6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/2614 E. 2010/1766 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıma komisyoncusu bilirkişi ücreti sorumluluktan kurtulma kusur sorumluluğu tefrik ara karar kesin süre taşıma sözleşmesi komisyon taşıyıcı haksız fiil fatura tacir kusur teslim kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece toplanan delillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye komisyoncusu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre taşıma komisyoncusunun bilhassa taşıyıcıları seçmekte tedbirli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene teslimine kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak sorumluluktan kurtulamayacağı, kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün haksız fiili nedeniyle fatura içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın tefrik edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın bu davadan ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş,kararın davalı ... Nak.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı şirket yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen kesin süreye davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. taşıma komisyoncusu olup, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

HUMK.nun 163 ncü maddesi hükme göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya kesin süre verildiği halde, bunun müeyyidesi ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir. Oysa kesin süre verilmesine ilişkin bu ara karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Yargılamanın yenilenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/525 E. 2018/6402 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/2614 E.  ,  2010/1766 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.04.2007 tarih ve 2006/379-2007/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı İsmail Tunçel geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 19.11.2003 tarihinde taşıma komisyonculuğu yapan davalı şirketten Ağrı’ya mal sevkedilmek üzere bir araç istediğini,davalı şirketin, maliki ve şoförü diğer davalılar olan ...plakalı kamyonu gönderdiğini,müvekkilinin komisyoncuyu arayarak gönderilen kamyonun plakasını ve şoförünü tanımadığı için yük vermek istemediğini söylediğini ancak davalı şirket sahibinin bu şoförle çok uzun süredir çalıştıklarını, kendisine daha önceden de yük verdiklerini söylemesi üzerine müvekkilinin bu araca 18.200 kg soğan yüklediğini yükün yerine varmadığını, çalınan yük nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 11.017.080.000.-TL’nin olay gününden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili, nakliye işi ile uğraşan müvekkilinin komisyoncu olmadığını, Ağrı’ya mal göndermek istediğini belirten davacının Ankara Nakliyeciler Sitesinde bir araç olup olmadığını sorması üzerine müvekkilinin sadece orada bulunan bir kamyona davacının adresini verdiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir gibi araç sahibi ve şoför hakkında gerekli araştırmayı yapması ve hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., kendisinin bir film şirketinde ışık asistanı olduğunu, olayla bir ilgisinin bulunmadığını, isim benzerliği olabileceğini savunarak hakkındaki davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., kendisine ait ...plakalı kamyonu bizzat kendisinin kullandığını, şoför çalıştırmadığını, davalı komisyoncu şirketle hiç çalışmadığını, olay tarihinde başka yerden iş aldığını, daha önce de aracının plakasının sahte olarak benzer bir olayda kullanıldığı için suç duyurusunda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye komisyoncusu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre taşıma komisyoncusunun bilhassa taşıyıcıları seçmekte tedbirli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene teslimine kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak sorumluluktan kurtulamayacağı, kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün haksız fiili nedeniyle fatura içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın tefrik edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın bu davadan ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş,kararın davalı ...

Nak.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı şirket yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen kesin süreye davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. taşıma komisyoncusu olup, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

HUMK.nun 163 ncü maddesi hükme göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.

Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya kesin süre verildiği halde, bunun müeyyidesi ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir. Oysa kesin süre verilmesine ilişkin bu ara karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz ilam harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008882900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.