Limited şirket müdürünün azli ve yönetici sorumluluğu tazminat davası
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2097 E. 2024/1087 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket müdürünün azli istisnası için TTK 630. maddesindeki haklı sebebin varlığı davacı tarafça ispatlanmalıdır; şirkete borçlanma benzeri olgular karşı tarafta da mevcutsa, yöneticinin özen ve bağlılık yükümünü azli gerektirir ağırlıkta ihlal ettiği kabul edilemez. Yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat davasında, ortağın ileri sürdüğü zarar niteliği itibariyle şirketin doğrudan zararının yansıması niteliğinde ise (dolaylı zarar), ortak bu tazminatın kendi adına hükmedilmesini isteyemez; ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesini talep edebilir. Aynı dava dilekçesiyle ileri sürülen, her biri ayrı dava niteliğindeki talepler (dava yığılması) için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usule uygundur.
Ele alınan sorunlar
Davacının şirketi temsil yetkisi bulunmadığından davanın davacı adına açıldığının kabulü → kabul
Gerekçe: Tarafların ortağı bulunduğu şirketin ticaret sicil kayıtlarından, davalının kurucu ortak olarak şirketi 10 yıl süreyle münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiği, davacının ise şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi başlığında şirket adı yanında davacının ad soyadının da gösterilmesi ve dilekçeye davacının şahsi vekaletnamesinin eklenmiş olması dikkate alındığında, davanın dava dışı şirket adına değil, davacı gerçek kişi adına açıldığının kabulü gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetici azli için haklı sebebin ispatlanamaması → ret
İddia: Davalının piyasadan topladığı çekleri vadesinden önce hukuka aykırı şekilde kırdırdığı, şirket hesabından kendisi, kardeşi ve eşinin hesaplarına para aktardığı, kredi kartı borçlarını şirket hesabından ödediği; bu eylemlerin azli gerektiren haklı sebep oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Gerekçe: TTK 630. maddesine göre her ortak, haklı sebeplerin varlığında yöneticinin yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir; yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi haklı sebep sayılır. Bilirkişi raporlarına göre, dava dışı şirket ile başka bir şirket arasındaki işlemlerde gerçek emtia satışı bulunmamakla birlikte bu işlemler sonucunda şirketin zarara uğratılmadığı; davalı ile yakınlarının kredi kartı borçlarının şirketçe ödenmesine karşılık bu kartlarla şirket adına mal alımları yapıldığı; tüm hesap ve kredi kartı hareketleri sonucunda davalının şirkete 99.724,25-TL borçlandığı, ancak aynı dönemde davacının da kendi kredi kartı için şirketçe yapılan ödemeler nedeniyle şirkete 71.265-TL borçlandığı tespit edilmiştir. Davalı yanında davacının da şirkete borçlanmış olması dikkate alındığında, davalının özen ve bağlılık yükümlülüğünü müdürlük görevinden azlini gerektirir derecede ihlal ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminin doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve davacı ortağın şahsen talep hakkı → ret
İddia: Davalının kusurlu ve şüpheli işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı, bu zararın tazmininin davalıdan istenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri, yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde oluşan zararlardan ortaklığa, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur. Ortaklığın doğrudan zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ortak veya alacaklının sorumluluk davası yoluyla kendi adına istemde bulunabilmesinin koşulu, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır; yöneticilerin borç ya da edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılıp acz içine düşürmesi hali doğrudan zarar sayılır, bunun dışındaki dolaylı zararlarda ortak ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesini isteyebilir. Davacının kusuru bilirkişi raporuyla da kanıtlanamamıştır; kaldı ki davacının ileri sürdüğü maddi olgular tamamen davalı yöneticinin dava dışı şirketin zararına neden olan eylemleri olup davacı ortağın dolaylı zararı kapsamındadır. Davanın davacı ortak adına açıldığı kabul edildiğinden, hükmedilecek tazminatın davacı ortak adına hükmedilmesi talep edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava yığılmasında (azil ve tazminat istemleri) her bir talep için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi → ret
İddia: Mahkemece verilen ek karar ile azil ve tazminat istemleri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Gerekçe: HMK'nın 110. maddesi doğrultusunda dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamındaki her bir talep ayrı bir dava niteliğinde olup ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğurur. Bu nedenle mahkemece verilen ek karar ile yönetici azli ve yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi bakımından davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetlidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket ortağının yönetici aleyhine açtığı tazminat davasında zararın doğrudan/dolaylı niteliğinin belirlenmesi ve dolaylı zararda tazminatın ortağa değil şirkete ödenmesi gerektiği hususu ile dava yığılmasında her talep için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi konusunda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ haklı sebep↗ yönetici sorumluluğu↗ doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ dava yığılması (objektif dava birleşmesi)↗ temsil yetkisi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2097
KARAR NO 2024/1087
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/09/2021
NUMARASI 2019/1009 Esas 2021/678 Karar
DAVA
Tazminat, Azil
İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/07/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının, müvekkili ile davalının yarı yarıya hissedar olarak kurduğu ... Ltd. Şti'nin münferit imzalı yetkilisi olduğunu, davalının şirketin kuruluşundan itibaren davacıya kar payı ödemediğini, davalının yaptığı usulsüz işlemler ile şirketin içini boşaltarak şahsına ve yakınlarına haksız kazanç sağladığını, bu konuda davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının piyasadan topladığı çeklerin bir kısmını vadesi gelmeden ... AŞ'nin yetkilisi ... aracılığıyla hukuka aykırı olarak kırdırdığını, bu nedenle de hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının şirketin banka hesabından kendisinin, kardeşinin ve eşinin şahsi hesaplarına para aktardığını, kredi kartı borçlarını şirketin banka hesabından ödediğini, şirketin vergi borcunu ise ödemediğini belirterek, davalının haklı nedenle müdürlük görevinden azline, davalının şirkete verdiği zarar nedeniyle şimdilik 1.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 14.09.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, tazminat istemi bakımından dava değerini 28.459,25-TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki güven ilişkisinin bozulmasına davacının sebebiyet verdiğini, davacı tarafın iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili, eşi ve kardeşine ait kredi kartlarının şirket finansmanın yetersiz kaldığı durumlarda şirkete mal veya yakıt alımı için kullanıldığını, hatta davacının ve şirket personelinin de bu kredi kartlarını kullandığını, davacının da şirket yönetiminde aktif olarak görev aldığını, buna ilişkin fatura, tahsilat makbuzu, sipariş kayıtları bulunduğunu, davacının müvekkilinin bilgisi dışında eşi ...'i şirket çalışanı olarak gösterdiğini, ancak bu kişinin bir gün dahi fiili çalışmasının bulunmadığını, davacının şirket alacağı için müşterilerden aldığı çekleri ne yaptığının bilinmediğini, bu hususta iptal davası açtıklarını, dolayısıyla kusurlu olan davacının, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacağını, taraflar arasında kar payı hususunda bir anlaşma bulunmadığını, ancak davacının şirket karından payını her zaman aldığını, tarafların şirketten her ay 3.000-TL maaş aldıklarını, bu ödemelerin müvekkilince elden yapıldığını, elden ödemeler dışında davacının banka hesaplarına toplam 115.536-TL ödeme yapıldığını, davacının kızının dersane parasının şirkete ait müşteri çeki ile ödendiğini, müvekkilinin çek hukuka aykırı şekilde çek kırdırdığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirkete ait para veya mal varlığının müvekkilinin şahsi harcamaları için kullanılmadığını, müvekkilinin azlini gerektirecek hiçbir somut veri bulunmadığını, davacının şirkete kayyım atanması ve tazminat taleplerinde haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının dava konusu şirketi kötü yönettiği hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, bilakis 2015 yılında kar etmeyen şirketin 2016 yılı mali verilerine göre 321.456-TL kar ettiği, bu bağlamda davacının TTK 630/2 maddesi gereğince davalının şirket müdürlüğünden azlini gerektirir haklı nedenlerin varlığını ispatlayamadığı, davacı tazminat istemi bakımından ise TTK 644/1-a maddesi yollamasıyla TTK 553. maddesine göre davalının kusurlu eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığı hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, davalının şirkete borçlu olmasının, ancak ortağın şirkete borcu olarak değerlendirilip bu kapsamda talepte bulunulacağı, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı yönündeki istemin ancak TTK 553.
maddesindeki koşullara göre değerlendirilebileceği, sonuç itibariyle davacı tarafın davalının şirket müdürlüğünden azli ve şirketi zarar uğrattığı hususunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
EK KARAR
Mahkemece; davalı vekilinin, dava konusu iki ayrı talep yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle bu hususta hükmün tamamlanmasını talep etmesi üzerine, mahkemece talebin kabulü ile davalı lehine azil istemi ve tazminat istemi bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; mahkemenin önceki kararı hakkında İstanbul BAM 12. HD tarafından herhangi bir kaldırma kararı verilmeyip kararın sadece maddi tazminat istemi bakımından kaldırılmış olmasına rağmen, mahkemece önceki kararda değişikliğe gidilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının şirketi zarara uğrattığının somut olarak ortada olduğunu, şirketin bir dönem kar etmiş olmasının yöneticinin şirketi kötü yönetmediği şeklinde yorumlanamayacağını, mahkemece önceki kararın aksine karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçelendirilmediğini, ... şirketi ile yapılan şüpheli işlemler ile davalının kendisi ve yakınlarının kredi kartlarına yaptığı yersiz ödemelerin göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda davalının yönetici olarak gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlerin tamamının tespit edildiğini, davalının kusurlu ve şüpheli işlemler gerçekleştirdiğinin deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ayrıca mahkemece verilen ek karar ile iki ayrı talep için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın ve ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azli ile yönetici sorumluluğu kapsamında oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 06.12.2017 tarihli karar ile davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Dairemizin 21.11.2019 tarihli 2018/893 esas 2019/1444 karar sayılı ilamıyla, davacının yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemi bakımından hüküm kurulmadığı gibi bu konuda bir gerekçeye de yer verilmediği gerekçesiyle, işin esası incelenmeksizin tüm talepler karara bağlanmak üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda bu kez her iki talep yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların ortağı bulunduğu ... ... Ltd. Şti'nin ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağı üzere; taraflar şirkette %50'şer payla ortak olup, şirkette kurucu ortak olarak yer alan davalının aynı zamanda şirket ana sözleşmesi ile şirketi 10 yıl süreyle müdür olarak münferiden temsil etmek üzere seçildiği, dolayısıyla davacının şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı tarafça dava dışı şirket adına dava açılmışsa da, davacının şirketi temsil yetkisinin bulunmaması, dava dilekçesi başlığında şirket yanında davacının ad ve soyadının gösterilmesi ve dilekçeye ek olarak davacının şahsi vekaletnamesinin sunulması da dikkate alındığında, davanın şirket adına değil davacı ...
adına açıldığının kabulü gerekmektedir. TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.
Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.
Limited şirket müdürünün azli istemi bakımından, 6102 sayılı TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafça yönetici azli ve yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemleri bakımından haklı sebep olarak;
davalının piyasadan topladığı çeklerin bir kısmını vadesi gelmeden ... AŞ aracılığıyla hukuka aykırı olarak kırdırdığı, dava dış şirketin banka hesabından kendisi, kardeşi ve eşinin şahsi hesaplarına para aktardığı, kredi kartı borçlarını şirketin banka hesabından ödediği ileri sürülmüştür. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; dava dışı şirketin 2016 yılında bir önceki yıla göre 321.103,66-TL kar elde ettiği, şirketin 2016 yılı mali verileri ile öz varlık yapısının olumlu şekilde değiştiği, dava dışı ... şirketi tarafından tarafların ortağı olduğu ... şirketine emtia satışı dışında banka yoluyla paralar gönderilerek şirketin borçlandırıldığı, ... şirketi tarafından ise bu şirkete çekler ile ödemeler yapıldığı, bu işlemlerde herhangi bir emtia alım satımı bulunmadığı, bu durumun ticari teamüller ile hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şirket hesaplarından davalıya yapılan ödemeler ile davalı tarafından şirkete yapılan ödemelerin karşılaştırılması sonucunda, davalının şirkete 52.080-TL borçlu olduğu, davalı ile yakınlarının kredi kartlarının şirket ile ilgili mal alımlarında kullanılarak kredi kartı borçlarına şirket hesabından ödemeler yapıldığı, bu kapsamda şirket hesaplarından davalının kredi kartına 51.712,21-TL fazla ödeme yapıldığı, davalının eşinin kredi kartına, yapılan harcamaların altında ödeme yapılmış olmakla yersiz ödeme bulunmadığı, davalının kardeşinin kredi kartına ise 2.628,06-TL fazla ödeme yapıldığı, tüm banka hesaplarından yapılan ödemeler ve kredi kartı ödemeleri sonucunda davalının şirkete borçlu olduğu toplam tutarın 99.724,25-TL olduğu, ancak bu dönemde davacının şahsi kredi kartı için de şirket tarafından toplam 71.265-TL ödeme yapıldığı, davacının kredi kartına yapılan ödemelerin toplam kredi kartı ödemelerinin %35'ine karşılık geldiği, davacının kredi kartına yapılan bu ödemelerin ne kadarının şirket satın almaları ile ilgili olduğuna dair veri bulunmadığı, davacının da şirkete 71.265-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların ortağı bulunduğu şirket ile ... şirketi arasında gerçekleştirilen işlemlerde gerçek bir emtia satışı bulunmadığı tespit edilmişse de, işlemler sonucunda ... şirketinin herhangi bir zarara uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ile kardeşi ve eşinin kredi kartı borçlarının şirket tarafından ödenmesine karşılık, bu kredi kartları ile şirket adına mal alımları yapıldığı tespit edilmiştir. Nihayetinde tüm banka hesaplarından yapılan ödemeler ve kredi kartı ödemeleri sonucunda davalının şirkete 99.724,25-TL borçlanmasına karşılık, davacının da şahsi kredi kartı için şirket tarafından yapılan ödemeler sonucunda şirkete toplam 71.265-TL borçlandığı sabittir. Davalı yanında davacının da şirkete borçlanmış olduğu dikkate alındığında, bu haliyle yönetici olan davalının özen ve bağlılık yükümlülüğü ile kanunlardan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini, müdürlük görevinden azlini gerektirir derecede ihlal ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Yine davacının yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi bakımından, davalının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuru ile ihlal ederek şirketi zarara uğrattığı iddiası da kanıtlanamamıştır. Kaldı ki uyuşmazlık konusu olayda; şirket ortağı olan davacının ileri ileri sürdüğü maddi olgular, tamamen davalı yöneticinin dava dışı limited şirketin zararına neden olan eylemleri olup, davacı ortağın dolaylı zararı kapsamındadır. İşbu davanın davacı ortak adına açıldığı da kabul edildiğine göre, davacının hükmedilecek tazminatın davacı ortak adına hükmedilmesi talep edilemez. Bu nedenle mahkemece her iki istem bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yandan somut olayda davacı tarafça aynı dava dilekçesiyle her biri ayrı dava konusu olan yönetici azli ile yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi birlikte ileri sürülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi doğrultusunda dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamındaki söz konusu her bir talep, ayrı bir dava niteliğinde olup ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bu nedenle somut olayda mahkemece verilen ek karar ile her bir talep bakımından davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olup, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf nedenleri de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin asıl ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.10/07/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/112754 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi