Faydalı model hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11172 E. 2012/2933 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin mehil↗ bilirkişi ücreti↗ ek mehil↗ ara karar↗ ispat yükü↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ispat yükü kendisine düşen davacının kendisine verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının husumet yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
HUMK.nun 163 (6100 sayılı HMK'nın 94.) ncü maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer
vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük kesin mehil verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan ara kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir. O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre veya süreler verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5578 E. 2012/13411 K.
Ortak:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, «bilirkişi incelemesine» karar verilip ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 20 günlük «mehil» verildiği, ücretin yatırılmaması nedeniyle yeniden mehil verildiği ancak ücretin yine yatırılmadığı, davacı vekilince üçüncü defa süre istendiği, ikinci mehilin «kesin mehil» olarak adledileceği, bu şekilde iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 06.07.2010 tarihli celsede ve müteakip 15.10.2010 tarihli celsede «bilirkişi ücretini» yatırması için davacı vekiline süre verilmiş ve bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece «ara» kararı ile verilen sürenin ne kadar olduğu ve «kesin» olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, bu süreye riayet edilmediği takdirde sonuçları hakkında da herhangi bir açıklama içermeyip, davanın tarafına bu yönde bir «ihtar» da yapılmadığından, usulüne uygun oluşturulmayan «kesin mehile» riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddi görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3004 E. 2012/11490 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muavin defter · zimmet · kesin süre · yenileme · bilirkişi incelemesi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, 04.02.2010 tarihli duruşma ve 18.05.2010 tarihli «yenileme» tensip zabtında davacı vekiline, delillerin yazılı olarak liste halinde bildirilmesi için 20 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, mahkemece kesin süreye ilişkin verilen «ara» kararı HUMK.nun 163. maddesindeki unsurları içermediği gibi davacı vekili tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, davacıya ait «muavin defter» kayıtları, soruşturma raporu, tanık, defter incelemesi ve bilirkişi raporu alınması delil olarak bildirilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, verilen «kesin süreye» rağmen davacı tarafından delillerin «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının delillerini bildirdiği gözönüne alınarak bildirilen deliller çerçevesinde inceleme yapılarak, delil olarak bildirilen «defter» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre verilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bi …
Dava, davalı tarafından «zimmete» geçirildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · dava şartı yokluğu · rücu · yenileme · usulden reddi · ihtar · havale · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/2614 E. 2010/1766 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir önceki celsede davacıya «kesin süre» verildiği halde, bunun müeyyidesi ve «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususları açıklanmamış, takip eden celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma komisyoncusu · sorumluluktan kurtulma · tefrik · kesin süre · taşıma sözleşmesi · komisyon · taşıyıcı · haksız fiil
Benzer bu kararda… elillere göre, dosyada bulunan kartvizitten ve davalı şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanından anlaşıldığı üzere nakliye işleriyle uğraşan davalı şirketin nakliye «komisyoncusu» olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK.’nun 809.maddesi hükmüne göre «taşıma komisyoncusunun» bilhassa «taşıyıcıları» seçmekte tedbirli bir «tacir» gibi hareket etmek zorunda olduğu, TTK.’nun 784.maddesi gereğince gönderilene «teslimine» kadar kendi yerine geçen ve eşyanın taşınmasını kendisine bıraktığı kimselerin fiil ve kusurlarından kendi «kusuru» gibi sorumlu olduğu, bu nedenle kamyoncu ile yük sahibini buluşturup komisyon alarak aradan çekildiğini savunarak «sorumluluktan kurtulamayacağı», kimliği belirsiz kamyon sürücüsünün «haksız fiili» nedeniyle «fatura» içeriğine göre davacının 11.017.080.000.-TL zarara uğradığı sabit olduğundan bu hususta araştırma yapılmasına gerek görülmediği, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğu, davacı vekilinin talebi yerinde görülerek diğer davalılar hakkındaki davanın «tefrik» edildiği gerekçesiyle 11.017.080.000.-TL’nin 19.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındak …
Mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre,davalı. «taşıma komisyoncusu» olup, dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu almak için verilen «kesin süreye» davacının uymadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, verilen «kesin süre» içinde davacı vekilinin «bilirkişi ücretini» yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/525 E. 2018/6402 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Her ne kadar, kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu «ara» kararlarda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş, bu süre içinde «masraf» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmemiş ayrıca yatırılacak masrafın ne miktarda olduğu ve kalem kalem hangi işlemler için alınması gerektiği de ayrı ayrı gösterilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler «kesin» olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazmin talebi · davanın açılmamış sayılması · ihtiyati tedbir · açılmamış sayılma · ihtar · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların «tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece davalı tarafa yapılması gereken uluslararası «tebligat» için «masraf» yatırılmadığından bahisle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ... dışı «tebligat» yapılması için gerekli tercüme evrakları ile «masrafları» yatırmak üzere davacı vekiline verilen süreye rağmen gerekli tercüme işlemleri ile masrafların yatırılmadığı ve taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 17.06.2016 tarihli celse de ise “davacı tarafın verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen gerekli tercüme işlemlerini yaptırmayıp, «masraflarının» da karşılanmadığı için davalı ...’e ... dışı «tebligatın» yapılamadığı böylece taraf teşkilinin sağlanamadığı anlaşıldığından «davanın açılmamış sayılmasına»” karar verilmiştir.
Somut olayda, 05.02.2016 tarihli celse 1 nolu «ara» kararı uyarınca, “Davalılardan ...’e yurtdışı «tebligata» ilişkin 27.01.2015 tarihli celsenin 1 nolu ara kararının aynen yerine getirilmesine, ... aracılığı ile işlemlerin yapılmasına, «masrafların» davacı tarafça karşılanmasına.” karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · def'i · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 40.592,22 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
1-Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz isteminin «yapılmamış sayılmasına» dair verilen ....09.2012 günlü karar, davacı vekiline 01.....2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince 1086 sayılı HUMK'nun 432/«son» maddesinde öngörülen 7 günlük yasal temyiz süresinin dolmasından sonra 11.....2012 tarihinde temyiz edildiğinden süresinde bulunmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/4624 Esas, 2011/3304 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmu …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2270 E. 2015/9400 K.
Ortak:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Benzer bu karardaMahkeme «ara» kararında mahkeme yolluğunun miktarı ve vasıta ücreti açıkça belirtilmemiş olup bu durum «kesin mehil» verilen tarafın bu süre içinde ne miktar «delil avansı» yatıracağı konusunda tereddüt uyandırdığından verilen kesin mehil sonuç doğurmaz.
Zira, «kesin» mehlin sonuç doğurması için kendisine «kesin mehil» verilen tarafa düşen yükümlülüklerinin açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekir.
Bu nedenle mahkemece yeniden usulüne uygun «kesin mehil» verilmesi ve celse arasında yatırılan delil avansının buna göre tamamlanması gerekirken «delil avansı» olan «keşif» giderinin «kesin sürede» yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulü ile D …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · keşif · kesin süre · istirdat · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemize ait 10.07.2012 tarihli ilama dayanılarak, davacı vekiline 25/12/2012 tarihli oturumda bilirkişi ve «keşif» ücretini yatırması için 30 günlük «kesin süre» verilip, ücretin yatırılmaması durumunda nasıl bir karar verileceğinin duraksamaya yer olmadan açıklandığı, davacının bu süre içinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı için keşfin yapılamadığına dair tutanağın tutulduğu, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden de sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 18/11/2014 tarihli kararı ile onanmı …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak verilen «kesin süre» içinde bilirkişi ve «keşif» ücretinin yatırılmadığı, «bilirkişi ücretinin» keşif tarihinden sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK'nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa'nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar «bilirkişi incelemesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece yeniden usulüne uygun «kesin mehil» verilmesi ve celse arasında yatırılan delil avansının buna göre tamamlanması gerekirken «delil avansı» olan «keşif» giderinin «kesin sürede» yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulü ile D …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2012/536 esas, 2012/12203 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12739 E. 2013/4540 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ispat yükü» kendisine düşen davacının kendisine verilen «kesin mehile» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının «husumet» yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük «kesin mehil» verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan «ara» kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Hakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda mahkemece, ....12.2011 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · def'i · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
… r isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2008/13265 Esas, 2010/9508 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulm …
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11172 E. , 2012/2933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2010 tarih ve 2008/112-2010/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına 21.7.2004 gün ve TR 2002/01774 Y nolu Extrüde Polistren Köpükten yapılmış Ahşap ve Metal Görünümlü Plastik Profil isimli faydalı modelin yenilik ve ayırtedecilik unsurundan yoksun olduğunu, bu ürünün davalının ustabaşısı dava dışı İsmail Keleşoğlu’na ait olduğunu, buna rağmen davalının müvekkilinin ürettiği ürünler için tesbit yaptırdığını, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin farklı olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ispat yükü kendisine düşen davacının kendisine verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı, faydalı modelin davalıya değilde onun ustabaşısına ait olduğu iddiasının husumet yönünden dinlenebilir olmadığı, iddianın soyut kaldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
HUMK.nun 163 (6100 sayılı HMK'nın 94.) ncü maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim, belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer
vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Mahkemece, 03.04.2009 tarihli celsede “ davacı Avukatına 1500 YTL.sı bilirkişi kurulu ücretini yatırması için 15 günlük kesin mehil verilmesine” denildiği halde davacının itiraz etmesine olanak tanınması için bilirkişi kimlikleri bildirilmediği gibi bilirkişilere çıkarılacak davetiye gideri de belirtilmemiştir.Anılan ara kararı, HUMK.nun 163 ncü maddesindeki unsurları içermemektedir. O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun süre veya süreler verilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011783800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz