Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4870 E. 2020/2659 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasçılık belgesi↗ temyiz kanun yolu↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ vekalet ilişkisi↗ usulüne uygun tebligat↗ dosyanın gönderilmesi↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ihbar olunan↗ kanun yolu↗ mirasçılık↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ fer'i müdahil↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ tebligat↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dahili dava↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının davalı bankadan toplam 9.850,23 TL alacaklı olduğu, davacının 9.850,23 TL alacağına hesaba yatırılma tarihi olan 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca TC.Merkez Bankası'nın ilan ettiği değişen avans faizi oranları üzerinden faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.850,23 TL'nin 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve ihbar olunanlar vekilleri temyiz etmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. Huzurdaki dava, Asliye Ticaret Mahkemesine açılmış, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1434 Esas, 2016/2 Karar sayılı ilamıyla, somut uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, sözü edilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine hüküm, Dairemizin 03.10.2016 gün, 2016/8397 E. 2016/7679 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamıyla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/878 Esas, 2018/253 Karar sayılı ilamıyla, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi hükmüne göre, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince, bölge adliye mahkemesinin anılan kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamı her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dosya daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, bu durumda, anılan hükme karşı başvurulacak kanun yolunun yukarıda zikredilen yasa hükmüne göre temyiz kanun yolu olduğu açıktır. Bu durumda, İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 K. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mahkemesince, kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Yargıtaya gönderilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle kararın HMK’nın 353/1-a-6. maddesi hükmüne göre kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/878 E., 2018/253 K. sayılı kararının ve bu karar doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda verilen İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2018/216 E. 2019/137 K. sayılı ilamlarının kaldırılarak, 30.03.2017 tarihinde verilen ilk karara ilişkin kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin temyiz dilekçesi olarak incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamına karşı ileri sürmüş olduğu temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacının 23.01.2016 tarihinde öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip, ölü davacı aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK m.114,1/d ). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK m.28/1). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof. Dr. ; ARSLAN, Ramazan, Prof., Dr.; YILMAZ, Ejder, Prof., Dr.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 221). Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır, bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK m. 55). Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de
kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.
Somut olayda, davacıya ait nüfus kaydından, davacının yargılama sırasında 23.01.2016 tarihinde öldüğü, mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin, ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip, işin esasına girilerek yazılı şekilde, ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.
Ortak:mirasçılık belgesi · usulüne uygun tebligat · vekalet ilişkisi · kayyım atanması · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · kamu düzeni · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı HMK m.
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Ölen tarafın «mirasçılarına» karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4559 E. 2010/10808 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · tebligat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Benzer bu karardaDavalı ... «mirasçıları» vekili, temyiz dilekçesi ekinde sunduğu veraset belgesine göre davalı ...’ın davanın açıldığı 10.08.2007 tarihinden sonra 06.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarına «tebligat» yapılıp taraf teşkili sağlanmadan ölmüş kişi aleyhine hüküm kurulduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Dava, devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · ibra · feragat · yetki · temerrüt
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, genel kurulca «ibra» edilmeyerek haklarında «sorumluluk davası» açılması için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, davalılarca kooperatifin amacına uygun olmayan 3.639,70 TL harcama yapıldığı, piyasa rayici dikkate alındığında inşaat için 50.218,50 TL usulsüz ve fazla harcama yapıldığı gerekçesiyle 53.897,88 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiş, bir kısım davalılar vekili temyiz isteminden «feragat» etmiştir.
1- Davalılar ... ve arkadaşları vekili kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, daha sonra temyiz isteminden «feragat» etmiş olup, feragate yetkili olduğu vekaletnamesinden de anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bu davalılar vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 91. ve 432/4. maddeleri uyarınca, «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5730 E. 2025/4032 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Benzer bu karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tereke · icra takibine itiraz · kefalet · tasfiye memuru · genel kredi sözleşmesi · yenileme · ek tasfiye
Benzer bu kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla «kredi sözleşmesi» imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde «genel kredi sözleşmesinin» «yenilendiği», yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın «kefaletinin» bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden «icra inkar tazminatına» karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14173 E. 2011/15637 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
2017/122 Karar sayılı ilamıyla, davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.
Benzer bu kararda… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi).
Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · ıslah · maddi tazminat · temerrüt · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya «teslim» edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece davacıların talep edebileceği «maddi tazminat» miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan «ıslah» dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir.
Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ «maddi hata» sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle «maddi tazminat» hesabı yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.
Ortak:mirasçılık belgesi · vekalet ilişkisi · malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaÖte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Açılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Yani «mirasçıları» da ilgilendiren, daha açık bir anlatımla mirasçıların «malvarlığı» haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat
Benzer bu karardaBu durumda, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı ... «mirasçılarının» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, yalnızca mirasçılardan ...'ın verdiği vekaletnameyle bu mirasçı adına yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6042 E. 2015/8196 K.
Ortak:mirasçılık · ilan · temsil
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
… olduğu, davacının 9.850,23 TL alacağına hesaba yatırılma tarihi olan 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca TC.Merkez Bankası'nın «ilan» ettiği değişen «avans faizi» oranları üzerinden faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.850,23 TL'nin 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğinc …
Ölen tarafın «mirasçılarına» karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın 25.05.2011 tarihinde açıldığı, davalılardan Murat Uyan'ın 21.06.2011 tarihinde öldüğü, ölü kişi hakkında karar verilemeyeceği, onun yasal «mirasçıları» olan İ..
Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, kararın hüküm kısmında "davanın reddine" denmek suretiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe kısmında yalnızca davalılardan M.U.'ın dava devam ederken vefat ettiği, ölü kişi hakkında karar verilemeyeceği, «mirasçılarının» da mirası reddetmeleri nedenyle davanın reddedildiği gerekçesine yer verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasın reddi · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · ek tasfiye · iflas · sulh
Benzer bu karardaTürk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mirasın «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi yoluna gidilip «tasfiye» sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir «temsilci» ile davaya devam edilmesi gerekir.
Yine mahkemece, sırf yargılama sırasında ölen davalı M.U. «mirasçılarının» sunduğu «mirasın reddi» kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6555 E. 2021/6437 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Benzer bu karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi TBK'nın 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… yılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.'lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.'lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu ... sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no'lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tereke · sicilden terkin · ek tasfiye · iflas · sulh · terkin
Benzer bu karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise TMK’nın 612. maddesine göre mirasın «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
… yılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.'lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.'lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu ... sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no'lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4870 E. , 2020/2659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Tüketici Mahkemesince verilen 21/02/2019 tarih ve 2018/216-2019/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili ve ihbar olunanlar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 9.850,24 TL tutarındaki mevduatını davalı bankanın teşvik ve yönlendirilmesi ile Yurt Bank A.Ş'nin ...Şubesi'ne vadeli olarak yatırıldığını, bankaya el konulması sonrasında paranın müvekkiline ödenmediğini, Yurtbank A.Ş. yöneticilerinin paravan kıyı bankası kurup iki bankanın tek elden yönetimini sağlayarak suç işleme amacına yönelik planlı ve kasıtlı biçimde mevduat sahiplerini bu kapsamda müvekkilini de dolandırdığını, banka yöneticilerinin bu nedenle yargılanıp ceza aldıklarını, Yurtbank A.Ş. yöneticilerinin eylemlerinden külli halef olan davalının sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 9.850,24 TL'nin davalı bankaya yatırıldığı 16.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ihbar olunan ... ve ... vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı bankadan toplam 9.850,23 TL alacaklı olduğu, davacının 9.850,23 TL alacağına hesaba yatırılma tarihi olan 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca TC.Merkez Bankası'nın ilan ettiği değişen avans faizi oranları üzerinden faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.850,23 TL'nin 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve ihbar olunanlar vekilleri temyiz etmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. Huzurdaki dava, Asliye Ticaret Mahkemesine açılmış, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1434 Esas, 2016/2 Karar sayılı ilamıyla, somut uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, sözü edilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine hüküm, Dairemizin 03.10.2016 gün, 2016/8397 E.
2016/7679 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamıyla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/878 Esas, 2018/253 Karar sayılı ilamıyla, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi hükmüne göre, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince, bölge adliye mahkemesinin anılan kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamı her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dosya daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, bu durumda, anılan hükme karşı başvurulacak kanun yolunun yukarıda zikredilen yasa hükmüne göre temyiz kanun yolu olduğu açıktır. Bu durumda, İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 K. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mahkemesince, kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Yargıtaya gönderilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle kararın HMK’nın 353/1-a-6.
maddesi hükmüne göre kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/878 E., 2018/253 K. sayılı kararının ve bu karar doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda verilen İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2018/216 E. 2019/137 K. sayılı ilamlarının kaldırılarak, 30.03.2017 tarihinde verilen ilk karara ilişkin kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin temyiz dilekçesi olarak incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı ilamına karşı ileri sürmüş olduğu temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacının 23.01.2016 tarihinde öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip, ölü davacı aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK m.114,1/d ). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer.
Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK m.28/1). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof. Dr. ; ARSLAN, Ramazan, Prof., Dr.; YILMAZ, Ejder, Prof., Dr.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 221). Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır, bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK m.
55) . Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de
kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.
Somut olayda, davacıya ait nüfus kaydından, davacının yargılama sırasında 23.01.2016 tarihinde öldüğü, mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin, ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip, işin esasına girilerek yazılı şekilde, ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/878 E., 2018/253 K. sayılı ilamının ve bu karar doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda verilen İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2018/216 E. 2019/137 K. sayılı ilamının bozularak kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/469 E. 2017/122 Karar sayılı kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606931000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz