Dava açma ehliyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17716 E. 2015/2510 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava açma ehliyeti↗ yönetim kayyımı↗ doğrudan zarar↗ kat karşılığı inşaat sözleşmesi↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ delil değerlendirmesi↗ kötüleme↗ kayyım↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi temsile yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılarak yönetiminin kayyıma devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma ihbar ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ortağı bulunduğu ...'nin eski müdürü olan davalı hakkında dava konusu edilen eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı
TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 309. ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır. 6762 Sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca, şirket yöneticisinin eylemlerinden dolayısıyla zarar gördüğünü iddia eden pay sahiplerinin dava hakları vardır. Davacı, müdür olarak atanan davalı P.. S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin muvazalı işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla şirketin zararına neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK'nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde müdürlerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 336/5. maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut uyuşmazlıkta davalı müdürün şirketi zarara uğrattığı ileri sürüldüğü gibi, yargılama sonucunda taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescili istenmektedir. Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. maddeleri uyarınca davacı ortağın dava açma hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip taraf iddia ve delillerinin değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · temsil
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · acentelik · uyuşmazlık konusu · anonim şirket
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
AŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
Davalıların, dava dışı «anonim şirketin» ortak ve yöneticileri oldukları, davacı ile dava dışı Tasfiye Halinde ......
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10385 E. 2016/8877 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · kayyım · muvazaa · şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Benzer bu karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Dava dilekçesinde davalının şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle «muvazaalı» olarak sattığı, satıştan elde ettiği geliri de şirket hesabına aktarmadığı, davalının eyleminin «şirketi zarara» uğrattığı iddia edilmiştir.
Bir «şirket müdürü» iradesiyle şirket adına söz konusu taşınmaz satışının «muvazalı» olduğu iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu «davadan feragat» edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · menfaat çatışması · kayyım tayini · şirket müdürlüğü · davadan feragat · anonim şirket · feragat · limited şirket
Benzer bu karardaSomut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ....'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Bu durumda somut olayın özellikleri ve «menfaat çatışması» sonucu doğuran hallerde davacı şirketin «temsili» konusundaki ilkeler dikkate alınarak davacı şirkete «kayyım tayin» edildikten sonra davacı şirket adına açılan dava yönünden bozma ilamında işaret edilen hususlar nazara alınmak suretiyle işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şekilde davacı şirket adına açılan «davadan feragat» edilemeyeceği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davalı ... şirket «temsilcisi» sıfatıyla verdiği 30.....2014 tarihli dilekçesi ile davacı şirket adına açılan «davadan feragat» ettiğini bildirmiştir.
Karşı taraf vekili ise 30.....2014 tarihli duruşmada ve 09.04.2015 tarihli dilekçesinde davalı ...'nin davacı şirket adına açılan «davadan feragatının» «geçersiz» olduğunu belirtmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6052 E. 2013/21951 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · üçüncü kişi · temsil
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut uyuşmazlıkta davacıların dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olgular tamamen tek başına «temsil» ve ilzama yetkisi bulunduğu ileri sürülen davalı yöneticinin, dava dışı «anonim şirketi zararına» neden olan eylemlerdir.
… , eksik beyan edilen tutarın davacılara düşen kısının 41.103,48 TL olduğu, davalının, dava dışı şirket hesabından 2.461.21 TL kredi kartı borcunu ödediği, dava dışı «şirketin zararının» 181.064.69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 500.00 TL olmak üzere, 1.000.00 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsiline karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · sermaye artırımı · kesinlik sınırı · alacak davası · anonim şirket
Benzer bu karardaHer ne kadar davacılar davalarını mülga 6762 sayılı TTK'nın 336/2. maddesine dayandırdığını açıklamışlar ise de dava dışı «anonim şirket» genel kurulunda esasen «kar payı dağıtılmasına» da karar verilmiş değildir.
1-Temyiz incelemesi bakımından halen yürürlüğünü koruyan 1086 sayılı HUMK'nın 427. maddesi uyarınca miktar ve değeri 1.000 TL' yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, 1.000 TL'lik «kesinlik sınırı» alacağın tamamına göre belirlenecektir.
2-Dava, davalının yönetici bulunduğu dava dışı «anonim şirketin» ortağı bulunan davacıların zarara uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket zararı · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK’nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, Şirketler Hukuku alanında uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı · sermaye artırımı · hisse senedi · pay defteri · uyuşmazlık konusu · kâr payı · kusur
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu sorumluluk, «kusur» ilkesine dayanmaktadır.
Başka bir anlatımla, «kusur» yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2563 E. 2014/10382 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · şirket müdürü · şirket zararı · üçüncü kişi · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi «temsile» yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla «şirket müdürlerinin» «yetkisinin» kaldırılarak «yönetiminin kayyıma» devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma «ihbar» ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin «muvazalı» işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla «şirketin zararına» neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
2-Dava, tarafların yarı oranda ortak oldukları dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların, dava dışı «limited şirkette» yarı oranda ortak olduğu, davalının, 19.04.1999 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile 5 yıllığına şirketi tek başına «temsil» ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı, şirketin gece kulubü ve bar işletilmesi alanında faaliyet gösterdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sponsorluk sözleşmesi · limited şirket müdürlüğü · limited şirket müdürü · müşteri portföyü · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ara karar · zamanaşımı def'i
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak bulunduğu «limited şirketin» 19.04.1999 tarihinde yapılan «ortaklar kurulu» toplantısında davalının 5 yıllığına müdür tayin edildiği, GODET ibaresinin dava dışı şirkete ait marka olduğuna dair kanıt sunulmadığı, "RED ROOM" sözcüklerinden oluşan şekil ibareli markanın şirket adına tescilli bulunduğu, şirketin Kasım 2006 tarihinden itibaren işçi çalıştırmadığı, 2004 yılı dışında zarar ettiği, «defterlerin» usulune uygun tutulmadığı, faaliyetine «ara» vermesinden sonra şirkete ait vergi levhasının, demirbaşların ve «müşteri portföyü» ile GODET ve RED ROOM isimlerini kullanmaya devam ettiği hususlarının belge ve kayıtlar üzerinden belirlenemediği, ancak davalının gelir getirmesi amacıyla demirba …
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi göndermesi nedeniyle aynı Kanunun «anonim şirketlerin» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «limited şirket müdürleri», bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
2-Dava, tarafların yarı oranda ortak oldukları dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların, dava dışı «limited şirkette» yarı oranda ortak olduğu, davalının, 19.04.1999 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile 5 yıllığına şirketi tek başına «temsil» ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı, şirketin gece kulubü ve bar işletilmesi alanında faaliyet gösterdiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2317 E. 2021/1708 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme
İncelediğiniz karardaMüdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların «dolaylı zararı» olarak sonuç doğurur.
Benzer bu karardaYönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının «dolaylı zararı» olarak sonuç doğurur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · maddi hata · tasfiye memuru · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · teminat
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» alacaklısının şirket yöneticileri ve «tasfiye memuru» aleyhine açtığı sorumluluk davasıdır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyeleri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur (6762 sayılı TTK’nın 309, 336, 340 maddeleri).
TTK’nın 224. ve 445 nci maddelerinde «tasfiye memurlarının» görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı ve alacaklıların haklarının nasıl korunacağı açıklanmıştır.
Tasfiye memurunun davacının açtığı davalardan haberdar olmalarına rağmen, davacının alacağını «teminat» altına alması gerekirken almadığı iddiasının TTK’nın 224 ve 445 nci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17716 E. , 2015/2510 K.
"İçtihat Metni"
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/01/2013 tarih ve 2013/27-2013/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...'nin ortağı olduğunu, davalı ...'nin söz konusu şirkete 27/09/2005 tarihinde müdür olarak atandığını, şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin muvazaalı işlemlerle davalı ...'nin üzerine devredildiğini, bu hususta ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/521 Esas sayılı dosyasında dava dışı şirkete kayyım atandığını, davalıların haksız eylemleri ile davacının ortağı olduğu şirkete ait dava konusu taşınmazların önce şirket çalışanı davalı ...'a, ardından diğer davalıya devrinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek;
Antalya İli ... İlçesi ... parselde kayıtlı bulunan ... nolu bağımsız bölümlerin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacının ortağı bulunduğu .... adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; şirket ortağına sadece şirketin çıkarlarına olmak kaydıyla şirketi temsile yetkili müdürün görevde iken kendi işlemlerine karşı dava açması beklenemeyeceğinden müdürün yapmış olduğu bu işlemlere karşı dava açma hakkının tanındığı, ancak somut olayda mahkeme kararıyla şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılarak yönetiminin kayyıma devredildiği, dava tarihi itibari ile kayyım halen görevde olduğundan davacının şirket adına şirket müdürünün yapmış olduğu işlemlere karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği olayları kayyıma ihbar ederek kayyım tarafından dava açılmasını sağlanması gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ortağı bulunduğu ...'nin eski müdürü olan davalı hakkında dava konusu edilen eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı
TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 309. ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır. 6762 Sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca, şirket yöneticisinin eylemlerinden dolayısıyla zarar gördüğünü iddia eden pay sahiplerinin dava hakları vardır. Davacı, müdür olarak atanan davalı P.. S..'in şirketin dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca şirkete ait olacağı kararlaştırılan gayrimenkullerin muvazalı işlemlerle önce davalı ..., ardından da kendisi adına tescilini sağladığı iddiasıyla şirketin zararına neden olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK'nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde müdürlerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 336/5. maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler.
Somut uyuşmazlıkta davalı müdürün şirketi zarara uğrattığı ileri sürüldüğü gibi, yargılama sonucunda taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile şirket adına tescili istenmektedir. Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. maddeleri uyarınca davacı ortağın dava açma hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip taraf iddia ve delillerinin değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171545800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz