Kusursuzluk ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1412 E. 2010/12708 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı↗ doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ kötüleme↗ sorumluluktan kurtulma↗ kâr payı dağıtımı↗ sermaye artırımı↗ rehin↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ üçüncü kişi↗ hamil↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ husumet↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ...Ş'de 6520 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 13.040,00 YTL olduğu, ayrıca davacının davalı olarak gösterdiği şirket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin hamiline yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr payı dağıtmadığı, kâr payı dağıtılacağına dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık pay defterinde böyle bir kayda rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre hisse senedi karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık payının tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve dolaylı zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının tespiti ve tescili ile birlikte davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarara neden olduğundan bahisle tazminat da talep etmiştir.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, sorumluluktan kurtulabilmek için yöneticiler veya denetçilerin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK'nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; sermaye artırımında yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya üçüncü kişinin ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir. TTK'nun 336/5 nci maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut olayda davacı vekili, ayrıca davalı yönetici ve denetçilerin neden olduğu doğrudan doğruya hemde dolaylı zarar karşılığını talep etmiştir. Bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Ancak, anılan davalılara yönelik hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, doğru değerlendirmeler de içermemektedir. Davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirkette çeşitli dönemlerde yöneticilik ve denetçilik yaptıkları hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, hem doğrudan hem de dolaylı zararının tahsilini isterken dava dilekçesinde istenilen 5.500.00 YTL tazminatın ne kadarının doğrudan ne kadarının ise dolaylı zarar olduğunu açıklamadığı gibi, davalı gerçek kişilerin hangi eylemlerinin zarara neden olduğu net bir şekilde ifade edilmemiş, mahkemece de dava dilekçesi açıklattırılmamıştır. Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin yasa ve ana sözleşme ile üzerlerine düşen yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, suç teşkil edecek eylemlerde de bulunduklarını iddia etmiştir. Gerçek kişi davalılar hakkında davacının bir takım iddialarını da kapsar eylemlerinden dolayı ceza davası açılmış, bu davadan beraat ettikleri anlaşılmıştır. Ancak, davacı ve başka ortakların müdahil olarak katıldığı ceza dosyası kesinleşmemiş, temyiz aşamasında olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, davalı gerçek kişilerle ilgili olan, davacının doğrudan veya dolaylı zararının muhtemel nedeni olabilecek ve iş bu davayı etkileyebilecek ceza davasının kesinleşmesinin beklenilmemesi de doğru görülmemiştir. O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının doğrudan zarar olarak kendisi adına ne kadarının ise dolaylı zarar olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · sermaye artırımı · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · şirket zararı
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1414 E. 2010/12617 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · sorumluluktan kurtulma · kâr payı dağıtımı · sermaye artırımı · rehin · dava şartı
İncelediğiniz kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Zarar meydana gelmiş ise, «sorumluluktan kurtulabilmek» için yöneticiler veya denetçilerin «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Benzer bu kararda… mece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın, davalı Kombassan inşaat Tarım Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'ne ortak olunmasından ve ortaklık «hisse senedi» satın alınması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine yönelik olduğu, davacının davalı Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş'nde 3060 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 18.360,00 YTL olduğu, ayrıca davacının davalı olarak gösterdiği şirket dışında Kombassan Holding A.Ş'nin de ortağı olup, 20 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 40,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına «kar payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, davacının talep ettiği miktarın davalı defterlerinde gözükmediği,davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde zarar tazmini olarak bu davayı açtığını belirtmiş ise de, müvekkilinin davalı şirketin ortağı bulunduğunu kabul etmekte, dava dilekçesinde açıkça olmasa bile ortaklık payı ile ilgili hisse senetlerinden kaynaklanan zarar bedelinin tahsilini ve dolayısıyla elindeki hisse senetlerini ortağı bulunduğu şirkete vererek bedelini istemekte olduğu,dava dilekçesinde davacı vekili birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre dava, mahkemece hisse senedi karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olarak nitelendirildiği ve kabul edildiği, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği,bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitler hükümsüz olduğu, yine TTK'nun 405. maddesine göre de; pay sahiplerinin «tasfiye» payına mütealik hakları mahfuz olup, sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davacının, davalı Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortağı olup, şirkete ödemiş olduğu bedeli hisse senetleri karşılığı talep edemeyeceği, ancak «şirketin tasfiyesi» sonucunda payına düşen miktarı isteyebileceği, kaldı ki şirketin kâr etmediği, kâr payı dağıtımına dair bir genel kurul kararı alınmadığı, bu itibarla davalılardan şirket aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılardan tazminat veya alacak namı altında bir bedel istenemeyeceğinden diğer davalılar aleyhine açılan davanın da «husumetten» reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davalılardan Kombassan İnşaat Tarım Sanayi İşletmeleri Tic.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ancak, dava dilekçesinde istenilen 5.500.00 YTL tazminatın ne kadarının doğrudan ne kadarının ise «dolaylı zarar» olduğu açıklanmadığı gibi, davalı gerçek kişilerin hangi eylemlerinin zarara neden olduğu dava dilekçesinde ve özellikle 22.02.2007 ve 15.05.2007 tarihli dilekçelerinde ve rapora 17.08.2007 tarihli itiraz dilekçesinde açıklanmış, bazı «delillerin toplanması» istenilmiş ise de, hangilerinin dolaylı, hangilerinin «doğrudan zarara» neden eylemler olduğu ayrımı yapılmamış ve bu açıklanmamıştır.Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin yasa ve ana sözleşme ile üzerlerine düşen yükümlülüklerini ihla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · bedel iadesi · sorumluluk davası · şirketin tasfiyesi · kar payı · müteselsil sorumluluk · dolandırıcılık · ifa
Benzer bu kararda… mece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın, davalı Kombassan inşaat Tarım Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'ne ortak olunmasından ve ortaklık «hisse senedi» satın alınması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine yönelik olduğu, davacının davalı Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş'nde 3060 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 18.360,00 YTL olduğu, ayrıca davacının davalı olarak gösterdiği şirket dışında Kombassan Holding A.Ş'nin de ortağı olup, 20 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 40,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına «kar payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, davacının talep ettiği miktarın davalı defterlerinde gözükmediği,davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde zarar tazmini olarak bu davayı açtığını belirtmiş ise de, müvekkilinin davalı şirketin ortağı bulunduğunu kabul etmekte, dava dilekçesinde açıkça olmasa bile ortaklık payı ile ilgili hisse senetlerinden kaynaklanan zarar bedelinin tahsilini ve dolayısıyla elindeki hisse senetlerini ortağı bulunduğu şirkete vererek bedelini istemekte olduğu,dava dilekçesinde davacı vekili birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre dava, mahkemece hisse senedi karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olarak nitelendirildiği ve kabul edildiği, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği,bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitler hükümsüz olduğu, yine TTK'nun 405. maddesine göre de; pay sahiplerinin «tasfiye» payına mütealik hakları mahfuz olup, sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davacının, davalı Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortağı olup, şirkete ödemiş olduğu bedeli hisse senetleri karşılığı talep edemeyeceği, ancak «şirketin tasfiyesi» sonucunda payına düşen miktarı isteyebileceği, kaldı ki şirketin kâr etmediği, kâr payı dağıtımına dair bir genel kurul kararı alınmadığı, bu itibarla davalılardan şirket aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılardan tazminat veya alacak namı altında bir bedel istenemeyeceğinden diğer davalılar aleyhine açılan davanın da «husumetten» reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davalılardan Kombassan İnşaat Tarım Sanayi İşletmeleri Tic.
Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkin olarak açılmış ise de,davacı vekili, 22.02.2007 ve 17.08.2007 tarihli dilekçelerinde,davanın tespit ve hisse «bedellerinin iadesi» değil,yönetici ve denetçi olan davalılar için «sorumluluk davası» olduğunu ileri sürmüş olup,temyiz itirazları da sadece sorumluluk davasına ilişkindir.
Kural olarak yönetim ve denetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlar ise de, anılan 336 ncı ve 359 ncu maddedeki hallerde şirkete, şirket ortaklarına ve şirket alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Yöneticiler ve denetçiler görevlerini «ifa» sırasındaki zararın «kusur» ile işlendiği karinesinin aksini ispat etmedikçe 338 nci ve 359 ncu maddesi gereğince «sorumluluktan kurtulamazlar».Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:kusursuzluk ispatı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · kâr payı dağıtımı · sermaye artırımı · üçüncü kişi · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Her ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · kar payı · şirket zararı · kesinlik sınırı · alacak davası · anonim şirket · temsil · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacıların dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen tek başına «temsil» ve ilzama yetkisi bulunduğu ileri sürülen davalı yöneticinin, dava dışı «anonim şirketi zararına» neden olan eylemlerdir.
Her ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
… , eksik beyan edilen tutarın davacılara düşen kısının 41.103,48 TL olduğu, davalının, dava dışı şirket hesabından 2.461.21 TL kredi kartı borcunu ödediği, dava dışı «şirketin zararının» 181.064.69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 500.00 TL olmak üzere, 1.000.00 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsiline karar …
Davalı vekilinin temyiz istemi, hükmün davalı itibariyle «kesin» olduğu gerekçesiyle mahkemece ek karar ile reddedilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usuli eksikliğin gideril …
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · uyuşmazlık konusu · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacağını tahsil edemediği, davacı vekilinin yönetici olan davalıların TTK'nın 336. maddesi gereği davacı müvekkilinin zararından sorumlu bulundukları iddiasıyla tazminat isteminde bulunduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · şirket zararı · acentelik · anonim şirket
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
AŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı «anonim şirketinin zararına» neden olan eylemlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/1412 E. , 2010/12708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/04/2008 tarih ve 2006/726-2008/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı bulunduğunu, diğer davalıların ise davalı şirketin çeşitli dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduğunu, kamu oyuna yansımış bir çok eylem ve işlemlerle davalı şirketi zarara uğrattıklarını, ortaklık senetlerinin ilk çıkışında bile şekil şartlarına uymadıklarını, senetlerdeki nominal değer ile hisse senedi ihraç primlerinin anormal şekilde farklı olduğunu, müvekkilinin doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğratıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketteki paydaşlığı ve paydaşlık oranının tescili ve tespiti ile iş bu tarihte yedinde bulunmayan yasal şartlara haiz senetlerin verilmesini, müvekkilinin tespit edilecek paydaşlık oranları doğrultusunda doğrudan ve dolayı 5.500,00 YTL zararının davalıların sorumlulukları nispetinde davalılardan müteselsilen ve müştereken ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının şirket ortağı olduğunu, şirket hisselerinin kendisine verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ...Ş'de 6520 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 13.040,00 YTL olduğu, ayrıca davacının davalı olarak gösterdiği şirket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin hamiline yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr payı dağıtmadığı, kâr payı dağıtılacağına dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık pay defterinde böyle bir kayda rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre hisse senedi karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329.
maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık payının tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve dolaylı zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının tespiti ve tescili ile birlikte davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarara neden olduğundan bahisle tazminat da talep etmiştir.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, sorumluluktan kurtulabilmek için yöneticiler veya denetçilerin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir.
Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.
Ancak, ortak TTK'nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; sermaye artırımında yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya üçüncü kişinin ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
TTK'nun 336/5 nci maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut olayda davacı vekili, ayrıca davalı yönetici ve denetçilerin neden olduğu doğrudan doğruya hemde dolaylı zarar karşılığını talep etmiştir. Bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Ancak, anılan davalılara yönelik hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, doğru değerlendirmeler de içermemektedir. Davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirkette çeşitli dönemlerde yöneticilik ve denetçilik yaptıkları hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, hem doğrudan hem de dolaylı zararının tahsilini isterken dava dilekçesinde istenilen 5.500.00 YTL tazminatın ne kadarının doğrudan ne kadarının ise dolaylı zarar olduğunu açıklamadığı gibi, davalı gerçek kişilerin hangi eylemlerinin zarara neden olduğu net bir şekilde ifade edilmemiş, mahkemece de dava dilekçesi açıklattırılmamıştır.
Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin yasa ve ana sözleşme ile üzerlerine düşen yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, suç teşkil edecek eylemlerde de bulunduklarını iddia etmiştir. Gerçek kişi davalılar hakkında davacının bir takım iddialarını da kapsar eylemlerinden dolayı ceza davası açılmış, bu davadan beraat ettikleri anlaşılmıştır. Ancak, davacı ve başka ortakların müdahil olarak katıldığı ceza dosyası kesinleşmemiş, temyiz aşamasında olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, davalı gerçek kişilerle ilgili olan, davacının doğrudan veya dolaylı zararının muhtemel nedeni olabilecek ve iş bu davayı etkileyebilecek ceza davasının kesinleşmesinin beklenilmemesi de doğru görülmemiştir. O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının doğrudan zarar olarak kendisi adına ne kadarının ise dolaylı zarar olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046988500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz