Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14173 E. 2011/15637 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mecburi dava arkadaşlığı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ aktif dava ehliyeti↗ maddi hata↗ mirasçılık↗ taraf ehliyeti↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya teslim edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin son fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava ehliyetinin mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, 5846 sayılı FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir. Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ maddi hata sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle maddi tazminat hesabı yapılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının (83.412,41) TL ücret talep edebileceği kabul edilmek suretiyle tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi). Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani mirasçıların malvarlığı haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölenin mirasçıları tarafından devam edilir. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir. Somut olayda da, davacılardan Gülbin’in hüküm tarihinden önce öldüğü anlaşıldığından, mahkemece Gülbin'in karar yerinde davacı olarak gösterilmesi ve Gülbin hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi).
Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Açılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Yani «mirasçıları» da ilgilendiren, daha açık bir anlatımla mirasçıların «malvarlığı» haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · vekalet ilişkisi · muvafakat · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı ... «mirasçılarının» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, yalnızca mirasçılardan ...'ın verdiği vekaletnameyle bu mirasçı adına yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan Borçlar Kanunu'nun 35/1 ve 397/1. maddesi gereğince müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde ölüm ile «vekalet ilişkisi» «son» bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez.
Bu halde mahkemenin ölen müvekkilin «mirasçılarını» «mirasçılık belgesi» ile tesbit ettirerek mirasçıları duruşmaya davet ettirmesi gerekir.
TMK'nun 640. maddesinde; "miras bırakanın ölümü ile birlikte paylaşmaya kadar «mirasçılar» arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığın meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri" öngörülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4559 E. 2010/10808 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · temerrüt · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi).
Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Benzer bu karardaDava, devam ederken, taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını ilgilendiren davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçılar tarafından) devam edilir.
… iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, genel kurulca «ibra» edilmeyerek haklarında «sorumluluk davası» açılması için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, davalılarca kooperatifin amacına uygun olmayan 3.639,70 TL harcama yapıldığı, piyasa rayici dikkate alındığında inşaat için 50.218,50 TL usulsüz ve fazla harcama yapıldığı gerekçesiyle 53.897,88 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · ibra · feragat · tebligat · yetki
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları, genel kurulca «ibra» edilmeyerek haklarında «sorumluluk davası» açılması için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, davalılarca kooperatifin amacına uygun olmayan 3.639,70 TL harcama yapıldığı, piyasa rayici dikkate alındığında inşaat için 50.218,50 TL usulsüz ve fazla harcama yapıldığı gerekçesiyle 53.897,88 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... «mirasçıları» temyiz etmiş, bir kısım davalılar vekili temyiz isteminden «feragat» etmiştir.
1- Davalılar ... ve arkadaşları vekili kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, daha sonra temyiz isteminden «feragat» etmiş olup, feragate yetkili olduğu vekaletnamesinden de anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bu davalılar vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 91. ve 432/4. maddeleri uyarınca, «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · taraf ehliyeti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin «son» fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme «zamanaşımı» süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava «ehliyetinin» mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi).
Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani «mirasçıların» «malvarlığı» haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
… e öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci f …
Bu nedenle ölmüş kişinin taraf «ehliyeti» yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · usulüne uygun tebligat · vekalet ilişkisi · kayyım atanması · kayyım · kamu düzeni · tebligat · dahili dava
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Somut olayda davacıya ait nüfus kaydından davacının yargılama sırasında 17.12.2012 tarihinde öldüğü, «mirasçılarının» yargılama aşamasında davaya «dahil» edilmeksizin ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15165 E. 2014/8708 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece davacıların talep edebileceği «maddi tazminat» miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan «ıslah» dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir.
Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ «maddi hata» sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle «maddi tazminat» hesabı yapılmıştır.
Benzer bu kararda… bir sözleşme ilişkisi doğduğundan tecavüzün önlenmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesi ile, davacının tecavüzün durdurulması yönündeki davasının/talebinin reddine, «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile, 11.466,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat yönündeki davanın kısmen kabulü ile 3.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren iş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu kararda… bir sözleşme ilişkisi doğduğundan tecavüzün önlenmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesi ile, davacının tecavüzün durdurulması yönündeki davasının/talebinin reddine, «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile, 11.466,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat yönündeki davanın kısmen kabulü ile 3.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren iş …
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 04.06.2009 «havale» tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde neticeten ihlalin gerçekleştiği mütaala edilmiş ise de, mümeyyiz davalı Y..
Bu itibarla mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta bilirkişi heyetinden itirazları karşılayacak şekilde ek rapor alınması ya da gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davalının itirazları değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün temyiz eden davalı Y..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14173 E. , 2011/15637 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2009 tarih ve 2006/484-2009/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ile yaptıkları anlaşma üzerine Milas-Bodrum karayolu üzerindeki bir tatil köyünün vaziyet planını,5 tip villa projesi ve 2 tip alışveriş merkezi projesi ile bu projelerin üç boyutlu perspektifini çizerek davalıya teslim ettiğini, davalının ise avans dışında bir ödeme yapmadığını, davalının bu proje, plan ve perspektifleri gazetelerde yayımladığı ve sergilediği halde müvekkilinin adına yer vermediğini ileri sürerek, şimdilik (10.000) TL maddi ve (10.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 07.10.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini (83.738) TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından hazırlanıp davalıya teslim edilen mimari projelerin FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davalının ödemeleri düşüldükten sonra davacının (83.738) TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (83.738) TL maddi ve (5.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, 5846 sayılı FSEK’nun 68. maddesine dayanılarak tazminat talebinde bulunulması halinde, aynı maddenin son fıkrası uyarınca bedel talebinde bulunan kişinin, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması durumunda haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilecek bulunmasına, dolayısıyla bedel talebinde bulunan kişi ile tecavüz eden arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, tazminat davasının BK’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresine tâbi olmasına, yine davacılardan Gülbin’in de dava konusu mimari projelerde isminin yazılı olması karşısında, anılan davacının da aktif dava ehliyetinin mevcut bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, 5846 sayılı FSEK’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti için görüşüne başvurulan 27.08.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam (83.412,41) TL’nın tahsilini isteyebileceği belirlenmiş, davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile de bu meblağ talep edilmiştir. Daha sonraki 10.09.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise anılan meblağ maddi hata sonucunda (89.412,41) TL. olarak belirtilmiş ve mahkemece de davalının kısmi ödemeleri (89.412,41) TL’ndan düşülmek suretiyle maddi tazminat hesabı yapılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının (83.412,41) TL ücret talep edebileceği kabul edilmek suretiyle tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Yine, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (Yeni MK’nun 28. maddesi). Ancak sadece öleni ilgilendirmeyen yani mirasçıların malvarlığı haklarını da etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölenin mirasçıları tarafından devam edilir. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Yani ölüm anından itibaren davanın tarafı artık mirasçılardır. Bu nedenle hüküm de ölen taraf adına değil, onun mirasçıları adına verilir. Somut olayda da, davacılardan Gülbin’in hüküm tarihinden önce öldüğü anlaşıldığından, mahkemece Gülbin'in karar yerinde davacı olarak gösterilmesi ve Gülbin hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.201 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034227800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz