Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3004 E. 2012/11490 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muavin defter↗ zimmet↗ ara karar↗ kesin süre↗ yenileme↗ bilirkişi incelemesi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından zimmete geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
HUMK.nun 163. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli yenileme tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen ara kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait muavin defter kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Ortak:ara karar · yenileme · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · dava şartı yokluğu · rücu · usulden reddi · ihtar · havale · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ispat yükü · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.
Ortak:ara karar · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/525 E. 2018/6402 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazmin talebi · davanın açılmamış sayılması · ihtiyati tedbir · açılmamış sayılma · ihtar · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların «tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece davalı tarafa yapılması gereken uluslararası «tebligat» için «masraf» yatırılmadığından bahisle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ... dışı «tebligat» yapılması için gerekli tercüme evrakları ile «masrafları» yatırmak üzere davacı vekiline verilen süreye rağmen gerekli tercüme işlemleri ile masrafların yatırılmadığı ve taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 17.06.2016 tarihli celse de ise “davacı tarafın verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen gerekli tercüme işlemlerini yaptırmayıp, «masraflarının» da karşılanmadığı için davalı ...’e ... dışı «tebligatın» yapılamadığı böylece taraf teşkilinin sağlanamadığı anlaşıldığından «davanın açılmamış sayılmasına»” karar verilmiştir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu «ara» kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı «tebligata» ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, «masrafların» davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12739 E. 2013/4540 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · dolandırıcılık · def'i · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
… r isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2008/13265 Esas, 2010/9508 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulm …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17082 E. 2013/6337 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · dolandırıcılık · def'i · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
1- Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz isteminin «yapılmamış sayılmasına» dair verilen ....09.2012 günlü karar, davacı vekiline 01...2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince 1086 sayılı HUMK'nun 432/«son» maddesinde öngörülen 7 günlük yasal temyiz süresinin dolmasından sonra 11...2012 tarihinde temyiz edildiğinden süresinde bulunmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/7049 Esas, 2011/6750 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmu …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · dolandırıcılık · def'i · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 40.592,22 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
1-Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz isteminin «yapılmamış sayılmasına» dair verilen ....09.2012 günlü karar, davacı vekiline 01.....2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince 1086 sayılı HUMK'nun 432/«son» maddesinde öngörülen 7 günlük yasal temyiz süresinin dolmasından sonra 11.....2012 tarihinde temyiz edildiğinden süresinde bulunmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/4624 Esas, 2011/3304 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmu …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/2614 E. 2010/1766 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Benzer bu karardaOysa «kesin süre» verilmesine ilişkin bu «ara» karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen «kesin süreye» davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma komisyoncusu · bilirkişi ücreti · sorumluluktan kurtulma · tefrik · taşıma sözleşmesi · komisyon · taşıyıcı · haksız fiil
Benzer bu kararda… elillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye «komisyoncusu» olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre «taşıma komisyoncusunun» bilhassa «taşıyıcıları» seçmekte tedbirli bir «tacir» gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene «teslimine» kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi «kusuru» gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak «sorumluluktan kurtulamayacağı», kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün «haksız fiili» nedeniyle «fatura» içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın «tefrik» edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındak …
Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. «taşıma komisyoncusu» olup, dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya «kesin süre» verildiği halde, bunun müeyyidesi ve «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3004 E. , 2012/11490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/381-2010/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bireysel emeklilik sigortası müşterilerinden davalı tarafından tahsil edilen paraların müvekkili hesabına yatırılmadığını ileri sürerek, 3.250,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından zimmete geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
HUMK.nun 163. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli yenileme tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde delillerin ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen ara kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait muavin defter kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060390100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz