6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kârın bünyede bırakılması teklifinin reddi zımni kâr dağıtım kararı sayılmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12123 E. 2018/4246 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Kâr payının belirlenmesi ve dağıtımı genel kurulun devredilemez yetkisi olup, kâr dağıtımı için genel kurulda açıkça kâr dağıtım kararı alınması gerekir. Kârın şirket bünyesinde bırakılmasına dair teklifin reddedilmesi zımni bir kâr dağıtım kararı sayılamaz; bu hâlde ortağın kâr payı alacağı doğmaz.

Ele alınan sorunlar

Kârın bünyede bırakılması teklifinin reddiyle zımnen kâr dağıtım kararı alınmış sayılıp sayılamayacağı → kabul

Gerekçe: TTK 408/2-d uyarınca yıllık kâr üzerinde tasarruf ile kâr payları ve kazanç paylarının belirlenmesine dair kararların alınması genel kurulun devredilemez yetkilerindendir; genel kurul, şirket kârının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organdır ve bu yetkisini yönetim kuruluna devredemez. 6102 sayılı TTK'da, 6762 sayılı Kanun'dan farklı olarak yönetim kurulunun genel kurula kâr dağıtım önerisinde bulunma yetkisi düzenlenmemiştir. Bu nedenle kârın şirket bünyesinde bırakılması teklifinin oy çokluğuyla reddedilmesi, zımnen kâr dağıtım kararı alındığı anlamına gelmez; kâr dağıtımı için genel kurulda açıkça kâr dağıtım kararının alınması gerekir. Açık bir dağıtım kararı bulunmadan davanın kabulü doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kârın bünyede bırakılması teklifinin reddinin zımni kâr dağıtım kararı sayılamayacağı ve kâr payı alacağının ancak açık genel kurul kararıyla doğacağı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zımni kâr dağıtım kararı genel kurulun devredilemez yetkisi açık kâr dağıtım kararı gereği kâr payı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: Türk Ticaret Kanunu — Türk Ticaret Kanunu 408/2-d

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Faaliyeti olmayan, yüksek yedek akçeli şirkette cüzi kâr dağıtımı iyi niyete aykırıdır

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5821 E. 2023/681 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faaliyet raporu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2981 E. 2010/9227 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3041 E. 2019/8126 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/12123 E.  ,  2018/4246 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/07/2015 tarih ve 2014/509-2015/991 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacıların davalı şirkete %45 hisseye sahip olduklarını, davalı şirketin 03/10/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul gündeminin 5 numaralı maddesi gereğince bilançoya göre belirlenen kar'ın şirket bünyesinde bırakılmasına dair maddenin oy çokluğu ile reddedildiğini, bu nedenle kar payının paydaşlara dağıtılması genel kurul tarafından karar altına alındığını, akabinde davacıların paylarının kendilerine ödenmesi yönünde ihtarname çekildiğini, ödemenin buna rağmen yapılmadığını, bu nedenle ...

13. İcra Müdürlüğünün 2014/48170 Esas sayılı ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından işbu icra takibinde itiraz edildiği ve takibin durdurulduğunu iddia ederek itirazın iptaline, %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, şirketin 2012 yılı karının şirket bünyesinde bırakılmasına dair bir teklifinin olmadığını, bu nedenlerle yapılmayan bir teklifin oy çokluğu ile reddedilmesinin söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini, davacıların %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı şirkette % 45 hisseye sahip oldukları, 3.10.2013 tarihli olağan genel kurulda 2012 senesi dönem net karı olarak tespit edilen 232.953,36 TL'nin şirket bünyesinde bırakılmasının teklif edildiği, teklifin oy çokluğu ile red edildiği, TTK’nın 408., 426. ve 445. maddeleri gereğince genel kurul kararlarının iptal edilinceye kadar bütün şirket yönünden bağlayıcı olduğu, kar payının şirket bünyesinde kalması teklifinin reddedilmesiyle kar payının ortaklara dağıtımının gerektiği, şirketin defter ve belgelerinin usulüne uygun olduğu, yapılan hesaplamada davalı şirketin 2012 yılına ait vergi sonrası net karın 209.418,05 TL olduğu, dönem net karından 6102 sayılı T.T.K.'nın ilgili maddeleri gereğince yedek akçelerin ayrılması neticesinde ortaklara dağıtılacak net temettünün 153.049,09 TL olduğu, davacıların hisselerine düşen bedelin 68.868,05 TL olduğu, davacılara düşen kar payı bütün ortaklar tarafından bilindiğinden alacağın likid olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin 68.868,05 TL asıl alacak ve 23.05.2014 itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı şirket karının hisseleri oranında tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 408/2-d. fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir. Şirket genel kurulu, şirket kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olup, bu yetkisini yönetim kuruluna devretmesi de mümkün değildir. Genel kurul şirket karının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organdır. 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’ndan farklı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim kurulunun genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunma yetkisi yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayılmadığı gibi yönetim kurulunun genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunma yetkisine ilişkin bir hüküm de düzenlenmemiştir.

Somut olayda mahkemece, yapılan yargılama neticesinde 03/10/2013 tarihli genel kurulda şirket karının şirket bünyesinde bırakılmasına dair teklifin oy çokluğu ile reddedildiği, bu durumda şirket karının ortaklara dağıtılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan açıklamalar doğrultusunda şirket genel kurulunda zımnen kar dağıtım kararı alındığının kabul edilemeyeceği, şirket karının dağıtımı için genel kurulda açıkça kar dağıtım kararının alınması gerektiği hususları gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/427703700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.