Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/525 E. 2018/6402 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tazmin talebi↗ davanın açılmamış sayılması↗ ara karar↗ ihtiyati tedbir↗ açılmamış sayılma↗ ihtar↗ tebligat↗ dosya masrafı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalılardan ... İnc. şirketine ... Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ... dışı tebligat yapılması için gerekli tercüme evrakları ile masrafları yatırmak üzere davacı vekiline verilen süreye rağmen gerekli tercüme işlemleri ile masrafların yatırılmadığı ve taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davalı tarafa yapılması gereken uluslararası tebligat için masraf yatırılmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu ara kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı tebligata ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, masrafların davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir. Ara karar ile atıf yapılan 27.01.2015 tarihli celse 1 nolu ara kararında ise, “... Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla yeniden ... dışı tebligat yapılmasına.” şeklinde karar kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, 17.06.2016 tarihli celse de ise “davacı tarafın verilen süre ve kesin sürelere rağmen gerekli tercüme işlemlerini yaptırmayıp, masraflarının da karşılanmadığı için davalı ...’e ... dışı tebligatın yapılamadığı böylece taraf teşkilinin sağlanamadığı anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir. Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu ara kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde masraf yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp ihtar edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir. Bu durumda, HMK'nın 94. maddesindeki unsurların yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceğinden verilen süre içinde öngörülen masrafın yatırılmadığından bahisle davanın açılamamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Ortak:ara karar · ihtar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHer ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Benzer bu karardaHer ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · dava şartı yokluğu · rücu · yenileme · usulden reddi · havale · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.
Ortak:ara karar · ihtar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHer ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muavin defter · zimmet · kesin süre · yenileme · bilirkişi incelemesi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Dava, davalı tarafından «zimmete» geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11172 E. 2012/2933 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ispat yükü · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.
Ortak:ara karar · dosya masrafı · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHer ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu «ara» kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı «tebligata» ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, «masrafların» davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · def'i
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 40.592,22 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle ....09.2012 tarihinde temyiz talebinin «yapılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2270 E. 2015/9400 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Mahkeme «ara» kararında mahkeme yolluğunun miktarı ve vasıta ücreti açıkça belirtilmemiş olup bu durum «kesin mehil» verilen tarafın bu süre içinde ne miktar «delil avansı» yatıracağı konusunda tereddüt uyandırdığından verilen kesin mehil sonuç doğurmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · keşif · kesin süre · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece yeniden usulüne uygun «kesin mehil» verilmesi ve celse arasında yatırılan delil avansının buna göre tamamlanması gerekirken «delil avansı» olan «keşif» giderinin «kesin sürede» yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulü ile D …
Mahkemece, Dairemize ait 10.07.2012 tarihli ilama dayanılarak, davacı vekiline 25/12/2012 tarihli oturumda bilirkişi ve «keşif» ücretini yatırması için 30 günlük «kesin süre» verilip, ücretin yatırılmaması durumunda nasıl bir karar verileceğinin duraksamaya yer olmadan açıklandığı, davacının bu süre içinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı için keşfin yapılamadığına dair tutanağın tutulduğu, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden de sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 18/11/2014 tarihli kararı ile onanmı …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak verilen «kesin süre» içinde bilirkişi ve «keşif» ücretinin yatırılmadığı, «bilirkişi ücretinin» keşif tarihinden sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme «ara» kararında mahkeme yolluğunun miktarı ve vasıta ücreti açıkça belirtilmemiş olup bu durum «kesin mehil» verilen tarafın bu süre içinde ne miktar «delil avansı» yatıracağı konusunda tereddüt uyandırdığından verilen kesin mehil sonuç doğurmaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/525 E. , 2018/6402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2016 tarih ve 2015/24-2016/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait gemi ile taşınması yapılan dökme buğday kepeği yükünün alıcısı ile yükleteni arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, müvekkiline ait olan geminin haksız tedbirlerle 46 gün boyunca ... Limanında bekletildiğini, bu sürede müvekkilinin toplamda 1.196.48,00 USD tutarında zararının meydana geldiğini ileri sürerek zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Yem ve Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalıya tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalılardan ... İnc. şirketine ... Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ... dışı tebligat yapılması için gerekli tercüme evrakları ile masrafları yatırmak üzere davacı vekiline verilen süreye rağmen gerekli tercüme işlemleri ile masrafların yatırılmadığı ve taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davalı tarafa yapılması gereken uluslararası tebligat için masraf yatırılmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu ara kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı tebligata ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, masrafların davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir. Ara karar ile atıf yapılan 27.01.2015 tarihli celse 1 nolu ara kararında ise, “... Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla yeniden ... dışı tebligat yapılmasına.” şeklinde karar kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, 17.06.2016 tarihli celse de ise “davacı tarafın verilen süre ve kesin sürelere rağmen gerekli tercüme işlemlerini yaptırmayıp, masraflarının da karşılanmadığı için davalı ...’e ...
dışı tebligatın yapılamadığı böylece taraf teşkilinin sağlanamadığı anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir. Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu ara kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde masraf yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp ihtar edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir. Bu durumda, HMK'nın 94. maddesindeki unsurların yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceğinden verilen süre içinde öngörülen masrafın yatırılmadığından bahisle davanın açılamamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452444100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz