İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6671 E. 2014/12073 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ yasal karine↗ limited şirket müdürü↗ aleyhe delil↗ ön inceleme aşaması↗ karine↗ şirket müdürü↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ ispat yükü↗ limited şirket↗ havale↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının havale yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini kesin delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketin müdürü davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı hesabına toplam 50.000,00 TL gönderildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, havale edilen paranın şirket ihtiyacına ilişkin mi yoksa, davalıdan alındığı iddia edilen borca karşılık mı olduğu hususunda toplanmaktadır. Dosya içinde sureti bulunan dekontlarda paranın ne için gönderildiğine dair her hangi bir açıklama yoktur.
Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu; fakat bunun hukuki niteliğinin (vasfının) iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir. Davacının ileri sürdüğü vakıa ikrar, fakat onun iddia ettiği hukuki nitelik inkar edildiğinden vasıflı ikrara gerekçeli inkar da denir. Hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir. Yani, vasıflı ikrarda ispat yükü, vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.)
Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; havale, hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olup, bu yasal karinenin aksini yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını iddia edenin ispatlaması gerekir.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün vasıflı ikrar olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilmelidir. Bunun aksine değerlendirmeyle, re'sen nazara alınması gereken ispat yükünün davalıya yüklenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1898 E. 2016/9296 K.
Ortak:vasıflı ikrar · yasal karine · aleyhe delil · karine · ikrar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
Davacının ileri sürdüğü vakıa «ikrar», fakat onun iddia ettiği hukuki nitelik inkar edildiğinden «vasıflı ikrara» gerekçeli inkar da denir.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Benzer bu karardaDavalının bu savunması «vasıflı ikrar» niteliğinde olup, hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan, «çek» bir ödeme aracı olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi ve 818 sayılı BK’nın 457. maddesi gereğince, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki «yasal karine» karşısında, bu yasal karinenin aksini yani çekin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bunu «kesin» delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans ödemesi · delillerin toplanmaması · ispat külfeti · reeskont faizi · satım sözleşmesi · ifa · sebepsiz zenginleşme · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı «ticari defterlerinde» dava konusu çekin işlendiği ve davalıya ödeme olarak kaydedildiği, bu ödemenin «avans ödemesi» olduğu ve davalının aktifine giren dava konusu «çek» karşılığında düzenlenen «fatura» ve mal «tesliminin» bulunmadığı, anılan çekin her iki tarafın ticari defterlerinden alacak «sebebi» olarak gösterilmediği, davacı ticari defterlerinde davalıdan 20.719,42 TL alacak «kaydı» bulunduğu, bu durumda davacının davalıya borcu olmayan bir tutarı ödediği ve davalının «sebepsiz zenginleşme» ile çek miktarı kadar davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000,00 TL’nin çekin tahsil edildiği tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «satım sözleşmesi» gereğince avans olarak verildiği ve ödendiği iddia edilen çekin, sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, «satım sözleşmesi» gereğince verilen dava konusu çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak satım sözleşmesinin «ifa» edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise, çekin davacı şirket yetkilisinin şahsi borcu için verildiğini savunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğunun kabulü ile çekin bir ödeme aracı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların yukarıda belirtilen karinenin aksini ispata yeterli olmadığı gözetilerek, buna ilişkin «delillerin toplanması» ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1204 E. 2022/3104 K.
Ortak:vasıflı ikrar · yasal karine · aleyhe delil · karine · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz karardaHukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün «vasıflı ikrar» olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada «ispat yükünün» davacıda olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu kararda… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
TBK 207/2 maddesinde ifade olunan "«birlikte ifa" kuralı» uyarınca «avans ödemesi» yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece «ispat yükünün» tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · avans ödemesi · ticari defter ve kayıtlar · yazılı delil · ifa · ticari defter · teslim
Benzer bu karardaTBK 207/2 maddesinde ifade olunan "«birlikte ifa" kuralı» uyarınca «avans ödemesi» yaptığını kanıtlama yükümlüğünün davacıya ait olduğu, mahkemece «ispat yükünün» tayininde hataya düşüldüğünden söz edilmiştir.
… rın kesinleştiği; asıl dava yönünden, davacının havalenin avans olarak gönderildiğini iddia ettiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda «yasal karine» olduğu, aksini ileri süren havalecinin kanıtlamakla yükümlü olduğu, somut uyuşmazlıkta, davalının davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) «ikrar» ettiği, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (malın «teslimi» nedeniyle borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup ikrar bölünemeyeceği, zira vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, bu durumda, davacının davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafın «ticari defterlerinde» borcun kayıtlı olmasının alacağın varlığını tek başına ispata elverişli olmadığı, davacının ödemenin avans niteliğinde olduğuna dair «yazılı delil» sunmadığı, yapılan havalenin, avans olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki tarafın «ticari defterlerinde» de davacının 93.609,00 TL’lik mal aldığı davalının da bu miktarda mal sattığı kayıtlı olup 6100 sayılı HMK’nın 222/4. maddesi uyarınca, «ticari defterlerdeki kayıtlar» sahipleri «aleyhine delil» teşkil ettiğinden iddia ettiği gibi daha fazla bedelde mal sattığını ve «teslim» ettiğini «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olup bilirkişi raporunda da ifade olunduğu üzere ayrıca davalının davacıdan toplam 115.000,00 TL ödeme aldığını da «ikrar» etmesine göre aradaki fark kadar itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bo …
Hukuk Dairesi) 29.03.2017 tarihli ve 2016/7076 – 2017/2562 sayılı bozma ilamında, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine taraflar arasındaki ticari alım satımda davacı taraf «avans ödemesi» yaptığını ve malın eksik «teslim» edildiğini ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6671 E. , 2014/12073 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 19/11/2013
NUMARASI 2012/1159-2013/960
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2013 tarih ve 2012/1159-2013/960 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların T.. Tekstıl Mağazacılık Tic. San. Ltd. Şti.nin ortakları olduğunu, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini, bu gönderilerin şirkete aktarılmayıp davalı üzerinde kaldığı anlaşılınca davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine itirazın iptaline, alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen toplam 50.000 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu, bu hususu tanık ile ispatlayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının havale yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini kesin delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketin müdürü davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı hesabına toplam 50.000,00 TL gönderildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, havale edilen paranın şirket ihtiyacına ilişkin mi yoksa, davalıdan alındığı iddia edilen borca karşılık mı olduğu hususunda toplanmaktadır. Dosya içinde sureti bulunan dekontlarda paranın ne için gönderildiğine dair her hangi bir açıklama yoktur.
Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu; fakat bunun hukuki niteliğinin (vasfının) iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir. Davacının ileri sürdüğü vakıa ikrar, fakat onun iddia ettiği hukuki nitelik inkar edildiğinden vasıflı ikrara gerekçeli inkar da denir. Hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir. Yani, vasıflı ikrarda ispat yükü, vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.)
Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; havale, hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olup, bu yasal karinenin aksini yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını iddia edenin ispatlaması gerekir.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün vasıflı ikrar olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilmelidir. Bunun aksine değerlendirmeyle, re'sen nazara alınması gereken ispat yükünün davalıya yüklenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102054600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz