Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3490 E. 2017/2140 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacaklı temerrüdü↗ borcun ifası↗ munzam zarar↗ yoksun kalınan kâr↗ gerçek zarar↗ içtihadı birleştirme kararı↗ temerrüt faizi↗ limited şirket↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ kusur↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 293.218,34 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 74,22 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, munzam zarar ve maddi tazminat istemine ilişkindir. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile davacıların murisi ile davalıların ortağı oldukları ... Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki yoksun kalınan gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Eldeki dava ile ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile bozma ilamından sonra ıslah yapılamadığı için hüküm altına alınamayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile munzam zararın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, her iki talep yönünden de davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce sadece munzam zarar talebi yönünden bu talebin de zamanaşımına uğradığından bahisle hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle mahkeme hükmü bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddiyle birlikte dava konusu 74,22 TL maddi zarar talebinin zamanaşımına uğradığı yönünde verilen karar kesinleşmiştir. Bu nedenle, mahkemece 74,22 TL tazminatın tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmüne göre, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir. Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı). 818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir. Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan kısmının munzam zarar alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu suretle, munzam zararın 14,00 TL üzerinden değil, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuyla belirlenen tüm bedel üzerinden hesaplanması doğru görülmemiş kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davacılar vekilinin katılma suretiyle temyiz isteminin incelenmesine gelince, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacılar vekiline 07/01/2016 günü, davalılar vekilinin temyiz dilekçesi ise 28/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm davacılar vekili tarafından HUMK 433 ncü maddesinde öngörülen katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 12/02/2016 tarihinde temyiz edilmiştir. 01/03/1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtayca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK 432/4 nci maddesi uyarınca davacılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5385 E. 2013/5377 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · temerrüt faizi · kusur · temerrüt
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı) BK 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
… ece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde «sulh» ve «feragat» «protokolü» imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı «ibra» ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre «munzam zararın» oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · işyeri sigortası · ibra · protokol · taraf ehliyeti · feragat · sulh
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde «sulh» ve «feragat» «protokolü» imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı «ibra» ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre «munzam zararın» oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, «işyeri sigortasından» kaynaklanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçesine dayanak 18.11.2009 tarihli Sulh ve Feragat Protokolü "İş bu «protokol», ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/240 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak" ifadelerini barındırmakla, söz konusu Sulh ve Feragat Protokolünün açıkca ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/140 esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, ilişkin olduğu dosyanın incelenmesinde ise, davacı tarafın, davalı ... şirketinden işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle tazminat ve faiz isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup, adı geçen dava dosyasında «munzam zarar» dava konusu değildir.
Bu durumda, ...Asliye Ticaret Mahkamesi'nin 2009/240 esas sayılı dosyası için ve o dosyada dava konusu olan «sigorta tazminatı» ve faizine ilişkin olarak düzenlenen Sulh ve Feragat Protokolünün «munzam zarar» alacağını kapsamadığı değerlendirilerek, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5039 E. 2014/8908 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle «temerrüt faizi» ile karşılanamayan «munzam zararının» tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · haksız eylem · zamanaşımı def'i · iş bölümü · def'i
Benzer bu karardaBuna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
… ka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Asıl davanın açılması, işbu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/275 E. 2013/759 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · temerrüt faizi · kusur · temerrüt
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
105.maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dain-i mürtehin · işyeri sigortası · rehin · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle «hasar» oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya «dain mürtehinli» olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle «temerrüte» düştüklerini, bankanın % 90 «temerrüt faizi» yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu i …
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı «dain mürtehin» hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle «hasar» bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının «munzam zarara» uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozu …
Dava, «işyeri sigortasından» kaynaklanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Munzam zarar tahsili | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14866 E. 2014/4388 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · ıslah · kusur · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Benzer bu karardaBK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · haksız eylem · muacceliyet · denetime elverişlilik · iş bölümü · mahsup · dosya masrafı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın mülga BK'nın 105/1. maddesine dayalı «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın asıl borçtan bağımsız olup, 10 yıllık «zamanaşımı» süresinde talep edilebileceği, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmolunan alacağın davalı tarafça 19.08.2010 tarihinde ödendiği, bu durumda davalının zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, davacının altın ve döviz fiyatları, bankalar tarafından mevduat hesaplarına uygulanan faiz hesabı ile enflasyon oranlarının ortalamasına göre tespit edilen munzam zarardan davacının kendi kusuruna isabet eden kısmın düşüldüğü, ayrıca davalı yanca icra dosyasına ödenen meblağın «mahsup» edilmesi ile davalının sorumlu bulunduğu kısmın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 366.759,17 TL'nin davalıdan tahsiline, hükmolunan alacağın 30.000,00 TL'sine dava tarihinden, 336.759,17 TL'sine «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın «ıslah» edildiği tarihlerden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar «bölümü» ise zamanaşımına uğramıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her iki talep yönünden de davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce sadece «munzam zarar» talebi yönünden bu talebin de zamanaşımına uğradığından bahisle hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle mahkeme hükmü bozulmuştur.
Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 293.218,34 TL «munzam zararın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 74,22 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5508 E. 2011/10442 K.
Ortak:borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · maddi tazminat · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Benzer bu karardaBK.nun 105 nci maddesinde sözü edilen «munzam zararın» tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» «bölümü» talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
2-Dava, BK.nun 105 nci maddesine dayanan «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · muacceliyet · iş bölümü · asıl alacak
Benzer bu karardaAsıl borcun hukuki nedeni kural olarak «haksız eylem», nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın «temerrüde» uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır.
O nedenle, bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle «asıl alacak» ve faizleri yönüyle icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermez.
Sürenin başlangıcı da, «munzam zararın» hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlatılacaktır.
Asıl davanın açılması, iş bu davadaki «munzam zarar» talebi yönünden «zamanaşımını» kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» «bölümü» talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3490 E. , 2017/2140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/11/2015 tarih ve 2012/157-2015/256 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2017 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ... ile davalıların ortağı oldukları şirketin davalıların resmi evrakta sahtekarlık suçunu işlemeleri nedeniyle faaliyetlerinin aksadığını, 1977 yılında faaliyete geçmesi planlanan otelin işletmeye açılamaması nedeniyle müvekkillerinin murisinin maddi zarara uğradığını, bu zararın işbu davadan önce açılan dava ile kısmen tazmini yönünde karar verildiğini ancak bakiye zararın bozma ilamından sonra ıslah yapıldığı için karşılanmadığını ileri sürerek, ilk dava ile hüküm altına alınmayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik 300.000,00 TL munzam zararın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 293.218,34 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 74,22 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, munzam zarar ve maddi tazminat istemine ilişkindir. ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile davacıların murisi ile davalıların ortağı oldukları ... Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki yoksun kalınan gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Eldeki dava ile ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile bozma ilamından sonra ıslah yapılamadığı için hüküm altına alınamayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile munzam zararın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, her iki talep yönünden de davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce sadece munzam zarar talebi yönünden bu talebin de zamanaşımına uğradığından bahisle hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle mahkeme hükmü bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddiyle birlikte dava konusu 74,22 TL maddi zarar talebinin zamanaşımına uğradığı yönünde verilen karar kesinleşmiştir. Bu nedenle, mahkemece 74,22 TL tazminatın tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmüne göre, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir. Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı).
818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir. Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan kısmının munzam zarar alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu suretle, munzam zararın 14,00 TL üzerinden değil, ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuyla belirlenen tüm bedel üzerinden hesaplanması doğru görülmemiş kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davacılar vekilinin katılma suretiyle temyiz isteminin incelenmesine gelince, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacılar vekiline 07/01/2016 günü, davalılar vekilinin temyiz dilekçesi ise 28/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm davacılar vekili tarafından HUMK 433 ncü maddesinde öngörülen katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 12/02/2016 tarihinde temyiz edilmiştir. 01/03/1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtayca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK 432/4 nci maddesi uyarınca davacılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358001100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz