Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükü ve muhalefet şerhi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14684 E. 2015/1919 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Genel kurul kararının iptali için toplantıya katılan ortağın ret oyunu ve muhalefetini zapta geçirmesi gerekir; oylama öncesi peşin muhalefet geçersiz olup, muhalefet şerhi bulunmayan kararlar yönünden dava esasa girilmeden reddedilir (TTK 446). Safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkünse de tamamının ayrılması ancak TTK 523'teki istisnai hâllerde kabul edilir; istisnanın gerçekleştiğini ispat yükü şirkette olup, karar genel kurulda gerekçelendirilmese dahi yargılamada somut ve denetime elverişli delille ispatlanmalıdır.
Ele alınan sorunlar
Muhalefet şerhi bulunmayan kararlar yönünden iptal talebi (peşin muhalefet) → ret
İddia: Davacılar, muhalefet şerhi koydukları kararların TTK, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptallerini istemiştir.
Gerekçe: Yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle iptal isteyebilmek için, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu vererek muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekir (TTK 446); oylama öncesi bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması peşin muhalefet niteliğinde olup alınan karara muhalefet sayılmaz. Davacılar yalnızca kâr payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun muhalefet şerhi koymuş, diğer kararlar yönünden muhalefet şerhi bulunmadığından bu kararlar yönünden davanın esasa girilmeden bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddedilmesi isabetli değilse de sonucu itibariyle doğru olduğundan hüküm bu yönden onanmıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Safi kârın tamamının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasının iptali ve ispat yükü (TTK 523/2) → kabul
İddia: Davacılar, kârın şirket bünyesinde bırakılmasına ilişkin 8 nolu kararın TTK, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır ve kâr payı vazgeçilmez bir haktır. TTK 523/2 uyarınca şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına genel kurulca karar verilebilir; safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olmakla birlikte, TAMAMININ ayrılması ancak TTK 523'te düzenlenen istisnai hâllerde kabul edilebilir. İstisnai hâlin gerçekleştiğini ispat yükü şirkettedir; karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile davalı yargılama sırasında bunu somut delillerle ispatlamalıdır. Somut olayda hükme esas bilirkişi raporunda somut ve denetime elverişli açıklama yapılmayıp kanun hükmü tekrar edilerek soyut değerlendirme yapıldığından, şirketin mali kayıtları incelenerek denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasının TTK 523 istisnasına bağlı olduğu ve ispat yükünün şirkette bulunduğu; iptal davasında muhalefet şerhinin zorunlu, peşin muhalefetin geçersiz olduğu yönünden emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- genel kurul kararının iptalinde muhalefetin tutanağa geçirilmesi (TTK 446)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararlarının iptali↗ muhalefet şerhi (TTK 446)↗ peşin muhalefet↗ olağanüstü yedek akçe↗ kâr payı hakkı↗ TTK 523/2↗ ispat yükü↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13234 E. 2014/3514 K.
Ortak:kâr payı hakkı · ispat yükü · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAnılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini «ispat yükü» ise şirketin üzerindedir.
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
Bu itibarla, mahkemece, kâr «payının» nispi «müktesep hak» olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin genel kurul kararının «iyiniyetli» olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/994 E. 2015/5904 K.
Ortak:ispat yükü · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaAnılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini «ispat yükü» ise şirketin üzerindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
-
Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı dağıtımı · yedek akçe
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
Mahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen %5 «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış …
2- Dava, «anonim şirket» «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davalı şirketin 25.06.2013 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde " 2010,2011,2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışında kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususu" oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, karın «yedek akçede» tutulmasını kabul etmediklerini, %50sinin «dağıtılmasını» istediklerini beyan etmişlerdir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yedek akçe · objektif iyiniyet · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · hakim ortak · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · kâr payı dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gereki …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin 05/04/2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında karara bağlanan 2011 yılı bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 4., 2011 yılı «kar payı dağıtımına» ilişkin 5. ve «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin 6. maddelerinin kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, şirketin yıllardır kar elde etmesine, birikmiş «dağıtılmayan» geçmiş yıllar karlarının 26.000.000 TL gibi bir rakama ulaşması ve nakit akış tablolarının «son» derece müsait bulunmasına rağmen yıllardır «kar dağıtılmamasının» ortaklığın amacına açıkça aykırı olduğu gibi, şirket azlık hissedarların kanuni müktesep haklarının da ihlaline yol açtığını, şirketin «hakim ortaklarının» şirketin idaresini elinde tutup, yararlanması, şirketin her türlü imkanını kullanmaları, bunun karşısında azlık hissedarlara kanuni müktesep hakları olan «kar payının» dahi verilmemesinin açık hak ihlali olup, çoğunluğun karın tamamının dağıtılmaması kararına muhalif olduklarını beyan etmişlerdir.
Davalı şirketin dava konusu 05.04.2012 tarihli genel kurulunun 5. maddesinde yer alan “2011 yılı dönem net karı 1.195.596,76 TL olup, (%5) 1.tertip yasal «yedek akçe» tutarı ayrıldıktan sonra kalan tutar 1.135.816,92 TL'den Şirket Ana Sözleşmesi gereği ortaklara %10 1.temettü olarak 113.581,69 TL'nin 2.tertip yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan tutar üzerinden yasal vergi ve stopajların yapılarak kalan tutarın 31.07.2012 tarihinde ortaklara ödenmesine; kalan 1.022.235,23 TL'lik dönem karının «dağıtılmayarak», şirket bünyesinde fevkalade yedek akçeler olarak bırakılması” hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
-
Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibinin genel kurul kararının iptalini isteyememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18887 E. 2015/13122 K.
Ortak:peşin muhalefet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde «muhalefet şerhi» koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu ka …
Benzer bu kararda… irkete ortak olduğu, şirket ortakları arasında kişisel çekişmelerin bulunduğu ve bunun da genel kurul toplantılarına yansıdığı, davacının makul bir gerekçe sunmadan «peşin muhalefette» bulunmasının «objektif iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı, davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenilen 1,2,3 ve 4. nolu kararların «azlık hakkını» ihlal edici nitelikte olmadıkları, toplantının «kar dağıtılmamasına» ilişkin 5. nolu kararının ise haksız görüldüğü, davacının bu karara karşı muhalefetini tutanağa geçirttiği, kaldı ki «kar payı dağıtılmamasına» ilişkin karara karşı önceden veya oylama sonrası karşı çıkılmasının da farklı sonuç doğurmayacağı, feshi istenilen davalı şirketin ekonomik sıkıntı yaşamamasına rağmen daha fazla yatırım amacıyla kar payı dağıtmamasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gibi azlık hakkını da ihlal edeceği, dolayısıyla bu maddeye yönelik iptal talebinin yerinde bulunduğu, davacının şirket «defter» ve bilançolarını yeterince inceleme fırsatı bulduğu, Manavgat 1.
… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacının iptali istenilen genel kurul kararları yönünden açıklanan biçimde bir «muhalefet şerhinin» bulunmamasına, bu durumda 25.03.2013 tarihli genel kurulda alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi · genel kurul kararının iptali · özel denetçi
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi kararı ile uzman muhasebeci eliyle «defterleri» incelediği, «özel denetçi» atanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönalik iptal talebi ile özel denetçi atanması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.
1- 6102 sayılı TTK'nın 440/2 maddesi uyarınca, mahkemece şirkete «özel denetçi» atanması talepleri hakkında verilen kararlar kesindir.
HUMK’nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin «özel denetçi» atanması talebinin reddine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacının iptali istenilen genel kurul kararları yönünden açıklanan biçimde bir «muhalefet şerhinin» bulunmamasına, bu durumda 25.03.2013 tarihli genel kurulda alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14684 E. , 2015/1919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2014 tarih ve 2013/107-2014/379 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin 06.02.2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ve müvekkillerince muhalefet şerhi konulan kararların, Türk Ticaret Kanunu, şirket anasözleşmesi ve dürüstlük kurallarına aykırı olduklarını ileri sürerek, söz konusu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenilen genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen genel kurul kararlarının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi peşin muhalefetin olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde muhalefet şerhi koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karar dışındaki kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru olmamış ise de söz konusu maddeler yönünden sonucu itibariyle hükmün doğru görülmesine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı anonim şirketin 06.02.2013 tarihli genel kurul toplantısının 8. maddesi görüşmeleri sonucunda karın şirket bünyesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anonim ortaklığı, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerinden ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle, anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, vazgeçilmez bir haktır.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu- Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8. bası s. 487). Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler, bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır.
Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6102 sayılı TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. İhtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olup bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmelidir.
Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerindedir. Karın dağıtılmamasına ilişkin karar, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı taraf, kar payının dağıtılmaması kararının, şirketin gelişmesi ve sürekli kar payı dağıtılabilir durumda olması amacıyla alındığını, ayrıca dağıtılması gereken kar payının, davacıların hisseleri ve ekonomik durumları düşünüldüğünde anlamsız rakamlar olduğunu savunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu hususta somut ve denetime elverişli herhangi bir açıklama yapılmamış, kanundaki hüküm tekrar edilmek suretiyle soyut değerlendirmeler yapılmıştır.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı şirketin kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul kararının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172230300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz