Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14866 E. 2014/4388 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun ifası↗ munzam zarar↗ müterafik kusur↗ gerçek zarar↗ haksız eylem↗ muacceliyet↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ mahsup↗ temerrüt faizi↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ kusur↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı munzam zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz
fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın mahsup edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen munzam zararın tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur. Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak haksız eylem, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır. Munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır.
Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararıyla 5.687,62 TL'nin 30.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Asıl davanın açılması, iş bu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın ıslah edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece hükme dayanak yapılan kök ve ek bilirkişi raporlarında, yıllık ortalama faiz oranları esas tutularak hesaplama yapılmış ise de bu oranların hangi kriterlere göre saptandığı denetime elverişli olacak biçimde gösterilmediği gibi bu hususta davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar da değerlendirilmemiştir. O halde, mahkemece davaya konu munzam zarar alacağının tespiti konusunda davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazları da değerlendirecek ve denetime açık olacak biçimde bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta yetersiz bulunan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Diğer taraftan, her ne kadar munzam zararın istenebilir olduğu hallerde zarara
uğrayanın müterafik kusuru söz konusu edilemez ise de Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere munzam zarar, temel yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın meydana gelmesinde etkili olan ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumdan herkes etkilenmiş bulunduğundan açıklanan olguya dayalı olarak tespit edilen zarar miktarından mülga BK'nın 43. maddesi uyarınca uygun bir indirim yapılmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline davalı vekilinin yargılama masraflarına ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5508 E. 2011/10442 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · muacceliyet · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Benzer bu karardaBK.nun 105 nci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» «bölümü» talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · maddi tazminat
Benzer bu kararda2-Dava, BK.nun 105 nci maddesine dayanan «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
O nedenle, bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle «asıl alacak» ve faizleri yönüyle icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5138 E. 2013/21573 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · muacceliyet · iş bölümü · temerrüt faizi · ıslah · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
… cının toplam elde edebileceği miktarın 93.918,99 TL olacağının bilirkişi raporu ile tesbit edildiği, bundan tahsil edilen miktar düşüldüğünde kalan 68.501,04 TL'nin «munzam zararı» oluşturduğu, ancak bu zararın oluşmasına neden olan ekonomik değişiklikler, çalkantılar, davacının zararına sebebiyet olduğu gibi aynı ekonomik düzensizlikten davalının da etkileneceği gözetilerek bu miktar üzerinden bir indirim yapılması uygun görülerek taktiren % 20 oranında davalı lehine «tenkis» yapılmasının, «hakkaniyete» uygun olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800 TL'nin 30.000 TL'ye dava tarihinden 24.800 TL’ye «ıslah» tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · hakkaniyet · yargılama gideri
Benzer bu kararda… cının toplam elde edebileceği miktarın 93.918,99 TL olacağının bilirkişi raporu ile tesbit edildiği, bundan tahsil edilen miktar düşüldüğünde kalan 68.501,04 TL'nin «munzam zararı» oluşturduğu, ancak bu zararın oluşmasına neden olan ekonomik değişiklikler, çalkantılar, davacının zararına sebebiyet olduğu gibi aynı ekonomik düzensizlikten davalının da etkileneceği gözetilerek bu miktar üzerinden bir indirim yapılması uygun görülerek taktiren % 20 oranında davalı lehine «tenkis» yapılmasının, «hakkaniyete» uygun olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800 TL'nin 30.000 TL'ye dava tarihinden 24.800 TL’ye «ıslah» tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ücreti vekalet ve «yargılama gideri» yönünden yaptığı diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17704 E. 2015/4643 K.
Ortak:munzam zarar · mahsup · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan faizi ile tahsiline dair verilen karar d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5039 E. 2014/8908 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · haksız eylem · iş bölümü · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu karardaBuna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
… ka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14514 E. 2018/6671 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · muacceliyet · iş bölümü · ıslah · avans faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Benzer bu karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5511 E. 2014/11998 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · müterafik kusur · gerçek zarar · haksız eylem · muacceliyet · denetime elverişlilik · iş bölümü · zamanaşımı 10 yıllık · Munzam zarar tahsili, Tazminat
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Benzer bu kararda… şen o mahkeme kararıyla 6.341,25 TL'nin 29.12.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» istemi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi ilkesel olarak mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu ve 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde açıldığı, ortaya çıkan zararın HGK'nca belirlenen yöntem çerçevesinde «müterafik kusur» indirimi yapılmaksızın 44.050,35TL olarak belirlendiği, davacının % 25 oranında müterafik kusurlu bulunduğu ve bu oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kıs …
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eski hale getirme · yargılama gideri · yetki · vekalet ücreti · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaKatılma yoluyla temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 12/01/2013 tarihli doktor raporuna dayalı olarak davacı vekilince «eski hale getirme» isteminde bulunulmuş ise de «ibraz» edilen vakeletnamede başka bir avukatın da vekil tayin edilmesi yanında yine ibraz edilen «yetki» belgeleri ile de başka avukatların dosyada vekil oldukları anlaşılması karşısında katılma yolu ile temyiz süresinin eski hale getirilmesi mümkün bulunmadığından da …
1-HMK'nın 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin «kesin» olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, «eski hale getirme» talebinde bulunabilir.
6- Bozma neden ve şekline davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişen temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemi ve «eski hale getirme» istemi 21.03.2013 tarihli ek kararlarla reddedilmiş, anılan ek kararlar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3490 E. 2017/2140 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · ıslah · kusur · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacaklı temerrüdü · yoksun kalınan kâr · maddi tazminat
Benzer bu kararda2- Dava, «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir. ...
Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki «yoksun kalınan» gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14866 E. , 2014/4388 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/07/2012
NUMARASI 2010/614-2012/141
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.07.2012 tarih ve 2010/614-2012/141 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. G.. ile davalı vekili Av. S..l B..Lekesiz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkette müdür yardımcısı olarak görevli A.. O.. U.. isimli kişinin birçok kişiyi mevcut paralarını değerlendirmek amacıyla kandırdığını ve aldığı paralar karşılığında müvekkiline ve diğer şahıslara logolu ve imzalı hazine bonoları verdiğini, ancak bu belgelerin sahte olduklarının anlaşılması üzerine müvekkili ve diğer şahıslarca A.. O.. U.. ve çalıştıran sıfatıyla Y.. M.. Değerler A.Ş.’ye karşı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2003/188 esas sayılı dosya ile dava açtıklarını, davalı şirketin olayda % 75 kusuru olduğuna hükmedilerek tazminata mahkûm edildiğini, alacağın faiz ve masrafları ile birlikte 19.08.2010 tarihinde tahsil edildiğini, BK 105'inci madde koşulları oluştuğundan munzam zarar alacaklarının hüküm altına alınması için işbu davanın açılma gereğinin doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 366.759,17 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının munzam zararını hangi kriterlere göre belirlediğini açıklamadığını, davanın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık süre dışında kalan bölümün talep edilmesinin mümkün olmadığını, munzam zararın varlığı ve miktarının somut vakıalarla ispatının gerektiğini, paranın geç tahsil edilmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı munzam zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz
fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın mahsup edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen munzam zararın tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur. Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak haksız eylem, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır. Munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır.
Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararıyla 5.687,62 TL'nin 30.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Asıl davanın açılması, iş bu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın ıslah edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece hükme dayanak yapılan kök ve ek bilirkişi raporlarında, yıllık ortalama faiz oranları esas tutularak hesaplama yapılmış ise de bu oranların hangi kriterlere göre saptandığı denetime elverişli olacak biçimde gösterilmediği gibi bu hususta davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar da değerlendirilmemiştir. O halde, mahkemece davaya konu munzam zarar alacağının tespiti konusunda davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazları da değerlendirecek ve denetime açık olacak biçimde bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta yetersiz bulunan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Diğer taraftan, her ne kadar munzam zararın istenebilir olduğu hallerde zarara
uğrayanın müterafik kusuru söz konusu edilemez ise de Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere munzam zarar, temel yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın meydana gelmesinde etkili olan ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumdan herkes etkilenmiş bulunduğundan açıklanan olguya dayalı olarak tespit edilen zarar miktarından mülga BK'nın 43. maddesi uyarınca uygun bir indirim yapılmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline davalı vekilinin yargılama masraflarına ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yargılama giderleri yönünden yaptığı temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101647500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz