Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/2614 E. 2010/1766 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıma komisyoncusu↗ bilirkişi ücreti↗ sorumluluktan kurtulma↗ kusur sorumluluğu↗ tefrik↗ ara karar↗ kesin süre↗ taşıma sözleşmesi↗ komisyon↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ fatura↗ tacir↗ kusur↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan delillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye komisyoncusu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre taşıma komisyoncusunun bilhassa taşıyıcıları seçmekte tedbirli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene teslimine kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak sorumluluktan kurtulamayacağı, kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün haksız fiili nedeniyle fatura içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın tefrik edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın bu davadan ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş,kararın davalı ... Nak.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı şirket yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen kesin süreye davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. taşıma komisyoncusu olup, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK.nun 163 ncü maddesi hükme göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya kesin süre verildiği halde, bunun müeyyidesi ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir. Oysa kesin süre verilmesine ilişkin bu ara karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaOysa «kesin süre» verilmesine ilişkin bu «ara» karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen «kesin süreye» davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muavin defter · zimmet · yenileme · bilirkişi incelemesi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı tarafından «zimmete» geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya «kesin süre» verildiği halde, bunun müeyyidesi ve «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ek mehil · ihtar · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya «kesin süre» verildiği halde, bunun müeyyidesi ve «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ek mehil · ispat yükü · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Oysa «kesin süre» verilmesine ilişkin bu «ara» karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen «kesin süreye» davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · dava şartı yokluğu · rücu · yenileme · usulden reddi · ihtar · havale · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/525 E. 2018/6402 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm · Tazminat
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Oysa «kesin süre» verilmesine ilişkin bu «ara» karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen «kesin süreye» davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazmin talebi · davanın açılmamış sayılması · ihtiyati tedbir · açılmamış sayılma · ihtar · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların «tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece davalı tarafa yapılması gereken uluslararası «tebligat» için «masraf» yatırılmadığından bahisle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ... dışı «tebligat» yapılması için gerekli tercüme evrakları ile «masrafları» yatırmak üzere davacı vekiline verilen süreye rağmen gerekli tercüme işlemleri ile masrafların yatırılmadığı ve taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 17.06.2016 tarihli celse de ise “davacı tarafın verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen gerekli tercüme işlemlerini yaptırmayıp, «masraflarının» da karşılanmadığı için davalı ...’e ... dışı «tebligatın» yapılamadığı böylece taraf teşkilinin sağlanamadığı anlaşıldığından «davanın açılmamış sayılmasına»” karar verilmiştir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu «ara» kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı «tebligata» ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, «masrafların» davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/2614 E. , 2010/1766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.04.2007 tarih ve 2006/379-2007/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı İsmail Tunçel geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 19.11.2003 tarihinde taşıma komisyonculuğu yapan davalı şirketten Ağrı’ya mal sevkedilmek üzere bir araç istediğini,davalı şirketin, maliki ve şoförü diğer davalılar olan ...plakalı kamyonu gönderdiğini,müvekkilinin komisyoncuyu arayarak gönderilen kamyonun plakasını ve şoförünü tanımadığı için yük vermek istemediğini söylediğini ancak davalı şirket sahibinin bu şoförle çok uzun süredir çalıştıklarını, kendisine daha önceden de yük verdiklerini söylemesi üzerine müvekkilinin bu araca 18.200 kg soğan yüklediğini yükün yerine varmadığını, çalınan yük nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 11.017.080.000.-TL’nin olay gününden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, nakliye işi ile uğraşan müvekkilinin komisyoncu olmadığını, Ağrı’ya mal göndermek istediğini belirten davacının Ankara Nakliyeciler Sitesinde bir araç olup olmadığını sorması üzerine müvekkilinin sadece orada bulunan bir kamyona davacının adresini verdiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir gibi araç sahibi ve şoför hakkında gerekli araştırmayı yapması ve hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., kendisinin bir film şirketinde ışık asistanı olduğunu, olayla bir ilgisinin bulunmadığını, isim benzerliği olabileceğini savunarak hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., kendisine ait ...plakalı kamyonu bizzat kendisinin kullandığını, şoför çalıştırmadığını, davalı komisyoncu şirketle hiç çalışmadığını, olay tarihinde başka yerden iş aldığını, daha önce de aracının plakasının sahte olarak benzer bir olayda kullanıldığı için suç duyurusunda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye komisyoncusu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre taşıma komisyoncusunun bilhassa taşıyıcıları seçmekte tedbirli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene teslimine kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak sorumluluktan kurtulamayacağı, kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün haksız fiili nedeniyle fatura içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın tefrik edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın bu davadan ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş,kararın davalı ...
Nak.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı şirket yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen kesin süreye davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. taşıma komisyoncusu olup, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK.nun 163 ncü maddesi hükme göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya kesin süre verildiği halde, bunun müeyyidesi ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir. Oysa kesin süre verilmesine ilişkin bu ara karar, HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz ilam harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008882900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz