanak olmadığına karar verilmiştir.
Bu durumda, şirketin faaliyet dönemi itibariyle «dağıtılacak» karının bulunmaması, yedek akçelerden «kar dağıtımının» genel kurul gündeminde olmaması, geçmiş dönemdeki genel kurullarda alınan karın yedek akçelere eklenmesi veya kar konusunda karar alınmasına olanak olmadığına ilişkin kararların eldeki davada «uyuşmazlık konusu» olmaması karşısında, davacının genel kurul gündeminin 4. maddesine yönelik iptal isteminin tümünün reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilm …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucuna göre, genel kurulca alınan 4. ve 5. maddelerin kısmen anasözleşme, iyi niyet ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 17.05.2007 tarihli genel kurul toplantısında, “..«kar dağıtımı» konusunda bir karar alınmasına olanak olmadığına” ilişkin 4. maddenin «son» cümlesi ile «yönetim kurulu» üyelerinin oy çokluğu ile ibrasına ilişkin 5. maddesinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/994 E. 2015/5904 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13234 E. 2014/3514 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · müktesep hak
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
Bu itibarla, mahkemece, kâr «payının» nispi «müktesep hak» olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin genel kurul kararının «iyiniyetli» olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1573 E. 2013/2603 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilgi alma hakkı · yedek akçe · ortaklar kurulu kararının iptali · kısmi kabul · esas sözleşme · vekalet ücreti takdiri · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli «sermaye artırımının» iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... «ortaklar kurulu» kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı «limited şirketin» iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında «bilgi alma hakkını» kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın «dağıtılmamasına» ve fakat «yedek akçe» olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için «esas sözleşmede» yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş …
… amasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, mahkemece «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir «kısmı kabul», bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5821 E. , 2023/681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 17.05.2012 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun 2 numaralı gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço kar zarar hesaplarının okunup oylanması ve aynı madde kapsamında iştiraklerden gelen temettü ve davalı şirketin 2011 yılı net karından 180.000,00 TL'nin dağıtılmasına karar verildiğini, 3 numaralı gündem maddesi ile yönetim kurulu ve denetçilerin ibra edildiğini, 4 numaralı gündem maddesinde ise şirket fonlarının değerlendirilmesi bakımından gayrimenkul alım satımı konusunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, kararların kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurulda alınan 2, 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin iştirakleri sayesinde denizcilik faaliyetlerini sürdürdüğünü, şirketin politikası uyarınca doğrudan gemi yatırımı yapılarak çalışılması yerine, gemi yatırımı yapan şirket ve gruplara ortak olma politikasının benimsendiğini, davacının bilanço rakamlarını yanlış değerlendirdiğini, yönetim kurulunun iştiraklerin kendi iç bünye hesaplarını ve özel mali durumunu ilgilendiren bilgileri ve sırları ortaklarına aktarma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının iştiraklerin durumunu bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3 numaralı gündem maddesinde alınan kararın iptali istenmiş ise de, alınan bu karara karşı davacı ret oyu kullanmış olmakla birlikte muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğinden bu maddeye ilişkin talebin yerinde görülmediği, 4 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarak alınan kararda kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık saptanmadığı, 2 numaralı gündem maddesine gelince, faaliyet raporu, bilanço, kar zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesine göre finansal tabloların yönetim kurulunun kar dağıtım önerisinin pay sahiplerine genel kurulun toplantısından en az 15 gün öncesinden bildirileceği, verilecek bilgilerin hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olması gerektiği, dava dışı Alabanda A.Ş.'nin aktif ve pasifiyle Celba Denizcilik A.Ş.
ile birleşmesi sonucunda ortaklık ve sermaye bakımından ilişkili olan davalı ...Ş.'nin iştiraki olmalarına rağmen değerleme raporunda da belirlendiği üzere anılan bu iki şirketin birleşmelerinin gerçeğe uygun rayiç değerleri üzerinden yapılmadığı, muhasebe kayıtlarındaki değerlerin esas alınmak suretiyle birleşmenin gerçekleştiği, bu nedenle dolaylı olarak davalı şirketin dağıtabileceği ve dağıtması gereken payı doğrudan etkileyecek birleşme hatasının bulunduğu, yedek akçeler 6.425.971,59 TL, maddi duran varlıkların değeri 5.256.218,52 TL iken karın 180.000,00 TL'lik kısmının dağıtılmasının hakkaniyete aykırı olduğu, yeterli somut gerekçe sunulmadan kar payı alma hakkının sınırlandığı, bu nedenle genel kurulun 2 nci maddesinde alınan kararların iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 17.05.2012 tarihli genel kurulunda alınan 2 numaralı kararın iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının zarar verme kastı ile hareket ettiğini, Mahkemece 2 numaralı kararın iptal sebebine gerekçe olarak davalı şirketin iştirakleri olan şirketlerin gerçeğe uygun değer yerine muhasebe kayıtları üzerinden yapılmasının esas alındığını, ancak bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, birleşme işlemlerinin Kurumlar Vergisi Kanunu gereğince bilanço değerleri üzerinden yapılmasının yasadan kaynaklandığını, dava dışı şirketlerle birleşme değil, devralma işlemi gerçekleştirildiğini, dava dışı şirketlerin birleşmelerinde Mahkemece devralan ve devrolunan şirketlerin özvarlıklarının ayrı ayrı tespit edildiğini, genel kurul gündeminde yalnızca 2012 yılı kar dağıtımına karar verildiğini, yedek akçelerin dağıtımının söz konusu olmadığını belirterek karanın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan mali inceleme neticesi verilen ilk bilirkişi raporunda, şirketin birleşme bilançosunun hatalı yapıldığı gerekçesiyle şirketin kar miktarının daha fazla olması gerektiğinden bahsedilerek birtakım kar hesaplamaları yapılmış ise de, şirketin iştiraklerinin birleşmesinin eldeki davanın konusunu teşkil etmeyip dava dışı yapılan ve kesinleşen işlemlerin sağlıklı ve doğru yapılıp yapılmadığı hususunun irdelenmesi olduğu ve bunun da hukuki güvenlik ilkesini ihlal edecek mahiyette olduğundan bilirkişinin bu yöndeki görüşlerine itibar etmenin mümkün bulunmadığı, ancak şirketin aktif ticari faaliyeti olmadığı, kira geliri ve iştiraklerden temettü elde ettiği, olağanüstü yedek akçenin 6.425.971,00 TL'ye ulaştığı, sadece 2011 yılı dağıtılabilir net karının 958.112,00 TL olduğu, şirketin cüzi kar dağıtım kararı alarak kalan karın yedek akçeye ayrıldığı dikkate alındığında genel kurul kararının iyi niyete aykırı olduğunu, davacı tarafça 180.000,00 TL dışında kar dağıtımı kararı alınmayarak yedek akçeye ayrılmasının yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun ileri sürülerek genel kurul kararının iptalinin talep edildiği, Mahkemece karın dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptaline kararı verilmesi gerektiği hâlde şirketin kar payı dağıtımı yapılmasına ilişkin kısmın da iptaline yol açacak şekilde 2 nolu kararın tümüyle iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 17.05.2012 tarihli genel kurulda alınan 2 numaralı kararın (180.000,00 TL'den daha fazla) kar dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, ek bilirkişi raporunda, davalının iştirak şirketlerinin birleşmesinin salt Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki usule göre yapılmış olmasının, 6102 sayılı Kanun'un şirket birleşmelerinde tüm menfaat sahiplerinin haklarının korunması ve hak – yükümlülük dengelerinin adalet ve dürüstlük ilkeleri uyarınca sağlanmasını amaçlayan hükümlerin terk edilmesinin uygun bir yol olmadığını ve bu şekilde bir birleşme ile menfaat sahiplerinin haklarının korunmadığının ortaya konulduğu hâlde kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için kök bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalının iştirak şirketinin aktifinde yer alan gemi ile yatın değerlerinin tespiti gerektiğini, bu tespit yapılmadan karar verilemeyeceğini, şirketlerin denetimlerinde olması gereken şeffaflık, hesap verilebilirlik, sorumluluk, denetlenebilirlik ilkelerinin alınan genel kurul kararları ile ihlal edildiğini, davalı şirketin denizcilik faaliyeti bulunmamasına, dolayısıyla ekonomik açıdan risk oluşturacak bir ticari faaliyeti bulunmamasına rağmen 2011 yılı karının dağıtılmayarak tamamının yedek akçelere eklenmesine ve kar dağıtılmamasına ilişkin kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 17.05.2012 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığı nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 445, 446 ve 452 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/883009200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz