Ortaklık uyuşmazlığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17082 E. 2013/6337 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti↗ yapılmamış sayılma↗ kar payı↗ hisse senedi↗ ara karar↗ zamanaşımı def'i↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ dosya masrafı↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları
üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle ....09.2012 tarihinde temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu kararı, davalılar vekili ise asıl kararı temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair verilen ....09.2012 günlü karar, davacı vekiline 01...2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince 1086 sayılı HUMK'nun 432/son maddesinde öngörülen 7 günlük yasal temyiz süresinin dolmasından sonra 11...2012 tarihinde temyiz edildiğinden süresinde bulunmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/7049 Esas, 2011/6750 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.
Öncelikle, HMK'nun 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar
vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 40.592,22 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12739 E. 2013/4540 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · def'i · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17081 E. 2013/6336 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı ... ...
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu karardaA.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 44.985,49 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte anılan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14261 E. 2013/3240 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · def'i · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir. ...- Mahkemece 07.08.2012 tarihli ek kararla, dava konusunun para ile ölçülebilir olması karşısında işbu davada verilen kararın temyizi halinde nispi temyiz harcının yatırılmasının gerektiği, bu hususta davacıya kesin süre verilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin «yapılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de «ilan» edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge a …
… kemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18619 E. 2013/6346 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 57.798,36 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....02.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… 5 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de «ilan» edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge a …
… kemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14264 E. 2013/3243 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı ...
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ilan · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. arasında bir hukuki ilişki olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın «husumetten» reddine karar verilmiş ise de davacı taraf, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini ve aralarında «organik bağ» bulunduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilme yapılmamış olması da hükmün davacı yararına bozulmasını gerekmiştir.
A.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 39.780,56 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte anılan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de «ilan» edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge ad …
… kemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14256 E. 2013/3235 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · yapılmamış sayılma · kar payı · hisse senedi · ara karar · zamanaşımı def'i · kesin süre · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, «bilirkişi ücretini» yatırması için 30 gün «kesin süre» verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak «masrafı» yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, davalı ...
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir. ...-Mahkemece 07.08.2012 tarihli ek kararla, dava konusunun para ile ölçülebilir olması karşısında işbu davada verilen kararın temyizi halinde nispi temyiz harcının yatırılmasının gerektiği, bu hususta davacıya kesin süre verilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin «yapılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ilan · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. arasında bir hukuki ilişki olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın «husumetten» reddine karar verilmiş ise de davacı taraf, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini ve aralarında «organik bağ» bulunduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilme yapılmamış olması da hükmün davacı yararına bozulmasını gerekmiştir.
A.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 42.812,...
… 5 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de «ilan» edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge ad …
… kemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14359 E. 2013/12155 K.
Ortak:ara karar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Ancak mahkemece, «kesin süreye» ilişkin verilen «ara» kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması hususunda «ara» kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun «kesin süre» verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması …
Benzer bu karardaHakim, vermiş olduğu sürenin «kesin» olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun «ara» kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · dava şartı yokluğu · rücu · yenileme · usulden reddi · ihtar · havale · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, 23.03.2012 tarihli tensip 1 nolu «ara» kararı uyarınca davacı vekiline 30.000,00 TL «teminat» yatırmak üzere «kesin» olduğu belirtilmeksizin 30 günlük süre verilmiş, davacı vekili 24.04.2012 «havale» tarihli dilekçesiyle bu ara karardan «rücu» edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece, 30.04.2012 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verilmiş, bu ara kararın tebliği üzerine davacı vekili tekrar teminat yatırılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan 07.06.2012 günlü ilk duruşmada, kısa kararla belirlenen teminatın süresi içinde yatırılmadığı , teminata ilişkin itirazın reddine dair kararın taraflara tebliğ edildiğinin belinlendiği belirtilerek dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "kesin" ibaresi kullanılmıştır.
Dava, «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, belirlenen «teminatın» süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 378, 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar gerekçeli kararda davacı tarafa verilen süre için "«kesin»" ibaresi kullanılmış ise de, söz konusu 23.03.2012 tarihli «ara» kararda verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi, bu süre içinde «teminat» yatırılmaması halinde ne gibi sonuçlar doğacağı da usulünce açıklanıp «ihtar» edilmediğinden HMK'nın 94. maddesindeki unsurları içermemekte olup, verilen bu süre içinde öngörülen teminatın yatırılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17082 E. , 2013/6337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.04.2012 tarih ve 2011/755-2012/295 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi talep formu başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ..., Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, ...'nun 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 50.000 DM karşılığı 49.725,68 TL alacağın en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, ...'nun 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları
üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketrin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 49.725,68 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle ....09.2012 tarihinde temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu kararı, davalılar vekili ise asıl kararı temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair verilen ....09.2012 günlü karar, davacı vekiline 01...2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince 1086 sayılı HUMK'nun 432/son maddesinde öngörülen 7 günlük yasal temyiz süresinin dolmasından sonra 11...2012 tarihinde temyiz edildiğinden süresinde bulunmayan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/7049 Esas, 2011/6750 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.
Öncelikle, HMK'nun 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar
vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, ....01.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.
Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin süresinde bulunmayan temyiz isteminin REDDİNE, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/490589900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz