Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6242 E. 2013/5079 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ uygun illiyet bağı↗ hayat sigortası↗ bozma sonrası karar↗ sigorta teminatı↗ davanın konusu↗ illiyet bağı↗ lehtar↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ muacceliyet↗ zamanaşımı def'i↗ mirasçılık↗ def'i↗ temlik↗ ihbar↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ teminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 05.07.2010 gün ve 2010/4100-7861 E.K sayılı ilamı ile bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.
Bozma sonrası açılan birleşen davada davacı vekili, dava konusu poliçede dava dışı ... (...)'ın dain mürtein olduğunu, bu bankadan kullanılan konut kredisinin poliçe ile teminat altına alındığını, 228.000.00 TL kredi borcunun asıl davanın davacısı tarafından ödenerek, tüm mirasçıları temsilen poliçe kapsamı ve olaydan doğan tazminat haklarının müvekkiline temlik edildiğini, asıl davada sadece dava tarihine kadar olan 22.841.30 TL'nin dava konusu edildiğini ve kredi bedelinin temlik edence yatırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 205.158.70 TL tazminatın, tazminat lehtarının davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre zamanaşımı def'inde bulunmuş, temlik alan davacının talebinin sigorta teminatı dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm sebebi ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı ve beyan yükümlülüğünün ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, dava konusu sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir. Sigortalı muris, 03.06.2007 tarihinde vefat etmiş, gerçekleşen riziko davalı sigorta şirketine süresinde ihbar edilerek sigorta bedeli muaccel hale gelmiştir. Zamanaşımı süresinin hangi kanuna tabi bulunduğu dava tarihine göre değil, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihe göre belirlenmelidir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nu değiştiren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ise 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, riziko tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13122 E. 2011/14830 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · riziko · muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı var · Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Sigortalı muris, 03.06.2007 tarihinde vefat etmiş, gerçekleşen «riziko» davalı sigorta şirketine süresinde «ihbar» edilerek sigorta bedeli «muaccel» hale gelmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, «riziko» tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık «zamanaşımı» süresinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda gerçekleşen bir «riziko» söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin «muaccel» hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12487 E. 2011/5612 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm «sebebi» ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında «uygun illiyet bağı» bulunmadığı ve «beyan yükümlülüğünün» ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile «temlik» alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
Bir başka anlatımla davaya konu alacağın istenebilir hale geldiği tarih itibari ile dava 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · sözleşmeden doğan dava · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1852 E. 2010/8120 K.
Ortak:hayat sigortası · muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm «sebebi» ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında «uygun illiyet bağı» bulunmadığı ve «beyan yükümlülüğünün» ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile «temlik» alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini «muacceliyetine» ilişkin «mal sigortalarına» yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · mal sigortası · vade tarihi · zamanaşımı defi · vade · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini «muacceliyetine» ilişkin «mal sigortalarına» yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14354 E. 2011/7190 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm «sebebi» ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında «uygun illiyet bağı» bulunmadığı ve «beyan yükümlülüğünün» ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile «temlik» alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · zamanaşımı defi · ek prim · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3971 E. 2011/15644 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm «sebebi» ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında «uygun illiyet bağı» bulunmadığı ve «beyan yükümlülüğünün» ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile «temlik» alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun yukarıda açıklanan 19 ncu maddesi uyarınca da davaya konu alacağın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · zamanaşımı defi · ek tasfiye · iflas · ihtarname · sigorta poliçesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken para ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Dava, «can sigortası» niteliğinde bulunan ferdi kaza «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanunun yukarıda açıklanan 19 ncu maddesi uyarınca da davaya konu alacağın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1886 E. 2010/8196 K.
Ortak:hayat sigortası · muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDavalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Bozma sonrası açılan birleşen davada davacı vekili, «dava konusu» poliçede dava dışı ... (...)'ın dain mürtein olduğunu, bu bankadan kullanılan konut kredisinin poliçe ile «teminat» altına alındığını, 228.000.00 TL kredi borcunun asıl davanın davacısı tarafından ödenerek, tüm «mirasçıları» «temsilen» poliçe kapsamı ve olaydan doğan tazminat haklarının müvekkiline «temlik» edildiğini, asıl davada sadece dava tarihine kadar olan 22.841.30 TL'nin dava konusu edildiğini ve kredi bedelinin temlik edence yatırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 205.158.70 TL tazminatın, tazminat «lehtarının» davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu kararda… mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesi hükmünün somut olay bakımından «denetime elverişli» bir şekilde tartışılması, davalının «zamanaşımı def»'inin bu bağlamda değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu bakımdan davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… avalı ... şirketinden poliçe kapsamında tazminatı 2004 yılında talep ettiği, davalı ... şirketince 15.04.2004 tarihli yazı ile hastalık sonucu oluşan maluliyetlerin «teminat» dışı olduğundan dolayı istemin reddedildiği, davanın TTK.nun 1268 nci madddesi hükmünce iki yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmasından sonra 08.08.2007 günü açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu hükme göre, «hayat sigortalarında» ödenmesi gereken paralar, ödemeyi gerektiren tarihten yani «muaccel» hale geldiği tarihten itibaren on yıl içerisinde hak sahiplerince aranmamış ise, bu paraların sigorta şirketlerince hak sahipleri adına ve Hazine Müsteşarlığı emrine olarak T.C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · denetime elverişlilik · eksik inceleme
Benzer bu kararda… mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesi hükmünün somut olay bakımından «denetime elverişli» bir şekilde tartışılması, davalının «zamanaşımı def»'inin bu bağlamda değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu bakımdan davacı yararına bozulması gerekmiştir.
TTK.nun 1268 nci maddesinde yer alan iki yıllık «zamanaşımı» süresi yanında Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve «can sigortalarında» ödenmesi gereken sigorta bedeli yönünden on yıllık bir süre daha getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6850 E. 2012/13671 K.
Ortak:hayat sigortası · riziko · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, «riziko» tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık «zamanaşımı» süresinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında düzenlenen poliçe, «hayat sigortasına» ilişkin olup, gerek poliçe tanzim tarihi, gerekse «rizikonun» meydana geldiği tarih itibari ile uyuşmazlığa mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun uygulanması gerektiği açıktır.
Sözü geçen kanunun 19. maddesinde, 6762 sayılı TTK ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundan farklı olarak «hayat sigortaları» için 10 yıllık «zamanaşımı» süresi öngörülmüş olup, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, söz konusu sürenin sigorta bedeline ilişkin uyuşmazlıklar yönünden cari olduğu kabul edilmektedir.
Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan «zamanaşımı» süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan «ıslah» tarihi itibari ile «rizikonun» meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · sigorta poliçesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı ve daha önce mevcut bir rahatsızlığına dayalı bulunmadığı ancak davacının maluliyetine ilişkin riskin 02/05/2006 tarihli teşhiste «kesin» biçimde belirlendiği, davacının da bu rapora dayandığı, TTK’nun 1268 inci maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı süresinin «ıslah» tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL’nın 17/11/2006 tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile arttırılan tutara ilişkin talebin ise «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan «zamanaşımı» süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan «ıslah» tarihi itibari ile «rizikonun» meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/6242 E. , 2013/5079 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.02.2012 tarih ve 2011/105-2012/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigortası ile sigortalı olan müvekkillerinin babası ...'ın 03.06.2007 tarihinde kalp hastalığı nedeniyle vefat ettiğini, sözleşme yapılırken bu rahatsızlığın gizlenildiği gerekçesiyle davalı tarafından tazminatın ödenmediğini, oysa ölüm nedeninin ince bağırsak tümörü olduğunu ileri sürerek, şimdilik 22.841,31 YTL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 05.07.2010 gün ve 2010/4100-7861 E.K sayılı ilamı ile bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.
Bozma sonrası açılan birleşen davada davacı vekili, dava konusu poliçede dava dışı ... (...)'ın dain mürtein olduğunu, bu bankadan kullanılan konut kredisinin poliçe ile teminat altına alındığını, 228.000.00 TL kredi borcunun asıl davanın davacısı tarafından ödenerek, tüm mirasçıları temsilen poliçe kapsamı ve olaydan doğan tazminat haklarının müvekkiline temlik edildiğini, asıl davada sadece dava tarihine kadar olan 22.841.30 TL'nin dava konusu edildiğini ve kredi bedelinin temlik edence yatırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 205.158.70 TL tazminatın, tazminat lehtarının davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre zamanaşımı def'inde bulunmuş, temlik alan davacının talebinin sigorta teminatı dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm sebebi ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı ve beyan yükümlülüğünün ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile temlik alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, dava konusu sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir. Sigortalı muris, 03.06.2007 tarihinde vefat etmiş, gerçekleşen riziko davalı sigorta şirketine süresinde ihbar edilerek sigorta bedeli muaccel hale gelmiştir. Zamanaşımı süresinin hangi kanuna tabi bulunduğu dava tarihine göre değil, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihe göre belirlenmelidir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nu değiştiren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ise 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, riziko tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temlik alan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden temlik alana iadesine, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453813800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz