İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4506 E. 2021/6795 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ vasıflı ikrar↗ karine↗ ispat külfeti↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ ispat yükü↗ kötü niyet↗ havale↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlı olunduğu, ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik ikrar" niteliğinde olduğu ve bu durumda ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu havale işlemine konu para karşılığı, dava dışı ... Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. veya ... Gıda Tar. Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.'den çek teslim aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı ispat külfetini yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satım ilişkisine dayalı avans olarak gönderildiği ileri sürülen paranın, teslimat gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi nedeni gösterilerek başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan, dava dilekçesinde davalı ile buğday ürününe dair dahili işleme izin belgesi alımı konusunda anlaşmaya varıldığını ancak belgenin teslim edilmediğini ileri sürerek gönderilen paranın iadesi için başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise gönderilen paranın dahili işleme belgesiyle ilgisi bulunmadığını, müvekkilince 3. kişiye satılan buğday bedelinin ödemesine ilişkin olduğunu savunmuştur. Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü, davada ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün belirlenmesi ile mümkündür.
İkrar içeriği itibariyle basit, vasıflı ya da bileşik nitelikte olabilir. Basit ikrarda karşı tarafça ileri sürülen vakıanın doğru olduğu herhangi bir şart bildirilmeksizin kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle birlikte ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen vakıa ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Somut olay değerlendirildiğinde, davalı davaya konu paranın gönderildiğini ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir hukuki nedenle gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal nedeninin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir. Vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda ispat yükü davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5496 E. 2021/6219 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · vasıflı ikrar · ispat külfeti · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz karardaMahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak «bağlantısız bileşik ikrar» dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin «ispat yükü» altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Buna göre davalının savunması «vasıflı ikrar» niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaÖğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, «bağlantısız bileşik ikrar» dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin «ispat yükü» altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Bu nedenle davalı yanın «ikrarı» «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olup, yukarıda da ifade edildiği üzere bu ikrar türü bölünebilir nitelikte olduğundan «ispat külfeti» yer değiştirmiş ve davalı ispat külfetini üzerine almıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki ikrarıyla «ispat külfetini» üzerine aldığı gözetilerek, davalının savunması üzerinde durulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garanti kapsamı · garantörlük · hasar
Benzer bu kararda… dava dışı bir şirketten satın aldığını, makinelerin üreticisinin de bu şirket olduğunu, makinelerin ayıplı olup vadedilen performansı sergileyemediğini, bu sorunun «garanti kapsamında» giderilmesi için üretici şirkete başvurduklarını, üretici şirketin de garanti kapsamında yapılacak tamir için organik bağı olan davacı şirketi yönlendirdiğini, yap …
… zma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı yanın iddiasını ispat için dava dilekçesi ekinde yer alan hesap ekstresine ve sigorta şirketince hazırlanan «hasar» dosyasına dayandığı, ancak davacı yanca tek taraflı olarak hazırlanan 07/12/2006 tarihli hesap ekstresinin makinelerin davacı tarafından onarıldığını ispat noktası …
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4419 E. 2023/3511 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · vasıflı ikrar · karine · ispat külfeti · ikrar · ispat yükü · kötü niyet · havale
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Mahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının «vasıflı ikrar» niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan «havale» yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre isp …
… RI İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararıyla; itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/807 E.-2020/7 K. sayılı kararıyla; davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı Semir Un Gıda Sanayi ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · aleyhe delil · isticvap · yemin deliline dayanma · infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · irsaliye · yemin delili
Benzer bu karardaŞti. arasındaki ticari ilişkinin de, havalelerin yapıldığı tarih itibari ile «fatura», «irsaliye», «teslim» belgeleri,«cari hesap ekstreleri» gibi tüm kayıt ve belgeler incelenmeden rapor düzenlendiğini, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığını, kabule göre de ticari satımdan kaynaklı olduğu belirtilmesine rağmen, davaya asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmaması, «yemin deliline dayanmaktan» vazgeçmeleri gerekçe gösterilerek «isticvap» taleplerinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Hukuk Dairesinin 05.12.2017 T.2016/2902 E.2017/4281 K. sayılı kararları) takip talebindeki borcun doğum «sebebinin» ta’lil edilmediğini, «ticari defterlerin» sahibinin leh ve «aleyhine delil» olarak kullanılabileceği kabul edildiğinde de, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadıklarını, Yargıtay 19.
Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve «infazda tereddüt» oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi kapsamında «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6671 E. 2014/12073 K.
Ortak:vasıflı ikrar · karine · ikrar · icra takibine itiraz · ispat yükü · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · İtrazın İptali
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Şti.'den «çek» «teslim» aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı «ispat külfetini» yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde «ispat yükü» ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan …
Vasıflı «ikrarda» kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda «ispat yükü» davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan «havale» yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün «vasıflı ikrar» olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal karine · limited şirket müdürü · aleyhe delil · şirket müdürü · limited şirket · kesin hüküm
Benzer bu kararda1- Dava, davacının ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, «şirket müdürü» olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına «havale» edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur.
Hukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1204 E. 2022/3104 K.
Ortak:vasıflı ikrar · karine · ikrar · ispat yükü · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Şti.'den «çek» «teslim» aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı «ispat külfetini» yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde «ispat yükü» ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan …
Benzer bu kararda… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf «avans ödemesi» yaptığını ve malın eksik «teslim» edildiğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · yasal karine · avans ödemesi · aleyhe delil · ticari defter ve kayıtlar · yazılı delil · ifa
Benzer bu karardaTBK 207/2 maddesinde ifade olunan "«birlikte ifa" kuralı» uyarınca «avans ödemesi» yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece «ispat yükünün» tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir.
… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf «avans ödemesi» yaptığını ve malın eksik «teslim» edildiğini ileri sürmüştür.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13951 E. 2010/9727 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · vasıflı ikrar · ikrar · ispat yükü · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaŞti.'den «çek» «teslim» aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı «ispat külfetini» yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde «ispat yükü» ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan …
Mahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak «bağlantısız bileşik ikrar» dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin «ispat yükü» altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Benzer bu karardaYani «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı ikrar eden tarafta değildir. (Prof.
… erekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının iptali ile asıl alacağın 08.06.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili için takibin devamına, % 40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Doktrinde davalının bu «ikrarına» “«bağlantılı bileşik ikrar»” denilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · aleyhe delil · kâr payı alacağı · takas-mahsup · takas · kar payı · ifa · mahsup
Benzer bu karardaDavalı bu iddiaya karşı, “davacının tüm vergi borcunu ödediğinin doğru olduğu, ancak kendisinin de şirketten «kar payı alacağının» bulunduğu ve bu alacağının davacıya olan borcundan «takas-mahsup» edilmesi gerektiği” savunmasında bulunmuştur.
O halde somut uyuşmazlıkta şirket ortaklığı nedeniyle hissesine düşen vergi borcu yönünden «takas-mahsup» savunmasını, diğer bir deyişle kendisinin de şirketten «kar payı alacağının» bulunduğunu ispatlamak yükümlülüğü davalıya düşer.
Ancak davalının bu alacağının varlığını ispatlaması halinde dahi «kar payı alacağını» davacıdan değil, dava dışı şirketten istemesi gerekmektedir.
Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta anılan «takas-mahsup» savunmasının davacıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13146 E. 2011/5580 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz karardaMahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak «bağlantısız bileşik ikrar» dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin «ispat yükü» altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davalının «bağlantılı bileşik ikrarda» bulunduğu ve «ispat yükünün» davalıda olduğu nazara alınarak inceleme yapılması gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · yemin teklifi · itirazın iptali davası · yemin · ek prim · iptal davası · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davalının hukuki ilişkiyi kabul etmediği, davacının da hukuki ilişkiyi «kesin deliller» ile kanıtlayamadığı ve «yemin teklifinde» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK’nun 67. maddesi gereğince açılan «itirazın iptali davası» olup, davalı taraf aracın plaka numarası belirtilmek suretiyle girişilen takibe itirazında, belirtilen aracın sigorta «prim» borcunu ödediğini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5206 E. 2024/1472 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · vasıflı ikrar · ikrar · ispat yükü · kötü niyet · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Şti.'den «çek» «teslim» aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı «ispat külfetini» yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde «ispat yükü» ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan …
Mahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» müvekkile düşmediğini, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın «yemin teklif» etmesi ve yeminin icrasının davanın esasına etkisinin bulunmadığını, bu nedenle davada edilen yeminin hiçbir hükmünün bulunmadığını, davalının «havale» yoluyla ödeme yapıldığını kabul ettiğini, ancak bu ödemenin «üçüncü kişinin» borcunun üstlenilmesi nedeniyle yapıldığını iddia ettiğini, davalının bu beyanının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olduğunu, istinaf ve mahkeme tarafından «vasıflı ikrar» yönündeki hukuki nitelemenin hatalı olduğunu, bağlantısız bileşik ikrarın özelliği gereğince, yapılan ödemenin başka bir borç nedeniyle yapıldığının davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, Yargıtay'ın emsal olarak gösterilen kararlarında ''davacı ile üçüncü kişi arasında «organik bağ» olduğu durumda savunmanın vasıflı ikrar olarak değerlendirileceği'' hususunun kabul edildiğini, somut olayda müvekkil ile üçüncü kişi durumundaki şirket ile aralarında organik bağ bulunmadığından, ikrarın bağlantısız bileşik ikrar olarak değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme yapıldığını, ayrıca, «maddi tazminatlarda davanın» reddi halinde maktu vekâlet ücreti takdiri gerekirken mahkemece nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını …
… nu, aksini iddia edenin bunu ispatla yükümlü olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı hesabına 460.000,00 TL «avans ödemesi» yaptığını iddia ettiği, davalının da bu bedeli aldığını kabul ederek 3 üncü kişiden olan alacağının ödenmesi amacıyla kendisine «havale» yapıldığını belirtmiş olmakla, davalı tarafın bedeli aldığına ilişkin «ikrarı» ve havale bedelini alma nedeni olarak ileri sürdüğü vakıalar birlikte değerlendirildiğinde, bu ikrarın bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olduğu, davalının havalenin alınma nedeni olarak dayandığı vakıa 3 üncü kişiden olan alacağın ödenmesi şeklinde olup ikrar edilen vakıa ile ikrara eklenen vakıa arasında hiçbir bağlantının bulunmadığını, bu nedenle «ispat yükünün» davalı tarafa ait olduğunu, «borcu üstlendiği» iddia edilen davacı ile borçlu dava dışı Marina A.Ş ve alacaklı davalı arasında borcun nakdedildiğine ilişkin uygun irade beyanlarının bulunduğuna dair bir belgenin veya sözleşmenin olması gerektiği ancak davalı tarafından bu yönde herhangi bir belge veya sözleşmenin «ibraz» edilemediği, davalı ya da dava dışı Marina A.Ş tarafından bir kısım belgeler sunulmuş ise de, bu belgelerin borcun nakdi sözleşmesinin gerçekleştiği veya davacının 3 üncü kişinin davalıya olan borcunun «ödeme taahhüdünde» bulunduğunu ispata yeterli bulunmadığı, davacının 2011 yılına ilişkin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı ancak 2012 ve 2013 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup lehine delil teşkil ettiği ve 2012-2013 yılı ticari defterlerinde cari …
… lduğunu, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, «vasıflı ikrarda»; vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiğini, öğretide vasıflı ikrarın bölünemeyeceğinin benimsendiğini, o halde, somut olayda davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu ve bu ikrarın bölünemeyeceği, çünkü, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu. somut uyuşmazlıkta; davalı davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar ettiği, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle («üçüncü kişiye» ait bir borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, bu durumda, davacı tarafın, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, buna bağlı olarak, davalı tarafın borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığını, (Aynı yönde Yargıtay 3.HD'nin 2017/14178E, 2019/3264 K., 11/04/2019 tarihli kararı; Yargıtay 11.HD'nin 2012/9255 E., 2013/11522 K., 03.06.2013 Tarihli kararı), o halde, mahkemece; «ispat yükünün» davacıda olduğu ve savunmaya göre davalıya geçmediği, davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı dikkate alınarak davacı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline dayanmış» olmakla yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda beyanı alınması ve yemin «delilinin değerlendirilmesi» sureti ile karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına, yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine «kesin» olarak karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans ödemesi · ödeme taahhüdü · katılma yoluyla istinaf · takibin durdurulması · delil değerlendirmesi · yemin deliline dayanma · organik bağ · yemin teklifi
Benzer bu kararda… nu, aksini iddia edenin bunu ispatla yükümlü olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı hesabına 460.000,00 TL «avans ödemesi» yaptığını iddia ettiği, davalının da bu bedeli aldığını kabul ederek 3 üncü kişiden olan alacağının ödenmesi amacıyla kendisine «havale» yapıldığını belirtmiş olmakla, davalı tarafın bedeli aldığına ilişkin «ikrarı» ve havale bedelini alma nedeni olarak ileri sürdüğü vakıalar birlikte değerlendirildiğinde, bu ikrarın bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olduğu, davalının havalenin alınma nedeni olarak dayandığı vakıa 3 üncü kişiden olan alacağın ödenmesi şeklinde olup ikrar edilen vakıa ile ikrara eklenen vakıa arasında hiçbir bağlantının bulunmadığını, bu nedenle «ispat yükünün» davalı tarafa ait olduğunu, «borcu üstlendiği» iddia edilen davacı ile borçlu dava dışı Marina A.Ş ve alacaklı davalı arasında borcun nakdedildiğine ilişkin uygun irade beyanlarının bulunduğuna dair bir belgenin veya sözleşmenin olması gerektiği ancak davalı tarafından bu yönde herhangi bir belge veya sözleşmenin «ibraz» edilemediği, davalı ya da dava dışı Marina A.Ş tarafından bir kısım belgeler sunulmuş ise de, bu belgelerin borcun nakdi sözleşmesinin gerçekleştiği veya davacının 3 üncü kişinin davalıya olan borcunun «ödeme taahhüdünde» bulunduğunu ispata yeterli bulunmadığı, davacının 2011 yılına ilişkin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı ancak 2012 ve 2013 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup lehine delil teşkil ettiği ve 2012-2013 yılı ticari defterlerinde cari …
… lduğunu, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, «vasıflı ikrarda»; vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiğini, öğretide vasıflı ikrarın bölünemeyeceğinin benimsendiğini, o halde, somut olayda davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu ve bu ikrarın bölünemeyeceği, çünkü, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu. somut uyuşmazlıkta; davalı davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar ettiği, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle («üçüncü kişiye» ait bir borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, bu durumda, davacı tarafın, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, buna bağlı olarak, davalı tarafın borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığını, (Aynı yönde Yargıtay 3.HD'nin 2017/14178E, 2019/3264 K., 11/04/2019 tarihli kararı; Yargıtay 11.HD'nin 2012/9255 E., 2013/11522 K., 03.06.2013 Tarihli kararı), o halde, mahkemece; «ispat yükünün» davacıda olduğu ve savunmaya göre davalıya geçmediği, davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı dikkate alınarak davacı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline dayanmış» olmakla yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda beyanı alınması ve yemin «delilinin değerlendirilmesi» sureti ile karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına, yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine «kesin» olarak karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline dayanmış» olmakla «yemin teklif» etme hakkının hatırlatıldığı, davacı vekili tarafından sunulan yemin metninin davalıya tebliğ edildiği, davalının 24.06.2021 tarihli duruşmada yemini eda ettiği, davacı tarafından, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» müvekkile düşmediğini, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın «yemin teklif» etmesi ve yeminin icrasının davanın esasına etkisinin bulunmadığını, bu nedenle davada edilen yeminin hiçbir hükmünün bulunmadığını, davalının «havale» yoluyla ödeme yapıldığını kabul ettiğini, ancak bu ödemenin «üçüncü kişinin» borcunun üstlenilmesi nedeniyle yapıldığını iddia ettiğini, davalının bu beyanının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olduğunu, istinaf ve mahkeme tarafından «vasıflı ikrar» yönündeki hukuki nitelemenin hatalı olduğunu, bağlantısız bileşik ikrarın özelliği gereğince, yapılan ödemenin başka bir borç nedeniyle yapıldığının davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, Yargıtay'ın emsal olarak gösterilen kararlarında ''davacı ile üçüncü kişi arasında «organik bağ» olduğu durumda savunmanın vasıflı ikrar olarak değerlendirileceği'' hususunun kabul edildiğini, somut olayda müvekkil ile üçüncü kişi durumundaki şirket ile aralarında organik bağ bulunmadığından, ikrarın bağlantısız bileşik ikrar olarak değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme yapıldığını, ayrıca, «maddi tazminatlarda davanın» reddi halinde maktu vekâlet ücreti takdiri gerekirken mahkemece nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4506 E. , 2021/6795 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.01.2019 tarih ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.01.2020 tarih ve 2019/807 E- 2020/7 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ile buğday ürünü ile ilgili dahili işletme izin belgesi satın almak hususunda 211.200,00 TL karşılığında anlaşmaya vardıklarını, varılan anlaşma sonucunda toplam 211.200,00 TL’nin herhangi bir açıklama notu düşmeden davalı şirketin banka hesabına havale edildiğini, davalının ödenen paranın 61.000,00 TL'lik kısmını banka kanalıyla iade ettiğini, kalan 150.200,00 TL’nin uhdesinde kaldığını, ödenmeyen paranın tahsili için icra takibi yapıldığını ileri sürerek davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibin devamına alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatta mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aralarında dahili işletme izin belgesi satım ilişkisi olmadığını, icra takibinde borcun sebebi olarak buğday bedeli olarak gönderilen paranın kalan kesiminin iadesinin belirtildiğini, açılan davanın dahili işletme izni belgesi satımına dayandırıldığını, davacının davasında icra takibinde belirtilen borç sebebine bağlı kalmayarak değiştirdiğini, davacı şirket hesabına gelen söz konusu havalelerin geliş nedeninin Hatay İlinde un ticareti işi ile iştigal eden ... Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile Semir Koku arasındaki ticaret olduğunu, davacı tarafın davalı şirketin hesabına gönderdiği para karşılığı unu davacıdan ... Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'den gönderilen paranın karşılığı olarak çek teslim aldığını, çek bedelleri ödenmeyince davacının bu aşamadan sonra alacağı ve ticareti olmadığı halde icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlı olunduğu, ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik ikrar" niteliğinde olduğu ve bu durumda ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu havale işlemine konu para karşılığı, dava dışı ... Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. veya ... Gıda Tar. Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.'den çek teslim aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı ispat külfetini yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3.
maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satım ilişkisine dayalı avans olarak gönderildiği ileri sürülen paranın, teslimat gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi nedeni gösterilerek başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan, dava dilekçesinde davalı ile buğday ürününe dair dahili işleme izin belgesi alımı konusunda anlaşmaya varıldığını ancak belgenin teslim edilmediğini ileri sürerek gönderilen paranın iadesi için başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise gönderilen paranın dahili işleme belgesiyle ilgisi bulunmadığını, müvekkilince 3. kişiye satılan buğday bedelinin ödemesine ilişkin olduğunu savunmuştur. Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümü, davada ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün belirlenmesi ile mümkündür.
İkrar içeriği itibariyle basit, vasıflı ya da bileşik nitelikte olabilir. Basit ikrarda karşı tarafça ileri sürülen vakıanın doğru olduğu herhangi bir şart bildirilmeksizin kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle birlikte ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen vakıa ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Somut olay değerlendirildiğinde, davalı davaya konu paranın gönderildiğini ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir hukuki nedenle gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal nedeninin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir. Vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda ispat yükü davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729170300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz