Munzam zarar tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5039 E. 2014/8908 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/105']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamların icrası↗ borcun ifası↗ munzam zarar↗ gerçek zarar↗ haksız eylem↗ zamanaşımı def'i↗ iş bölümü↗ def'i↗ temerrüt faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 26.11.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen munzam zararın tazmin yükümlülüğü, asıl
borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur. Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak haksız eylem, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır. Munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Asıl davanın açılması, işbu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, hükmün davalı yararına bozulması gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2012/18820 Esas, 2013/21433 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5508 E. 2011/10442 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBK.nun 105 nci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» «bölümü» talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · asıl alacak · maddi tazminat
Benzer bu kararda2-Dava, BK.nun 105 nci maddesine dayanan «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
O nedenle, bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle «asıl alacak» ve faizleri yönüyle icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermez.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5138 E. 2013/21573 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · hakkaniyet · muacceliyet · yargılama gideri · ıslah · avans faizi
Benzer bu kararda… cının toplam elde edebileceği miktarın 93.918,99 TL olacağının bilirkişi raporu ile tesbit edildiği, bundan tahsil edilen miktar düşüldüğünde kalan 68.501,04 TL'nin «munzam zararı» oluşturduğu, ancak bu zararın oluşmasına neden olan ekonomik değişiklikler, çalkantılar, davacının zararına sebebiyet olduğu gibi aynı ekonomik düzensizlikten davalının da etkileneceği gözetilerek bu miktar üzerinden bir indirim yapılması uygun görülerek taktiren % 20 oranında davalı lehine «tenkis» yapılmasının, «hakkaniyete» uygun olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800 TL'nin 30.000 TL'ye dava tarihinden 24.800 TL’ye «ıslah» tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ücreti vekalet ve «yargılama gideri» yönünden yaptığı diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14866 E. 2014/4388 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · muacceliyet · denetime elverişlilik · mahsup · ıslah · dosya masrafı · kusur · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
4- Diğer taraftan, her ne kadar «munzam zararın» istenebilir olduğu hallerde zarara uğrayanın «müterafik kusuru» söz konusu edilemez ise de Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere munzam zarar, temel yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve …
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
5 benzer karar daha
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5511 E. 2014/11998 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
… şen o mahkeme kararıyla 6.341,25 TL'nin 29.12.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» istemi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi ilkesel olarak mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu ve 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde açıldığı, ortaya çıkan zararın HGK'nca belirlenen yöntem çerçevesinde «müterafik kusur» indirimi yapılmaksızın 44.050,35TL olarak belirlendiği, davacının % 25 oranında müterafik kusurlu bulunduğu ve bu oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kıs …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eski hale getirme · müterafik kusur · muacceliyet · denetime elverişlilik · yargılama gideri · yetki · ıslah · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu ve 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde açıldığı, ortaya çıkan zararın HGK'nca belirlenen yöntem çerçevesinde «müterafik kusur» indirimi yapılmaksızın 44.050,35TL olarak belirlendiği, davacının % 25 oranında müterafik kusurlu bulunduğu ve bu oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kıs …
Katılma yoluyla temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 12/01/2013 tarihli doktor raporuna dayalı olarak davacı vekilince «eski hale getirme» isteminde bulunulmuş ise de «ibraz» edilen vakeletnamede başka bir avukatın da vekil tayin edilmesi yanında yine ibraz edilen «yetki» belgeleri ile de başka avukatların dosyada vekil oldukları anlaşılması karşısında katılma yolu ile temyiz süresinin eski hale getirilmesi mümkün bulunmadığından da …
Mahkemece, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemi ve «eski hale getirme» istemi 21.03.2013 tarihli ek kararlarla reddedilmiş, anılan ek kararlar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-HMK'nın 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin «kesin» olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, «eski hale getirme» talebinde bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14514 E. 2018/6671 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · iş bölümü · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Benzer bu karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan «munzam zarar» tutarının, aynı dönemde elde edilen «temerrüt» faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
… ka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1927 E. 2019/1658 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · zamanaşımı def'i · iş bölümü · def'i · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Buna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu nedenle, «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise «zamanaşımına» uğramıştır.
Dolayısıyla mahkemece dava konusu alacağın «son» ödeme tarihinin .../03/2009 tarihi olduğu ve «munzam zarar» alacağının da halen devam ettiği de iddia edildiğinden ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dolayısıyla, taraflar arasında kesinleşen mahkeme dosyası getirtilip «temerrüt tarihi» ile ödeme tarihi belirlendikten sonra eldeki «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru ... yıllık «zamanaşımı» süresi ve ödeme ile munzam zararın «son» bulduğu hususu nazara alınarak bu dönem için alacaklıların maruz kaldığı zarar miktarından, davacıların elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · avans faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDolayısıyla, taraflar arasında kesinleşen mahkeme dosyası getirtilip «temerrüt tarihi» ile ödeme tarihi belirlendikten sonra eldeki «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru ... yıllık «zamanaşımı» süresi ve ödeme ile munzam zararın «son» bulduğu hususu nazara alınarak bu dönem için alacaklıların maruz kaldığı zarar miktarından, davacıların elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar v …
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 189.857,07 TL'nın, davacı ... yönünden 32.455,44 TL'nın 18/03/1999 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemler ile davacı ... yönünden açılan davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Dolayısıyla mahkemece dava konusu alacağın «son» ödeme tarihinin .../03/2009 tarihi olduğu ve «munzam zarar» alacağının da halen devam ettiği de iddia edildiğinden ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3490 E. 2017/2140 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/105']
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Benzer bu karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacaklı temerrüdü · yoksun kalınan kâr · ıslah · maddi tazminat · kusur
Benzer bu kararda2- Dava, «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir. ...
Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki «yoksun kalınan» gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamadığı için hüküm altına alınamayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile «munzam zararın» tahsili talep edilmiştir.
3- Mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmüne göre, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5039 E. , 2014/8908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/09/2012 gün ve 2011/276-2012/198 sayılı kararı onayan Daire’nin 26/11/2013 gün ve 2012/18820-2013/21433 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası Ülke Alıncan aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile toplam talebini 13.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 26.11.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen munzam zararın tazmin yükümlülüğü, asıl
borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur. Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak haksız eylem, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır. Munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Asıl davanın açılması, işbu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, hükmün davalı yararına bozulması gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2012/18820 Esas, 2013/21433 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2012/18820 Esas, 2013/21433 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 09/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/345751900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz