Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2317 E. 2021/1708 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ kötüleme↗ sorumluluk davası↗ maddi hata↗ tasfiye memuru↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ teminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, anonim şirket alacaklısının şirket yöneticileri ve tasfiye memuru aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
TTK’nın 224. ve 445 nci maddelerinde tasfiye memurlarının görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı ve alacaklıların haklarının nasıl korunacağı açıklanmıştır. Tasfiye memurunun davacının açtığı davalardan haberdar olmalarına rağmen, davacının alacağını teminat altına alması gerekirken almadığı iddiasının TTK’nın 224 ve 445 nci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Zarar gören şirket alacaklılarının yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı TTK'nın 309, 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Uyuşmazlık konusu olayda T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş’den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde, yargılama aşamalarındaki beyan ve dilekçelerinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olguların dolaylı zarar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının açtığı davanın sorumluluk davası olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacının ise kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, her ne kadar Dairemizin 06.12.2018 tarihli bozma ilamında dava dilekçesi kapsamı ve davacının beyanları nazara alındığında davacının, davalıların kasti ve kötüniyetli eylemleri ile dava dışı şirketin içini boşaltmak suretiyle kendisinin alacağına kavuşmasını engelledikleri iddiasının da bulunduğu, mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı ve ayrıca dava dışı T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş davada taraf olmayıp, karar başlığında taraf olarak gösterilmesinin de doğru olmadığı hususları bozma gerekçesi yapılmış ise de dava konusu zararın yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zarara ilişkin olup davacının dava konusu alacağın
kendisine ödenmesini talep etmiş olmasına göre mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmasının gerekmemesine ve dava dışı T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş’nin karar başlığında taraf olarak gösterilmesi maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekirken, yazılı gerekçe ile davacı yararına bozulmuş olduğundan, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.12.2018 tarih 2016/14405E. 2018/7684 K. Sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün açıklanan değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17716 E. 2015/2510 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme
İncelediğiniz karardaYönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının «dolaylı zararı» olarak sonuç doğurur.
Benzer bu karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların «dolaylı zararı» olarak sonuç doğurur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · yönetim kayyımı · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · delil değerlendirmesi · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davalı müdürün «şirketi zarara» uğrattığı ileri sürüldüğü gibi, yargılama sonucunda taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescili istenmektedir.
Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. maddeleri uyarınca davacı ortağın dava açma hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip taraf iddia ve «delillerinin değerlendirilmesi», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · uyuşmazlık konusu · anonim şirket · ek tasfiye · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacının ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · şirket zararı · acentelik · iflas
Benzer bu karardaAŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Dava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle «güveni kötüye kullanmak» ve davalı ... hakkında hileli «iflas» suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ......
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10385 E. 2016/8877 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · anonim şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Dava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · menfaat çatışması · kayyım tayini · şirket müdürlüğü · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · davadan feragat
Benzer bu karardaBu durumda somut olayın özellikleri ve «menfaat çatışması» sonucu doğuran hallerde davacı şirketin «temsili» konusundaki ilkeler dikkate alınarak davacı şirkete «kayyım tayin» edildikten sonra davacı şirket adına açılan dava yönünden bozma ilamında işaret edilen hususlar nazara alınmak suretiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şekilde davacı şirket adına açılan «davadan feragat» edilemeyeceği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bir «şirket müdürü» iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının «muvazalı» olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu «davadan feragat» edilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ... ile davalı ...'nin davacı şirketin ortağı ve münferit imza «yetkisine» sahip müdürü oldukları, işbu davanın dava davacı şirket ve şirket ortağı ... adına açıldığı, dava dilekçesinde davalının davacı şirketin tek taşınmazı olan dava konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin hem davacı şirketi ve hem davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile “tarafımıza” ödenmesi talebiyle açıldığı görülmektedir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · anonim şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Dava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, açıklanan zararlar, dava dışı «anonim şirketin» doğrudan, davacı ortakların ise, «dolaylı zararı» kapsamındadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · sermaye artırımı · şirket zararı · kesinlik sınırı · üçüncü kişi
Benzer bu karardaHer ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
… , eksik beyan edilen tutarın davacılara düşen kısının 41.103,48 TL olduğu, davalının, dava dışı şirket hesabından 2.461.21 TL kredi kartı borcunu ödediği, dava dışı «şirketin zararının» 181.064.69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 500.00 TL olmak üzere, 1.000.00 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsiline karar …
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, 1.000 TL'lik «kesinlik sınırı» alacağın tamamına göre belirlenecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · uyuşmazlık konusu · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK’nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, Şirketler Hukuku alanında uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı · sermaye artırımı · şirket zararı · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · kâr payı
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler veya denetçiler «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2317 E. , 2021/1708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2016 gün ve 2010/314 - 2016/317 sayılı kararı bozan Daire'nin 06.12.2018 gün ve 2016/14405 - 2018/7684 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkiye’de tenfizine karar verilen iki ayrı Uluslararası Ticaret Odası (ICC) hakem kararından doğan alacaklarını davalıların şirket defterine kaydetmediklerini, kanuna ve hukuka aykırı karar ve yöntemlerle kötü niyetli olarak şirketin tasfiyesini gerçekleştirdiklerini, tasfiyenin sonuçlanmış olması nedeniyle alacağın tahsilinin imkansız hale geldiğini ileri sürerek, Kadıköy 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2007 tarih 2007/504 E, 2007/745 K sayılı kararı ile tenfizine hükmedilen tenfiz kararı uyarınca; 227.557,63 $ dolar (15.05.2007 tarihine kadar işlemiş faiz ile birlikte) ve 15.05.2007 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsiline kadar işleyecek birinci hakem kararında hüküm altına alınan USD üzerinden Libor + %2 faiz oranı üzerinden temerrüt faiz, 15.702,00 TL mahkeme masraflarının karar tarihi olan 04.12.007 tarihinden itibaren tahsiline kadar işleyecek yasal faiz, 17.931,16 TL vekalet ücreti ve 04.12.2007 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsiline kadar işleyecek yasal faiz, Kadıköy 2.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2009 tarihli 2008/576 esas, 2008/871 karar sayılı kararıyla tenfize hükmedilen 26.10.2007 tarihli ikinci hakem kararı uyarınca ve anılan tenfiz kararı uyarınca;
3. 624.915,41 $ dolar (30.09.2007 tarihine kadar işlemiş faiz ile birlikte) ve tahsil tarihine kadar işleyecek USD üzerinden Libor +%2 faiz ile birlikte, diğer masraflar için 46.428,16 Sterlin ve 411.240,34 RM 30.09.2007 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsiline kadar işleyecek ek nihai hükmünde hüküm altına alınan Libor+ %2 faiz oranı üzerinden temerrüt faizi, 63,783,50 TL mahkeme masraflarının karar tarihi 09.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz, 470,50 TL mahkeme masraflarının karar tarihi 09.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz, 58.871,36 TL vekalet ücreti ve 09.11.2009 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsiline kadar işleyecek yasal faizin müşterek ve müteselsil sorumlu davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ile tasfiye memurundan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, anonim şirket alacaklısının şirket yöneticileri ve tasfiye memuru aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
TTK’nın 224. ve 445 nci maddelerinde tasfiye memurlarının görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı ve alacaklıların haklarının nasıl korunacağı açıklanmıştır. Tasfiye memurunun davacının açtığı davalardan haberdar olmalarına rağmen, davacının alacağını teminat altına alması gerekirken almadığı iddiasının TTK’nın 224 ve 445 nci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Zarar gören şirket alacaklılarının yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı TTK'nın 309, 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Uyuşmazlık konusu olayda T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş’den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde, yargılama aşamalarındaki beyan ve dilekçelerinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olguların dolaylı zarar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının açtığı davanın sorumluluk davası olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacının ise kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, her ne kadar Dairemizin 06.12.2018 tarihli bozma ilamında dava dilekçesi kapsamı ve davacının beyanları nazara alındığında davacının, davalıların kasti ve kötüniyetli eylemleri ile dava dışı şirketin içini boşaltmak suretiyle kendisinin alacağına kavuşmasını engelledikleri iddiasının da bulunduğu, mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı ve ayrıca dava dışı T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic.
A.Ş davada taraf olmayıp, karar başlığında taraf olarak gösterilmesinin de doğru olmadığı hususları bozma gerekçesi yapılmış ise de dava konusu zararın yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zarara ilişkin olup davacının dava konusu alacağın
kendisine ödenmesini talep etmiş olmasına göre mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmasının gerekmemesine ve dava dışı T.H. Dereli Yatçılık ve Gemi Yapım San.ve Tic. A.Ş’nin karar başlığında taraf olarak gösterilmesi maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekirken, yazılı gerekçe ile davacı yararına bozulmuş olduğundan, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.12.2018 tarih 2016/14405E. 2018/7684 K. Sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün açıklanan değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.12.2018 tarih 2016/14405 E. 2018/7684 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçeyle ONANMASINA, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davalılara iadesine, 25/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/655789800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz