Iadesi | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7659 E. 2023/252 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasçılık belgesi↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ usulüne uygun tebligat↗ vekalet ilişkisi↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ malvarlığına ilişkin dava↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ mirasçılık↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taraf ehliyeti↗ tebligat↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, davacının bankaya yatırdığı ve off shore hesabına aktarılan mevduatının iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41, 55 ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336. maddeleri
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı
3. Değerlendirme
Dava, davalı ING Bank A.Ş.'nin külli halefi olduğu Sümerbank A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak off shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacının 07.12.2012 tarihinde öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı Kanun'un 50 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 8 inci ve 28 inci maddelerine göre her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası). Davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof. Dr.; ARSLAN, Ramazan, Prof., Dr.; YILMAZ, Ejder, Prof., Dr.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 221). Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde ölen tarafın mirasçıları davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi). Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda davacıya ait nüfus kaydından davacının yargılama sırasında 17.12.2012 tarihinde öldüğü, mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulmalıdır. Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4870 E. 2020/2659 K.
Ortak:mirasçılık belgesi · vekalet ilişkisi · usulüne uygun tebligat · kayyım atanması · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · kamu düzeni · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Ölen tarafın «mirasçılarına» karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın, öl …
Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı HMK m.
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (TBK m.43/1 , 513/1).Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin «mirasçıları» tarafından davaya devam edilebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temyiz kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · ihbar olunan · kanun yolu · ihbar · görevsizlik kararı · ilan · avans faizi
Benzer bu kararda… olduğu, davacının 9.850,23 TL alacağına hesaba yatırılma tarihi olan 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca TC.Merkez Bankası'nın «ilan» ettiği değişen «avans faizi» oranları üzerinden faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.850,23 TL'nin 16/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğinc …
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunanlar» vekilleri temyiz etmiştir.
2017/122 Karar sayılı ilamı her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dosya daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, bu durumda, anılan hükme karşı başvurulacak «kanun yolunun» yukarıda zikredilen yasa hükmüne göre «temyiz kanun yolu» olduğu açıktır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1434 Esas, 2016/2 Karar sayılı ilamıyla, somut uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmiş, sözü edilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine hüküm, Dairemizin 03.10.2016 gün, 2016/8397 E.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5730 E. 2025/4032 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · dava sebebi · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Benzer bu karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tereke · icra takibine itiraz · kefalet · tasfiye memuru · genel kredi sözleşmesi · yenileme · ek tasfiye
Benzer bu kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında birden fazla «kredi sözleşmesi» imzalandığı, 04.07.2012 tarihinde «genel kredi sözleşmesinin» «yenilendiği», yenilenen sözleşmede davalı borçlu ...'ın «kefaletinin» bulunmadığı, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin 04.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalının bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 285.000,00 TL olduğu, bu miktar üzerinden «icra inkar tazminatına» karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
… NAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen alacağın dayanağını teşkil eden «genel kredi sözleşmesinde» davalının «kefaletinin» bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı «mirasçıları» tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6555 E. 2021/6437 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Benzer bu karardaTaraf «ehliyeti» ise ölümle birlikte «son» bulur.
Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan bulunmadığı gibi TBK'nın 513.maddesi gereğince ölümle birlikte «vekalet ilişkisi» de «son» bulacağından vekilin de davaya devam etme imkanı bulunmamaktadır.
… yılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.'lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.'lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu ... sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no'lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tereke · sicilden terkin · ek tasfiye · iflas · sulh · terkin
Benzer bu karardaEn yakın «mirasçıların» tamamının mirası reddetmesi halinde ise TMK’nın 612. maddesine göre mirasın «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiğinden keyfiyetin ilgili Sulh Hukuk Mahkemesine bildirilmesi ve mahkemece atanacak kayyum aracılığıyla davaya devam edilmesi gerekir.
… yılı faydalı model belgesinin "1, 2, 3 ve 8, 9, 10" no.'lu istemlerin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği, mahkemece tekniğin bilinen durumunu «temsil» edeceğine kanaat getirildiğinden 4 no.'lu istemin de yenilik vasfını taşımadığı, bu durumda asıl davada da herhangi bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı dava konusu ... sayılı faydalı modelin 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10 no'lu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınması halinde ise terekeye «temsilci» atanır ve davaya «tereke temsilcisi» tarafından devam edilir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4559 E. 2010/10808 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · tebligat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
… e öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci f …
Benzer bu karardaDavalı ... «mirasçıları» vekili, temyiz dilekçesi ekinde sunduğu veraset belgesine göre davalı ...’ın davanın açıldığı 10.08.2007 tarihinden sonra 06.11.2007 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarına «tebligat» yapılıp taraf teşkili sağlanmadan ölmüş kişi aleyhine hüküm kurulduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Dava, devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · ibra · feragat · yetki · temerrüt
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, genel kurulca «ibra» edilmeyerek haklarında «sorumluluk davası» açılması için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, davalılarca kooperatifin amacına uygun olmayan 3.639,70 TL harcama yapıldığı, piyasa rayici dikkate alındığında inşaat için 50.218,50 TL usulsüz ve fazla harcama yapıldığı gerekçesiyle 53.897,88 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiş, bir kısım davalılar vekili temyiz isteminden «feragat» etmiştir.
1- Davalılar ... ve arkadaşları vekili kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, daha sonra temyiz isteminden «feragat» etmiş olup, feragate yetkili olduğu vekaletnamesinden de anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bu davalılar vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 91. ve 432/4. maddeleri uyarınca, «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14173 E. 2011/15637 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
… e öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci f …
Bu nedenle ölmüş kişinin taraf «ehliyeti» yoktur.
Benzer bu kararda… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi).
Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · ıslah · maddi tazminat · temerrüt · zamanaşımı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya «teslim» edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece davacıların talep edebileceği «maddi tazminat» miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan «ıslah» dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir.
Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ «maddi hata» sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle «maddi tazminat» hesabı yapılmıştır.
… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.
Ortak:mirasçılık belgesi · vekalet ilişkisi · malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Açılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Yani «mirasçıları» da ilgilendiren, daha açık bir anlatımla mirasçıların «malvarlığı» haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat
Benzer bu karardaBu durumda, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı ... «mirasçılarının» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, yalnızca mirasçılardan ...'ın verdiği vekaletnameyle bu mirasçı adına yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7659 E. , 2023/252 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece önceki hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Sümerbank A.Ş. şubesine banka personelinin telkin ve yönlendirmesi ile para yatırdığını, paranın usulsüz olarak off-shore hesabına aktarıldığını, talep edilmesine rağmen paranın geri ödenmediğini ileri sürerek yatırılan paranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı mevduatından davalı bankanın sorumlu olmadığını, husumetin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ( TMSF) yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 11.10.2012 tarihli ve 2011/304 E., 2012/231 K. sayılı kararı ile davanın TMSF yönünden kabulüne karar verilmiş ve bu karar davalı banka vekili ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 13.01.2015 tarihli ve 2014/18527 E., 2015/243 K. sayılı kararı ile TMSF'nin borcu üstlenmesinin davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığına işaret edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 31.05.2016 tarihli ve 2016/212 E., 2016/402 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar davalı vekili, borcu üstlenen vekili ve ferî müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 28.06.2018 tarihli ve 2016/11600 E., 2018/4899 K. sayılı kararı ile icra dosyasına yapıldığı öne sürülen ödemenin değerlendirilmesi gerektiği ve davalı aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve ıslahla açılan davanın kabulüne 65.455,36 euronun faizi ile birlikte borcu üstlenen TMSF ile davalı İNG Bank A.Ş.'den alınıp davacıya verilmesine dair karar kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Fatih 3. İcra Müdürlüğünün 2010/25561 E. sayılı dosyasına davadan sonra yatırılmış bulunan 3.728,70 TL'nin o tarihteki euro karşılığının İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yargılama sırasında vefat ettiğini, davada husumetin TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, mahkeme hükmünün maddi gerekçeler, eksik ve hatalı bilirkişi incelemeleri, faiz hesap hatası, sorumlulukların tevcihinde ciddi hatalar bulunması nedeniyle bozulması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının bankaya yatırdığı ve off shore hesabına aktarılan mevduatının iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 41, 55 ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 321 ve 336. maddeleri
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı
3. Değerlendirme
Dava, davalı ING Bank A.Ş.'nin külli halefi olduğu Sümerbank A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak off shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacının 07.12.2012 tarihinde öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı Kanun'un 50 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 8 inci ve 28 inci maddelerine göre her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer.
Bu nedenle ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası). Davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof. Dr.; ARSLAN, Ramazan, Prof., Dr.; YILMAZ, Ejder, Prof., Dr.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 221). Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır.
Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde ölen tarafın mirasçıları davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda davacıya ait nüfus kaydından davacının yargılama sırasında 17.12.2012 tarihinde öldüğü, mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulmalıdır. Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının resen BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/884573400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz