İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4419 E. 2023/3511 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ vasıflı ikrar↗ cari hesap ekstresi↗ karşılıksız çek↗ aleyhe delil↗ isticvap↗ yemin deliline dayanma↗ eft↗ infazda tereddüt↗ istinaf başvurusunun reddi↗ karine↗ irsaliye↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ cari hesap↗ yemin↗ ikrar↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ ispat yükü↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ havale↗ esastan ret↗ fatura↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararıyla; itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlı olunduğu, ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/807 E.-2020/7 K. sayılı kararıyla; davalının savunmasının "bağlantısız birleşik ikrar" niteliğinde olduğu ve bu durumda ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu havale işlemine konu para karşılığı, dava dışı Semir Un Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. veya Orsem Gıda Tar. Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.'den çek teslim aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı ispat külfetini yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 E. sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2021 tarih, 2020/4506 E. ve 2021/6795 K. sayılı kararıyla; somut olay değerlendirildiğinde, davalı davaya konu paranın gönderildiğini ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir hukuki nedenle gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal nedeninin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir. Vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda ispat yükü davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının vasıflı ikrar niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre ispatlanamadığı ,bu yönüyle yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında buğday alımı ile ilgili olarak, Dahili İşleme İzin Belgesinin satımı için 211.200,00 TL karşılığında sözlü olarak anlaşıldığını, somut olayda da davacının, davalı şirket yetkilisi ile belge alımı konusunda anlaştığını, satış bedelini 27.10.2015, 02.11.2015 ve 04.11.2015 tarihlerinde herhangi bir açıklama notu düşmeden 211.200,00 TL olarak davalı hesabına EFT yaptığını, daha sonra davalı şirketin sözleşmeden caydığını ve EFT edilen paranın 61.000,00 TL’sini iade ettiğini, takip konusu miktarı ise ödemediğini, davacının Semir Un Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... isimli şahısla ticari ve şahsi hiçbir ilişkisi olmadığını ve bu şahsı tanımadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması yönündeki taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, açıklama içermeyen banka dekontlarıyla gönderilen havalelerin bir borcun ödenmesi için veya mahsuben gönderildiğinin hukuken kabul edildiğini, davalı şirketin 61.000,00 TL'lik iade dekontunda da bir açıklama yer almadığını, somut olayda davalının, maddi vakıayı ikrar ettiğini, ancak paranın Semir Un Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...’nun aldığı/alacağı un karşılığı ... tarafından gönderildiğini, karşılık olarak çek aldığını; adı geçen şirkete ihraç kaydıyla un verildiğini, daha sonra şirketin maddi sıkıntıya düştüğünü, gönderilemeyen un karşılığı 61.000,00 TL'nin davacıya iade edildiğini söylediğini, davalının bu kabulünün bağlantısız bileşik ikrar olduğunu ispat yükü yer değiştirdiğinden, davalının iddiasını ispat yükümlülüğü bulunduğunu (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 13.06.2016 T. 2016/2437-10513 E.K.15. Hukuk Dairesinin 05.12.2017 T.2016/2902 E.2017/4281 K. sayılı kararları) takip talebindeki borcun doğum sebebinin ta’lil edilmediğini, ticari defterlerin sahibinin leh ve aleyhine delil olarak kullanılabileceği kabul edildiğinde de, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadıklarını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19.09.2017 T. 2016/19886 E. 2017/6041 K. sayılı kararı içeriğinden de anlaşılacağı üzere davalı şirket ile Semir Un Gıda San. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin de, havalelerin yapıldığı tarih itibari ile fatura, irsaliye, teslim belgeleri,cari hesap ekstreleri gibi tüm kayıt ve belgeler incelenmeden rapor düzenlendiğini, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığını, kabule göre de ticari satımdan kaynaklı olduğu belirtilmesine rağmen, davaya asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmaması, yemin deliline dayanmaktan vazgeçmeleri gerekçe gösterilerek isticvap taleplerinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak bozma ilamına uyulmuş davacı vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder.
3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4506 E. 2021/6795 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · vasıflı ikrar · karine · ispat külfeti · ikrar · ispat yükü · kötü niyet · havale
İncelediğiniz kararda… ince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının «vasıflı ikrar» niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan «havale» yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre isp …
… RI İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararıyla; itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/807 E.-2020/7 K. sayılı kararıyla; davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı Semir Un Gıda Sanayi ve Tic.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı ...
Mahkemece «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin «istinaf yoluna başvurması» üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz
Benzer bu karardaDava, satım ilişkisine dayalı avans olarak gönderildiği ileri sürülen paranın, «teslimat» gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi nedeni gösterilerek başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1204 E. 2022/3104 K.
Ortak:vasıflı ikrar · aleyhe delil · karine · ikrar · ispat yükü · ticari defter · teslim · e-defter
İncelediğiniz kararda… ince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının «vasıflı ikrar» niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan «havale» yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre isp …
Hukuk Dairesinin 05.12.2017 T.2016/2902 E.2017/4281 K. sayılı kararları) takip talebindeki borcun doğum «sebebinin» ta’lil edilmediğini, «ticari defterlerin» sahibinin leh ve «aleyhine delil» olarak kullanılabileceği kabul edildiğinde de, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadıklarını, Yargıtay 19.
… RI İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararıyla; itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun «sebebi» ile bağlı olunduğu, «ispat yükünün» davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının «kötü niyeti» kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf «avans ödemesi» yaptığını ve malın eksik «teslim» edildiğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · yasal karine · avans ödemesi · ticari defter ve kayıtlar · yazılı delil · ifa
Benzer bu karardaTBK 207/2 maddesinde ifade olunan "«birlikte ifa" kuralı» uyarınca «avans ödemesi» yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece «ispat yükünün» tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir.
… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf «avans ödemesi» yaptığını ve malın eksik «teslim» edildiğini ileri sürmüştür.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6671 E. 2014/12073 K.
Ortak:vasıflı ikrar · aleyhe delil · karine · ikrar · ispat yükü · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının «vasıflı ikrar» niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan «havale» yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre isp …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/807 E.-2020/7 K. sayılı kararıyla; davalının savunmasının "bağlantısız birleşik «ikrar»" niteliğinde olduğu ve bu durumda «ispat yükünün» davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu «havale» işlemine konu para karşılığı, dava dışı Semir Un Gıda Sanayi ve Tic.
Şti.'den «çek» «teslim» aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı «ispat külfetini» yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde «ispat yükü» ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 E. sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan …
Benzer bu karardaYani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal karine · limited şirket müdürü · şirket müdürü · icra takibine itiraz · limited şirket · kesin hüküm
Benzer bu kararda1- Dava, davacının ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, «şirket müdürü» olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına «havale» edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur.
Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» mevcut olup, bu yasal karinenin aksini yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını iddia edenin ispatlaması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4419 E. , 2023/3511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/337 E., 2022/704 K.
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ile buğday ürünü ile ilgili dahili işletme izin belgesi satın almak hususunda 211.200,00 TL karşılığında anlaşmaya vardıklarını, varılan anlaşma sonucunda toplam 211.200,00 TL’nin herhangi bir açıklama notu düşmeden davalı şirketin banka hesabına havale edildiğini, davalının ödenen paranın 61.000,00 TL'lik kısmını banka kanalıyla iade ettiğini, kalan 150.200,00 TL’nin uhdesinde kaldığını, ödenmeyen paranın tahsili için icra takibi yapıldığını ileri sürerek davalının itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında dahili işletme izin belgesi satım ilişkisi olmadığını, icra takibinde borcun sebebi olarak buğday bedeli olarak gönderilen paranın kalan kesiminin iadesinin gösterildiğini, açılan davanın dahili işletme izni belgesi satımına dayandırıldığını, davacının davasında icra takibinde belirtilen borç sebebine bağlı kalmayarak sebebi değiştirdiğini, davacı şirket hesabına gelen söz konusu havalelerin geliş nedeninin Hatay ilinde un ticareti işi ile iştigal eden Semir Un Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile ... arasındaki ticaret olduğunu, davacı tarafın davalı şirketin hesabına gönderdiği para karşılığı unu davacıdan Semir Un Gıda Sanayi ve Tic. Ltd.
Şti.'den gönderilen paranın karşılığı olarak çek teslim aldığını, çek bedelleri ödenmeyince davacının bu aşamadan sonra alacağı ve ticareti olmadığı halde icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2016/1232 E. - 2019/29 K. sayılı kararıyla; itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlı olunduğu, ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/807 E.-2020/7 K. sayılı kararıyla; davalının savunmasının "bağlantısız birleşik ikrar" niteliğinde olduğu ve bu durumda ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu havale işlemine konu para karşılığı, dava dışı Semir Un Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. veya Orsem Gıda Tar. Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.'den çek teslim aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı ispat külfetini yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi'nin 2016/75578 E.
sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2021 tarih, 2020/4506 E. ve 2021/6795 K. sayılı kararıyla; somut olay değerlendirildiğinde, davalı davaya konu paranın gönderildiğini ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir hukuki nedenle gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal nedeninin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir. Vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda ispat yükü davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalının savunmasının vasıflı ikrar niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarda, ispat yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu, dolayısıyla somut olayda, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğunu ve iadesi gerektiğini ispat etmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından dosya münderecatına göre ispatlanamadığı ,bu yönüyle yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında buğday alımı ile ilgili olarak, Dahili İşleme İzin Belgesinin satımı için 211.200,00 TL karşılığında sözlü olarak anlaşıldığını, somut olayda da davacının, davalı şirket yetkilisi ile belge alımı konusunda anlaştığını, satış bedelini 27.10.2015, 02.11.2015 ve 04.11.2015 tarihlerinde herhangi bir açıklama notu düşmeden 211.200,00 TL olarak davalı hesabına EFT yaptığını, daha sonra davalı şirketin sözleşmeden caydığını ve EFT edilen paranın 61.000,00 TL’sini iade ettiğini, takip konusu miktarı ise ödemediğini, davacının Semir Un Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... isimli şahısla ticari ve şahsi hiçbir ilişkisi olmadığını ve bu şahsı tanımadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması yönündeki taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, açıklama içermeyen banka dekontlarıyla gönderilen havalelerin bir borcun ödenmesi için veya mahsuben gönderildiğinin hukuken kabul edildiğini, davalı şirketin 61.000,00 TL'lik iade dekontunda da bir açıklama yer almadığını, somut olayda davalının, maddi vakıayı ikrar ettiğini, ancak paranın Semir Un Gıda San.
ve Tic. Ltd. Şti. ile ...’nun aldığı/alacağı un karşılığı ... tarafından gönderildiğini, karşılık olarak çek aldığını; adı geçen şirkete ihraç kaydıyla un verildiğini, daha sonra şirketin maddi sıkıntıya düştüğünü, gönderilemeyen un karşılığı 61.000,00 TL'nin davacıya iade edildiğini söylediğini, davalının bu kabulünün bağlantısız bileşik ikrar olduğunu ispat yükü yer değiştirdiğinden, davalının iddiasını ispat yükümlülüğü bulunduğunu (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 13.06.2016 T. 2016/2437-10513 E.K.15. Hukuk Dairesinin 05.12.2017 T.2016/2902 E.2017/4281 K. sayılı kararları) takip talebindeki borcun doğum sebebinin ta’lil edilmediğini, ticari defterlerin sahibinin leh ve aleyhine delil olarak kullanılabileceği kabul edildiğinde de, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadıklarını, Yargıtay 19.
Hukuk Dairesinin 19.09.2017 T. 2016/19886 E. 2017/6041 K. sayılı kararı içeriğinden de anlaşılacağı üzere davalı şirket ile Semir Un Gıda San. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin de, havalelerin yapıldığı tarih itibari ile fatura, irsaliye, teslim belgeleri,cari hesap ekstreleri gibi tüm kayıt ve belgeler incelenmeden rapor düzenlendiğini, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığını, kabule göre de ticari satımdan kaynaklı olduğu belirtilmesine rağmen, davaya asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmaması, yemin deliline dayanmaktan vazgeçmeleri gerekçe gösterilerek isticvap taleplerinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak bozma ilamına uyulmuş davacı vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder.
3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940983000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz