Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1573 E. 2013/2603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgi alma hakkı↗ yedek akçe↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ kısmi kabul↗ esas sözleşme↗ vekalet ücreti takdiri↗ sermaye artırımı↗ genel kurul kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ iptal davası↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ harç↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın üç aylık hak düşümü süresi dolmadan açıldığı, davacı tarafından açılan ve ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli sermaye artırımının iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... ortaklar kurulu kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı limited şirketin iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında bilgi alma hakkını kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, ortaklar kurulu kararlarının iptaline ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmamasına ve fakat yedek akçe olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için esas sözleşmede yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hüküm bulunmadığı, müdürün kendi ibrasında oy kullanmış olmasının yasal olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ....07.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan ..., 4 ve 6 nolu kararların iptaline, ... ve 5 nolu kararlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Ancak, mahkemece genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir kısmı kabul, bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi, yine harç ve yargılama giderinin tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.
Ortak:yedek akçe
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli «sermaye artırımının» iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... «ortaklar kurulu» kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı «limited şirketin» iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında «bilgi alma hakkını» kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın «dağıtılmamasına» ve fakat «yedek akçe» olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için «esas sözleşmede» yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davalı şirketin 25.06.2013 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde " 2010,2011,2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışında kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususu" oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, karın «yedek akçede» tutulmasını kabul etmediklerini, %50sinin «dağıtılmasını» istediklerini beyan etmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
Mahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen %5 «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3784 E. 2024/6352 K.
Ortak:yedek akçe · esas sözleşme · iptal davası · kâr dağıtımı · temsil
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli «sermaye artırımının» iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... «ortaklar kurulu» kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı «limited şirketin» iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında «bilgi alma hakkını» kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın «dağıtılmamasına» ve fakat «yedek akçe» olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için «esas sözleşmede» yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş …
… amasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, mahkemece «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir «kısmı kabul», bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin «bekletici mesele» yapılmasını istediği dava dosyasının akıbetinin belli olmadığı, davacı ... bakımından ileri sürülen istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığı tarafların kabulünde olup, muris ... ...'in 08.06.2020 tarihinde vefat ettiği, davacının davalı şirkette aslen değil miras yoluyla pay sahibi olduğunu iddia ettiği, diğer ifade ile yukarıda bilgileri verilen dava ile davalıların şirketteki paylarının «muris muvazaası» nedeniyle gerçekte muris ...'nın terekesine ait olduğunun tespitinin talep edildiği, muris muvazasına dayalı davanın kabul edilmesi halinde dahi, davacının mirasa dayalı «pay sahipliğinin» mirasın açıldığı 08.06.2020 tarihinden sonra ve mirasın paylaşılması ile doğacağı, bu tarihten önce davacının şirkette pay sahibi bulunmadığı, dava tarihi itibariyle yapılmış «son» genel kurulun murisin vefatından önce 09.12.2019 tarihinde yapıldığı, dava konusu edilen tüm genel kurulların yapılış tarihleri itibariyle davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığı, mahkemece anılan genel kurullarda verilen, karın olağanüstü «yedek akçeye» ayrılmasına ilişkin kararların batıl olduğunun tespiti talebi bakımından davacının «aktif husumetinin» bulunmadığına dair kararın yerinde olduğu, dosyaya mübrez «mirasçılık» belgesine göre; muris ...'nın yasal mirasçıları davacı ... ve ... ile ... ..., ... ... ve ... olduğu, yasal mirasçıların terekeden doğan hakları elbirliği ile kullanabilecekleri, buna göre davalı şirkete karşı, dava konusu genel kurullarda alınan kararların batıl olduğunun tespiti veya «iptali davası» açma hakkı terekeden doğan bir hak olup, davacının aktif husumeti bulunmadığı, bu izahın, davacının ileri sürdüğü «dağıtılmasına» karar verilmeyen kâr «payı» alacaklarının tespiti talebi ile 1997 ve 1998 yılına ait dağıtılmasına karar verilen kâr payının tahsili talepleri bakımından da geçerli olduğu, davacının aslında, muris ...'ya ait olduğunu iddia ettiği paylara tekabül eden dağıtılmasına karar verilmeyen kâr payı tutarları ile 1997 ve 1998 yıllarına ait kâr paylarının miras payı oranında kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, özünde terekeye ait olan kâr payı tutarlarının terekeye ödenmesi talep edilmediğine göre, dava dışı yasal mirasçıların açılan davaya «muvafakat» edip etmediklerinin araştırılmasına da lüzum bulunmadığı, sonuca etkili olmayacak muris muvazasına dayalı davanın bekletici mesele yapılmamış olmasında da isabetsizlik mevcut olmadığı, davacı ... yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri bakımından yapılan değerlendirmede; davacının tüm taleplerini pay sahipliğine dayandırdığı, davalı şirketin incelenen sicil kayıtlarından, davacının davalı şirkete 2010 yılında %12 pay oranı ile ortak olduğu, bu tarihten önce şirkette pay sahibi olmayan davacının 1999 ila 2009 yılları arası olağan genel kurullarında alınan kararların batıl olduğunu tespit veya iptal davası açmak bakımından aktif husumeti bulunmadığı gibi, şirketin kuruluşundan 2009 yılına karar dağıtımına karar verilmiş veya verilmemiş kâr paylarının tespiti ve tahsili talepleri bakımından da aktif husumetinin bulunmadığı, davacının 2010 ila 2015 yılları olağan genel kurullarında alınan, kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılması kararlarının iptali talebi yönünden ise; 26.02.2010 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların «temsil» edildiği, 2008 yılı karının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 19.01.2011 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2009 yılı kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 31.10.2011 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2010 yılı kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 14.01.2014 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2011 ve 2012 yılları kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 15.12.2016 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2013, 2014 ve 2015 yılları kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, davacının kararlara muhalif kalmadığı gibi olumlu oy kullandığı, bu kararlara karşı davacının özel dava şartı noksanı bulunduğundan iptal davası açma hakkı bulunmadığı, nitekim davacı tarafından eldeki davanın iptal davası değil «butlan» davası olduğunun beyan edildiği, mahkemece de bu çerçevede değerlendirme yapıldığı, ancak 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca genel kurula; aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, yahut tüm pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr «payı dağıtımı» yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve «esas sözleşmede» öngörülenden başka yedek akçe ayrılmasına karar verme yetkisi tanındığı, bu koşulların oluşmadığı, bu nedenle kanuni yedek akçe haricinde yedek akçe ayrılmasının kanun ve esas sözleşme ile «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu iddiasının aynı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal «sebebi» olarak ileri sürülebileceği, mahkemece bu gerekçe ile talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik mevcut olmadığı, davacının şirket ortağı olduğu 2010 yılından dava tarihine dek dağıtılması gereken kâr payının tespiti talebi bakımından; Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kâr ve kazanç paylarının belirlenmesi ve dağıtılmasına ilişkin karar alma «yetkisinin» «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında bulunduğu, nitekim 507 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca pay sahibinin kâra katılma hakkının doğması için genel kurulda kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre kâr dağıtımı kararı alınmış olmasının zorunlu olduğu, incelenen genel kurul kararlarında kâr payı dağıtımı kararı alınmadığı, mahkemece davacının talep edebileceği doğmuş bir kâr «payı alacağının» bulunmadığı kabulü ile talebin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras yolu ile davalı şirketin ortağı olduklarını, ancak «muris muvazası» ile davacı ...'in hisselerinden «mahrum» kaldığını, buna ilişkin açılmış muris muvazaasına dayalı dava bulunduğunu, davalı şirketin 1998 ve 1997 yılında kâr «payı dağıtımına» karar verildiğini ancak uygulanmadığını, 1993, 1994, 1995, 1996 yıllarında yapılan «olağan genel kurul» toplantılarında kâr dağıtımı ile ilgili karar alınmadığını, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarında yapılan olağan genel kurul toplantılarında ise şirket kârlarının kanuni «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına karar verilip olağanüstü yedek akçeye ayrılan kârların bir kısmı ya da tamamının hakim hissadarlar tarafından «yönetim kurulu» eliyle «eşitlik ilkesi» de ihlal edilerek gayri resmi olarak hakim hissedarlara dağıtılmak suretiyle haksız zenginleşmeye sebebiyet verildiğini, şirketin kâr payı dağıtmama konusunda direngen hale geldiğini, ancak şirkette 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 523 üncü maddesindeki istisnai hallerin gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın kabulü ile davalı şirket genel kurullarında alınan şirket karlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitini ve «butlanını», davalı şirketin kurulduğu 1992 yılından itibaren kâr paylarının tespitini, her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00’er TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL kâr «payı alacağının» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsiline, 1997 ve 1998 yıllarında dağıtılmayan kâr payları için kâr paylarının tespiti ile her bir davacı için 10.000,00’er TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL’nin tahsiline, muris muvazaasına dayalı davanın «bekletici mesele» yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile ... tarafından 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yılı genel kurullarında şirket karlarının kanuni «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararlarının «butlanı» talep edilmiş ise de, davacının davalı şirketin 26.02.2010 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında pay sahibi olduğu, 2010 yılı öncesinde şirkette pay sahibi sıfatı bulunmadığından bu genel kurullarda alınan kararların butlanını ileri süremeyeceği, ... tarafından 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarında şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların butlanı talep edilmiş ise de pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, «anonim şirketlerin» ... yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olacağının düzenleme altına alındığı, şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararının iptal edilebilir nitelikte kararlardan olduğu, batıl olduğunun ileri sürülemeyeceği, ... tarafından «dağıtılmayan» kâr paylarının tespiti ve tahsili talep edilmiş ise de genel kurul tarafından, kâr «payı dağıtımına» karar verilmediği sürece, pay sahibinin şirkete karşı ileri sürebileceği «muaccel» bir kâr «payı alacağından» söz edilemeyeceği, davacının 1997 ve 1998 yılı genel kurulları haricinde kâr payı dağıtılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı olduğunu ve davanın genel kurul kararına karşı açıldığını iddia etmediği, dosya içerisindeki genel kurul kararlarından da bu yönde alınmış bir karar bulunmadığının tespit edildiği, davacı ... tarafından 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin kâr paylarının tahsili talep edilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre bir ortaklıkta, ortaklıkta ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklara 5 yıllık «zamanaşımı» uygulanacağının hüküm altına alındığı ve davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, bununla birlikte davacının davalı şirketin 26.02.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında pay sahibi olduğu 2010 yılı öncesinde şirkette pay sahibi sıfatı bulunmadığından bu yöndeki taleplerinde öncelikle «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı, davacı ... red gerekçelerinin davacı ... yönünden de geçerli olduğu, genel kurullarda şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların iptal edilebilir nitelikte kararlar olduğu, batıl olduğunu tespiti istenemeyeceği, kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar tesis edilmeyen genel kurullar yönünden kâr payı isteminin muaccel olmadığından reddinin gerektiği, 1997 ve 1998 yılı kâr payı dağıtım kararlarına karşı zamanaşımı süresinin dolduğu, bununla birlikte ...'in davalı şirkette «pay sahipliğinin» bulunmadığı, bu hususun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğinden red gerekçesinin aktif husumet ehliyeti olması gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden açılan davanın aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden; 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yılı genel kurullarına ilişkin butlan taleplerinin aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti talebinin reddine, dağıtılmayan kâr payının tespit ve tahsiline yönelik talebin reddine, 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin kar paylarının tahsiline …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · genel kurulun devredilemez yetkileri · eşitlik ilkesi · muris muvazaası · kesin hükümsüzlük · usulden ret · kâr payı alacağı · yoklukla malul karar
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras yolu ile davalı şirketin ortağı olduklarını, ancak «muris muvazası» ile davacı ...'in hisselerinden «mahrum» kaldığını, buna ilişkin açılmış muris muvazaasına dayalı dava bulunduğunu, davalı şirketin 1998 ve 1997 yılında kâr «payı dağıtımına» karar verildiğini ancak uygulanmadığını, 1993, 1994, 1995, 1996 yıllarında yapılan «olağan genel kurul» toplantılarında kâr dağıtımı ile ilgili karar alınmadığını, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarında yapılan olağan genel kurul toplantılarında ise şirket kârlarının kanuni «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına karar verilip olağanüstü yedek akçeye ayrılan kârların bir kısmı ya da tamamının hakim hissadarlar tarafından «yönetim kurulu» eliyle «eşitlik ilkesi» de ihlal edilerek gayri resmi olarak hakim hissedarlara dağıtılmak suretiyle haksız zenginleşmeye sebebiyet verildiğini, şirketin kâr payı dağıtmama konusunda direngen hale geldiğini, ancak şirkette 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 523 üncü maddesindeki istisnai hallerin gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın kabulü ile davalı şirket genel kurullarında alınan şirket karlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitini ve «butlanını», davalı şirketin kurulduğu 1992 yılından itibaren kâr paylarının tespitini, her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00’er TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL kâr «payı alacağının» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsiline, 1997 ve 1998 yıllarında dağıtılmayan kâr payları için kâr paylarının tespiti ile her bir davacı için 10.000,00’er TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL’nin tahsiline, muris muvazaasına dayalı davanın «bekletici mesele» yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... için kuruluştaki «muvazaanın» ve muris ...'nın gerçek pay oranının tespiti ile ...'in miras «payı» oranındaki hisselerinin ... adına tescili amacıyla, dava dışı ..., ... ve ... aleyhine Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı, bu davanın «bekletici mesele» yapılması yönündeki talepleri değerlendirilmeksizin davacı ...'in tüm taleplerinin «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilemeyeceğini, öte yandan mahkemece davacının tüm talepleri aktif husumet yokluğundan reddedilmiş olmakla birlikte, gerekçede diğer davacı ... açısından yapılan açıklamaların ... yönünden de geçerli olduğu belirtilerek işin esasına girilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki bu gerekçelerin de yerinde olmadığını, kâr «payı alacağı» istemleri bakımından «zamanaşımı» süresinin dolmadığını; davacı ... için ise; 1997 ve 1998 yıllarında alınan kâr «payı dağıtım» kararının icrası için «usulden ret» kararına rağmen işin esasına girilip değerlendirme yapıldığını, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarında yapılan «olağan genel kurul» toplantılarında şirket kârlarının kanuni «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişikin olarak alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi gereği batıl olduklarını, mahkemenin bu kararların iptal edilebilir olduğuna yönelik kabulünün yerinde olmadığını, şirketin kuruluşundan bu yana kâr payı dağıtılmasına dair karar alınmamış ve tüm karın yedek akçeye ayrılmış olmasının, kâr ve «tasfiye» «payı hakkına» ilişkin aynı Kanunun 507, kâr payı ile yedek akçeler arasındaki ilişkiyi düzenleyen 523 ve eşit işlem ilkesini düzenleyen 357 maddelerini ihlal ettiğini, böylece pay sahibinin kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını ortadan kaldırdığı gibi «anonim şirketin» ... yapısını bozucu mahiyette olduğunu, davacı ...'un 1999 ile 2009 yılları olağan genel kurullarında alınan kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına dair kararlar «kesin hükümsüz» olduklarından, bu dönemde pay sahibi olmasa dahi davacı ... tarafından kesin hükümsüzlüğün ileri sürülebileceğini, davacı ...'un kâr payının tespiti ve tahsili tal …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin «bekletici mesele» yapılmasını istediği dava dosyasının akıbetinin belli olmadığı, davacı ... bakımından ileri sürülen istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığı tarafların kabulünde olup, muris ... ...'in 08.06.2020 tarihinde vefat ettiği, davacının davalı şirkette aslen değil miras yoluyla pay sahibi olduğunu iddia ettiği, diğer ifade ile yukarıda bilgileri verilen dava ile davalıların şirketteki paylarının «muris muvazaası» nedeniyle gerçekte muris ...'nın terekesine ait olduğunun tespitinin talep edildiği, muris muvazasına dayalı davanın kabul edilmesi halinde dahi, davacının mirasa dayalı «pay sahipliğinin» mirasın açıldığı 08.06.2020 tarihinden sonra ve mirasın paylaşılması ile doğacağı, bu tarihten önce davacının şirkette pay sahibi bulunmadığı, dava tarihi itibariyle yapılmış «son» genel kurulun murisin vefatından önce 09.12.2019 tarihinde yapıldığı, dava konusu edilen tüm genel kurulların yapılış tarihleri itibariyle davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığı, mahkemece anılan genel kurullarda verilen, karın olağanüstü «yedek akçeye» ayrılmasına ilişkin kararların batıl olduğunun tespiti talebi bakımından davacının «aktif husumetinin» bulunmadığına dair kararın yerinde olduğu, dosyaya mübrez «mirasçılık» belgesine göre; muris ...'nın yasal mirasçıları davacı ... ve ... ile ... ..., ... ... ve ... olduğu, yasal mirasçıların terekeden doğan hakları elbirliği ile kullanabilecekleri, buna göre davalı şirkete karşı, dava konusu genel kurullarda alınan kararların batıl olduğunun tespiti veya «iptali davası» açma hakkı terekeden doğan bir hak olup, davacının aktif husumeti bulunmadığı, bu izahın, davacının ileri sürdüğü «dağıtılmasına» karar verilmeyen kâr «payı» alacaklarının tespiti talebi ile 1997 ve 1998 yılına ait dağıtılmasına karar verilen kâr payının tahsili talepleri bakımından da geçerli olduğu, davacının aslında, muris ...'ya ait olduğunu iddia ettiği paylara tekabül eden dağıtılmasına karar verilmeyen kâr payı tutarları ile 1997 ve 1998 yıllarına ait kâr paylarının miras payı oranında kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, özünde terekeye ait olan kâr payı tutarlarının terekeye ödenmesi talep edilmediğine göre, dava dışı yasal mirasçıların açılan davaya «muvafakat» edip etmediklerinin araştırılmasına da lüzum bulunmadığı, sonuca etkili olmayacak muris muvazasına dayalı davanın bekletici mesele yapılmamış olmasında da isabetsizlik mevcut olmadığı, davacı ... yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri bakımından yapılan değerlendirmede; davacının tüm taleplerini pay sahipliğine dayandırdığı, davalı şirketin incelenen sicil kayıtlarından, davacının davalı şirkete 2010 yılında %12 pay oranı ile ortak olduğu, bu tarihten önce şirkette pay sahibi olmayan davacının 1999 ila 2009 yılları arası olağan genel kurullarında alınan kararların batıl olduğunu tespit veya iptal davası açmak bakımından aktif husumeti bulunmadığı gibi, şirketin kuruluşundan 2009 yılına karar dağıtımına karar verilmiş veya verilmemiş kâr paylarının tespiti ve tahsili talepleri bakımından da aktif husumetinin bulunmadığı, davacının 2010 ila 2015 yılları olağan genel kurullarında alınan, kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılması kararlarının iptali talebi yönünden ise; 26.02.2010 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların «temsil» edildiği, 2008 yılı karının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 19.01.2011 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2009 yılı kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 31.10.2011 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2010 yılı kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 14.01.2014 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2011 ve 2012 yılları kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, 15.12.2016 tarihli genel kurulda davacının da içerisinde olduğu tüm payların temsil edildiği, 2013, 2014 ve 2015 yılları kârının olağanüstü yedek akçe olarak şirket bünyesinde tutulmasına oy birliği ile karar verildiği, davacının kararlara muhalif kalmadığı gibi olumlu oy kullandığı, bu kararlara karşı davacının özel dava şartı noksanı bulunduğundan iptal davası açma hakkı bulunmadığı, nitekim davacı tarafından eldeki davanın iptal davası değil «butlan» davası olduğunun beyan edildiği, mahkemece de bu çerçevede değerlendirme yapıldığı, ancak 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca genel kurula; aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, yahut tüm pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr «payı dağıtımı» yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve «esas sözleşmede» öngörülenden başka yedek akçe ayrılmasına karar verme yetkisi tanındığı, bu koşulların oluşmadığı, bu nedenle kanuni yedek akçe haricinde yedek akçe ayrılmasının kanun ve esas sözleşme ile «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu iddiasının aynı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal «sebebi» olarak ileri sürülebileceği, mahkemece bu gerekçe ile talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik mevcut olmadığı, davacının şirket ortağı olduğu 2010 yılından dava tarihine dek dağıtılması gereken kâr payının tespiti talebi bakımından; Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kâr ve kazanç paylarının belirlenmesi ve dağıtılmasına ilişkin karar alma «yetkisinin» «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında bulunduğu, nitekim 507 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca pay sahibinin kâra katılma hakkının doğması için genel kurulda kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre kâr dağıtımı kararı alınmış olmasının zorunlu olduğu, incelenen genel kurul kararlarında kâr payı dağıtımı kararı alınmadığı, mahkemece davacının talep edebileceği doğmuş bir kâr «payı alacağının» bulunmadığı kabulü ile talebin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar …
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile ... tarafından 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yılı genel kurullarında şirket karlarının kanuni «yedek akçeler» ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararlarının «butlanı» talep edilmiş ise de, davacının davalı şirketin 26.02.2010 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında pay sahibi olduğu, 2010 yılı öncesinde şirkette pay sahibi sıfatı bulunmadığından bu genel kurullarda alınan kararların butlanını ileri süremeyeceği, ... tarafından 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarında şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların butlanı talep edilmiş ise de pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, «anonim şirketlerin» ... yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olacağının düzenleme altına alındığı, şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararının iptal edilebilir nitelikte kararlardan olduğu, batıl olduğunun ileri sürülemeyeceği, ... tarafından «dağıtılmayan» kâr paylarının tespiti ve tahsili talep edilmiş ise de genel kurul tarafından, kâr «payı dağıtımına» karar verilmediği sürece, pay sahibinin şirkete karşı ileri sürebileceği «muaccel» bir kâr «payı alacağından» söz edilemeyeceği, davacının 1997 ve 1998 yılı genel kurulları haricinde kâr payı dağıtılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı olduğunu ve davanın genel kurul kararına karşı açıldığını iddia etmediği, dosya içerisindeki genel kurul kararlarından da bu yönde alınmış bir karar bulunmadığının tespit edildiği, davacı ... tarafından 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin kâr paylarının tahsili talep edilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre bir ortaklıkta, ortaklıkta ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklara 5 yıllık «zamanaşımı» uygulanacağının hüküm altına alındığı ve davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, bununla birlikte davacının davalı şirketin 26.02.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında pay sahibi olduğu 2010 yılı öncesinde şirkette pay sahibi sıfatı bulunmadığından bu yöndeki taleplerinde öncelikle «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı, davacı ... red gerekçelerinin davacı ... yönünden de geçerli olduğu, genel kurullarda şirket kârlarının kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararların iptal edilebilir nitelikte kararlar olduğu, batıl olduğunu tespiti istenemeyeceği, kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar tesis edilmeyen genel kurullar yönünden kâr payı isteminin muaccel olmadığından reddinin gerektiği, 1997 ve 1998 yılı kâr payı dağıtım kararlarına karşı zamanaşımı süresinin dolduğu, bununla birlikte ...'in davalı şirkette «pay sahipliğinin» bulunmadığı, bu hususun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğinden red gerekçesinin aktif husumet ehliyeti olması gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden açılan davanın aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden; 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yılı genel kurullarına ilişkin butlan taleplerinin aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti talebinin reddine, dağıtılmayan kâr payının tespit ve tahsiline yönelik talebin reddine, 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin kar paylarının tahsiline …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8115 E. 2018/1689 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… amasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, mahkemece «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir «kısmı kabul», bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kâr «dağıtımı» konusunda «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alınan kararın kâr «dağıtımını» tamamen engellemediği, net kârın «şirket zarar» etmemesi şartına bağlı olarak dağıtılmak istendiği, ilaveten pay sahibi lehine yeni getirilen bir düzenleme ile kâr avansı kavramının da «ana sözleşme değişikliğine» alındığı, iptali istenen kararın şirketin mali yönden güçlü kılınmasına yönelik olduğu, genel kurulda alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava «anonim şirket» genel kurul toplantısında alınan kâr «dağıtımı» konusunda «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin 17. maddede kârın tespiti ve «dağıtılması» düzenlenmiş olup, kanuni «yedek akçe» ve birinci temettü ayrılmasına ilişkin düzenlemeden sonra, kalan meblağın tamamı veya bir kısmının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına veya şirket sermayesine ilave edilmesine karar verilebileceği, yine yukarıda belirtilen dağıtım ve tahsislerden sonra kalan net kârdan genel kurulca saptanacak oran ve miktardaki meblağ ödedikleri sermayeye göre dağıtılmak üzere «pay sahipleri» için ikinci kâr «payı» olarak ayrılabileceği veya sermayeye ilave edilebileceği belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nin 453. maddesinde «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin usul kuralları düzenlenmiş, yine iç kaynaklardan sermaye arttırımına ilişkin 462. maddede «sermaye artırımının» genel kurul kararı ve «esas sözleşmenin» ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşeceği düzenlenmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6174 E. 2014/14436 K.
Ortak:yedek akçe · ortaklar kurulu kararı · kâr dağıtımı · limited şirket
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli «sermaye artırımının» iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... «ortaklar kurulu» kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı «limited şirketin» iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında «bilgi alma hakkını» kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın «dağıtılmamasına» ve fakat «yedek akçe» olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için «esas sözleşmede» yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş …
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket ortağının» «kar payı alacağının» tahsili istemine yönelik olup, davacı, «kar payı dağıtılmasına» ilişkin yasaya ve usulüne uygun alınan bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmamasına rağmen şirketin kendisi dışındaki diğer ortaklara kar payı dağıttığını iddia etmiş ve bu konuda belgeler sunarak bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep etmiştir.
… yıllarında kar elde edilmiş, 2008 ise zararla kapatılmış, 2008 tarihli genel kurul kararında önceki yıllara ilişkin karın ekonomik belirsizlik ve kriz düşüncesi ile «dağıtılmamasına» ve «yedek akçeye» ayrılması yönündeki genel kurul kararına yönelik süresinde yapılmış bir itiraz ve açılmış bir davanın bulunmadığı, sunulan belgelere göre 2008- yılında «şirketin zarar» etmesi nedeniyle 2009 yılında da «kar payı» hesaplanamadığı bu nedenle de davacının kar payı talep edemeyeceği, davacının 2005-2006 ve 2007 yıllarına ait taleplerinin ise genel kurulda alınan ekonomik kriz sebebiyle «kar payının dağıtılmaması» yönünde kararın bulunduğu ve şirketin sunulan mali verilerine göre de kar etmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · kar payı dağıtımı · limited şirket ortağı · kâr payı alacağı · kâr payı dağıtımı · kar payı · şirket zararı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket ortağının» «kar payı alacağının» tahsili istemine yönelik olup, davacı, «kar payı dağıtılmasına» ilişkin yasaya ve usulüne uygun alınan bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmamasına rağmen şirketin kendisi dışındaki diğer ortaklara kar payı dağıttığını iddia etmiş ve bu konuda belgeler sunarak bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep etmiştir.
… yıllarında kar elde edilmiş, 2008 ise zararla kapatılmış, 2008 tarihli genel kurul kararında önceki yıllara ilişkin karın ekonomik belirsizlik ve kriz düşüncesi ile «dağıtılmamasına» ve «yedek akçeye» ayrılması yönündeki genel kurul kararına yönelik süresinde yapılmış bir itiraz ve açılmış bir davanın bulunmadığı, sunulan belgelere göre 2008- yılında «şirketin zarar» etmesi nedeniyle 2009 yılında da «kar payı» hesaplanamadığı bu nedenle de davacının kar payı talep edemeyeceği, davacının 2005-2006 ve 2007 yıllarına ait taleplerinin ise genel kurulda alınan ekonomik kriz sebebiyle «kar payının dağıtılmaması» yönünde kararın bulunduğu ve şirketin sunulan mali verilerine göre de kar etmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davacının bu iddialarının değerlendirilmesi ve sunulan «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak ek rapor alınması gerekirken söz konusu davacı iddiaları üzerinde hiç durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Haklı sebeplerle kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılabilmesi ve sermaye artırımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16317 E. 2014/18707 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli «sermaye artırımının» iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... «ortaklar kurulu» kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı «limited şirketin» iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında «bilgi alma hakkını» kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın «dağıtılmamasına» ve fakat «yedek akçe» olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için «esas sözleşmede» yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş …
… amasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, mahkemece «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir «kısmı kabul», bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenen genel kurul kararının 5. maddesinde şirketin safi karını sermayeye eklemek yerine olağan üstü «yedek akçe» olarak ayırması, öte yandan da 8. maddede «sermaye artırımına» gidilmesinin kendi içinde çelişki oluşturduğu, zira şirketin paraya ihtiyacı olduğu ve artırımda kullanılabilecek iç kaynaklar da bulunduğuna göre doğrudan bu kaynağın kullanılması, ihtiyaç hala giderilemiyorsa geri kalan kısım için dış kaynaklardan artırım yapılması gerektiği, aksi takdirde mevcut ortaklar «bedelsiz» pay alma hakkında «mahrum» kalacakları gibi daha sonra yapılacak dış kaynaklı artırımda da hisselerine tekabül edecek «rüçhan hakkı» karşılığı yeni payların azalması nedeniyle de mağdur edilmiş olacakları, TTK.nın 381.maddesinde atıf yapılan «dürüstlük kurallarının» da bunu gerektirdiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptali için somut bir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 19/01/ …
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1573 E. , 2013/2603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/06/2012 tarih ve 2007/742-2012/157 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.01.2012 günü hazır bulunan davacı ... vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 675 TL tutarında sermayesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin ortaklar kurulu toplantısını ....5.2004 tarihinde yaptığını, bu toplantıda alınan kararların iptali için ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/935 esas numaralı dosyası ile dava açıldığını, davalı şirketin ....7.2007 tarihinde, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin ortaklar kurulu toplantısını gerçekleştirdiğini, bu toplantıda, ....05.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında olduğu gibi hukuka aykırı kararlar alındığını, müvekkilinin toplantıya katılarak hukuka aykırı kararlara ilişkin muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, ortaklar kurulu toplantısında, şirket ortakları olarak ..., ..., ..., ... ve ...'in gösterildiğini, bu kişilerden...'in, ....05.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında hukuka aykırı bir şekilde alınan sermaye artırımı ile şirket ortağı olduklarını, ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/935 esas numaralı dosyasından hala sürmekte olan davada, iş bu sermaye artırımı kararının iptalinin talep edildiğini, hukuka aykırı bir sermaye artırım kararına dayanılarak şirkete ortak oldukları için ... ve ...'nın ....07.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısında kullandıkları oyların geçerliliğinin bulunmadığını, davalı şirketin gelir tablolarının sağlıklı kayıtlara dayanmadığını, şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını, ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2004/935 esas numaralı dosyasına celp edilmiş olan Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun ....07.2006 tarihli ve ... sayılı vergi inceleme raporunda, davalı şirketin büyük ortağı ve müdürü olan ...'in davalı şirketle gerçekleştirdiği Enka İnşaat hissesi alım işleminde usulsüzlük bulunduğu ve bu usulsüzlüğü gizlemek için davalı şirket kayıtlarında da usulsüzlük yapıldığının tespit edildiğini, şirketin bilanço ve gelir tablosunun şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını, müvekkiline şirket evrak ve kayıtlarını inceleme ve bilgi alma hakkının tanımadığını, yüksek sermayeye sahip olan davalı şirketin karını dağıtmayarak yedek akçe olarak dağıtmasının, davacının kâr payı almasına engel olmak .../...
amacı taşıdığını, davalı şirket müdürü davalı ...'in, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun vergi inceleme raporunda şirket kayıtlarını usulsüz bir şekilde tutmakla suçlandığını, bu usulsüz işlemleri nedeniyle şirketin altından kalkamayacağı çok yüksek meblağlarda vergi cezası ödemek durumunda kaldığını, mevcut vergi riskleri ile ilgili olarak açık ve tam bir biçimde aydınlatılmadan şirket müdürünün ibrasının söz konusu olamayacağını, yeniden şirket müdürü seçilen ...’in şirketi ödeme gücünün çok üzerinde vergi borcu ile karşı karşıya bırakmış olduğundan, yeniden müdür seçilmesinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin ihracı kararının gerekçelendirilmediğini ileri sürerek davalı şirketin ....07.2007 tarihindeki ortaklar kurulunda aldığı ..., ..., 4, 5, ve 6 numaralı kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,davanın, ... m. 381'de yer alan ... aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığından reddi gerektiğini, davacının ortaklık payından kaynaklanan hak ve yetkilerin gerçek sahibi olmayıp aynı zamanda taleplerin hüsnüniyet kurallarına aykırı olduğunu, Enka Grubu şirketlerin kurucusu olan müteveffa ...'in kızı ve halen Enka İnşaat ve Enka Grubu'na dâhil diğer şirketlerin ortağı olan davalı şirket müdürü ...'in, limited şirketlerde yasanın aradığı asgari ortak sayısını temin edebilmek amacıyla davacıyı ortak olarak gösterdiğini, davacının davalı şirkette şu andaki görünen payının 675 TL olduğunu, bu miktarın şirketin 800.125.00 TL olan toplam sermayesi içinde %0.084'lük bir orana denk geldiğini, davacının ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/7460 Hz. Sayılı dosyasına sunduğu ....2003 tarihli dilekçedeki beyanlarının da inanç ilişkisinin açık ikrarı olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, alınan kararların usul, yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın üç aylık hak düşümü süresi dolmadan açıldığı, davacı tarafından açılan ve ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/935-2007/841 sayılı dosyada görülen davada, davalı şirketin ....05.2004 tarihli sermaye artırımının iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak sermaye artırımının iptaline ilişkin kararın ....07.2007 tarihinde ... ortaklar kurulu kararlarının geçerliliğini etkileyebilecek mahiyette olmadığı, zira sermaye arıtımına ilişkin kararın iptali ve mahkemece verilen bu iptal kararının kesinleşmesinin nisaplara etki etmeyeceği, sermaye artırımı kararının iptalinin davalı limited şirketin iki ortaklı bir Limited şirket olması sonucunu doğurduğu ve bu nedenle genel kurulun 6. maddesinin iptali gerektiği, ortaklar kurulu toplantısında bilgi alma hakkını kullanan davacıya talep ettiği bilgilerin verilebilip verilemeyeceği ve verilebilir ise verilmemesine ilişkin ne şekilde yaptırım uygulanacağı, ortaklar kurulu kararlarının iptaline ilişkin huzurdaki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı, ortaklar kurulu toplantısında bilanço karlarından yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmamasına ve fakat yedek akçe olarak ayrılmasına karar verildiği, zorunlu yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılabilmesi için esas sözleşmede yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hükmün yer alması gerektiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde, yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında hüküm bulunmadığı, müdürün kendi ibrasında oy kullanmış olmasının yasal olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ....07.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan ..., 4 ve 6 nolu kararların iptaline, ...
ve 5 nolu kararlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Ancak, mahkemece genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davada, davaya konu taleplerin bir kısmı kabul, bir kısmı reddedildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi, yine harç ve yargılama giderinin tayininde kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye ...,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484482300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz