Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14354 E. 2011/7190 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
can sigortası↗ hayat sigortası↗ zamanaşımı defi↗ ek prim↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sigorta poliçesi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, zamanaşımı süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği primi geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi itibariyle TTK'nun 1268. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı can sigortalarında ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, tasfiye ve iflas işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, son bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı emrine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına tevdi olunacağı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına yatırılan bu paraların iki sene içinde sahipleri tarafından aranmadığı takdirde Devlete intikal edeceği düzenlenmiştir.
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu 14.06.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin düzenlendiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek zamanaşımı definin reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hayat sigortasından kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Can sigortası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3971 E. 2011/15644 K.
Ortak:can sigortası · hayat sigortası · zamanaşımı defi · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken para ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
Anılan Kanunun yukarıda açıklanan 19 ncu maddesi uyarınca da davaya konu alacağın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, «can sigortası» niteliğinde bulunan ferdi kaza «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1852 E. 2010/8120 K.
Ortak:can sigortası · hayat sigortası · zamanaşımı defi · ek tasfiye · iflas · sigorta poliçesi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · vade tarihi · muacceliyet · vade
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1332 nci maddesinde sigorta bedelini «muacceliyetine» ilişkin «mal sigortalarına» yollama yapıldığı TTK’nun 1268 nci maddesinde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmuş oldu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin «vade tarihi» ve davanın açıldığı 27.10.2006 tarihi itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan sözkonusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1886 E. 2010/8196 K.
Ortak:can sigortası · hayat sigortası · sigorta poliçesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Benzer bu karardaTTK.nun 1268 nci maddesinde yer alan iki yıllık «zamanaşımı» süresi yanında Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve «can sigortalarında» ödenmesi gereken sigorta bedeli yönünden on yıllık bir süre daha getirilmiştir.
… avalı ... şirketinden poliçe kapsamında tazminatı 2004 yılında talep ettiği, davalı ... şirketince 15.04.2004 tarihli yazı ile hastalık sonucu oluşan maluliyetlerin «teminat» dışı olduğundan dolayı istemin reddedildiği, davanın TTK.nun 1268 nci madddesi hükmünce iki yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmasından sonra 08.08.2007 günü açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, “Mehmetçik Ferdi Kaza ve Maluliyet Sigorta Poliçesine” dayalı tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile TTK.nun 1268 nci maddesi hükmü dayanak yapılarak, davanın «zamanaşımı» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · zamanaşımı def'i · denetime elverişlilik · def'i · eksik inceleme · teminat
Benzer bu kararda… mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesi hükmünün somut olay bakımından «denetime elverişli» bir şekilde tartışılması, davalının «zamanaşımı def»'inin bu bağlamda değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu bakımdan davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… avalı ... şirketinden poliçe kapsamında tazminatı 2004 yılında talep ettiği, davalı ... şirketince 15.04.2004 tarihli yazı ile hastalık sonucu oluşan maluliyetlerin «teminat» dışı olduğundan dolayı istemin reddedildiği, davanın TTK.nun 1268 nci madddesi hükmünce iki yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmasından sonra 08.08.2007 günü açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu hükme göre, «hayat sigortalarında» ödenmesi gereken paralar, ödemeyi gerektiren tarihten yani «muaccel» hale geldiği tarihten itibaren on yıl içerisinde hak sahiplerince aranmamış ise, bu paraların sigorta şirketlerince hak sahipleri adına ve Hazine Müsteşarlığı emrine olarak T.C.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13222 E. 2011/15826 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı defi · ek prim · sigorta poliçesi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilmiş bulunan “Dövize Endeksli Birikim Poliçesi” uyarınca davacı tarafından ödenen «primin» sözleşmenin sona erdirilmesi nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren prim ödemelerini yerine getirmediğinden bu tarihten itibaren sözleşmeden caydığının kabulü ile TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenmiş bulunan «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı belirtilerek dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.06.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuş ise de davaya konu istem taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilen «sigorta poliçesinin» davacı tarafından feshi nedeniyle ödenen primlerin iadesine ilişkin olup, bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca ödenmesi gereken «sigorta tazminatına» ilişkin değildir.Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen «sigorta sözleşmesi», bu sözleşmenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerektiğinden bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Kanun’un 19. maddesinin somut olaya uygulanması mümkün değildir.Bu nedenle öncelikle somut olayda uygulanması gereken TTK’nun 1268. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkemece zamanaşımı süresi primin ödenmediği tarihten itibaren başlatılarak buna göre dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğine hükmedilmiş ise de zamanaşımı süresi primin ödenmeme tarihinden değil, sözleşmeden cayma tarihinden itibaren başlatılmalıdır.Davacı, en «son» prim ödemesini 24.06.2004 tarihinde yapmış ise de sigorta sözleşmesiyle bağlı kalmak istemediğini, sözleşmeyi sona erdirerek ödediği primlerin iadesini 30.07.2007 tarihinde düzenlenen ve 06.08.2007 tarihinde davalıya tebliğ edilen «ihtarname» ile bildirmiştir.Bu durumda davacının sözleşmeden cayma tarihinin bu hususu ihtarname ile davalıya açıkça bildirdiği ihtarname tarihi olarak kabul edilerek zamanaşımı süresinin bu tarihten başlatılması gerektiğinden dava tarihi olan 21.07.2008 tarihi itibariyle TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, yargılamaya devam edilerek davacının ödediği primleri geri alma hakkının bulunup bulunmadığının taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi …
Mahkemece, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · sigorta sözleşmesi · ihtarname
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilmiş bulunan “Dövize Endeksli Birikim Poliçesi” uyarınca davacı tarafından ödenen «primin» sözleşmenin sona erdirilmesi nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren prim ödemelerini yerine getirmediğinden bu tarihten itibaren sözleşmeden caydığının kabulü ile TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenmiş bulunan «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı belirtilerek dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 14.06.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuş ise de davaya konu istem taraflar arasında Hayat Sigortası Genel Şartlarına tabi olarak akdedilen «sigorta poliçesinin» davacı tarafından feshi nedeniyle ödenen primlerin iadesine ilişkin olup, bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca ödenmesi gereken «sigorta tazminatına» ilişkin değildir.Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen «sigorta sözleşmesi», bu sözleşmenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerektiğinden bozma ilamında belirtilen 7397 sayılı Kanun’un 19. maddesinin somut olaya uygulanması mümkün değildir.Bu nedenle öncelikle somut olayda uygulanması gereken TTK’nun 1268. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkemece zamanaşımı süresi primin ödenmediği tarihten itibaren başlatılarak buna göre dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğine hükmedilmiş ise de zamanaşımı süresi primin ödenmeme tarihinden değil, sözleşmeden cayma tarihinden itibaren başlatılmalıdır.Davacı, en «son» prim ödemesini 24.06.2004 tarihinde yapmış ise de sigorta sözleşmesiyle bağlı kalmak istemediğini, sözleşmeyi sona erdirerek ödediği primlerin iadesini 30.07.2007 tarihinde düzenlenen ve 06.08.2007 tarihinde davalıya tebliğ edilen «ihtarname» ile bildirmiştir.Bu durumda davacının sözleşmeden cayma tarihinin bu hususu ihtarname ile davalıya açıkça bildirdiği ihtarname tarihi olarak kabul edilerek zamanaşımı süresinin bu tarihten başlatılması gerektiğinden dava tarihi olan 21.07.2008 tarihi itibariyle TTK’nun 1268. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, yargılamaya devam edilerek davacının ödediği primleri geri alma hakkının bulunup bulunmadığının taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi …
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13122 E. 2011/14830 K.
Ortak:hayat sigortası · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden «zamanaşımı» süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta sözleşmesi · riziko · muacceliyet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ «son» maddeleri uyarınca «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve sigortalının «rizikonun» gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda «muaccel» olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.200 …
Somut olayda gerçekleşen bir «riziko» söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin «muaccel» hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur.
1- Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu «sigorta sözleşmesi» 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12487 E. 2011/5612 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta poliçesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir başka anlatımla davaya konu alacağın istenebilir hale geldiği tarih itibari ile dava 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · sözleşmeden doğan dava · sigorta sözleşmesi · muacceliyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca «sigorta sözleşmesinden doğan» tüm talep haklarının iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, «zamanaşımı başlangıcının» sigorta alacağının «muaccel» hale gelmesi gereken gün olduğu ve bu sürenin 05.08.2008 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece hayat «sigortası sözleşmelerinden doğan» tüm talep haklarının iki yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında düzenlenen haya …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6727 E. 2011/295 K.
Ortak:can sigortası · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, «zamanaşımı» süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği «primi» geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi …
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı «can sigortalarında» ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, «tasfiye» ve «iflas» işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, «son» bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel …
… ndiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın «zamanaşımına» uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek «zamanaşımı definin» reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «hayat sigortasından» kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak …
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı şekilde TTK’nun 1268. maddesi dayanak yapılarak, «zamanaşımı» yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK.nun 1268. maddesinde yer alan iki yıllık zamanaşımı süresi yanında Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde «can sigortalarında» ödenmesi gereken sigorta bedeli yönünden on yıllık bir süre daha getirilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi hükmünün «can sigortalarının» bir türü olan ferdi kaza «sigorta sözleşmesine» dayalı istem yönünden tartışılması ve değerlendirilmesi gerekirken, bu nokta üzerinde durulmayarak yazılı şekilde «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 1268. maddesi gereğince 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta sözleşmesi · muacceliyet
Benzer bu karardaDava, ferdi kaza «sigorta sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bu hükme göre, «can sigortalarında» ödenmesi gereken paralar, ödemeyi gerektiren tarihten yani «muaccel» hale geldiği tarihten itibaren on yıl içerisinde hak sahiplerince aranmamış ise, bu paralar sigorta şirketlerince hak sahipleri adına ve Hazine Müsteşarlığı emrine olarak T.C.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesi hükmünün «can sigortalarının» bir türü olan ferdi kaza «sigorta sözleşmesine» dayalı istem yönünden tartışılması ve değerlendirilmesi gerekirken, bu nokta üzerinde durulmayarak yazılı şekilde «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14354 E. , 2011/7190 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/02/2009 tarih ve 2008/331-2009/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket nezdinde hayat sigortası poliçesi yaptırdığını, son ödemesini 24.06.2004 tarihinde yaptığını, bu tarihten sonra maddi olarak zor duruma düştüğünden ödemeleri yapamadığını ve sigorta poliçesini iptal ettiğini, ödenen paranın iadesinin istenilmesine rağmen davalının ödemede bulunmadığını ileri sürerek, 9.000 USD karşılığı Türk parasının ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında hayat sigortası genel şartlarına tabi olarak hayat sigortasının bir çeşidi olan karma nitelikteki sigorta sözleşmesi akdedildiğini, davacının 24.06.2004 tarihinden sonra ödeme yapmadığını ve müvekkiline başvurarak sigorta ilişkisini sona erdirdiğini bildirdiğini, davanın TTK'nun 1268. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, davacının tazminat talep hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 04.09.2004 tarihinden itibaren sözleşmeden caydığı, zamanaşımı süresinin bu tarihte başladığı, davalının tahsil ettiği primi geri ödeme yükümlülüğü doğmadığından davacıyı oyalamasının ve zamanaşımı süresinin başlangıcını daha sonraki tarihe ertelemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi itibariyle TTK'nun 1268. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı nezdinde yaptırılmış bulunan hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19 ncu maddesinde yaşama ve ölüm şartlı can sigortalarında ödenmesi gereken paraların ödemeyi gerektiren tarihten itibaren 10 yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde, tasfiye ve iflas işlemlerinin devamı sırasında hak sahiplerinden müracaat etmeyenler olursa, sigorta şirketlerinin bunlara ödemek zorunda oldukları paralar, müracaatları halinde ödenmek üzere, son bilançonun tanziminden önce sahiplerinin ad ve kimlikleri ile bilinen adreslerini ve hak kazandıkları para miktarlarını gösterir şekilde tanzim olunacak bir cetvel ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı emrine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına tevdi olunacağı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına yatırılan bu paraların iki sene içinde sahipleri tarafından aranmadığı takdirde Devlete intikal edeceği düzenlenmiştir.
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu 14.06.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 45 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de davaya konu poliçenin düzenlendiği ve sona erdirildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye uygulanması gereken 7397 sayılı Kanun’un anılan 19 ncu maddesi uyarınca davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece anılan madde hükmü gözetilerek zamanaşımı definin reddine karar verilip, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hayat sigortasından kaynaklanan alacaklar için düzenlenmiş bulunan söz konusu özel nitelikteki kanun hükmü göz önüne alınmadan, genel hüküm niteliğindeki TTK hükümlerine dayalı olarak davanın zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028296500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz