6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükü ve muhalefet şerhi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14684 E. 2015/1919 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali için toplantıya katılan ortağın ret oyunu ve muhalefetini zapta geçirmesi gerekir; oylama öncesi peşin muhalefet geçersiz olup, muhalefet şerhi bulunmayan kararlar yönünden dava esasa girilmeden reddedilir (TTK 446). Safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkünse de tamamının ayrılması ancak TTK 523'teki istisnai hâllerde kabul edilir; istisnanın gerçekleştiğini ispat yükü şirkette olup, karar genel kurulda gerekçelendirilmese dahi yargılamada somut ve denetime elverişli delille ispatlanmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Muhalefet şerhi bulunmayan kararlar yönünden iptal talebi (peşin muhalefet) → ret

İddia: Davacılar, muhalefet şerhi koydukları kararların TTK, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptallerini istemiştir.

Gerekçe: Yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle iptal isteyebilmek için, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu vererek muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekir (TTK 446); oylama öncesi bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması peşin muhalefet niteliğinde olup alınan karara muhalefet sayılmaz. Davacılar yalnızca kâr payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun muhalefet şerhi koymuş, diğer kararlar yönünden muhalefet şerhi bulunmadığından bu kararlar yönünden davanın esasa girilmeden bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddedilmesi isabetli değilse de sonucu itibariyle doğru olduğundan hüküm bu yönden onanmıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Safi kârın tamamının olağanüstü yedek akçeye ayrılmasının iptali ve ispat yükü (TTK 523/2) → kabul

İddia: Davacılar, kârın şirket bünyesinde bırakılmasına ilişkin 8 nolu kararın TTK, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır ve kâr payı vazgeçilmez bir haktır. TTK 523/2 uyarınca şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına genel kurulca karar verilebilir; safi kârın bir kısmının olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olmakla birlikte, TAMAMININ ayrılması ancak TTK 523'te düzenlenen istisnai hâllerde kabul edilebilir. İstisnai hâlin gerçekleştiğini ispat yükü şirkettedir; karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile davalı yargılama sırasında bunu somut delillerle ispatlamalıdır. Somut olayda hükme esas bilirkişi raporunda somut ve denetime elverişli açıklama yapılmayıp kanun hükmü tekrar edilerek soyut değerlendirme yapıldığından, şirketin mali kayıtları incelenerek denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasının TTK 523 istisnasına bağlı olduğu ve ispat yükünün şirkette bulunduğu; iptal davasında muhalefet şerhinin zorunlu, peşin muhalefetin geçersiz olduğu yönünden emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
genel kurul kararının iptalinde muhalefetin tutanağa geçirilmesi (TTK 446)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararlarının iptali muhalefet şerhi (TTK 446) peşin muhalefet olağanüstü yedek akçe kâr payı hakkı TTK 523/2 ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 4466102 sayılı TTK 523/26102 sayılı TTK 523

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13234 E. 2014/3514 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/994 E. 2015/5904 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.

    Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Yedek akçe

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibinin genel kurul kararının iptalini isteyememesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18887 E. 2015/13122 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/14684 E.  ,  2015/1919 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2014 tarih ve 2013/107-2014/379 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin 06.02.2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ve müvekkillerince muhalefet şerhi konulan kararların, Türk Ticaret Kanunu, şirket anasözleşmesi ve dürüstlük kurallarına aykırı olduklarını ileri sürerek, söz konusu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, iptali istenilen genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen genel kurul kararlarının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi peşin muhalefetin olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde muhalefet şerhi koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karar dışındaki kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru olmamış ise de söz konusu maddeler yönünden sonucu itibariyle hükmün doğru görülmesine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı anonim şirketin 06.02.2013 tarihli genel kurul toplantısının 8. maddesi görüşmeleri sonucunda karın şirket bünyesinde bırakılmasına karar verilmiştir.

Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anonim ortaklığı, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerinden ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle, anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, vazgeçilmez bir haktır.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu- Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8. bası s. 487). Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler, bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır.

Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6102 sayılı TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. İhtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olup bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmelidir.

Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerindedir. Karın dağıtılmamasına ilişkin karar, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı taraf, kar payının dağıtılmaması kararının, şirketin gelişmesi ve sürekli kar payı dağıtılabilir durumda olması amacıyla alındığını, ayrıca dağıtılması gereken kar payının, davacıların hisseleri ve ekonomik durumları düşünüldüğünde anlamsız rakamlar olduğunu savunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu hususta somut ve denetime elverişli herhangi bir açıklama yapılmamış, kanundaki hüküm tekrar edilmek suretiyle soyut değerlendirmeler yapılmıştır.

O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı şirketin kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul kararının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172230300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.