Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14514 E. 2018/6671 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
munzam zarar↗ ön inceleme aşaması↗ gerçek zarar↗ muacceliyet↗ iş bölümü↗ yargılama gideri↗ ıslah↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise ıslah tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır. Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararıyla 4.253,00 TL asıl alacağın 30/10/1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Asıl davanın açılması, işbu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır. Dolayısıyla, eldeki munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık süre nazara alınarak bu dönem için alacaklının maruz kaldığı zarar miktarından, davacının elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan munzam zarar tutarının, aynı dönemde elde edilen temerrüt faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14866 E. 2014/4388 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · muacceliyet · iş bölümü · ıslah · avans faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Benzer bu karardaAsıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · müterafik kusur · haksız eylem · denetime elverişlilik · mahsup · temerrüt faizi · dosya masrafı · kusur
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
4- Diğer taraftan, her ne kadar «munzam zararın» istenebilir olduğu hallerde zarara uğrayanın «müterafik kusuru» söz konusu edilemez ise de Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere munzam zarar, temel yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5138 E. 2013/21573 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · muacceliyet · iş bölümü · yargılama gideri · ıslah · avans faizi · temerrüt · zamanaşımı on yıllık · Tazminat
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Benzer bu kararda… cının toplam elde edebileceği miktarın 93.918,99 TL olacağının bilirkişi raporu ile tesbit edildiği, bundan tahsil edilen miktar düşüldüğünde kalan 68.501,04 TL'nin «munzam zararı» oluşturduğu, ancak bu zararın oluşmasına neden olan ekonomik değişiklikler, çalkantılar, davacının zararına sebebiyet olduğu gibi aynı ekonomik düzensizlikten davalının da etkileneceği gözetilerek bu miktar üzerinden bir indirim yapılması uygun görülerek taktiren % 20 oranında davalı lehine «tenkis» yapılmasının, «hakkaniyete» uygun olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800 TL'nin 30.000 TL'ye dava tarihinden 24.800 TL’ye «ıslah» tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · borcun ifası · haksız eylem · hakkaniyet · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… cının toplam elde edebileceği miktarın 93.918,99 TL olacağının bilirkişi raporu ile tesbit edildiği, bundan tahsil edilen miktar düşüldüğünde kalan 68.501,04 TL'nin «munzam zararı» oluşturduğu, ancak bu zararın oluşmasına neden olan ekonomik değişiklikler, çalkantılar, davacının zararına sebebiyet olduğu gibi aynı ekonomik düzensizlikten davalının da etkileneceği gözetilerek bu miktar üzerinden bir indirim yapılması uygun görülerek taktiren % 20 oranında davalı lehine «tenkis» yapılmasının, «hakkaniyete» uygun olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800 TL'nin 30.000 TL'ye dava tarihinden 24.800 TL’ye «ıslah» tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5508 E. 2011/10442 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · muacceliyet · iş bölümü · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık · Tazminat
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Benzer bu karardaAsıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» «bölümü» talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
BK.nun 105 nci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Dolayısıyla, «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK.nun 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK.nun 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · haksız eylem · temerrüt faizi · asıl alacak · maddi tazminat
Benzer bu karardaBK.nun 105 nci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
2-Dava, BK.nun 105 nci maddesine dayanan «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
O nedenle, bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle «asıl alacak» ve faizleri yönüyle icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermez.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1927 E. 2019/1658 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · iş bölümü · avans faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan «munzam zarar» tutarının, aynı dönemde elde edilen «temerrüt» faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle, «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise «zamanaşımına» uğramıştır.
Dolayısıyla, taraflar arasında kesinleşen mahkeme dosyası getirtilip «temerrüt tarihi» ile ödeme tarihi belirlendikten sonra eldeki «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru ... yıllık «zamanaşımı» süresi ve ödeme ile munzam zararın «son» bulduğu hususu nazara alınarak bu dönem için alacaklıların maruz kaldığı zarar miktarından, davacıların elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar v …
Dolayısıyla mahkemece dava konusu alacağın «son» ödeme tarihinin .../03/2009 tarihi olduğu ve «munzam zarar» alacağının da halen devam ettiği de iddia edildiğinden ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · zamanaşımı def'i · def'i · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDolayısıyla mahkemece dava konusu alacağın «son» ödeme tarihinin .../03/2009 tarihi olduğu ve «munzam zarar» alacağının da halen devam ettiği de iddia edildiğinden ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dolayısıyla, taraflar arasında kesinleşen mahkeme dosyası getirtilip «temerrüt tarihi» ile ödeme tarihi belirlendikten sonra eldeki «munzam zarar» davasının açıldığı tarihten geriye doğru ... yıllık «zamanaşımı» süresi ve ödeme ile munzam zararın «son» bulduğu hususu nazara alınarak bu dönem için alacaklıların maruz kaldığı zarar miktarından, davacıların elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar v …
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5511 E. 2014/11998 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · muacceliyet · iş bölümü · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti · temerrüt · zamanaşımı on yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan «munzam zarar» tutarının, aynı dönemde elde edilen «temerrüt» faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… şen o mahkeme kararıyla 6.341,25 TL'nin 29.12.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» istemi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi ilkesel olarak mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eski hale getirme · borcun ifası · müterafik kusur · haksız eylem · denetime elverişlilik · temerrüt faizi · yetki · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu ve 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde açıldığı, ortaya çıkan zararın HGK'nca belirlenen yöntem çerçevesinde «müterafik kusur» indirimi yapılmaksızın 44.050,35TL olarak belirlendiği, davacının % 25 oranında müterafik kusurlu bulunduğu ve bu oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kıs …
Katılma yoluyla temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 12/01/2013 tarihli doktor raporuna dayalı olarak davacı vekilince «eski hale getirme» isteminde bulunulmuş ise de «ibraz» edilen vakeletnamede başka bir avukatın da vekil tayin edilmesi yanında yine ibraz edilen «yetki» belgeleri ile de başka avukatların dosyada vekil oldukları anlaşılması karşısında katılma yolu ile temyiz süresinin eski hale getirilmesi mümkün bulunmadığından da …
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Mahkemece, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemi ve «eski hale getirme» istemi 21.03.2013 tarihli ek kararlarla reddedilmiş, anılan ek kararlar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5039 E. 2014/8908 K.
Ortak:munzam zarar · gerçek zarar · iş bölümü · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık
İncelediğiniz karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan «munzam zarar» tutarının, aynı dönemde elde edilen «temerrüt» faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAsıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · borcun ifası · haksız eylem · zamanaşımı def'i · def'i · temerrüt faizi
Benzer bu karardaBuna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
… ka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı · zamanaşımı on yıllık
İncelediğiniz karardaDairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere «munzam zarara» dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
2-Dava, BK'nın 105'inci maddesine dayanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14514 E. , 2018/6671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16/05/2016 tarih ve 2014/257-2016/436 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 23.10.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkette müdür yardımcısı olarak görevli ... isimli kişinin birçok kişiyi mevcut paralarını değerlendirmek amacıyla kandırdığını ve aldığı paralar karşılığında müvekkiline ve diğer şahıslara logolu ve imzalı hazine bonoları verdiğini, ancak bu belgelerin sahte olduklarının anlaşılması üzerine müvekkili ve diğer şahıslarca ... ve çalıştıran sıfatıyla ... Değerler A.Ş.’ye karşı ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2003/188 esas sayılı dosya ile dava açtıklarını, davalı şirketin olayda % 75 kusuru olduğuna hükmedilerek tazminata mahkûm edildiğini, alacağın faiz ve masrafları ile birlikte 19/08/2010 tarihinde tahsil edildiğini, BK'nın 105. maddesinde yer alan koşullar oluştuğundan munzam zarar alacaklarının hüküm altına alınması için işbu davanın açılma gereğinin doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 30.000,00 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 23/10/2012 tarihli dilekçesi ile toplam 68.501,04 TL munzam zararının faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 30.000,00 TL munzam zararı hangi oranları dikkate alarak belirlediğinin açıklanmadığını, davanın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davanın açıldığı tarihten
geriye doğru 10 yıllık süre dışında kalan bölümün talep edilmesinin mümkün olmadığını, munzam zararın varlığı ve miktarının somut vakıalarla ispatının gerektiğini, paranın geç tahsil edilmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL'nin 30.000 TL'sine dava tarihi olan 24/09/2010 tarihinden, 5.625,61 TL'sine ise ıslah tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. Dairemizin 28/11/2013 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır. Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararıyla 4.253,00 TL asıl alacağın 30/10/1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Asıl davanın açılması, işbu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Dolayısıyla, eldeki munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık süre nazara alınarak bu dönem için alacaklının maruz kaldığı zarar miktarından, davacının elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan munzam zarar tutarının, aynı dönemde elde edilen temerrüt faizinden daha az olduğu mütalaa edilmiş olup bilirkişi raporu dosya içeriğinede uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA,(3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462974100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz