6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14173 E. 2011/15637 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mecburi dava arkadaşlığı malvarlığına ilişkin dava aktif dava ehliyeti maddi hata mirasçılık taraf ehliyeti maddi ve manevi tazminat ıslah maddi tazminat temerrüt zamanaşımı teslim i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 125 · FSEK — FSEK 68 · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya teslim edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin son fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava ehliyetinin mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, 5846 sayılı FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davacıların talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir. Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ maddi hata sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle maddi tazminat hesabı yapılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının (83.412,41) TL ücret talep edebileceği kabul edilmek suretiyle tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi). Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani mirasçıların malvarlığı haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölenin mirasçıları tarafından devam edilir. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir. Somut olayda da, davacılardan Gülbin’in hüküm tarihinden önce öldüğü anlaşıldığından, mahkemece Gülbin'in karar yerinde davacı olarak gösterilmesi ve Gülbin hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4559 E. 2010/10808 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Iadesi | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15165 E. 2014/8708 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/14173 E.  ,  2011/15637 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2009 tarih ve 2006/484-2009/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ile yaptıkları anlaşma üzerine Milas-Bodrum karayolu üzerindeki bir tatil köyünün vaziyet planını,5 tip villa projesi ve 2 tip alışveriş merkezi projesi ile bu projelerin üç boyutlu perspektifini çizerek davalıya teslim ettiğini, davalının ise avans dışında bir ödeme yapmadığını, davalının bu proje, plan ve perspektifleri gazetelerde yayımladığı ve sergilediği halde müvekkilinin adına yer vermediğini ileri sürerek, şimdilik (10.000) TL maddi ve (10.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 07.10.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini (83.738) TL'na yükseltmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya teslim edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin son fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava ehliyetinin mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, 5846 sayılı FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davacıların talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir. Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ maddi hata sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle maddi tazminat hesabı yapılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının (83.412,41) TL ücret talep edebileceği kabul edilmek suretiyle tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi). Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani mirasçıların malvarlığı haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölenin mirasçıları tarafından devam edilir. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir. Somut olayda da, davacılardan Gülbin’in hüküm tarihinden önce öldüğü anlaşıldığından, mahkemece Gülbin'in karar yerinde davacı olarak gösterilmesi ve Gülbin hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.201 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034227800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.