6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürünün sorumluluğunda doğrudan/dolaylı zarar ayrımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2084 E. 2024/1266 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Şirket Müdürünün Sorumluluğu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürüne karşı ortak tarafından açılan sorumluluk davasında, TTK 553/1 ve 644/1-a uyarınca ortağın kendi adına dava açabilmesi için ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olması ve davacının hangi somut eylem/işlem nedeniyle zarara uğradığını somutlaştırması gerekir; bu somutlaştırma yapılmadan salt şirketin borca batık olması, yöneticinin kusurlu sorumluluğuna gerekçe oluşturmaz ve iddia yükünü yerine getirmeyen davacı bakımından ticari defter incelemesi de bir sonuç doğurmaz. Ayrıca şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği hallerde kar payı dağıtılmaması aykırılık teşkil etmez ve kar payı talebi şirkete yöneltilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Şirket müdürünün TTK 553/1 kapsamında sorumluluğu ve doğrudan-dolaylı zarar ayrımı → ret

İddia: Davacı, davalının kararları kendisine danışmadan aldığını, şirket kazançlarını gizlediğini, kasten haksız ve hukuka aykırı fiili tasarruflar içine girdiğini ileri sürerek TTK 553/1 uyarınca davalının sorumlu olduğunu ve zarardan sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 644/1-a atfı nedeniyle limited şirketlere de uygulanan TTK 553/1 uyarınca şirket yöneticileri, yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur. Müdürün ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklığın doğrudan zarar görmesine, ortakların ve alacaklıların ise dolaylı zarar görmesine yol açar. Şirket ortağı veya alacaklısının kendi adına sorumluluk davası açabilmesinin koşulu, oluşan zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır; dolaylı zarar hallerinde ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi istenebilir. Somut olayda davacı, davalının hangi somut eylem ve işlemleriyle şirkete ve kendisine zarar verdiğini yargılama aşamasında somutlaştırmamıştır. Davacı önce iddia yükünü yerine getirmeli, ancak bundan sonra mahkeme iddianın doğruluğu hakkında araştırma yapabilir. Şirket müdürünün hangi eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı somut biçimde açıklanmadığından, ticari defterlerde inceleme yapılarak da bir sonuca varılamaz. Salt şirketin borca batık olması da her zaman yöneticinin sorumlu tutulmasına gerekçe oluşturmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi raporlarının yeterliliği ve önceki dava dosyasındaki tespitlerle birlikte değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı, davalının ticari defterleri ihtara rağmen ibraz etmediğini, bu nedenle bilirkişi heyetinin eksik incelemeye dayalı ve yetersiz rapor sunduğunu, mahkemenin bu yetersiz rapora göre karar verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dosyada alınan bilirkişi raporları, İstanbul 18. ATM'nin ayrı bir dosyasında (sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının yokluğunun tespiti davası, kabul ile sonuçlanmış ve istinaf edilmemiştir) yapılan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada yapılan bilirkişi incelemesinin iddia ve savunma kapsamında denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Şirketin borca batık olduğu birden fazla bilirkişi raporunda ve bu ayrı dava dosyasındaki bilirkişi raporunda da tutarlı biçimde tespit edilmiştir. Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü banka hesap hareketleri dava tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olduğundan eldeki dava açısından delil teşkil etmemektedir; bu nedenle ikinci bilirkişi heyetinin eksik incelemeye dayalı olduğu iddiası sonuca etkili değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kar payı alacağı talebinin muhatabı → ret

İddia: Davacı, ödenmeyen kar paylarının hissesi oranında ticari faiziyle birlikte kendisine verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Bilirkişilerce tarafların ortak olduğu şirketin borca batık olduğu belirlendiğinden, kar payı dağıtılmamasının herhangi bir aykırılık teşkil etmediği; kar payı ödenmesi talepli davanın muhatabının da şirket olacağı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağının, şirket yöneticisine karşı açtığı sorumluluk davasında doğrudan zarar-dolaylı zarar ayrımının nasıl uygulanacağı ve davacının somutlaştırma/iddia yükünü yerine getirmemesinin sonuçları açısından emsal niteliktedir; ayrıca borca batık şirkette kar payı talebinin muhatabının şirket olduğu yönündeki tespit de emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 553/1 yönetici sorumluluğu doğrudan zarar - dolaylı zarar ayrımı limited şirket müdürünün sorumluluğu borca batıklık kar payı alacağı iddia yükü bilirkişi incelemesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 644/1-aTTK 553/1TTK 553TTK 554TTK 555TTK 626

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2084

KARAR NO 2024/1266

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/10/2021

NUMARASI 2016/1030 Esas - 2021/750 Karar

DAVA

Tazminat ve Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile yeğeni olan davalının 2013 yılında ... Ltd. Şti.'yi kurduklarını, müvekkilinin şirkette %30, aynı zamanda şirket müdürü davalının da %70 hisse sahibi olduğunu, davalının kararları müvekkiline danışmadan tek başına aldığını ve bilgi vermediğini,aradan geçen zaman içinde müvekkilinin kandırıldığını gördüğünü, davalının 03/06/2016 tarihinde müvekkiline, 50.000-TL karşılığında hisselerini devretmesini istediğini ve müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, bunun sonrasında davalının müvekkilini adresinden kovduğunu, 11/06/2016 tarihinde şirketten dışarı atıldığını,şirketin ... marka cep telefonlarının teknik servisi ve bayisi olduğunu,şu ana dek hiç kar payı ödenmediğini, şirket kazançlarının gizlendiğinin kuvvetle muhtemel olduğunu,bu durumun araştırılması gerektiğini;TTK nın 553/1'e davalının zarardan sorumlu olduğunu, buna göre davalının kusurlu olması bir yana kasten haksız fiili tasarrufların içerisine girdiğinin açıkça anlaşıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik şirkete ve müvekkiline uğranılan zarar nedeniyle 10.000-TL maddi tazminata, şirkete kayyım atanmasına ve ödenmeyen ortaklık kar paylarının hissesi oranında ticari faiziyle birlikte müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının tazminat ve kar payı alacağı taleplerinin şirkete yöneltilmesi gerektiğini; davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bugüne kadar genel kurul toplantılarında alınan kararlara muhalefet etmediğini ve itirazda bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen usulsüz kararların ne olduğunun açıklanmadığını; davacının hisselerini satacağının duyulması üzerine kendisine 18/07/2016 tarihli ihtarnameyle teklifte bulunduğunu; tazminatın hangi sebeplerden dolayı talep edildiği, maddi zararın sebebi ve varlığının belirtilmediğini, hangi sebeple ve ne şekilde zarara uğradığı, zararının somut kanıtlarının ortaya konulmadığını, davacının kendi kararıyla şirketteki işine gelmediğini;

şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine göre kar payı dağıtılması hususunda bir karar almadığını, davacının hangi yıl için kar payı istediğinin ve böyle bir karar alınması için toplantılarda teklifte bulunup bulunmadığının belli olmadığını, şirketin faaliyette bulunduğu alan itibariyle yüklü miktarda teminat vermesi ve mali yapısının güçlü olmasının işveren ... tarafından zorunlu koşul olarak ileri sürüldüğünü, şirket bilançoları incelendiğinde dağıtımı yapılacak bir karın da olmadığının görüleceğini; davacının kişisel harcamaları için şirketten 24/05/2016 tarihinde 20.000-TL, 20 Mayıs, Haziran ve Temmuz 2016 tarihlerinde 2.000-TL olmak üzere borç aldığını, yani davacının şirkete borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, şirket defterlerinin incelendiği 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin özkaynaklarının sürekli negatif olduğu, usulüne uygun düzenlenmiş bilançoya göre sağlanmış kar bulunması gerektiği, özkaynakların sürekli negatif olması sonucu şirketin sermaye artırım kararı aldığı, davacının rüçhan hakkını kullanmadığı, davalı şirket ortağı/müdürünün rüçhan hakkını kullandığı, davalının şirketi kötü yönettiğine ilişkin somut belge ve delil sunulmadığının belirlendiği; davacının 21/09/2017 havale tarihli dilekçesinde, maddi tazminat taleplerinin dayanağının şirketin 2013 yılında kuruluşundan bu yana şirketin ayakta kalması için verdiği paralar olarak açıkladığını, bu beyanın şirketin özkaynaklarının sürekli negatif olduğunu teyit ettiği;

sonuç olarak şirket gelirleri ve şirket ortakları tarafından yapılan maddi katkıların, özkaynak ilavelerinin ancak şirketin kira, malzeme, işçi ücretleri vs. giderlerini karşıladığı, şirketin dağıtılacak karının tespit edilemediği, özkaynakları sürekli negatif olup, borca batık durumda bulunduğu hem bu dosyada alınmış 2 farklı bilirkişi raporunda hem de İstanbul 18. ATM'nin 2018/219 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği; şirketin zararından şirket müdürü davalının TTK 626 ve 553 gereğince sorumlu olduğunu gösterir kusurlu eyleminin ve zarar ile kusurlu hareket arasında illiyet bağı bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği; İstanbul CBS'nin 2016/73612 soruşturma sayılı dosyasında, davaya ilişkin toplanan beyan ve belgelerde yapılmış maddi bir tespit olmadığı;

kayyım atanması talebinin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili , davalının müvekkiline danışmadan kararlar alınarak, şirketi ve müvekkilini zarara uğrattığını, yetkili servis ve bayiliği yapılan ...'un ödediği paranın önemli bir miktar olduğunu,davalının, şirketten kazandığı paralarla şahsi kazanımlar edindiğini, taşınır ve taşınmazlar satın aldığını; davalının kasten haksız ve hukuka aykırı fiili tasarrufların içerisine girdiğinin açıkça anlaşıldığını;davalıya şirketin 2013-2014-2015-2016 yıllarına ait ticari defterlerinin bilirkişi incelemesi için hazır edilmesine aksi halde sonucuna göre karar verileceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen defterlerin hazır edilmediğini ve incelenemediğini, bunun sonucunda da bilirkişi heyetinin, mevcut dosya kapsamına göre inceleme yaparak, takdiri mahkemeye bıraktıklarını, mahkemenin de yetersiz rapora göre ret kararı verdiğini;

şirketin ... Bankası Halaskargazi şubesindeki 2018-2019 hesap hareketleri incelendiğinde, işlemlerin sürekli kredili mevduat üzerinden yapıldığı, bu hesaba müşterilerden çeşitli tarihlerde gelen tutarın ortalama 265.606-TL olduğu, bu hesaptan havale edilen tutarın 288.777-TL olduğu,davalıya çeşitli tarihlerde 49.560-TL havale gönderildiği; şirketin ... Bankası Osmanbey şubesindeki 2015-2019 hesap hareketlerinde, gün sonu hesap bakiyelerinin 0-TL olduğu, şirketin ticari faaliyetine dönük alım satım işlemlerinin bu hesapta takip edildiği, 31/05/2019 itibari ile bakiyenin 0-TL olduğunun tespit edildiğini, 2017 ve 2018 yıllarında çeşitli tarihlerde ve miktarlarda belli olmayan bir kişiden hesaba para geldiği ve belli olmayan bir kişiye maaş ödemesi yapıldığını, her ay sonu hesap bakiyesinin 0-TL olduğunu, bu hesaba her ay sürekli gelen havale olduğu tutarın 521.558-TL olduğunu,maaş ödemesi adı altında ödendiği, şirketin ticari defterleri, kayıt ve belgeleri incelenemediğinden bu tutarların kime, ne amaçla ödendiği tespit yapılamadığının raporda açık bir şekilde dile getirildiğini;

ticari defterleri bilinçli bir şekilde ibraz etmeyen davalının gerçekleri gizlemeye çalıştığını,bankalardan gelen kayıtlar üzerinden bu hususta incelemeler yapılmamasının müvekkili yönünden açık bir hak ihlali olduğunu; tüm bunlara rağmen mahkemenin davalının kusurlu eyleminin ve zarar ile kusurlu hareket arasında illiyet bağı bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği tespitinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı limited şirket müdürüne karşı yöneltilmiş sorumluluk nedeniyle tazminat ve kar payı istemine ilişkindir. TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.

Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Somut olayda, davalının dava dışı limited şirketin ana sözleşmesinin 8. maddesine göre 03/06/2013 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca temsile yetkili müdürü olarak belirlendiği ve dava tarihi olan 18/10/2016 tarihi itibariyle müdür olduğu belirlenmiştir. 17/10/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, dava dışı şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmiş, 25.000-TL sermayeli şirketin 4 yıllık bilançolarında sırasıyla özkaynağının (-)184.994,34-TL, (-)145.019,12-TL, (-)137.188,34-TL ve (-)74.344,80-TL olduğu yani sermayesini yitirerek borca batık olduğu tespit edilmiştir. Gerekçeli kararda dayanılan İstanbul 18. ATM'nin 2018/219 esas ve 2018/1406 karar sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da, şirketin özkaynaklarının negatif ve borca batık olduğunun belirlendiği ifade edilmiştir.

Söz konusu dosyanın incelenmesinde, davacının eldeki davanın davacıyla aynı kişi, davalının ... Ltd. Şti., talebin sermayenin 25.000-TL'den 200.000-TL'ye artırılmasına ilişkin 08/08/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınmış 3 nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespiti olduğu ve 27/12/2018 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği ve istinaf edilmediği belirlenmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporları ,diğer dava dosyasında yapılan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada yapılmış olan bilirkişi incelemesinin iddia ve savunma kapsamında denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişilerce tarafların ortak olduğu şirketin borca batık olduğu belirlendiğinden, kar payı dağıtılmamasının her hangi bir aykırılık teşkil etmediği gibi ,kar payı ödenmesi talepli davanın muhatabı da şirket olacaktır.

Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü banka hesap hareketleri, dava tarihi olan 16/10/2016 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olduğundan, eldeki dava açısından delil teşkil etmeyecektir. Bu nedenle, ikinci bilirkişi heyetinin eksik incelemeye dayalı olduğu iddiası da sonuca etkili bir husus değildir.Ayrıca davacı, davalının eylem ve işlemleriyle hem şirkete hem de ortağa zarar verdiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Ne var ki davacı bu iddiasını somutlaştırarak davalının hangi eylem-işlemleri sebebiyle şirkete ve kendisine zarar verdiğini yargılama aşamasında belirtmemiştir.Salt şirketin borca batık olması da her zaman yöneticinin sorumlu tutulmasına gerekçe edilemez.Davacı önce iddia yükünü yerine getirdikten sonra mahkemece iddianın doğruluğu hakkında araştırma yapabilir.Davalı şirket müdürünün hangi eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı somut biçimde açıklanmadığından ,ticari defterlerde inceleme yapılarak da bir sonuca varılamaz .Mahkemece belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/54376 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6630 E. 2025/4185 K. · Bozuldu

Kâr payı davası yöneticiye değil ortağı olunan şirkete yöneltilir

Gerekçe özeti

Ortağın doğrudan zararı niteliğindeki kâr payı alacağı isteminin muhatabı, ortağı olduğu şirkettir; dava şirket yerine yöneticiye yöneltilmişse esasa girilmeden pasif husumet yokluğundan reddedilmelidir. Yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminde, davanın mahiyeti ve delil listesi gerektiriyorsa şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmelidir; bilirkişi incelemesi sırasında defterlerin ibrazından kaçınılmış olması yeterli değildir, davalıya HMK 220/3'teki sonuç ihtar edilerek ibraz için kesin mehil verilmeli, ibraz edilmezse sunulan banka hesap hareketleri değerlendirilerek ve gerektiğinde isticvaba başvurularak karar verilmelidir.

Emsal değeri

Kâr payı alacağı davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği ve pasif husumet yokluğu hâlinde esasa girilmeden ret verilmesi gerektiği; ayrıca ticari defterlerin ibrazında HMK 220/3 ihtarlı kesin mehil usulünün uygulanması gerektiği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.

Kavramlar: kâr payı alacağı doğrudan zarar pasif husumet yönetici sorumluluğu ticari defterlerin ibrazı kesin mehil isticvap eksik inceleme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6630 E.  ,  2025/4185 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2084 Esas, 2024/1266 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1030 E., 2021/750 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile yeğeni olan davalının, ... marka cep telefonlarının teknik servisi ve bayisi olarak, 2013 yılında ... Elektronik Teknik Ser. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti. 'yi kurduklarını, davadışı şirkette, müvekkilinin %30, aynı zamanda şirket müdürü davalının da %70 hisse sahibi olduğunu, müdürlük görevini yerine getirirken, davalının davacıya danışmadan tek başına karar aldığını ve alınan kararlar hakkında davacıya bilgi vermediğini, davacının davalı tarafından şirketten kovulduğunu, davacıya şu ana dek hiç bir kâr payı ödemesi yapılmadığını, şirket kazançlarının davacıdan gizlendiğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davalının haksız kazançlar elde ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553/1 hükmüne göre davalının şirkete ve davacıya verdiği zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik şirket ve müvekkilince uğranılan zararlar nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminatın şirkete ödenmesine, şirkete kayyım atanmasına ve ödenmeyen ortaklık kâr paylarının ticari faiziyle birlikte hisse oranında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat ve kâr payı alacağı taleplerini şirkete yöneltmesi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bugüne kadar genel kurul toplantılarında alınan kararlara muhalefet etmediğini ve itirazda bulunmadığını, davacının tazminatın hangi sebeplerden dolayı talep edildiğini, maddi zararın sebebini ve varlığını açıklamadığını, şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine göre kâr payı dağıtılması hususunda bir karar alınmadığını, şirket bilançoları incelendiğinde dağıtımı yapılacak bir kârın da olmadığının görüleceğini, davacının şirkete borcunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şirket gelirleri ve şirket ortakları tarafından yapılan maddi katkıların, özkaynak ilavelerinin ancak şirketin kira, malzeme, işçi ücretleri vs giderlerini karşıladığı, şirketin dağıtılacak kârının tespit edilemediği, şirket özkaynaklarının sürekli negatif olduğu, borca batık durumda bulunduğunun ve zarar ettiğinin tespit edildiği, bu zarardan şirket müdürü davalının TTK'nın 626 ve 553. maddeleri gereğince sorumlu olduğunu gösterir kusurlu hareketin ve kusurlu hareket ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, davacının davadışı şirkete yönetim kayyımı atanmasının şirkete karşı açtığı dava ile istenebileceği, şirkete yöneltilmiş bir dava bulunmadığından davacının bu talebinin ihtiyati tedbir mahiyetinde olduğu, yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle bu talebin de reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının yönetici olduğu davadışı şirkete verdiği zararlardan dolayı sorumluluğuna dayalı tazminat istemi ile kar payının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Davacının kâr payının tahsili istemi yönünden; doğrudan zarar niteliğindeki sermaye payına uygun kâr payı ödemesine ilişkin talebin muhatabının davacının ortağı olduğu şirket olması gerekirken, davalı yöneticiye dava yöneltilmiştir. Kâr payı alacağından dolayı açılan davanın şirket yerine davalı yöneticiye yöneltilmesi isabetli olmayıp, bu dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın esasına girilerek reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2.Davacının davalı yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemi yönünden; davacı, dava dilekçesinde delil olarak banka hesap hareketlerine dayanmasını müteakip, 08.02.2021 havale tarihli dilekçesiyle banka hesap ekstrelerinin bilirkişiler tarafından detaylı olarak incelenmesini talep etmiş, 10.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise, davalı yöneticinin zarara sebebiyet verdiğini iddia ettiği eylemleri somutlaştırmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220/3 hükmünde belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.

Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, ara karar kapsamında bilirkişilerce inceleme yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, şirketin ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3 hükmü uyarınca bu maddede belirtilen husus ihtar edilerek kesin mehil verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından şirket defterlerinin, davacının somutlaştırdığı banka hesap hareketleriyle karşılaştırmalı şekilde bilirkişiye incelettirilerek, aksi halde sunulan banka hesap hareketleri de değerlendirilerek rapor alınması, gerektiğinde davalının isticvabına başvurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.