İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5730 E. 2025/4032 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tereke temsilcisi↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ tereke↗ vekalet ilişkisi↗ mirasçılık↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ tasfiye memuru↗ genel kredi sözleşmesi↗ yenileme↗ sulh hukuk mahkemesi↗ taraf ehliyeti↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesi imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde genel kredi sözleşmesinin yenilendiği, yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın kefaletinin bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinde davalının kefaletinin bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı ...'ın istinaf aşamasında 05.05.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmış olup, istinaf mahkemesince mirasçılar davaya katılmak suretiyle yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 E.- 2020/2659 K. sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. Taraf ehliyeti ise ölümle birlikte son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte vekalet ilişkisi de son bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda, dava yalnız öleni ilgilendirmeyen başka bir deyişle mirasçıları da ilgilendiren bir davaysa dava ölümle birlikte konusuz kalmaz ve davaya ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bu halde mirasçılar davaya hep birlikte mecburi dava arkadaşı olarak devam ederler. Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye temsilci atanır ve davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. En yakın mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum tasfiye memuru aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde belirtilen şekilde işlem yapılması kamu düzeninden olması hasebiyle her aşamada gözetilmesi gereken işlemlerden olup, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilemez.
Bu itibarla, yukarıda belirtildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6555 E. 2021/6437 K.
Ortak:tereke temsilcisi · tereke · vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · ek tasfiye · iflas · sulh · dava şartı
İncelediğiniz karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum «tasfiye memuru» aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise TMK’nın 612. maddesine göre mirasın «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
Ancak Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 Esas- 2020/2659 Karar sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · terkin
Benzer bu kararda… yılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.'lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.'lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu ... sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no'lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · dava sebebi · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · usulüne uygun tebligat · kayyım atanması · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · kamu düzeni · tebligat · dahili dava
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Bunlar «malvarlığı» haklarına ilişkin davalardır.
Somut olayda davacıya ait nüfus kaydından davacının yargılama sırasında 17.12.2012 tarihinde öldüğü, «mirasçılarının» yargılama aşamasında davaya «dahil» edilmeksizin ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
-
Faydalı model hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1496 E. 2024/1270 K.
Ortak:tereke temsilcisi · tereke · vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · ek tasfiye · iflas · sulh · dava şartı
İncelediğiniz karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum «tasfiye memuru» aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise TMK’nın 612. maddesine göre mirasın «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
Ancak Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 Esas- 2020/2659 Karar sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun ... ilkelerindendir ve dava şartıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikrar · sicilden terkin · yargılama giderleri · iş bölümü · kazanılmış hak · taşıyıcı · yargılama gideri · terkin
Benzer bu kararda… ı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davacıya ait buluşun 5 no.lu isteminde tanımlanan şeyin, fırça kıllarının sokete sabitlenmesi değil, soketin «taşıyıcıya» sabitlenmesi hususu olduğunu, mahkemece kurulan hükme mesnet alınan bilirkişi raporlarında ise fırça kıllarının sokete sabitlenmesi için kullanılan snap-fit sisteminde pin kullanımına ihtiyaç duyulmaz görüşünden hareketle yenilik değerlendirilmesinin yapıldığını, esneyerek kilitleme sisteminin ise 8 no'lu istemle ilgili olduğunu ve 8 no.lu istemin ... olmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiğini, tablaya geçirilen sokette sabitleyici eleman bulunmasının teknik bir zorunluluk olup, bu sistemin Turboline'da bulunduğunu, dolayısıyla 5, 6 ve 7 no.lu istemler yönünden de karşı davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, davacının replik dilekçesindeki "Turboline ile 2012/05912 no.lu faydalı model arasındaki en önemli farkın, fırça kıllarının sokete geçmeli yapıda olması" şeklindeki «ikrarının» da değerlendirmeye alınmasının gerektiğini, temyiz incelemesine konu kararın 10 no.lu hüküm fıkrasında, tamamen reddolunan asıl davanın «yargılama giderleriyle» ilgili olarak yanılgılı bir şekilde karşı davanın kabul ve ret oranından hareket edilmesi ve «yargılama giderlerinin» 3/10’luk kısmının müvekkil şirketten alınarak davacı – karşı davalılara ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiş …
… ayılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu TR 2012 05912 Y sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no.lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… anın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu TR 2012 05912 Y sayılı faydalı modelin 1,2, 3, 4, 8, 9, 10 sayılı istemler yönünden hükümsüzlüğüne ve «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… rekçesine dayalı olarak hükümsüzlüğünün gerektiği yorumunda bulunmasının hiçbir izahatının olmadığını, bilirkişi raporunda kullanılan ifade ve yer verilen tespitler «son» derece açık olup davalı tarafça sunulan ürünlerin hiçbirinde davalının TURBOLINE isimli ürünü ile sunulan ürünün aynı ürün olduğuna kanaat getirilmesi mümkün olmadığını, müvekkilin 4 no.lu isteminin hangi mutlak ve somut delile dayalı, hangi teknik gerekçeye bağlı olarak tekniğin bilinen durumuna «dahil» olduğu ve yenilik kriterine haiz olmadığı kanaatine varılmış olunduğu anlaşılamadığını, SAJA firmasına ait doküman incelendiğinde gövdeye takılıp çıkartılan ve fırça «bölümü» olarak tanımlanan parçalarda, fırça kıllarının bu parçalara bütünleşik yapıda olduğu, başka bir ifadeyle soket üzerinde fırça kıllarının takılması için delik yapıl …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Diğer yandan Borçlar Kanunu'nun 35/1 ve 397/1. maddesi gereğince müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde ölüm ile «vekalet ilişkisi» «son» bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez.
TMK'nun 640. maddesinde; "miras bırakanın ölümü ile birlikte paylaşmaya kadar «mirasçılar» arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığın meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri" öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · malvarlığına ilişkin dava · muvafakat
Benzer bu karardaAçılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Yani «mirasçıları» da ilgilendiren, daha açık bir anlatımla mirasçıların «malvarlığı» haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Bu halde mahkemenin ölen müvekkilin «mirasçılarını» «mirasçılık belgesi» ile tesbit ettirerek mirasçıları duruşmaya davet ettirmesi gerekir.
Bu durumda, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı ... «mirasçılarının» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, yalnızca mirasçılardan ...'ın verdiği vekaletnameyle bu mirasçı adına yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4870 E. 2020/2659 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı TMK m.28/1).
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · temyiz kanun yolu · usulüne uygun tebligat · dosyanın gönderilmesi · kayyım atanması · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · ihbar olunan
Benzer bu karardaBununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı HMK m.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunanlar» vekilleri temyiz etmiştir.
Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine «dosyanın gönderildiği» İstanbul 12.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5730 E. , 2025/4032 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1005 Esas, 2024/988 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan 26.11.2007 tarihli ve 22.09.2009 tarihli genel kredi sözleşmelerinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kullandırılan kredi borcu ödenmediğinden kredi hesabının kat edilerek davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini ve icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sadece imzaladığı kredi sözleşmelerinden kullanılan kredi borçlarından sorumlu olduğunu, kefil olmadığı kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalının sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesi imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde genel kredi sözleşmesinin yenilendiği, yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın kefaletinin bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinde davalının kefaletinin bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı ...'ın istinaf aşamasında 05.05.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmış olup, istinaf mahkemesince mirasçılar davaya katılmak suretiyle yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin emsal nitelikteki 2019/4870 E.- 2020/2659 K. sayılı ilamıyla ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. Taraf ehliyeti ise ölümle birlikte son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte vekalet ilişkisi de son bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava yalnız öleni ilgilendirmeyen başka bir deyişle mirasçıları da ilgilendiren bir davaysa dava ölümle birlikte konusuz kalmaz ve davaya ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bu halde mirasçılar davaya hep birlikte mecburi dava arkadaşı olarak devam ederler. Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye temsilci atanır ve davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. En yakın mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesine göre mirasın Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum tasfiye memuru aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde belirtilen şekilde işlem yapılması kamu düzeninden olması hasebiyle her aşamada gözetilmesi gereken işlemlerden olup, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilemez.
Bu itibarla, yukarıda belirtildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164126600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz