Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/994 E. 2015/5904 K. · · İlk derece: 42. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Kâr payı nispi müktesep haktır; TTK 469/2'deki olağanüstü yedek akçe ayırma yetkisi 385'teki müktesep hakkı bertaraf etmeyen istisnai bir nitelik taşır. Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılması hâlinde müktesep hakkın ihlal edilmediğini —karar genel kurulda gerekçelendirilmese bile yargılamada somut delille— ispat yükü şirkettedir; bu ispat yapılamazsa karar iyi niyet kurallarına aykırı olup iptal edilir.
Ele alınan sorunlar
Kâr payının dağıtılmayıp olağanüstü yedek akçeye ayrılması kararının iptali → kabul
İddia: Kâr payının tamamen dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu; iptali gerektiği.
Gerekçe: Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır ve kâr payı vazgeçilmez, müktesep bir haktır (6762 sayılı TTK 385). Bu genel ilkenin istisnası, şirketin devamlı inkişafı ve istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından anasözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçe ayrılmasına genel kurulca karar verilebilmesidir (6762 sayılı TTK 469/2). 385 ile 469/2 arasındaki hassas denge kurulmalıdır: safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkünse de tamamının ayrılması hâlinde 385'teki müktesep hakkın ihlal edilmediğini kanıt yükü davalı şirkettedir. Karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile davalı, yargılama sırasında bunu açıklayarak somut delillerle ispat etmelidir. Davalı kâr payının sürekli dağıtılmamasını gerektiren durumu somut açıklamadığından, karar yasa, anasözleşme ve özellikle iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz. Kâr payı nispi müktesep hak olup TTK 469/2 istisnai nitelik taşıdığından ve istisnai haklar sakınılarak kullanılması gerektiğinden kararın iptaline karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı redde hükmedilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Safi kârın tamamının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasında müktesep hakkın ihlal edilmediğini ispat yükünün şirkette olduğu ve bu ispatın somut delille yapılması gerektiği yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı↗ nispi müktesep hak↗ olağanüstü yedek akçe↗ ispat yükü↗ afaki iyi niyet kuralları↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13234 E. 2014/3514 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · müktesep hak
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
Bu itibarla, mahkemece, kâr «payının» nispi «müktesep hak» olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin genel kurul kararının «iyiniyetli» olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9248 E. 2010/4881 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava sırasında davacıların hisse senetlerini davalıya vermesi üzerine davalının «ilmühaberleri» davacılara verdiği ve muarazanın kalmadığı, «muarazanın giderilmesi» ve hisse senetlerinin tespiti istemlerinin konusuz kaldığı, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği, davaya kâr «payı dağıtılmamasına» ilişkin kararları aleyhine dava açmadıkları, genel kurul tutanaklarında kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığı, şirket kârlarının anasözleşmenin 36/«son» maddesi uyarınca fevkalâde ihtiyatlara alınmasına karar verildiği, sermayeye ilave edilmediği, sermaye artışının TTK'nun 298. maddesi anlamında hasıl olacak kazançtan değil, iştirak hisseleri satışı veya maddi duran varlıkların yeniden değerleme, değer artış fonundan karşılandığı, bu nedenle kurucu hisseler için kâr payı istenemeyeceği, kâr dağıtım kararı bulunmadığından ortaklığa bağlı kâr payı alacaklarının da doğmadığı, fevkalâde ihtiyatlara ayırmanın gizli kâr dağıtımı olmadığı gerekçesiyle, kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1-Davacılar, 1993-2002 yılları arasında, «hisse senedi» ve ayrıca «kurucu intifa senedi» sahibi olmak üzere iki sıfatla kâr «payı» istemiştir.
Bu genel kurullarda, kârın yedek akçelere ayrılmasına, kârın ortaklara «dağıtılmamasına» karar verilmiş olup, bu kararların iptali için dava açmayan davacılar, «hisse senedi» sahibi sıfatına dayalı kâr «payı» isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · kurucu intifa senedi · ilmühaber · yedek akçe · muarazanın giderilmesi · kâr payı dağıtımı · kar payı · genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava sırasında davacıların hisse senetlerini davalıya vermesi üzerine davalının «ilmühaberleri» davacılara verdiği ve muarazanın kalmadığı, «muarazanın giderilmesi» ve hisse senetlerinin tespiti istemlerinin konusuz kaldığı, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği, davaya kâr «payı dağıtılmamasına» ilişkin kararları aleyhine dava açmadıkları, genel kurul tutanaklarında kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığı, şirket kârlarının anasözleşmenin 36/«son» maddesi uyarınca fevkalâde ihtiyatlara alınmasına karar verildiği, sermayeye ilave edilmediği, sermaye artışının TTK'nun 298. maddesi anlamında hasıl olacak kazançtan değil, iştirak hisseleri satışı veya maddi duran varlıkların yeniden değerleme, değer artış fonundan karşılandığı, bu nedenle kurucu hisseler için kâr payı istenemeyeceği, kâr dağıtım kararı bulunmadığından ortaklığa bağlı kâr payı alacaklarının da doğmadığı, fevkalâde ihtiyatlara ayırmanın gizli kâr dağıtımı olmadığı gerekçesiyle, kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkeme kararında, davacıların «genel kurul kararlarının iptalini» dava etmemiş olmalarına ilişkin gerekçe, davacıların «hisse senedi» sahibi sıfatına dayalı olarak kâr «payı» isteyemeyeceklerine ilişkin varılan sonucun gerekçesi olarak kullanılmış olup,«kurucu intifa senedi» sahibi sıfatları için dayanılan bir gerekçe değildir.
2-Kârın yedek akçelere ayrılmasına ve ortaklara «dağıtılmamasına» ilişkin davalı uygulamasının kâr «payı» haklarını ihlal ettiğine dayanan davacıların «kurucu intifa senedi» sahibi sıfatına dayalı «kar payı» isteminin de reddine yönelik temyize gelince; Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır.
Bu itibarla, şayet kârın «yedek akçeye» ayrılmaması halinde anılan hususlar tehlikeye düşer ise bundan kurucular da etkileneceğinden şirketin, kârın yedek akçe olarak ayrılmasının ortaklığın devamlı gelişimi için gerekli olduğunu davalının kanıtlaması halinde, «kurucu intifa senedi» sahipleri şirketten bir talepte bulunamayacaktır.
-
Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükü ve muhalefet şerhi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14684 E. 2015/1919 K.
Ortak:ispat yükü · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaAnılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini «ispat yükü» ise şirketin üzerindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet
Benzer bu kararda… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde «muhalefet şerhi» koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu ka …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.
Ortak:kâr payı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin 05/04/2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında karara bağlanan 2011 yılı bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 4., 2011 yılı «kar payı dağıtımına» ilişkin 5. ve «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin 6. maddelerinin kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, şirketin yıllardır kar elde etmesine, birikmiş «dağıtılmayan» geçmiş yıllar karlarının 26.000.000 TL gibi bir rakama ulaşması ve nakit akış tablolarının «son» derece müsait bulunmasına rağmen yıllardır «kar dağıtılmamasının» ortaklığın amacına açıkça aykırı olduğu gibi, şirket azlık hissedarların kanuni müktesep haklarının da ihlaline yol açtığını, şirketin «hakim ortaklarının» şirketin idaresini elinde tutup, yararlanması, şirketin her türlü imkanını kullanmaları, bunun karşısında azlık hissedarlara kanuni müktesep hakları olan «kar payının» dahi verilmemesinin açık hak ihlali olup, çoğunluğun karın tamamının dağıtılmaması kararına muhalif olduklarını beyan etmişlerdir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (TTK 385). (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yedek akçe · objektif iyiniyet · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · hakim ortak · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · kâr payı dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gereki …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin 05/04/2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında karara bağlanan 2011 yılı bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 4., 2011 yılı «kar payı dağıtımına» ilişkin 5. ve «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin 6. maddelerinin kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, şirketin yıllardır kar elde etmesine, birikmiş «dağıtılmayan» geçmiş yıllar karlarının 26.000.000 TL gibi bir rakama ulaşması ve nakit akış tablolarının «son» derece müsait bulunmasına rağmen yıllardır «kar dağıtılmamasının» ortaklığın amacına açıkça aykırı olduğu gibi, şirket azlık hissedarların kanuni müktesep haklarının da ihlaline yol açtığını, şirketin «hakim ortaklarının» şirketin idaresini elinde tutup, yararlanması, şirketin her türlü imkanını kullanmaları, bunun karşısında azlık hissedarlara kanuni müktesep hakları olan «kar payının» dahi verilmemesinin açık hak ihlali olup, çoğunluğun karın tamamının dağıtılmaması kararına muhalif olduklarını beyan etmişlerdir.
Davalı şirketin dava konusu 05.04.2012 tarihli genel kurulunun 5. maddesinde yer alan “2011 yılı dönem net karı 1.195.596,76 TL olup, (%5) 1.tertip yasal «yedek akçe» tutarı ayrıldıktan sonra kalan tutar 1.135.816,92 TL'den Şirket Ana Sözleşmesi gereği ortaklara %10 1.temettü olarak 113.581,69 TL'nin 2.tertip yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan tutar üzerinden yasal vergi ve stopajların yapılarak kalan tutarın 31.07.2012 tarihinde ortaklara ödenmesine; kalan 1.022.235,23 TL'lik dönem karının «dağıtılmayarak», şirket bünyesinde fevkalade yedek akçeler olarak bırakılması” hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
-
Kâr dağıtmama kararının objektif iyi niyet denetimi ve bilirkişi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/5458 E. 2010/1570 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · yedek akçe · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaTTK'nun 469/2 hükmünce bakiye kârın gerek bulunması halinde «dağıtılmayıp», «yedek akçeye» ayrılması mümkün bulunmaktadır.
Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak «bilirkişi incelemesi» ile yönetim kurulunun teklifinin yerinde olup olmadığı araştırılarak, kâr «dağıtımına» dair gündemin 6.maddesinde alınan kararın «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporu ile yetinilerek, gündemin 6.maddesinde alınan karar ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı y …
İptal talep edilen 26.05.2006 tarihli genel kurulda gündemin 6.maddesi olarak yönetim kurulunun kâr «dağıtım» teklifi okunmuş ve yapılan oylama sonucunda "2005 yılı safi kârından % 10 ihtiyat akçesi ayrıldıktan sonra % 5 I.temettü olarak 5.391,86 TL ve kalan 91.661,56 YTL'den 46.000 YTL'nin 15.06.2006 tarihine kadar dağıtılması" yönünde görüş belirtilmiş ve yönetim kurulunun kâr dağıtım teklifi kabul edilmiştir.
İptali talep edilen genel kurul kararında bu yönde bir gerekçeye rastlanamadığı gibi, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, şirketin nakit ihtiyacının her an olmasının muhtemel olduğu gibi şirket kayıtlarına dayanmayan ve somut bir içerik taşımayan gerekçelerle yönetim kurulunun kâr «payı dağıtımına» ilişkin kararının kabulünde bir usulsüzlük bulunmadığı belirtilmiştir.
-
Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı dağıtımı · yedek akçe
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
Mahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen %5 «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış …
2- Dava, «anonim şirket» «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davalı şirketin 25.06.2013 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde " 2010,2011,2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışında kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususu" oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, karın «yedek akçede» tutulmasını kabul etmediklerini, %50sinin «dağıtılmasını» istediklerini beyan etmişlerdir.
-
Kârın yedek akçeye ayrılmasında TTK 469/2 haklı neden denetimi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2004/7121 E. 2005/4042 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · yedek akçe · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavalı «anonim şirketin» 30.4.2003 tarihli genel kurulunun iptali istenen gündemin 7. maddesinde, elde edilen kardan yasa hükümleri uyarınca yapılması gereken ödemelerin yapılmasına, zorunlu ihtiyatların ayrılmasına, 1. temettü «dağıtılmamasına» bakiye karın fevkalade ihtiyat olarak şirket bünyesinde bırakılmasına karar verilmiş, mahkemece, hükme dayanak yapılan ve bir üyenin haricinde diğer üyelerin uzmanlık alanları da dosya kapsamından tam anlaşılamayan bilirkişi kurulunca, iptali istenen bu gündem maddesi hükmü TTK.nun 469/2 ve «esas sözleşmenin» 30/c madde hükümleri çerçevesinde değerlendirip genel kurulun şirket menfaatine gerekli bulduğu hallerde karın dağıtılmamasına, «yedek akçeye» ayrılmasına karar verebileceği sonucuna varılarak, karın şirket bünyesinde bırakılarak yedek akçeye ayrılmasında yasa ve esas «sözleşmeye aykırılık» bulunmadığı sonucuna varılmıştır. .
Oysa, anılan bilirkişi kurulu raporunda, TTK.nun «kar payının dağıtılma»-masının haklı nedenler ile ilgili 469/2. madde hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmiş olup, mahkemece bu koşulların oluşup oluşmadığı üzerinde durulmamış ve tartışılmamıştır.
… adde hükmünde yazılı haklı nedenlerin somut olayda bulunup bulunmadığını tartışan, ayrıca davacı vekilinin rapora itirazları üzerinde de durup, değerlendirme yapan, «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu alınması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi görüşüne dayalı olarak «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2981 E. 2010/9227 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
Benzer bu karardaŞirketin faaliyet dönemini zararla kapattığı, yedek akçelerden «kar payı dağıtımı» ile ilgili genel kurul gündeminde madde bulunmadığı, toplantı esnasında, yedek akçelerden «kar dağıtımının» gündeme alınması teklif edilmediği de anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · tasdik kararı · uyuşmazlık konusu · anonim şirket
Benzer bu karardaŞirketin faaliyet dönemini zararla kapattığı, yedek akçelerden «kar payı dağıtımı» ile ilgili genel kurul gündeminde madde bulunmadığı, toplantı esnasında, yedek akçelerden «kar dağıtımının» gündeme alınması teklif edilmediği de anlaşılmaktadır.
Genel kurulca, 4. madde ile «faaliyet raporu» ve denetçi raporunun kabulüne, 2006 yılı zararla sonuçlandığından «kar dağıtımı» konusunda bir karar alınmasına olanak olmadığına karar verilmiştir.
Bu durumda, şirketin faaliyet dönemi itibariyle «dağıtılacak» karının bulunmaması, yedek akçelerden «kar dağıtımının» genel kurul gündeminde olmaması, geçmiş dönemdeki genel kurullarda alınan karın yedek akçelere eklenmesi veya kar konusunda karar alınmasına olanak olmadığına ilişkin kararların eldeki davada «uyuşmazlık konusu» olmaması karşısında, davacının genel kurul gündeminin 4. maddesine yönelik iptal isteminin tümünün reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilm …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucuna göre, genel kurulca alınan 4. ve 5. maddelerin kısmen anasözleşme, iyi niyet ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 17.05.2007 tarihli genel kurul toplantısında, “..«kar dağıtımı» konusunda bir karar alınmasına olanak olmadığına” ilişkin 4. maddenin «son» cümlesi ile «yönetim kurulu» üyelerinin oy çokluğu ile ibrasına ilişkin 5. maddesinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/994 E. , 2015/5904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20/05/2013 gün ve 2011/317 - 2013/135 sayılı kararı onayan Daire'nin 11/11/2014 gün ve 2013/17077 - 2014/17327 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı olduğu davalı şirketin 29.04.2011 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmesi, kar payının tamamen dağıtılmaması ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 334 ve 335. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alınan kararlarda hukuka aykırılığın sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin 01.01.2010-31.12.2010 dönemine ait 29.04.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan 2010 yılı karının bir kısmının dağıtılmamasına dair 4 nolu, 2010 yılında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ve murakıbın ibrasına dair 5 nolu, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 334-335 maddeleri yönünde izin verilmesine dair 7 nolu genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Somut olayda, davalı anonim şirketin 29.04.2011 tarihli genel kurul toplantısının gündeminin 4. maddesi görüşmeleri sonucunda “2010 yılı şirket karından, kanun ve anasözleşmenin 26. maddesi gereği yapılması gereken vergi ve diğer yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutardan ortaklarımıza 1. ve 2. temettü olarak toplam 93.508,50 TL temettü ödenmesine,” karar verilmiş, bu karara davacı vekili karşı çıkarak muhalefet şerhini genel kurul tutanağına yazdırmıştır. Dava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan kar payı alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da kar payı dağıtılmadığı, sürekli yedek akçe biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
Özellikle belirtmek gerekir ki, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anasözleşmelerde yer almaz, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (6762 sayılı TTK’nın 271. maddesi) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı, bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385.
maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8.bası s.487).
Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6762 sayılı TTK’nın 469/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından anasözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir.
6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hak olan kar payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Anasözleşmede ihtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün ve bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması TTK’nın 469/2. maddesinin istisna hükmü olduğu gözetildiğinde; TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hakkın ihlal edilmediğini kanıt yükünün davalı şirkette olması sonucunu doğurur. Karın, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir.
Ancak, davalı tarafça kar payının sürekli olarak dağıtılmamasını gerektirir durumun ne olduğu somut olarak açıklanmamıştır. Bu durumda, kar payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yasa, anasözleşme ve özellikle iyiniyet kuralları ile bağdaştığını kabul etmek mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, kâr payının nispi müktesep hak olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde kar payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iyiniyetli olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 11.11.2014 tarih ve 2013/17077- 2014/17327 karar sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme isteminin HUMK'nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 11.11.2014 tarih ve 2013/17077- 2014/17327 karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 28/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/397897900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz