6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3004 E. 2012/11490 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muavin defter zimmet ara karar kesin süre yenileme bilirkişi incelemesi ibraz kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı tarafından zimmete geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

HUMK.nun 163. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.

Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli yenileme tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen ara kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait muavin defter kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.

Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yargılamanın yenilenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/525 E. 2018/6402 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12739 E. 2013/4540 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17082 E. 2013/6337 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/2614 E. 2010/1766 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/3004 E.  ,  2012/11490 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/381-2010/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin bireysel emeklilik sigortası müşterilerinden davalı tarafından tahsil edilen paraların müvekkili hesabına yatırılmadığını ileri sürerek, 3.250,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı tarafından zimmete geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

HUMK.nun 163. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.

Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli yenileme tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen ara kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait muavin defter kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.

Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060390100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.