6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6850 E. 2012/13671 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adli tıp kurumu raporu hayat sigortası riziko ıslah sigorta poliçesi zamanaşımı kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: Sigortacılık K. · TTK — TTK 1268

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu raporu neticesinde davacının rahatsızlığının yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı ve daha önce mevcut bir rahatsızlığına dayalı bulunmadığı ancak davacının maluliyetine ilişkin riskin 02/05/2006 tarihli teşhiste kesin biçimde belirlendiği, davacının da bu rapora dayandığı, TTK’nun 1268 inci maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL’nın 17/11/2006 tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile arttırılan tutara ilişkin talebin ise zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasında düzenlenen poliçe, hayat sigortasına ilişkin olup, gerek poliçe tanzim tarihi, gerekse rizikonun meydana geldiği tarih itibari ile uyuşmazlığa mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun uygulanması gerektiği açıktır. Sözü geçen kanunun 19. maddesinde, 6762 sayılı TTK ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundan farklı olarak hayat sigortaları için 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, söz konusu sürenin sigorta bedeline ilişkin uyuşmazlıklar yönünden cari olduğu kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan zamanaşımı süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan ıslah tarihi itibari ile rizikonun meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1886 E. 2010/8196 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/6850 E.  ,  2012/13671 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/11/2010 tarih ve 2008/31-2010/855 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, 2001 tarihinde doktora başvuran müvekkiline yaşa bağlı makula dejenerasyonu teşhisi konulduğunu, tedaviye karşın 01/05/2006 tarihli Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda belirtildiği üzere müvekkilinde %95 oranında işgücü kaybı yaratacak biçimde görme kusuru oluştuğunu, bunun üzerine davalıya yapılan başvuru ile sigorta tazminatı talebinde bulunulduğunu ancak davalı tarafından verilen cevapta söz konusu rahatsızlığın davacıda mevcut diyabet hastalığının sonucu olduğu bildirilerek talebin reddine karar verildiğini, müvekkilindeki rahatsızlığın yaşa bağlı bir rahatsızlık olmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nın 17/11/2006 tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile toplam talebini 49.988 TL’na yükseltmiştir.

Davalı vekili, davacının diyabet hastası olduğunu ve bu hususun davaya konu poliçenin tanzimi sırasında beyan formunda belirtilmediğini, rahatsızlığın yaşa bağlı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuş, ıslah edilen isteme ilişkin olarak zamanaşımı def’inde bulunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu raporu neticesinde davacının rahatsızlığının yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı ve daha önce mevcut bir rahatsızlığına dayalı bulunmadığı ancak davacının maluliyetine ilişkin riskin 02/05/2006 tarihli teşhiste kesin biçimde belirlendiği, davacının da bu rapora dayandığı, TTK’nun 1268 inci maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL’nın 17/11/2006 tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile arttırılan tutara ilişkin talebin ise zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasında düzenlenen poliçe, hayat sigortasına ilişkin olup, gerek poliçe tanzim tarihi, gerekse rizikonun meydana geldiği tarih itibari ile uyuşmazlığa mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun uygulanması gerektiği açıktır. Sözü geçen kanunun 19. maddesinde, 6762 sayılı TTK ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundan farklı olarak hayat sigortaları için 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, söz konusu sürenin sigorta bedeline ilişkin uyuşmazlıklar yönünden cari olduğu kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla somut uyuşmazlıkta uygulanacak olan zamanaşımı süresi 6762 Sayılı TTK’nun 1268. maddesi uyarınca 2 yıl değil, mülga Sigorta Murakabe Kanunu'nun 19.

maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, davacı tarafça yapılan ıslah tarihi itibari ile rizikonun meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı göz önüne alınmaksızın davanın ıslah edilen kısmının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062480200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.