İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8345 E. 2014/213 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temel borç ilişkisi↗ müracaat hakkı↗ cari hesap sözleşmesi↗ cari hesap ilişkisi↗ çek hamili↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ yemin deliline dayanma↗ ön inceleme aşaması↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ cari hesap↗ yemin↗ hamil↗ keşideci↗ fatura↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından keşide edilerek davacıya verilen çek nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve ayrıca davalı defter kayıtlarına göre davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, birleşen davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile 31.324,24 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, hamil olan davacının keşideci olan davalıdan çek bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Çeke dayalı müracaat hakkı düşmüş olan hamilin alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır. Hamil ya doğrudan temel borç ilişkiye dayanmalı, yada 6762 sayılı TTK'nın 730/14. bendi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken ve aynı Yasa’nın 644. maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap hukuki nedenine dayanmalıdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili tarafından davalı şirkete verilen borcun karşılığında keşide edilen çekin müvekkiline verildiğini, davalı tarafından paranın ödeneceği taahhüdü üzerine çekin bankaya ibraz edilmediğini ileri sürmüş olup, davacının bu iddiası gözönüne alındığında, davanın, temel ilişkiye dayalı olarak açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine dayalı sebepsiz iktisap davası olmadığı anlaşılmaktadır.
Böyle bir çek, hamil ile keşideci arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile temel borç ilişkisi ispat edilebilir.
Mahkemece, her ne kadar temel borç ilişkisine ilişkin davacı tanıkları dinlenmiş ve bu beyanlar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, tanıklar çekin davalı şirket yöneticisi tarafından davacıya verildiğini beyan etmişler, ancak davaya konu çek bedeli kadar paranın davacı tarafından davalı şirkete borç olarak verildiğine ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır.
Bu durumda, davalı, davacının iddia ettiği temel ilişkiyi reddetmiş bulunmasına göre, davacının temel ilişkiyi başka delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı taraf, diğer deliller yanında yemin deliline de dayanmış olup, mahkemece, davacı tarafa yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 6762 sayılı TTK’nın 87/son maddesi hükmüne göre cari hesap sözleşmesinin yazılı olması, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, dosya içinde taraflar arasında böyle bir yazılı sözleşmenin mevcudiyetine delalet eden herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde de bu husus tartışılmamıştır.
Bununla birlikte anılan Yasa’nın 325. maddesi hükmü gereğince şirkete ait defterleri tutmak ve bilançoyu hazırlamak görevi yönetim kuruluna aittir. Her ne kadar davalı şirket defterlerinde davacının iddia edilen cari hesap sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olduğu kayıtlı ise de, sözkonusu bu alacak kaydı davacının davalı şirketin yöneticisi (müdürü) olduğu sırada tutulduğundan tek başına davacıya alacak hakkı vermez.
Bu itibarla, davacı, davalı şirketten cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia ettiğine göre, bu iddianın ispatı davacıya düşmektedir. Böyle bir alacağın da kesin delillerle ispatı gerekir. Davacı, her ne kadar davalı defterlerinde alacaklı gözükmüş olsa da, davacının alacağını, fatura, kasa fişi, makbuz veya her hangi bir yazılı belge ile ispat etmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece, davacının iddia ettiği alacağının kaynağının ne olduğunun davacıdan sorularak, buna ilişkin delillerinin ibrazının sağlanmak ve bu alacağın gerçek olup olmadığının belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2004/12874 E. 2005/10319 K.
Ortak:temel borç ilişkisi · müracaat hakkı · çek hamili · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · yemin
İncelediğiniz karardaBöyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Hamil ya doğrudan «temel borç ilişkiye» dayanmalı, yada 6762 sayılı TTK'nın 730/14. bendi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken ve aynı Yasa’nın 644. maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap hukuki nedenine dayanmalıdır.
Benzer bu karardaBöyle bir «çek», «son hamil» ile kendisine «ciro» eden «ciranta» arasında HUMK.nun 292 maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» sayılır.
Davalı, temel ilişkiyi savunmasında reddetmiş olup, davacı «hamil» ile davalı «keşideci» arasında bir «temel borç ilişkisi» «çek»'e göre bulunmadığından, böyle bir çek'in, davacı lehine «yazılı delil başlangıcı» sayılması da esasen mümkün değil ve tanıkla kanıt olanağı bu nedenle ve miktar itibariyle esasen bulunmamakta ise de, davacı, çek dışında kalan başka «kesin» delillerle temel ilişkiyi kanıtlama olanağına sahiptir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, davacı «tanık beyanlarına» göre, taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» bulunduğu ve taşıma «irsaliyesinde», gönderilenin davalı olduğunun yazılı bulunduğu, «navlun faturasının» gönderene muhatap olarak düzenlendiği, davalının «temel ilişki» olarak davacıya borçlu olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · son hamil · navlun faturası · taşıtan · tanık beyanı · lehdar · yemin teklifi · ciranta
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, davacı «tanık beyanlarına» göre, taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» bulunduğu ve taşıma «irsaliyesinde», gönderilenin davalı olduğunun yazılı bulunduğu, «navlun faturasının» gönderene muhatap olarak düzenlendiği, davalının «temel ilişki» olarak davacıya borçlu olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının yetkili «son hamil» ,davalının «keşideci»,ilk hamil «lehdarın» dava dışı Muhammer olduğu , «çek»'in süresinde bankaya «ibraz» edilmediği, takibin adi «haciz» yolu olduğu ve sadece çek'in takibe dayanak yapıldığı dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir.
Böyle bir «çek», «son hamil» ile kendisine «ciro» eden «ciranta» arasında HUMK.nun 292 maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» sayılır.
9.3.2004 tarihli oturumda, «yemin teklif hakkını» da davacı taraf, hatırlatıldığı halde kullanmamıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7467 E. 2014/14658 K.
Ortak:temel borç ilişkisi · müracaat hakkı · çek hamili · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · hamil · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı, İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBöyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
2- Asıl dava, «hamil» olan davacının «keşideci» olan davalıdan «çek» bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBöyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
2-Davacı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme istemine gelince;Asıl dava, «hamil» olan davacının «keşideci» olan davalıdan «çek» bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:likit alacak
Benzer bu karardaMahkemece yargılama esnasında dinlenilen davacı tanıkları tarafından «çek» bedeli tutarı kadar davalı şirkete borç para verildiği belirtildiğine göre asıl davanın esas yönünden kabulünde bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/8345 E,2014/213 K sayılı ilamının (2)numaralı bendinin kaldırılmasına,asıl davaya konu alacak kaleminin «likit alacak» niteliğinde bulunması karşısında davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız bulunmasına nazaran davacı alacaklı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekirken alacağın yargılama sonucunda belirlendiğinden bahisle bu istemin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden yerel mahkeme kararının deği …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6444 E. 2010/12375 K.
Ortak:temel borç ilişkisi · müracaat hakkı · temel ilişki · hamil · keşideci · çek · ibraz
İncelediğiniz karardaBöyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
2- Asıl dava, «hamil» olan davacının «keşideci» olan davalıdan «çek» bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Benzer bu karardaDavaya konu somut olayda, davacı çekin «hamili» olduğunu, «keşideci» olan davalı ile aralarında «temel ilişki» bulunmadığını belirterek, TTK’nun anılan 644 ncü maddesi uyarınca istemde bulunmuştur.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına dava yolu ile kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının borçlusu olan dava dışı şahsın çekte cirosunun olmadığı, aralarındaki «temel ilişkinin» de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7220 E. 2013/23080 K.
Ortak:temel borç ilişkisi · müracaat hakkı · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yemin delili · yazılı delil · yemin
İncelediğiniz karardaBöyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Davacı taraf, diğer deliller yanında «yemin deliline» de dayanmış olup, mahkemece, davacı tarafa yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMüracaat hakkı kaybedilmiş bir «çek» «son hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK’nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Davacı taraf «yemin deliline» de dayanmadığına göre mahkemece, davacı tarafından ...ile davalı arasındaki «temel ilişkinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Çeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · imza inkarı · halefiyet · itirazın iptali davası · alacağın temliki · kötüniyet tazminatı · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «zamanaşımı def»’inin süresinde yapılmadığı, çekteki «imzanın inkar» edilmediği ve borcun da davalı tarafından ödendiğinin ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 55.000,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… deki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davanın «itirazın iptali davası» olmayıp «alacak davası» olması nedeniyle icra inkar veya «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde …
Somut olayda, her ne kadar davacı vekili tarafından sonradan verilen dilekçe ile icra dosyasındaki «alacağı temlik» eden dava dışı ...ile davalı arasında borç ilişkisi olduğu belirtilmiş ve «temel ilişkinin» davacı ile değil de dava dışı ...ile davalı arasında olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının icra dosyasındaki alacağı temlik almakla «halefiyete» dayalı olarak anılan kişi ile davalı arasındaki temel ilişkiyi ispat etmek şartıyla alacağı talep edebilir.
Müracaat hakkı kaybedilmiş bir «çek» «son hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK’nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15731 E. 2012/879 K.
Ortak:keşideci
İncelediğiniz kararda2- Asıl dava, «hamil» olan davacının «keşideci» olan davalıdan «çek» bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Böyle bir «çek, hamil» ile «keşideci» arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince «temel ilişki» yönünden «yazılı delil başlangıcı» olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile «temel borç ilişkisi» ispat edilebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce (davalılardan «keşideci» hakkında TTK' nın 730/14.maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644.maddesi uyarınca inceleme yapılarak neticesine göre bir karar vermek gerektiği) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davalı keşidecinin «sebepsiz zenginleşmediğini» ispat edemediği gerekçesiyle davanın davalılardan ... hakkında kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce (davalılardan «keşideci» hakkında TTK' nın 730/14.maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 644.maddesi uyarınca inceleme yapılarak neticesine göre bir karar vermek gerektiği) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davalı keşidecinin «sebepsiz zenginleşmediğini» ispat edemediği gerekçesiyle davanın davalılardan ... hakkında kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8345 E. , 2014/213 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/03/2012
NUMARASI 2012/112-2012/39
Taraflar arasında görülen davada İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/03/2012 tarih ve 2012/112-2012/39 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.01.2014 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. H.. A.. ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. B.. O.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken şirkete verdiği borç para nedeniyle davalı tarafından müvekkiline 50.000,00 TL bedelli çek keşide edilerek verildiğini, davalının ödeme taahhüdü üzerine çekin bankaya ibraz edilmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için davalı şirket hakkında başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirket ortaklığından ayrılırken, şirketin daha sonra çıkacak kamu borçlarından sorumlu olmamak için müvekkili tarafından keşide edilerek davacıya çek verildiğini, davacıya her hangi bir borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından keşide edilerek davacıya verilen çek nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve ayrıca davalı defter kayıtlarına göre davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, birleşen davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile 31.324,24 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, hamil olan davacının keşideci olan davalıdan çek bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Çeke dayalı müracaat hakkı düşmüş olan hamilin alacağına kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır. Hamil ya doğrudan temel borç ilişkiye dayanmalı, yada 6762 sayılı TTK'nın 730/14. bendi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken ve aynı Yasa’nın 644. maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap hukuki nedenine dayanmalıdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili tarafından davalı şirkete verilen borcun karşılığında keşide edilen çekin müvekkiline verildiğini, davalı tarafından paranın ödeneceği taahhüdü üzerine çekin bankaya ibraz edilmediğini ileri sürmüş olup, davacının bu iddiası gözönüne alındığında, davanın, temel ilişkiye dayalı olarak açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine dayalı sebepsiz iktisap davası olmadığı anlaşılmaktadır.
Böyle bir çek, hamil ile keşideci arasında 1086 sayılı HUMK'nın 292. maddesi gereğince temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı olmakla, hamil tarafından her türlü delil ile temel borç ilişkisi ispat edilebilir.
Mahkemece, her ne kadar temel borç ilişkisine ilişkin davacı tanıkları dinlenmiş ve bu beyanlar esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, tanıklar çekin davalı şirket yöneticisi tarafından davacıya verildiğini beyan etmişler, ancak davaya konu çek bedeli kadar paranın davacı tarafından davalı şirkete borç olarak verildiğine ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır.
Bu durumda, davalı, davacının iddia ettiği temel ilişkiyi reddetmiş bulunmasına göre, davacının temel ilişkiyi başka delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı taraf, diğer deliller yanında yemin deliline de dayanmış olup, mahkemece, davacı tarafa yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 6762 sayılı TTK’nın 87/son maddesi hükmüne göre cari hesap sözleşmesinin yazılı olması, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, dosya içinde taraflar arasında böyle bir yazılı sözleşmenin mevcudiyetine delalet eden herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde de bu husus tartışılmamıştır.
Bununla birlikte anılan Yasa’nın 325. maddesi hükmü gereğince şirkete ait defterleri tutmak ve bilançoyu hazırlamak görevi yönetim kuruluna aittir. Her ne kadar davalı şirket defterlerinde davacının iddia edilen cari hesap sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olduğu kayıtlı ise de, sözkonusu bu alacak kaydı davacının davalı şirketin yöneticisi (müdürü) olduğu sırada tutulduğundan tek başına davacıya alacak hakkı vermez.
Bu itibarla, davacı, davalı şirketten cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia ettiğine göre, bu iddianın ispatı davacıya düşmektedir. Böyle bir alacağın da kesin delillerle ispatı gerekir. Davacı, her ne kadar davalı defterlerinde alacaklı gözükmüş olsa da, davacının alacağını, fatura, kasa fişi, makbuz veya her hangi bir yazılı belge ile ispat etmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece, davacının iddia ettiği alacağının kaynağının ne olduğunun davacıdan sorularak, buna ilişkin delillerinin ibrazının sağlanmak ve bu alacağın gerçek olup olmadığının belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açılanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101877400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz