Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13122 E. 2011/14830 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 gün
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ muacceliyet↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ son maddeleri uyarınca sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı ve sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda muaccel olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.2006 tarihli dilekçe ile ödeme talebinde bulunduğu, bu durumda zamanaşımı süresinin 24.11.2006 tarihine 5 gün ilavesi ile 29.11.2008 tarihinde sona erdiği, davanın ise 16.03.2009 tarihinde açıldığı, her nekadar 7397 sayılı Sigorta Murakebe Kanunu'nun 19. maddesinde 10 yıllık bir süre öngörülmüş ise de 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca 14.06.2007 tarihinde, yani dava tarihinden önce, bu düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu sigorta sözleşmesi 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir. Somut olayda gerçekleşen bir riziko söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin muaccel hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur. Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden zamanaşımı süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar. Zamanaşımı süresinin hangi kanuna tabi bulunduğu da dava tarihine göre değil, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihe göre belirlenmelidir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nu değiştiren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ise 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın 09.01.2004 tarihinde yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesine girişilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12487 E. 2011/5612 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu «sigorta sözleşmesi» 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
Bir başka anlatımla davaya konu alacağın istenebilir hale geldiği tarih itibari ile dava 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · sözleşmeden doğan dava · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1852 E. 2010/8120 K.
Ortak:hayat sigortası · muacceliyet · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda gerçekleşen bir «riziko» söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin «muaccel» hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini «muacceliyetine» ilişkin «mal sigortalarına» yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · mal sigortası · vade tarihi · zamanaşımı defi · vade · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini «muacceliyetine» ilişkin «mal sigortalarına» yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6242 E. 2013/5079 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · riziko · muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı 5 gün · Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda gerçekleşen bir «riziko» söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin «muaccel» hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
Sigortalı muris, 03.06.2007 tarihinde vefat etmiş, gerçekleşen «riziko» davalı sigorta şirketine süresinde «ihbar» edilerek sigorta bedeli «muaccel» hale gelmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, «riziko» tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık «zamanaşımı» süresinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · uygun illiyet bağı · sigorta teminatı · davanın konusu · illiyet bağı · lehtar · zamanaşımı def'i · mirasçılık
Benzer bu karardaBozma sonrası açılan birleşen davada davacı vekili, «dava konusu» poliçede dava dışı ... (...)'ın dain mürtein olduğunu, bu bankadan kullanılan konut kredisinin poliçe ile «teminat» altına alındığını, 228.000.00 TL kredi borcunun asıl davanın davacısı tarafından ödenerek, tüm «mirasçıları» «temsilen» poliçe kapsamı ve olaydan doğan tazminat haklarının müvekkiline «temlik» edildiğini, asıl davada sadece dava tarihine kadar olan 22.841.30 TL'nin dava konusu edildiğini ve kredi bedelinin temlik edence yatırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 205.158.70 TL tazminatın, tazminat «lehtarının» davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının ölüm «sebebi» ile beyan edilmediği belirtilen koroner kalp hastalığı ve tansiyon hastalığı arasında «uygun illiyet bağı» bulunmadığı ve «beyan yükümlülüğünün» ihlal edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 22.841,30 TL'nin davalıdan tahsili ile «temlik» alana ödenmesine; birleşen davanın ise, dava tarihinde ... yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, birleşen davada ...'nın 1268. maddesi hükmüne göre «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, «temlik» alan davacının talebinin «sigorta teminatı» dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, «dava konusu» sigorta sözleşmesi 02.....2006 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup, sigorta süresi 02.....2016 tarihinde sona ermektedir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14354 E. 2011/7190 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden «zamanaşımı» süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar.
Benzer bu kararda… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · zamanaşımı defi · ek prim · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3971 E. 2011/15644 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden «zamanaşımı» süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar.
Benzer bu karardaAnılan Kanunun yukarıda açıklanan 19 ncu maddesi uyarınca da davaya konu alacağın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken para ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · zamanaşımı defi · ek tasfiye · iflas · ihtarname · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken para ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Dava, «can sigortası» niteliğinde bulunan ferdi kaza «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanunun yukarıda açıklanan 19 ncu maddesi uyarınca da davaya konu alacağın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13222 E. 2011/15826 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu «sigorta sözleşmesi» 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilmiş bulunan “Dövize Endeksli Birikim Poliçesi” uyarınca davacı tarafından ödenen «primin» sözleşmenin sona erdirilmesi nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren prim ödemelerini yerine getirmediğinden bu tarihten itibaren sözleşmeden caydığının kabulü ile TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenmiş bulunan «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı belirtilerek dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.06.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuş ise de davaya konu istem taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilen «sigorta poliçesinin» davacı tarafından feshi nedeniyle ödenen primlerin iadesine ilişkin olup, bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca ödenmesi gereken «sigorta tazminatına» ilişkin değildir.Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen «sigorta sözleşmesi», bu sözleşmenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerektiğinden bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Kanun’un 19. maddesinin somut olaya uygulanması mümkün değildir.Bu nedenle öncelikle somut olayda uygulanması gereken TTK’nun 1268. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkemece zamanaşımı süresi primin ödenmediği tarihten itibaren başlatılarak buna göre dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğine hükmedilmiş ise de zamanaşımı süresi primin ödenmeme tarihinden değil, sözleşmeden cayma tarihinden itibaren başlatılmalıdır.Davacı, en «son» prim ödemesini 24.06.2004 tarihinde yapmış ise de sigorta sözleşmesiyle bağlı kalmak istemediğini, sözleşmeyi sona erdirerek ödediği primlerin iadesini 30.07.2007 tarihinde düzenlenen ve 06.08.2007 tarihinde davalıya tebliğ edilen «ihtarname» ile bildirmiştir.Bu durumda davacının sözleşmeden cayma tarihinin bu hususu ihtarname ile davalıya açıkça bildirdiği ihtarname tarihi olarak kabul edilerek zamanaşımı süresinin bu tarihten başlatılması gerektiğinden dava tarihi olan 21.07.2008 tarihi itibariyle TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, yargılamaya devam edilerek davacının ödediği primleri geri alma hakkının bulunup bulunmadığının taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi …
Mahkemece, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · zamanaşımı defi · ek prim · ihtarname · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilmiş bulunan “Dövize Endeksli Birikim Poliçesi” uyarınca davacı tarafından ödenen «primin» sözleşmenin sona erdirilmesi nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren prim ödemelerini yerine getirmediğinden bu tarihten itibaren sözleşmeden caydığının kabulü ile TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenmiş bulunan «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı belirtilerek dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.06.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuş ise de davaya konu istem taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilen «sigorta poliçesinin» davacı tarafından feshi nedeniyle ödenen primlerin iadesine ilişkin olup, bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca ödenmesi gereken «sigorta tazminatına» ilişkin değildir.Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen «sigorta sözleşmesi», bu sözleşmenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerektiğinden bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Kanun’un 19. maddesinin somut olaya uygulanması mümkün değildir.Bu nedenle öncelikle somut olayda uygulanması gereken TTK’nun 1268. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkemece zamanaşımı süresi primin ödenmediği tarihten itibaren başlatılarak buna göre dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğine hükmedilmiş ise de zamanaşımı süresi primin ödenmeme tarihinden değil, sözleşmeden cayma tarihinden itibaren başlatılmalıdır.Davacı, en «son» prim ödemesini 24.06.2004 tarihinde yapmış ise de sigorta sözleşmesiyle bağlı kalmak istemediğini, sözleşmeyi sona erdirerek ödediği primlerin iadesini 30.07.2007 tarihinde düzenlenen ve 06.08.2007 tarihinde davalıya tebliğ edilen «ihtarname» ile bildirmiştir.Bu durumda davacının sözleşmeden cayma tarihinin bu hususu ihtarname ile davalıya açıkça bildirdiği ihtarname tarihi olarak kabul edilerek zamanaşımı süresinin bu tarihten başlatılması gerektiğinden dava tarihi olan 21.07.2008 tarihi itibariyle TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, yargılamaya devam edilerek davacının ödediği primleri geri alma hakkının bulunup bulunmadığının taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi …
Mahkemece, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6850 E. 2012/13671 K.
Ortak:hayat sigortası · riziko · zamanaşımı · zamanaşımı 5 gün
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda gerçekleşen bir «riziko» söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin «muaccel» hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur.
Benzer bu karardaTaraflar arasında düzenlenen poliçe, «hayat sigortasına» ilişkin olup, gerek poliçe tanzim tarihi, gerekse «rizikonun» meydana geldiği tarih itibari ile uyuşmazlığa mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun uygulanması gerektiği açıktır.
Sözü geçen kanunun 19. maddesinde, 6762 sayılı TTK ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundan farklı olarak «hayat sigortaları» için 10 yıllık «zamanaşımı» süresi öngörülmüş olup, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, söz konusu sürenin sigorta bedeline ilişkin uyuşmazlıklar yönünden cari olduğu kabul edilmektedir.
Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan «zamanaşımı» süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan «ıslah» tarihi itibari ile «rizikonun» meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · sigorta poliçesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı ve daha önce mevcut bir rahatsızlığına dayalı bulunmadığı ancak davacının maluliyetine ilişkin riskin 02/05/2006 tarihli teşhiste «kesin» biçimde belirlendiği, davacının da bu rapora dayandığı, TTK’nun 1268 inci maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı süresinin «ıslah» tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL’nın 17/11/2006 tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile arttırılan tutara ilişkin talebin ise «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan «zamanaşımı» süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan «ıslah» tarihi itibari ile «rizikonun» meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13122 E. , 2011/14830 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2009/102-2009/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25/10/2011 gününde davacı ... avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki Hayat Sigortası Sözleşmesi uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken (72.460) TL talep edildiğinde, davalının 12.01.2009 tarihli yazı ile sözleşmenin enflasyona endeksli olmadığını ve (10,25) TL ödeyebileceğini bildirdiğini, müvekkilinin hata ve hile durumunu bu yazı ile öğrendiğini ileri sürerek, şimdilik (8.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ son maddeleri uyarınca sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı ve sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda muaccel olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.2006 tarihli dilekçe ile ödeme talebinde bulunduğu, bu durumda zamanaşımı süresinin 24.11.2006 tarihine 5 gün ilavesi ile 29.11.2008 tarihinde sona erdiği, davanın ise 16.03.2009 tarihinde açıldığı, her nekadar 7397 sayılı Sigorta Murakebe Kanunu'nun 19.
maddesinde 10 yıllık bir süre öngörülmüş ise de 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca 14.06.2007 tarihinde, yani dava tarihinden önce, bu düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu sigorta sözleşmesi 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir. Somut olayda gerçekleşen bir riziko söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin muaccel hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur. Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden zamanaşımı süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar. Zamanaşımı süresinin hangi kanuna tabi bulunduğu da dava tarihine göre değil, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihe göre belirlenmelidir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nu değiştiren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ise 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın 09.01.2004 tarihinde yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesine girişilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034527500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz