İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1204 E. 2022/3104 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 207↗ vasıflı ikrar↗ birlikte ifa kuralı↗ birlikte ifa↗ yasal karine↗ hmk 222↗ avans ödemesi↗ aleyhe delil↗ karine↗ ticari defter ve kayıtlar↗ yazılı delil↗ ikrar↗ ispat yükü↗ ifa↗ tbk 99↗ ticari defter↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, birleşen dava yönünden verilen davanın reddine dair karara yönelik temyiz itirazları reddedildiğinden kararın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın teslimi nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinde borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair yazılı delil sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, 03.12.2015 tarihli karar ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine, Dairemizin (kapatılan 19. Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf avans ödemesi yaptığını ve malın eksik teslim edildiğini ileri sürmüştür. TBK 207/2 maddesinde ifade olunan "birlikte ifa" kuralı uyarınca avans ödemesi yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın ticari defterlerinde de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, ticari defterlerdeki kayıtlar sahipleri aleyhine delil teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve teslim ettiğini ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da ikrar etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6671 E. 2014/12073 K.
Ortak:vasıflı ikrar · yasal karine · aleyhe delil · karine · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz kararda… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
TBK 207/2 maddesinde ifade olunan "«birlikte ifa" kuralı» uyarınca «avans ödemesi» yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece «ispat yükünün» tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir.
Benzer bu karardaHukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün «vasıflı ikrar» olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · icra takibine itiraz · limited şirket · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı, «şirket müdürü» olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına «havale» edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur.
Uyuşmazlık, «havale» edilen paranın şirket ihtiyacına ilişkin mi yoksa, davalıdan alındığı iddia edilen borca karşılık mı olduğu hususunda toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1204 E. , 2022/3104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.02.2020 tarih ve 2019/55 E. - 2020/44 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalıdan toplamda 110 ton balya yonca sipariş ettiğini ve avans ödemesi yaptığını, ancak mal tesliminin tam olarak gerçekleşmediğini cari hesap nedeniyle müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalının yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline; birleşen davada ise davalıdan 110 ton balya yonca aldığını, yoncaların fazla neme sahip olması nedeniyle kullanım amacına uygun nitelikte olmadığını, delil tespiti yapıldığını ve müvekkili şirketin 9.005,70 TL zararının olduğunu, zararın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacıya 191 ton kurutulmuş yonca satılarak tamamının teslim edildiğini, yonca bedelinin bir kısmının ödendiğini, davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, davacıya malların ekim ayı içinde teslim edildiğini, davacının iki ay sonra tespit yaptırdığını, süresinde yapılmış ayıp ihbarının bulunmadığını, tespite konu malların müvekkiline ait olmayabileceğini belirterek, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, birleşen dava yönünden verilen davanın reddine dair karara yönelik temyiz itirazları reddedildiğinden kararın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın teslimi nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinde borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair yazılı delil sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, 03.12.2015 tarihli karar ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine, Dairemizin (kapatılan 19. Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf avans ödemesi yaptığını ve malın eksik teslim edildiğini ileri sürmüştür. TBK 207/2 maddesinde ifade olunan "birlikte ifa" kuralı uyarınca avans ödemesi yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın ticari defterlerinde de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4.
maddesi uyarınca, ticari defterlerdeki kayıtlar sahipleri aleyhine delil teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve teslim ettiğini ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da ikrar etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacıya iadesine, 18/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790020500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz