6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13234 E. 2014/3514 K. · · İlk derece: İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Kâr payı, anonim ortaklığın nihai amacından doğan nispi müktesep bir haktır (TTK 385); TTK 469/2 bunun istisnasıdır. Kalan safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkünse de, kârın TAMAMININ ayrılması halinde müktesep hakkın ihlal edilmediğini ispat yükü davalı şirkettedir. Genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile davalı, kâr dağıtılmamasını gerektiren durumu yargılama sırasında somut delille açıklamalıdır; açıklayamazsa karar iyiniyet kurallarına aykırıdır ve iptal edilir.

Ele alınan sorunlar

Kârın tamamının olağanüstü yedek akçeye ayrılması ve kâr payı dağıtılmaması kararının iptali → kabul

İddia: Davacı, 2008 yılı karının tamamının kanuni ve fevkalade yedek akçe olarak ayrılmasına ilişkin kararın, müktesep hak olan kâr payı alma hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek iptalini istemiştir.

Gerekçe: Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklara dağıtmaktır; bu amaçtan doğan kâr payı vazgeçilmez/müktesep bir haktır (6762 sayılı TTK 385). Bu ilkenin istisnası TTK 469/2'dir: şirketin devamlı inkişafı ve istikrarlı kâr dağıtımı bakımından anasözleşmede belirtilenlerden başka yedek akçe ayrılmasına genel kurulca karar verilebilir. Kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkündür; ancak kârın TAMAMININ yedek akçeye ayrılması, TTK 469/2 istisnai hüküm olduğundan, TTK 385'teki müktesep hakkın ihlal edilmediğini ispat yükünü davalı şirkete yükler. Karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile davalı, kâr payının sürekli dağıtılmamasını gerektiren durumu yargılama sırasında somut delillerle açıklamak zorundadır. Somut olayda davalı bunu açıklamamıştır; bu durumda kâr payının dağıtılmamasına ilişkin karar yasa, anasözleşme ve özellikle iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz. İstisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde kararın iptaline karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükünün davalı şirkete geçtiği ve somut açıklama yokluğunun iyiniyete aykırılık oluşturduğu yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı hakkı müktesep hak olağanüstü yedek akçe TTK 469/2 ispat yükü afaki iyiniyet

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı TTK — 6762 sayılı TTK 469/26762 sayılı TTK 3856762 sayılı TTK 271

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/994 E. 2015/5904 K.

    Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kâr payı hakkı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9248 E. 2010/4881 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükü ve muhalefet şerhi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14684 E. 2015/1919 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Yedek akçe

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kârın yedek akçeye ayrılmasında TTK 469/2 haklı neden denetimi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2004/7121 E. 2005/4042 K.

    Ortak:Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faaliyet raporu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2981 E. 2010/9227 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/13234 E.  ,  2014/3514 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/12/2011

NUMARASI 2011/10-2011/53

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2011 tarih ve 2011/10-2011/53 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.N. Ö ile davalı vekili Av. H.. D.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 25.03.2009 tarihinde yapılan genel kurulda bilançonun oylanması, yönetim ve denetim kurullarının ibraları ve kar payı dağıtılmama yönünde alınmış kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının iptalini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, uzun vadede daha yüksek ve istikrarlı kar payı dağıtılmasını sağlamaya yönelik olarak kar payı dağıtılmaması kararı alındığını, alınan kararlarda hukuka aykırılığın sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kar payı dağıtılmaması ile bilanço ve ibraya yönelik kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Somut olayda, davalı anonim şirketin 25.03.2009 tarihli genel kurul toplantısının gündeminin 3. maddesi görüşmeleri sonucunda “2008 yılı karının ortaklara dağıtılmayıp tamamının kanuni ve fevkalade yedek akçe olarak ayrılmasına karar verilmiş, bu karara davacı vekili karşı çıkarak muhalefet şerhini genel kurul tutanağına yazdırmıştır. Dava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan kar payı alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 2007 yılında net karının 297.224,00 TL, 2008 yılında ise 468.250,00 TL olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 40.859,00 TL olduğu, geçmiş yıllarda da kar payı dağıtılmadığı, sürekli yedek akçe biriktirildiği ve 2009 yılında yedek akçe değerinin 36.674.721,00 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.

Özellikle belirtmek gerekir ki, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anasözleşmelerde yer almaz, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (6762 sayılı TTK’nın 271. maddesi) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı, bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385.

maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8.bası s.487).

Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6762 sayılı TTK’nın 469/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından anasözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir.

6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hak olan kar payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Anasözleşmede ihtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün ve bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması TTK’nın 469/2. maddesinin istisna hükmü olduğu gözetildiğinde; TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hakkın ihlal edilmediğini kanıt yükünün davalı şirkette olması sonucunu doğurur. Karın, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir.

Ancak, davalı tarafça kar payının sürekli olarak dağıtılmamasını gerektirir durumun ne olduğu somut olarak açıklanmamıştır. Bu durumda, kar payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yasa, anasözleşme ve özellikle iyiniyet kuralları ile bağdaştığını kabul etmek mümkün değildir.

Bu itibarla, mahkemece, kâr payının nispi müktesep hak olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde kar payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iyiniyetli olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101803900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.