Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7730 E. 2016/8878 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ aciz vesikası↗ güveni kötüye kullanma↗ kötüleme↗ yönetici sorumluluğu↗ acentelik sözleşmesi↗ şirket zararı↗ acentelik↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ iflas↗ menfi tespit↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket temsilcileri oldukları, iflas ve güveni kötüye kullanmak suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ... 336 ve devamı maddeleri gereği davalıların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar ... ve .. ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket alacaklısının şirket yöneticilerinin sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların, dava dışı anonim şirketin ortak ve yöneticileri oldukları, davacı ile dava dışı Tasfiye Halinde ...... AŞ arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp aciz vesikası aldığı, T.H. ...... AŞ tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile T.H. ...... AŞ'nin davacıya dava tarihi itibariyle 117.122,34 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, T.H. ...... AŞ hakkında ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/11139 E. 2009/80 K. sayılı karar ile verilen iflas kararının Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 2009/6921 E. 2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak ve davalı ... hakkında hileli iflas suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ...... AŞ'den alacağını tahsil edemediği, davacı vekilinin yönetici olan davalıların TTK'nın 336. maddesi gereği davacı müvekkilinin zararından sorumlu bulundukları iddiasıyla tazminat isteminde bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Zarar gören şirket alacaklılarının da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı ....'nın 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Uyuşmazlık konusu olayda T.H. ...... AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı anonim şirketinin zararına neden olan eylemlerdir. Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacının ise, dolaylı zararı kapsamındadır.
Bu durum karşısında, davacının açtığı davanın mülga 6762 sayılı ....'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, bu şekilde dava açılamayacağı dikkate alınıp, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
...-Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17716 E. 2015/2510 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · temsil
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Benzer bu karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · yönetim kayyımı · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · delil değerlendirmesi · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. maddeleri uyarınca davacı ortağın dava açma hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip taraf iddia ve «delillerinin değerlendirilmesi», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · uyuşmazlık konusu · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacağını tahsil edemediği, davacı vekilinin yönetici olan davalıların TTK'nın 336. maddesi gereği davacı müvekkilinin zararından sorumlu bulundukları iddiasıyla tazminat isteminde bulunduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK’nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, Şirketler Hukuku alanında uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı · sermaye artırımı · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · kâr payı · kusur
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu sorumluluk, «kusur» ilkesine dayanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · anonim şirket · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı «anonim şirketinin zararına» neden olan eylemlerdir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacıların dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen tek başına «temsil» ve ilzama yetkisi bulunduğu ileri sürülen davalı yöneticinin, dava dışı «anonim şirketi zararına» neden olan eylemlerdir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · sermaye artırımı · kesinlik sınırı · üçüncü kişi · alacak davası
Benzer bu karardaHer ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
1-Temyiz incelemesi bakımından halen yürürlüğünü koruyan 1086 sayılı HUMK'nın 427. maddesi uyarınca miktar ve değeri 1.000 TL' yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, 1.000 TL'lik «kesinlik sınırı» alacağın tamamına göre belirlenecektir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10385 E. 2016/8877 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · anonim şirket · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı «anonim şirketinin zararına» neden olan eylemlerdir.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · menfaat çatışması · kayyım tayini · şirket müdürlüğü · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · davadan feragat
Benzer bu karardaBu durumda somut olayın özellikleri ve «menfaat çatışması» sonucu doğuran hallerde davacı şirketin «temsili» konusundaki ilkeler dikkate alınarak davacı şirkete «kayyım tayin» edildikten sonra davacı şirket adına açılan dava yönünden bozma ilamında işaret edilen hususlar nazara alınmak suretiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şekilde davacı şirket adına açılan «davadan feragat» edilemeyeceği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bir «şirket müdürü» iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının «muvazalı» olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu «davadan feragat» edilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ... ile davalı ...'nin davacı şirketin ortağı ve münferit imza «yetkisine» sahip müdürü oldukları, işbu davanın dava davacı şirket ve şirket ortağı ... adına açıldığı, dava dilekçesinde davalının davacı şirketin tek taşınmazı olan dava konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin hem davacı şirketi ve hem davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile “tarafımıza” ödenmesi talebiyle açıldığı görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1412 E. 2010/12708 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · uyuşmazlık konusu · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacağını tahsil edemediği, davacı vekilinin yönetici olan davalıların TTK'nın 336. maddesi gereği davacı müvekkilinin zararından sorumlu bulundukları iddiasıyla tazminat isteminde bulunduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · sorumluluktan kurtulma · kâr payı dağıtımı · sermaye artırımı · rehin · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi
Benzer bu kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Zarar meydana gelmiş ise, «sorumluluktan kurtulabilmek» için yöneticiler veya denetçilerin «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2317 E. 2021/1708 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · uyuşmazlık konusu · anonim şirket · ek tasfiye · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacının ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · maddi hata · tasfiye memuru · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · teminat
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
TTK’nın 224. ve 445 nci maddelerinde «tasfiye memurlarının» görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı ve alacaklıların haklarının nasıl korunacağı açıklanmıştır.
Tasfiye memurunun davacının açtığı davalardan haberdar olmalarına rağmen, davacının alacağını «teminat» altına alması gerekirken almadığı iddiasının TTK’nın 224 ve 445 nci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7730 E. , 2016/8878 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen .../03/2015 tarih ve 2012/152-2015/115 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ... ve ..... vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen .../04/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... mirasçıları vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, müvekkili şirketin münfesih acentesi olan Tasfiye Halinde...... ..... Hizmetleri AŞ'nin yetkili ve hissedarları olduğunu, bahsi geçen şirket aleyhine prim alacağı sebebiyle iflas davası açıldığını, ....02.2012 tarihli 254.537,... TL aciz vesikası aldıklarını, müvekkili şirketin alacağını tahsil edemediğini, acente sıfatıyla tahsil edilen primlerin müvekkiline intikal ettirilmemesi nedeniyle davalılardan ... ile .... ....'ün cezalandırılmasına karar verildiğini, davalıların bu miktardan sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 254.537,... TL'nin aciz vesikası tanzim tarihi olan ....02.2012 tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket temsilcileri oldukları, iflas ve güveni kötüye kullanmak suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ... 336 ve devamı maddeleri gereği davalıların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar ... ve .. ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket alacaklısının şirket yöneticilerinin sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların, dava dışı anonim şirketin ortak ve yöneticileri oldukları, davacı ile dava dışı Tasfiye Halinde ...... AŞ arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp aciz vesikası aldığı, T.H. ...... AŞ tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile T.H. ...... AŞ'nin davacıya dava tarihi itibariyle 117.122,34 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, T.H. ...... AŞ hakkında ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/11139 E. 2009/80 K. sayılı karar ile verilen iflas kararının Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 2009/6921 E. 2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak ve davalı ...
hakkında hileli iflas suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ...... AŞ'den alacağını tahsil edemediği, davacı vekilinin yönetici olan davalıların TTK'nın 336. maddesi gereği davacı müvekkilinin zararından sorumlu bulundukları iddiasıyla tazminat isteminde bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Zarar gören şirket alacaklılarının da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı ....'nın 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Uyuşmazlık konusu olayda T.H. ...... AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı anonim şirketinin zararına neden olan eylemlerdir. Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacının ise, dolaylı zararı kapsamındadır.
Bu durum karşısında, davacının açtığı davanın mülga 6762 sayılı ....'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, bu şekilde dava açılamayacağı dikkate alınıp, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
...-Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan ....350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, .../.../2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/278477500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz