6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık uyuşmazlığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/12739 E. 2013/4540 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti kar payı hisse senedi ara karar zamanaşımı def'i kesin süre dolandırıcılık def'i istirdat ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi kâr payı dosya masrafı yasal faiz zamanaşımı kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 94

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılmaksızın dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

...-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2008/13265 Esas, 2010/9508 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.

Öncelikle, HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, ....12.2011 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.

Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17082 E. 2013/6337 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17081 E. 2013/6336 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14261 E. 2013/3240 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18619 E. 2013/6346 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14264 E. 2013/3243 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14256 E. 2013/3235 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yargılamanın yenilenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/12739 E.  ,  2013/4540 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....05.2012 tarih ve 2011/303-2012/399 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi talep formu başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ..., Bankalar Kanunu ve ... hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 20.000 DM karşılığı 18.000 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, ...'nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılmaksızın dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

...-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2008/13265 Esas, 2010/9508 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.

Öncelikle, HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, ....12.2011 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.

Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.

Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 08.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452512900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.