Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10385 E. 2016/8877 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürlüğü↗ menfaat çatışması↗ kayyım tayini↗ doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ kötüleme↗ şirket müdürlüğü↗ kayyım↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ davadan feragat↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ anonim şirket↗ içtihadı birleştirme kararı↗ feragat↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davalı ... tarafından çekilen kredinin ihale bedelinin ödenmesi için kullandığının davalı tarafından ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazın davalı tarafından dava dışı ................. .... .. ... Şti'ye satış tarihi itibariyle hesaplanacak bedelin davacı ...'un şirketteki .../... ortaklık hissesi üzerinden davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, taşınmazın tapuda dava dışı ................. ... ..... Şti'ye satış tarihi olan .../01/2010 tarihindeki değerinin ....725.760,00 TL olduğu, davacı ...'un şirketteki .../... hisse payı dikkate alınarak davacının davasının talebine bağlı kalınarak 600.000,00 TL üzerinden kabulü gerektiği kanaatiyle “davanın kısmen kabulüne, davacının hissesi oranında 600.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın 250.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 350.000,00 TL'sine ise ıslah tarihi olan 30/.../2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına” karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
...-Dava, davacı limited şirketin yetkilisi olan davalının, şirketi ve şirketin ortağı bulunan davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ... ile davalı ...'nin davacı şirketin ortağı ve münferit imza yetkisine sahip müdürü oldukları, işbu davanın dava davacı şirket ve şirket ortağı ... adına açıldığı, dava dilekçesinde davalının davacı şirketin tek taşınmazı olan dava konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin hem davacı şirketi ve hem davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile “tarafımıza” ödenmesi talebiyle açıldığı görülmektedir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun anonim şirketlerin yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak ......'nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde müdürlerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. ......'nın 336/.... maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut uyuşmazlıkta davalı müdürün davacı şirket yanında davacı ortak ...'u da zarara uğrattığı ileri sürülmüş ise de dava dilekçesi içeriği itibariyle dava konusu edilen zararın davacı ... yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde açıklanan zarar, davacı şirketin doğrudan, davacı ...'un ise dolaylı zararı kapsamındadır.
.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı ...'un açtığı davanın mülga 6762 sayılı ......'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak davacı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacı ...'un kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını isteyemeceği nazara alınıp davacı ...'un açtığı davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan davacı ...'un payına göre değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
...-Öte yandan dava dosyasındaki ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı şirketin ... ve ... olmak üzere iki ortaklı bir limited şirket olduğu, her iki ortağın da münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır. İşbu dava davacı şirket adına ortak-müdür ... tarafından açılmıştır. Davalı tarafta ise diğer ortak-müdür ... bulunmaktadır. Dava dilekçesinde davalının şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiştir.
Davalı ... şirket temsilcisi sıfatıyla verdiği 30.....2014 tarihli dilekçesi ile davacı şirket adına açılan davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Karşı taraf vekili ise 30.....2014 tarihli duruşmada ve 09.04.2015 tarihli dilekçesinde davalı ...'nin davacı şirket adına açılan davadan feragatının geçersiz olduğunu belirtmiştir.
Bir şirket müdürü iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının muvazalı olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu davadan feragat edilmiştir. Böylece davacı şirketi tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş ayrılığı oluşmuş bulunmaktadır. Bu durumda somut olayın özellikleri ve menfaat çatışması sonucu doğuran hallerde davacı şirketin temsili konusundaki ilkeler dikkate alınarak davacı şirkete kayyım tayin edildikten sonra davacı şirket adına açılan dava yönünden bozma ilamında işaret edilen hususlar nazara alınmak suretiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şekilde davacı şirket adına açılan davadan feragat edilemeyeceği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile talep edilmiş, bozmadan sonra 30.....2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 600.000 TL'nin tahsili istenmiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04.02.1948 günlü, .../... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre de) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, ıslah ile artırılan miktarın bu nedenle reddine karar verilmek gerekirken bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
...-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17716 E. 2015/2510 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Dava dilekçesinde davalının şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilmiştir.
Bir «şirket müdürü» iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının «muvazalı» olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu «davadan feragat» edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · yönetim kayyımı · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · delil değerlendirmesi · taraf ehliyeti · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. maddeleri uyarınca davacı ortağın dava açma hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip taraf iddia ve «delillerinin değerlendirilmesi», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · anonim şirket · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
AŞ'den alacaklı olduğunu iddia eden davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen yönetici konumunda olan davalıların dava dışı «anonim şirketinin zararına» neden olan eylemlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · acentelik · uyuşmazlık konusu · iflas
Benzer bu karardaAŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Dava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle «güveni kötüye kullanmak» ve davalı ... hakkında hileli «iflas» suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ......
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5 E. 2012/20733 K.
Ortak:dolaylı zarar · kötüleme · şirket müdürü · şirket zararı · anonim şirket · limited şirket · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
… ..'un payına göre değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. ...-Öte yandan dava dosyasındaki «ticaret sicil» kayıtları incelendiğinde davacı şirketin ... ve ... olmak üzere iki ortaklı bir «limited şirket» olduğu, her iki ortağın da münferiden şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaYöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Şti.’nin yarı oranında ortakları olup, davalı ... aynı zamanda anılan «şirketin müdürü» sıfatıyla şirketi tek başına «temsil» ve ilzama yetkilidir.
TTK’nun «limited şirketlere» ilişkin düzenlediği hükümler arasında “Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar” başlığını «taşıyan» 556. maddesinde, «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» hakkında «anonim şirketlerin» bu konudaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · malvarlığına ilişkin dava · tazminat davası · havale · taşıyan
Benzer bu karardaTTK’nun «limited şirketlere» ilişkin düzenlediği hükümler arasında “Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar” başlığını «taşıyan» 556. maddesinde, «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» hakkında «anonim şirketlerin» bu konudaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen 01.06.2010 «havale» tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... yönünden davanın reddine, 33.600,00 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, davalı yöneticinin şirket «malvarlığını» azaltıcı eylemlerde bulunduğunu, «şirketi zarar» etmiş gibi göstererek kendi malvarlığını çoğalttığını ileri sürdüğü davada şirketin doğrudan, kendisinin ise dolaylı olarak yani şirkete verildiği iddia olunan zarardan dolayı uğradığı zararın tazminini istemiştir.
Limited şirket yöneticileri hakkında da geçerli olan bu hükümler uyarınca şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının «tazminat davası» açma hakkını düzenleyen TTK’nun 340. maddesinde 309. maddeye yapılan atıf uyarınca hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerekmektedir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · üçüncü kişi · kâr payı · cy/cy kaydı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Şti'ye satış tarihi olan .../01/2010 tarihindeki değerinin ....725.760,00 TL olduğu, davacı ...'un şirketteki .../... hisse «payı» dikkate alınarak davacının davasının talebine bağlı kalınarak 600.000,00 TL üzerinden kabulü gerektiği kanaatiyle “davanın kısmen kabulüne, davacının hissesi oranında 600.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın 250.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 350.000,00 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 30/.../2014 tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına” karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ... ile davalı ...'nin davacı şirketin ortağı ve münferit imza «yetkisine» sahip müdürü oldukları, işbu davanın dava davacı şirket ve şirket ortağı ... adına açıldığı, dava dilekçesinde davalının davacı şirketin tek taşınmazı olan dava konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin hem davacı şirketi ve hem davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile “tarafımıza” ödenmesi talebiyle açıldığı görülmektedir.
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı · sermaye artırımı · hisse senedi · pay defteri · uyuşmazlık konusu · kusur · husumet
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Bu sorumluluk, «kusur» ilkesine dayanmaktadır.
Başka bir anlatımla, «kusur» yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir.
Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler veya denetçiler «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10385 E. , 2016/8877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/04/2015 tarih ve 2014/513-2015/118 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05/04/2016 günü hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ... ve davalının müvekkili şirketi münferiden temsile yetkili olduklarını, müvekkili şirketin ... Belediyesi’nce yapılan ihaleye katılarak 30.....2004 tarihli encümen kararı ile 128.000,00 TL bedelle bir taşınmaz satın aldığını, davalının şirketin tek taşınmazı olan bu taşınmazı ....05.2010 tarihinde üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı olarak sattığını, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığını, satışa konu taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin ....500.000,00 TL olduğunu, satın alan kişinin de iyiniyetli olmadığını, davalının eyleminin şirketi ve davacı diğer ortağı zarara uğrattığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep etmiş, davacı ...
vekili, bozmadan sonra 30.....2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 600.000 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacı şirkete ihale edilmesinden sonra ihale bedelinin ödenmesinde sorun çıkınca müvekkilinin taşınmazı kendilerinden satın almak isteyen dava dışı ................. Mobilya Ltd. Şti. ile görüşerek ....01.2005 tarihli harici sözleşme ile sattığını, bu sözleşmeye göre ihale bedeli dava dışı ................. Mobilya Ltd. Şti. tarafından ödendikten sonra taşınmazın bu şirkete devrinin kararlaştırıldığını, ihale bedelinin ödenmesi için müvekkili adına ....... A.Ş’den çekilen krediye dava dışı şirketin kefil olduğunu, bu kredinin tüm taksitlerinin dava dışı şirket tarafından ödendiğini, satış sözleşmesinden sonra taşınmazın zilyetliğinin de bu şirkete devredildiğini, ihale bedelinin davacı şirketin kazancıyla ödendiğini davacıların şirket defter ve kayıtları ile ispat etmesi gerektiğini, taşınmazın alındığı tarihler itibariyle şirket defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davalı ... tarafından çekilen kredinin ihale bedelinin ödenmesi için kullandığının davalı tarafından ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazın davalı tarafından dava dışı ................. .... .. ... Şti'ye satış tarihi itibariyle hesaplanacak bedelin davacı ...'un şirketteki .../... ortaklık hissesi üzerinden davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, taşınmazın tapuda dava dışı ................. ... ..... Şti'ye satış tarihi olan .../01/2010 tarihindeki değerinin ....725.760,00 TL olduğu, davacı ...'un şirketteki .../... hisse payı dikkate alınarak davacının davasının talebine bağlı kalınarak 600.000,00 TL üzerinden kabulü gerektiği kanaatiyle “davanın kısmen kabulüne, davacının hissesi oranında 600.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın 250.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 350.000,00 TL'sine ise ıslah tarihi olan 30/.../2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına” karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
...-Dava, davacı limited şirketin yetkilisi olan davalının, şirketi ve şirketin ortağı bulunan davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ... ile davalı ...'nin davacı şirketin ortağı ve münferit imza yetkisine sahip müdürü oldukları, işbu davanın dava davacı şirket ve şirket ortağı ... adına açıldığı, dava dilekçesinde davalının davacı şirketin tek taşınmazı olan dava konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin hem davacı şirketi ve hem davacı ...'u zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile “tarafımıza” ödenmesi talebiyle açıldığı görülmektedir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun anonim şirketlerin yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak ......'nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde müdürlerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. ......'nın 336/.... maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut uyuşmazlıkta davalı müdürün davacı şirket yanında davacı ortak ...'u da zarara uğrattığı ileri sürülmüş ise de dava dilekçesi içeriği itibariyle dava konusu edilen zararın davacı ... yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde açıklanan zarar, davacı şirketin doğrudan, davacı ...'un ise dolaylı zararı kapsamındadır.
.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı ...'un açtığı davanın mülga 6762 sayılı ......'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak davacı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açabileceği, davacı ...'un kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını isteyemeceği nazara alınıp davacı ...'un açtığı davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan davacı ...'un payına göre değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
...-Öte yandan dava dosyasındaki ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı şirketin ... ve ... olmak üzere iki ortaklı bir limited şirket olduğu, her iki ortağın da münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır. İşbu dava davacı şirket adına ortak-müdür ... tarafından açılmıştır. Davalı tarafta ise diğer ortak-müdür ... bulunmaktadır. Dava dilekçesinde davalının şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiştir.
Davalı ... şirket temsilcisi sıfatıyla verdiği 30.....2014 tarihli dilekçesi ile davacı şirket adına açılan davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Karşı taraf vekili ise 30.....2014 tarihli duruşmada ve 09.04.2015 tarihli dilekçesinde davalı ...'nin davacı şirket adına açılan davadan feragatının geçersiz olduğunu belirtmiştir.
Bir şirket müdürü iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının muvazalı olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu davadan feragat edilmiştir. Böylece davacı şirketi tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş ayrılığı oluşmuş bulunmaktadır. Bu durumda somut olayın özellikleri ve menfaat çatışması sonucu doğuran hallerde davacı şirketin temsili konusundaki ilkeler dikkate alınarak davacı şirkete kayyım tayin edildikten sonra davacı şirket adına açılan dava yönünden bozma ilamında işaret edilen hususlar nazara alınmak suretiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şekilde davacı şirket adına açılan davadan feragat edilemeyeceği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 250.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile talep edilmiş, bozmadan sonra 30.....2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 600.000 TL'nin tahsili istenmiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04.02.1948 günlü, .../... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre de) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, ıslah ile artırılan miktarın bu nedenle reddine karar verilmek gerekirken bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
...-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (...) ve (...) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan ....350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, .../.../2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/278387600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz