6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5730 E. 2025/4032 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tereke temsilcisi mecburi dava arkadaşlığı tereke vekalet ilişkisi mirasçılık icra takibine itiraz kefalet tasfiye memuru genel kredi sözleşmesi yenileme sulh hukuk mahkemesi taraf ehliyeti ek tasfiye iflas sulh kredi sözleşmesi icra inkar tazminatı inkar tazminatı dava sebebi temsil i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TBK — TBK 513 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesi imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde genel kredi sözleşmesinin yenilendiği, yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın kefaletinin bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinde davalının kefaletinin bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı ...'ın istinaf aşamasında 05.05.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmış olup, istinaf mahkemesince mirasçılar davaya katılmak suretiyle yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 E.- 2020/2659 K. sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. Taraf ehliyeti ise ölümle birlikte son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte vekalet ilişkisi de son bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda, dava yalnız öleni ilgilendirmeyen başka bir deyişle mirasçıları da ilgilendiren bir davaysa dava ölümle birlikte konusuz kalmaz ve davaya ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bu halde mirasçılar davaya hep birlikte mecburi dava arkadaşı olarak devam ederler. Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye temsilci atanır ve davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. En yakın mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum tasfiye memuru aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde belirtilen şekilde işlem yapılması kamu düzeninden olması hasebiyle her aşamada gözetilmesi gereken işlemlerden olup, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilemez.

Bu itibarla, yukarıda belirtildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6555 E. 2021/6437 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Iadesi | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü | Sicilden terkin

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1496 E. 2024/1270 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4870 E. 2020/2659 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5730 E.  ,  2025/4032 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1005 Esas, 2024/988 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan 26.11.2007 tarihli ve 22.09.2009 tarihli genel kredi sözleşmelerinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kullandırılan kredi borcu ödenmediğinden kredi hesabının kat edilerek davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini ve icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sadece imzaladığı kredi sözleşmelerinden kullanılan kredi borçlarından sorumlu olduğunu, kefil olmadığı kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalının sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesi imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde genel kredi sözleşmesinin yenilendiği, yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın kefaletinin bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinde davalının kefaletinin bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı ...'ın istinaf aşamasında 05.05.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmış olup, istinaf mahkemesince mirasçılar davaya katılmak suretiyle yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 E.- 2020/2659 K. sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. Taraf ehliyeti ise ölümle birlikte son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte vekalet ilişkisi de son bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.

Bu durumda, dava yalnız öleni ilgilendirmeyen başka bir deyişle mirasçıları da ilgilendiren bir davaysa dava ölümle birlikte konusuz kalmaz ve davaya ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bu halde mirasçılar davaya hep birlikte mecburi dava arkadaşı olarak devam ederler. Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye temsilci atanır ve davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. En yakın mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum tasfiye memuru aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.

Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde belirtilen şekilde işlem yapılması kamu düzeninden olması hasebiyle her aşamada gözetilmesi gereken işlemlerden olup, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilemez.

Bu itibarla, yukarıda belirtildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164126600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.